Esas No
E. 2023/1268
Karar No
K. 2023/1268
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku
T. C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35.

Hukuk Dairesi Esas-Karar No: 2023/1268 - 2023/1678 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 15/09/2021

NUMARASI : 2017/608 Esas - 2021/554 Karar

KARAR TARİHİ: 20/12/2023

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 08/01/2024

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili dava dilekçesinde; 20/09/2008 tarihinde sürücü ... tarafından sevk ve idare edilen araçla sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki aracın çarpışmasıyla meydana gelen kazada sürücü ...’in aracında yolcu olan davacının yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 500,00TL geçici ve 9.000,00 TL sürekli iş gücü kaybı ile 500,00 TL iyileşme süresince bakıcı gideri olmak üzere toplam 10.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini 125.000,00TL olarak arttırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafından davalı şirket aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2017/21867 esas sayılı dosyası ile açılan davanın zamanaşımı sebebi ile reddedildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, 123.933,06 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı ile 1.066,94.TL geçici iş görmezlik zararı tazminatı olmak üzere toplam 125,000,00 TL tazminatın poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile dava tarihi olan 20/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının bakıcı gideri talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ... sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafından, maluliyet tazmin talepli olarak davalı şirkete karşı Sigorta Tahkim Komisyonu’nun 2017/21864 E. - 2017/46579 K. sayılı dosyası ile dava açıldığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilerek kesin hükümle çözümlendiğini, davacının eldeki davayı 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi geçtikten sonra, ancak 10 yıllık süre içerisinde açtığını, mahkemece zamanaşımı itirazlarının reddedildiğini, zamanaşımının 10 yıla uzamasının şartlarının; davacının 8 yıllık ceza zamanaşımı süresince maluliyet durumunun kesinleşmemesi, tedavilerin sürmesi yada maluliyet gelişim göstermesi gibi durumlara ilişkin olduğunu, ancak dava konusu dosyada maluliyet raporu incelendiğinde davacının kaza tarihinden bu yana süregelen rahatsızlığı bulunduğuna, tedavi gördüğüne ve bedensel zararının geliştiğine dair somut bir bilgiye yer verilmediğini, zarar ile ilgili gelişen durum söz konusu olmadığından ve davacının süregelen bir tedavisi mevcut olmadığından zaman aşımının 10 yıla uzatılmasının yerinde olmadığını, mahkemece maluliyete ilişkin alınan adli tıp raporunda herhangi bir maluliyet artışından söz edilmediğini, şayet değişen ve gelişen bir durum yok ise zamanaşımın başlangıç tarihinin olay tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini, bu durumda da zamanaşımı süresinin 10 yıla uzama imkanı bulunmayacağından ve 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinden sonra iş bu dava ikame edildiğinden davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece zaman aşımı ve kesin hüküm itirazları değerlendirilmeden hüküm verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

İstinaf talebinde bulunan tarafın istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile istinaf eden taraflar esas alınarak yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanmaya bağlı maddi tazminat istemine ilişkindir.

