3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/658 Esas - 2023/1178
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
Av. ...... - [15843-48445-.....] UETS
Av........ - [16716-17451-.......] UETS
Mahkememizde açılan davanın açık muhakemesi sonunda ;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının İnegöl İcra Dairesi 2023/...
E. Sayılı dosyası ile borçlu şirket olan ...
Makina Plastik İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'ne karşı icra takibi başlattığını. Müvekkilinin icra takibinde 3. Kişi olduğunu. Bu icra takibinde 3. Kişilere de 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiğini. Takipteki diğer 3. kişilerin bu ihbarnameye itiraz ettiğini. Ancak müvekkilinin UETS kutusuna haciz ihbarnamelerinin hukuksuz bir şekilde gönderildiğini. Müvekkilinin bunlardan haberi olmadığı için haciz ihbarnamelerinin kesinleştiğini, müvekkilinin borçlu çıktığını. Müvekkiline haciz ihbarnamelerinin normal tebligat yapılmadığını için itiraz edemediğini. Bunun üzerine müvekkilinin Albaraka Türk hesabında 501.156,14 TL'ye haciz konulduğunu. Müvekkilinin hem alacaklıya hem de borçluya karşı hiçbir borcunun ve alacağının bulunmadığını. Alacaklı şirketin içinin boş olduğunu haricen öğrendiğini. Bu nedenle davanın kabulüne, İnegöl icra dairesi 2023/... E. dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine. Davalının kötüniyetli haciz ihbarnamesi sebebiyle verdiği zarar nedeniyle %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davacıya İİK kapsamında 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnameleri gönderildiğini. Ancak davacının gönderilen haciz ihbarnamelerin hiçbirine itiraz etmediğini. Davacıya son olarak da 89/3 haciz ihbarnamesi gönderilmiş ve en son 89/3 tebliğ tarihi 04/06/2023 olduğunu ve kesinleştiğini, dosyaya herhangi bir beyanda bulunulmadığını, herhangi bir ödeme de yapılmadığını. Davacının davasını 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açmadığını ve hukuki bir yararının bulunmadığını. Bu nedenle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELİNDİRME, DELİLLER VE GEREKÇE; Dava İcra ve İflas Kanunu 89/3. Madde uyarınca üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasıdır. Bu davanın, 3. Haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekmektedir. İnegöl İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı dosyasında davacıya üçüncü haciz ihbarnamesinin 04.06.2023 Tarihinde UETS aracılığıyla tebliğ edilmiş sayıldığı anlaşılmaktadır. Dava ise 13.07.2023 Tarihinde açılmış olduğundan 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin 17.12.2023 Tarihli "481.008,13 TL'nin dava devam ederken 13.12.2023 Tarihinde ödendiği ve davaya istirdat davası olarak devam edilmesi gerektiği" içerikli dilekçesi mevcut ise de, dava 89/3. Madde uyarınca açılan menfi tespit davası olduğundan İcra ve İflas Kanunu 72. Maddede yer alan istirdat davasına ilişkin hükümler bu davada uygulanmaz. İcra ve İflas Kanunu 72/6. Maddesi "Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. " şeklinde olup bu maddede davaya açıkça istirdat davası olarak devam edileceği yazılıdır. Ve bu fıkrada yer alan her iki dava türünde de araştırılacak husus aynıdır. Fakat İ.İ.K. 89/5 maddesi ise "Her hâlde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir." şeklinde olup, davaya konu maddi vakıalar ve ispat edilecek hususlar yönünden 89/3. Fıkrada yer alan davadan tamamen ayrılmaktadır. Bu sebeple 89/3. Fıkra uyarınca açılan menfi tespit davasında dava devam ederken paranın ödenmesi halinde davaya 89/5. Fıkra uyarınca istirdat davası olarak devam edilmesi mümkün değildir.
Dava sebebinin ve konusunun, HMK 176. Maddede yer alan kısmi ıslah müessesesi kullanılarak değiştirilmesi mümkün değildir. Bu düzenleme madde metninden açıkça anlaşıldığı üzere yalnızca usul işlemlerinin değiştirilmesini mümkün kılmaktadır. Davanın türünün değişmesi ise davanın tam ıslahı (HMK 180) ile yahut kanuni bir düzenleme (HMK 125/1-b ve İİK.
277.Maddesi v.b.) bulunması hali ile mümkündür. Nitekim İ.İ.K.
