17. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1473 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/01/2020
NUMARASI: 2018/284 Esas, 2020/26 Karar
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen Gözetim, Yönlendirme ve Danışma Hizletleri Sözleşmesi gereğince, müvekkili şirket tarafından, davalı şirkete ait farklı adreslerdeki depo ve işyerlerine, kendi çalışanları ile gözetim, yönlendirme ve danışma hizmeti sunulduğunu, sunulan hizmet nedeniyle düzenlenen 30/09/2016 tarihli, ... seri nolu, 8.393,39 TL ve 31/10/2016 tarihli, ... seri nolu, 8.231,97 TL bedelli fatura bedellerinin ödenmemesi sebebiyle İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen Gözetim, Yönlendirme ve Danışma Hizmetleri Sözleşmesi uyarınca sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak belirlenen İstanbul Merkez Mahkemelerinin kesin yetkili olduğunu, söz konusu sözleşmenin 3.8 maddesine istinaden, davacı taraftan, müvekkili şirket deposunda çalıştırılan personellerin SGK ödemelerinin yapıldığına ve buna ilişkin borç olmadığına dair yazı talep edilmesine rağmen davacı tarafça bu hususa ilişkin herhangi bir belgenin müvekkili şirkete sunulmadığını, hem sözleşme hem de TBK'nun 97. maddesi gereği davacı taraf üzerine düşen edimi yerine getirmediğinden, talep edilen ödemenin, müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, davacı tarafın ödeme talebinde bulunabilmesi için öncelikle sözleşmeyle yüklenen sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini, bu hususun İstanbul ... Noterliğinin 21/06/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de bildirildiğini, buna rağmen davacı tarafça başlatılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek Mahkemenin yetkisizliğine, davanın reddine, %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:
İlk derece mahkemesince; bilirkişi tarafından, davalının ticari defterleri ve cari hesap incelemesi ile, davalının, davacıya 16.625,36 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, ancak davacın tarafın, sözleşme hükümlerine göre gerekli şartları (SGK ve vergi ödemeleri yaptığını, borcu bulunmadığını gösterir belgelerini davalı işverene ibraz etmesi) yerine getirdiğine dair bilgi ve belge ibraz etmediğinden davasını ispata muhtaç olduğunun raporda belirtildiği, bu kapsamda davacı yemin deliline de dayandığından, Mahkemenin hatırlatması sonucu davacı tarafından, davalı şirket yetkililerine sözleşme hükümleri kapsamında faturaya konu hizmetin verilip verilmediği konusunda yemin teklifinde bulunulduğu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davalı şirket yetkililerinin, yemin için Mahkemeye gelmediği, bu durumda HMK'nun 229. maddesi gereği teslim olgusunu ikrar etmiş sayılacakları ve bu durumda da davacının, davalıdan 16.625,36 TL asıl alacağının bulunduğunun yemin kesin deliliyle sabit olduğu, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu gerekçelerine istinaden davacının davasının kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından 16.625,36 TL asıl alacak üzerinden yaptığı itirazın iptaline, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, kabul edilen alacağın %20’si olan 3.325,07 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemenin, vermiş olduğu gerekçeli kararında, savunma ve taleplerini, neden ve hangi gerekçe ile reddettiğini açıklamamış olmasının HMK ve Yargıtay kararlarına açıkça aykırı olduğunu, gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini, davacı yanın, müvekkili şirket yetkililerinin yemin etmesi için Mahkemeye sunduğu yemin metni ve müvekkili şirket yetkililerine sorulması istenilen soruların, açıkça HMK'nın ilgili maddelerine aykırı olduğunu ve işbu yemin