Somut olayda; kaza tespit tutanağı uyarınca, 20.09.2008 tarihinde sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki araçla seyri sırasında, dönel kavşağa geldiğinde, önünde aynı istikamette seyreden ve kavşakta dönüş yapan sürücü ...'in sevk ve idaresindeki araca çarpması neticesinde meydana gelen kazada sürücü ...'ın kural ihlali olduğu, sürücü ...’in kural ihlalinin bulunmadığının belirlendiği, mahkemece alınan kusur raporu uyarınca kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'in kusursuz olduğunun belirlendiği, mahkemece İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığı’ndan alınan 16/01/2019 tarihli rapor uyarınca, davacının geçirdiği araç içi trafik kazası sonucunda kaburga kırıklarının olduğu, söz konusu kaburga kırıklarının olay ile illiyetli olduğu; ancak bu kırıkların 85/9529 karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümleri kapsamında yer alan arızalar arasında mevcut olmadığı, splenektomi uygulaması yapıldığı, bilateral gonartroz yürüme güçlüğü hususunun olay ile illiyetinin bulunmadığı, neticeten Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerinden yararlanılarak davacının %21 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının ve iyileşme (iş göremezlik) süresinin 3 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan rapor uyarınca, kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı araç sürücüsü davalı ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, davacı yolcunun kusursuz olduğunun tespiti ile TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak, Progresif Rant Yöntemine göre yapılan hesaplamada davacı lehine, 1.372,89 TL geçici iş göremezlik zararı ve 159.471,31 TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 160.844,20 TL zarar hesaplandığı, hesaplanan toplam zararın, kaza tarihi itibariyle 125.000,00 TL olan teminat limitini aştığı, geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminat kalemlerinin 125.000,00 TL olan teminat limitine garameten dağıtılması sonucunda, davacı lehine, 1.066,94 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 123.933,06 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, toplam tazminatın teminat limitine (125.000,00 TL) eşitlendiğinin belirlendiği, mahkemece anılan raporların hükme esas alınmasıyla yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamında yer alan Sigorta Tahkim Komisyonu’nun 2017/21864 Esas nolu 26.09.2017 tarihli Uyuşmazlık Hakem Kararı’nın incelenmesinde, 12.04.2017 tarihinde başvuran ... tarafından ... Sigorta A.Ş. aleyhine 20.09.2008 tarihli kazaya bağlı yaralanmaya ilişkin tazminat talebiyle başvurulduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından yapılan yargılama neticesi 26.09.2017 tarihinde; ‘Başvuran tarafından meslekte kazanma gücü kaybına ilişkin sunulan 03.01.2017 tarihli, İstanbul Çekmece Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Esenyurt Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporunda, sol hemitoraks kaburga kırıkları teşhisi yapıldığı ve tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %9 olarak bildirildiği, 20.09.2008 tarihli kaza tespit tutanağının dava konusu kaza nedeni ile hazırlandığı ve kaza tespit tutanağında yer alan bilgilerin sunulan diğer delillerle uyumlu olduğunun anlaşıldığı, dava konusu kazanın 20.09.2008 tarihinde gerçekleştiği, davanın ise 12.04.2017 tarihinde açıldığı, davalı tarafından zamanaşımı itirazının ileri sürüldüğü, olay ve dava tarihi dikkate alınarak KTK'nın 109/1'de düzenlenen iki yıllık zamanaşımı süresinin ve ve 109/2'de yer alan düzenleme gereğince uzamış ceza zamanaşımı olarak bilinen ve kazada cezai unsur bulunması halinde devreye girecek en az 8 yıllık sürenin geçmesinden sonra davanın açıldığının sabit olduğu, ancak davacı yanın, daha önce davalı şirkete başvuru yapılmış olması nedeni ile maluliyetin kesin ve net olarak öğrenilme tarihi itibariyle talebin zamanaşımına uğramadığını ileri sürmüş olduğu, zamanaşımının kesilmesine ilişkin Türk Borçlar Kanunu'nun 154/1 ve 2. fıkralarında yer alan düzenlemeye göre, borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse, alacaklı, dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımının kesilmiş sayılacağını, davacının iddiasının davalı şirkete başvuru yapılmış olduğu yönünde olması nedeniyle bu başvurunun 154/2 anlamında zamanaşımının kesilmesini gerektirecek bir işlem olduğu kabul edilemeyeceğinden, davacının bu yöndeki savunmasının reddi gerektiği, davacının, maluliyetin, kesin ve net olarak 03.01.2017 tarihli, İstanbul Çekmece Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Esenyurt Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporu ile öğrenildiğini, bu nedenle zamanaşımının hesaplanmasında bu öğrenme tarihinin esas alınması gerektiğini ileri sürdüğü, tedavi sürecine ilişkin sunulan epikriz raporundan anlaşılacağı üzere başvuranın hastaneden çıkış tarihinin 26.09.2008 olduğu, maluliyetin belirlendiği raporun ise çıkış tarihinden yaklaşık 8 yıl iki ay sonrasına ait olduğu, dava konusu kazaya bağlı olarak geçen sürede herhangi bir sağlık sorunu yaşanıp yaşanmadığına ilişkin açıklama yapılmadığı gibi, bu yönde bir tedavi ya da teşhis evrakının da dosyaya sunulmadığı, dayanılan raporda başkaca bir bulgudan ya da dayanaktan söz edilmeden, teşhis bölümünde sol hemitoraks kaburga kırıkları tespiti yapılarak göğüs kafesinde kırıklar olduğunun açıklandığı, KTK'nın 109 maddesinde yer alan düzenlemede zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak zamanaşımı sürelerinin işleyeceği belirlenmiş ise de, dava konusu olayda olduğu gibi, kaza sonrası tedavi sürecinin tamamlanmasını takiben, herhangi bir şikayet ya da başkaca bir tedavi süreci yaşanmadığının anlaşıldığı, başka bir deyişle, kazaya bağlı bir sağlık sorununun sonradan ortaya çıkmasından ya da yine kazaya bağlı sağlık sorunlarının devamlılığından söz edilmediği ve buna dair bir bulgu ya da delile dayanılmadığı, bu durumda, zarar görenin iyi olamayacak derecede sakat kaldığını öğrendiği tarihte zamanaşımının işlemeye başlayacağı, dava konusu olayda iddia edilen sakatlığın kaburga kırığına dayalı olduğu, yaşanan trafik kazasından sonra epikirz raporunda detaylı açıklanan tedavi sürecini geçiren davacının, bu tedavi sürecinde kaburga kırığının olduğunu öğrenmediğini iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, her ne kadar yaklaşık 8 yıl sonra alınan raporla, kaza tarihinde oluşan kaburga kemiği kırılmasının yeni öğrenildiği iddia edilmişse de bu iddianın takdiren, KTK'nın 109/1'de yer alan düzenlemenin amacı ile örtüşmediği’ gerekçesiyle talebin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle davanın reddine, 5684 sayılı Kanun'un 30/12. maddesi hükmü gereğince, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, Sigorta Tahkim Komisyonu dosyası kapsamında gönderilen 05.10.2017 tarihli bir tebliğ evrakının bulunduğu ancak anılan tebliğin neye ilişkin olduğu ve kime tebliğ edildiğinin anlaşılamadığı, bu suretle anılan hakem kararının kesinleşip kesinleşmediği belirlenememiştir.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesinde; “(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." yine 6100 sayılı HMK’nın kesin hükmü düzenleyen 303. maddesinde; “(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir..." hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanun'a göre kesin hüküm itirazı dava şartlarından olup 6100 sayılı HMK’nın 115. maddesi gereği dava şartının her zaman ileri sürülmesi mümkündür.