89.Maddede aynı kanun 72/6. Maddeye benzer bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde; davacı vekilinin beyan dilekçesinde yer aldığı şekli ile davaya istirdat davası olarak devam edilmesi mümkün olmayıp, davacı vekilinin ilgili dilekçesinin de ıslah kelimesini dahi içermemesi sebebiyle davanın tam ıslahı olarak kabul edilmesi mümkün görülmemiştir. Nitekim davanın tamamen ıslahının ne şekilde yapılacağı HMK 180. Maddede açıkça düzenlenmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.2022 Tarih, 2018/4-665 Esas ve 2022/498 Karar sayılı kararı "Dava sebebinin veya dava konusunun değiştirilmesi tamamen ıslah halleridir. (Baki Kuru 4. Cilt s. 3990). Davanın kısmen ıslahında ise, dava dilekçesinden sonraki bir usul işleminin ıslahı söz konusudur. Gerek doktrinde gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edildiği üzere müddeabihi (dava değerini) arttırma halinde kısmi ıslah söz konusu olup kısmi ıslahta, tamamen ıslahın aksine ıslah tarihine kadar yapılan bütün usul işlemleri yapılmamış sayılmaz. Kısmi ıslah yapıldığı tarihten ileriye dönük olarak hüküm ifade eder. " şeklinde olup; dava sebebi ve konusunun tamamen ıslah suretiyle düzeltilebileceği açıkça ifade edilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.10.2022 Tarih, 2021/984 Esas ve 2022/6628 Karar sayılı kararında ise "....bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacının 2012 yılı ticari defterlerini yerinde incelemek suretiyle 3. haciz ihbarnamesi gönderildiği tarih itibariyle davacının takip borçlusu ...'ya borçlu olmadığı, dava İİK'nın 89 maddesi uyarınca açılan menfi tespit davası olmakla, ilke olarak ispat külfeti her ne kadar 1. ve 2. haciz ihbarnamelerine itiraz etmeyen davacı üzerinde olsa da, somut olayda dosyada bulunan 1. ve 2.haciz ihbarnamelerinin de 3. haciz ihbarnamesi gibi usulsüz tebliğ edilmiş olmasının yanı sıra her üç haciz ihbarnamesinin de davacının Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı tescil adresi olmadığı dikkate alındığında ispat külfetinin davacı üzerinde değil davalı üzerinde olduğu, 15 günlük yasal sürede açılmamasından kaynaklı olarak takibin devam etmesi nedeniyle davacı tarafından haciz ihbarnamesi uyarınca borç ödenmek zorunda kalmış ise de,
İİK'nın 89. maddesinde aynı Kanun'un 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası hükümlerine paralellik oluşturacak şekilde davanın istirdat davasına dönüşmesine ilişkin olarak bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile kötüniyet tazminat isteminin reddine karar verilmiştir....Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir." şeklinde karar vermiştir. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin yalnızca menfi tespit hükmü kurmasını ve 72. Maddede yer alan davanın istirdat davasına dönüşmesine ilişkin benzer bir düzenleme olmaması sebebiyle istirdat istemini reddetmesine yönelik kararını onamıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında; davaya menfi tespit davası olarak devam edilmiş ve davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle reddedilmesine karar vermek gerekmiştir. Dava hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle reddedildiğinden tazminata yönelik bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23.02.2022 Tarihli, 2020/5224 Esas ve 2022/98 karar sayılı kararında "....mahkemece davanın İİK'nun 89. maddesine göre açılan menfi tespit davası olarak nitelendirilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı,
İİK'nun 89. maddesi uyarınca açılacak menfi tespit davalarının 3. haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 15 günlük hak düşürücü sürede açılması gerekli olup bu süre zarfında açılmayan davanın reddine karar verilmesinde ve mahkemece henüz esasa girilmeden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle davalı yararına tazminata hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.... Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." şeklinde aynı değerlendirmeyi yaptığı görülmektedir.
Dolayısıyla davacının İ.İ.K. 89/5. Madde uyarınca ve maddede sayılı maddi vakıalara dayalı olarak yeni bir dava açabilmesinde bir beis yok ise de, açılan bu davanın menfi tespit olarak görülmesi gerektiği ve hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1.Davanın REDDİNE,
2.Harçlar yasası gereğince alınması gereken 269,85-TL harcın peşin alınan 6.547,61-TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.277,76-TL harcın istemi halinde davacıya iadesine,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. uyarınca takdir ve tayin olunan 59.510,82-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
5.Davacı tarafından yatırılan teminatın İADESİNE,
6.Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 sayılı HMK'nun 333. Maddesi uyarınca taraflara İADESİNE,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemeleri Nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekiline elektronik ortamda, davalı vekilinin yüzüne karşı açıkça okundu, usulen anlatıldı. 21/12/2023 İş bu kararın gerekçesi 21/12/2023 tarihinde yazılmıştır. Katip .... ✍e-imzalı Hakim .. ✍e-imzalı