metnine dayanılarak verilen kararın bozulması gerektiğini, müvekkili şirket yetkililerine sorulması istenilen soruların, görülen davanın aydınlatılmasına yönelik sorular olmadığını, çünkü huzurda görülen uyuşmazlığın asıl konusunun, davacı yanın, personellerine ilişkin ilgili evrakları müvekkili şirkete sunmuş olup olmadığı ve ödemezlik defi'i ile ilgili olduğunu, oysa yemine konu edilebilecek soruların, uyuşmazlığın çözümüne yönelik olmak zorunda olduğunu, yemin metni teklifinin, uyuşmazlık konusu olaya dair bilgisi olmayan ve olması da beklenemeyecek olan müvekkili şirketin yönetim kurulu üyelerine gönderildiğini, müvekkili şirketin, Türkiye çapında 40.000'den fazla personel, 9.000'den fazla mağaza ve 50 civarında bölgesi ile ticari faaliyetlerini sürdürmesi sebebiyle yönetim kurulu üyelerinden, şirketin yalnızca bir bölgesini ilgilendiren, 16.625,36 TL değerindeki iki adet faturayı ya da davacı yanın, personellere ilişkin evrakları müvekkili şirkete sunup sunmadığını bilmesinin beklenemeyeceğini, taraflarınca 21/02/2020 tarihli celsede, yemin metninin ve metinde bulunan soruların ve soruların muhataplarının değiştirişmesi ya da ilgili yemin teklifi talebinin reddedilmesinin de talep edildiğini, söz konusu sözleşmenin 3.8 maddesine istinaden, davacı taraftan, müvekkili şirket deposunda çalıştırılan personellerin SGK ödemelerinin yapıldığına ve buna ilişkin borç olmadığına dair yazı talep edilmesine rağmen davacı tarafça bu hususa ilişkin herhangi bir belgenin müvekkili şirkete sunulmadığını, hem sözleşme hem de TBK'nun 97. maddesi gereği davacı taraf üzerine düşen edimi yerine getirmediğinden, talep edilen ödemenin, müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, davacı tarafın ödeme talebinde bulunabilmesi için öncelikle sözleşmeyle yüklenen sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini, bu hususun İstanbul ... Noterliğinin 21/06/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de bildirildiğini, buna rağmen davacı tarafça söz konusu belgelerin ibraz edilmediğini, müvekkili şirketin, davacıya 16.625,36 TL borçlu olduğu yönündeki bilirkişi değerlendirmesini kabul etmediklerini, davacının, ne söz konusu yazıyı ne de ticari defterlerini dosyaya ibraz etmediğini ve davasını ispata yarayacak hiçbir belge sunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/566 Esas 2018/120 Karar sayılı ilamı ile, taraflar arasındaki Gözetim Yönlendirme ve Danışma Hizmetleri Sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca sözleşmeden kaynaklanabilecek anlaşmazlıkların çözüm yeri olarak İstanbul Mahkemelerinin belirlenmesi sebebiyle dava dilekçesinin Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine dosyanın gönderildiği anlaşılmıştır. Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında iki adet faturaya dayalı 16.625,36 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan 29/05/2019 teslim tarihli raporda; davacının, 2016-2017 ticari defterlerini talep edilmesine rağmen işyeri merkezinin taşındığından bahisle ibraz edemediği, davalının ise 2016 yılı ticari defterlerini ibraz ettiği, tutulması ve ibrazı zorunlu olan envanter defterini ibraz etmediği, davalının, ibraz edilen ticari defterlerine göre davacıya 16.625,36 TL borcu olduğunun tespit edildiği, sözleşmenin 3.8 maddesi uyarınca yapılan düzenleme kapsamında davacının, davalıdan alacağının olabilmesi için davalı işyerinde çalıştırdığı personel için SGK ve vergi ödemeleri yaptığını, borcu bulunmadığını gösterir belgelerini işverene ibraz etmesi gerektiği, dava dosyasına davacı tarafından bu yönde herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmediği bildirilmiştir.Taraflar arasında akdedilen Gözetim, Yönlendirme