Sigorta Tahkim Heyeti tarafından aynı taraflar arasında ve aynı uyuşmazlık konusunda esastan verilen kararlar da (alternatif uyuşmazlık çözüm yolları kapsamında verildiğinden) kesin hüküm oluşturur. Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından, talebin esastan reddine karar verilmiş ve kararın kesinleşmiş olması durumunda da verilen karar kesin hüküm sonucu doğuracağından, zarar gören dava yolu ile de olsa aynı zarara yönelik yeniden talepte bulunamaz.

İş bu davanın 20.09.2017 tarihinde aynı başvuran tarafından aynı davalıya karşı, aynı kaza nedeniyle meydana gelen maluliyetine ilişkin olarak herhangi bir gelişen durum iddiası olmaksızın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda bahsi geçen aynı olaya ilişkin Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından yapılan yargılamada verilen karar davanın zamanaşımı nedeniyle esastan reddine yönelik bir karardır. İlgili karar kesinleşmiş ise esastan verilen ret kararı iş bu dosya için kesin hüküm teşkil etmektedir. Bu durumda Sigorta Tahkim Kurulu Uyuşmazlık Hakem kararına karşı taraflarca süresinde İtiraz Hakem Heyeti’ne ve varsa akabinde temyiz yoluna başvurulup başvurulmadığı, kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda kesin hüküm bulunup bulunmadığı tartışılarak kesinleşmesi durumunda 6100 sayılı HMK'nın 114/1-i maddesine göre, aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartlarından olup, bu durumda mahkemece,

HMK'nın 115/2. maddesi gereği dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davalı sigorta vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen eksiklikler giderilip yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 15/09/2021 tarihli, 2017/608 Esas - 2021/554 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,

2.Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3.İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar ve başvuru harcının istek halinde istinaf eden tarafa iadesine,

4.İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,

5.İİK'nın 36.maddesi gereğince, Ankara 12. İcra Dairesinin 2021/12354 Esas sayılı dosyasına yatırılan 200.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,

6.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.