ve Danışma Hizletleri Sözleşmesinin konusunun, davalı şirketin (işveren) sözleşmenin 1-A maddesinde belirtilen adresinde, hizmetin gereklerine uygun gözetim, yönlendirme ve danışma hizmetlerinin davacı şirket (yüklenici) tarafından kendi personelleri ile sunulmasına ilişkin olduğu, söz konusu sözleşmenin uyuşmazlık konusu olan 3.8 maddesinin "Personelinin özlük işleri yüklenici firma tarafından yürütülür. Yüklenici firma görevlendirdiği tüm personelinin SGK, kamu ya da özel kurumlara ödenecek her türlü gider ve primlerden kendisi sorumludur. Ancak ilgili bedellerin her ne sebeple olursa olsun ödenmemesi halinde işveren, tahakkuk etmiş fatura olsa dahi, ilgili bedellerin ödendiği hususundaki belgelerin kendisine teslimi anına kadar ödemeleri ayrıca faiz, kur farkı ya da sair bedel tahakkuk etmeksizin durdurma, yapmama, alacaklıların kendisinden talep etmesi halinde ise talepte bulunanlara ödeme hak ve yetkisine sahiptir. Talep halinde yüklenici, danışma personel ödemeleri ile SGK ve vergi ödemeleri yaptığını, borcu bulunmadığını gösterir belgelerin asıllarını işverene ibraz edecektir. Bu hususlardan herhangi birine aykırılık hali sözleşmenin esaslı ihlali olarak kabul edilecektir." şeklinde düzenlenmiş olduğu, takip konusu faturaların davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olsa da davalının, işbu hüküm sebebiyle TBK'nun 97. maddesine dayalı olarak ödemezlik def'inde bulunduğu anlaşılmakla bu kapsamda uyuşmazlık davalının, bu itirazının yerinde olup olmadığı ve davacının, bu hükme rağmen talebinde haklı olup olmadığı hususlarına ilişkindir.6100 sayılı HMK'nun 225. maddesi uyarınca, yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Somut olayda, takip ve dava konusu faturalar davalıya ait incelenen ticari defterlerde kayıtlı olsa da, taraflar arasındaki sözleşmenin 3.8 maddesi uyarınca davalının, faturalar sebebiyle ödeme yapmaması hakkı bulunmaktadır. Şöyle ki işbu madde ile, yüklenici olan davacının, görevlendirdiği tüm personelinin SGK, kamu ya da özel kurumlara ödenecek her türlü gider ve primlerinden kendisinin sorumlu olduğu ve bu bedellerin ödenmemesi halinde, işveren olan davalıya, tahakkuk etmiş fatura olsa dahi ödeme yapmama ve ödemeleri durdurma hak ve yetkisi tanınmıştır. Söz konusu ödemelerin yapıldığının ispatı davacıya ait olduğu gibi aynı zamanda davacının, talep halinde, danışma personel ödemeleri ile SGK ve vergi ödemeleri yaptığını, borcu bulunmadığını gösterir belgelerin asıllarını davalıya (işverene) ibraz etmesi de sözleşme ile karalaştırılmıştır. Mahkemece, bu hususun ispatı bakımından davacıya yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hatırlatılarak sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. Şöyle ki, yasanın tabiriyle, yeminin konusunu, kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar oluşturduğundan somut olayda, davalıdan kaynaklanan bir vakıa yada eylem söz konusu değildir. Bu nedenledir ki, yemin ile, bu hususun ispatının mümkün olduğu kabul edilemez. İspat yükü üzerinde olan davacının, davalı tarafından talep edildiği üzere, çalıştırılan personellerin SGK ödemelerinin yapıldığına ve borcun bulunmadığına ilişkin belgeleri sunarak bu hususu ispatlayabileceği, kaldı ki bu hususun sözleşme gereği olduğu, ancak davacının, dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre bu anlamda ispat yükünü yerine getiremediği anlaşılmakla davanın reddi gerekirken Mahkemece, kanunun olaya uygulanmasında hata edilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle, davalı istinaf başvurusunda haklıdır. Açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile,
HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.