2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2023/13382 E. , 2023/3683 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar gören ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyize hakkı olduğu belirlenen ... Faktoring A.Ş vekilinin 31.05.2016 tarihli celsede kamu davasına katılma talebinde bulunmasına karşın, 5271 sayılı Kanun'un 238/2. maddesi uyarınca kamu davasına katılma konusunda bir karar verilmemiş ise de; temyiz dilekçesinin içeriğine göre aynı Kanun'un 237/2. maddesi uyarınca şikâyetçi kurumun davaya katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 10.03.2016 tarihli ve 2016/9194 Esas No.lu iddianemesi ile sanıklar hakkında hileli iflas suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 161/1. maddesi gereğince cezalandırılmları talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2016/180 Esas, 2018/530 Karar sayılı kararı sanıklar hakkında hileli iflas suçundan 5237 sayılı Kanunu'nun 161/1-b, 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve aynı Kanun'un 53/1. maddesi gereği hak yoksunluklarının uygulanmasına, sanık ... yönünden ise aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca hükmün ertelenmesine karar verilmiştir.
3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 12.02.2020 tarihli ve 2019/4418 Esas, 2020/353 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kaldırılarak sanıkların beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi, eksik inceleme sonucu beraat kararı verildiğine, bilirkişi raporunun yeterli olmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanıkların, hissedarı ve yetkilisi oldukları "...İplik ve Örme Kumaş San. Tic. Ltd. Şti." isimli şirket hakkında, Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu, iflas kararı verildiği, bu kararın 25.11.2013 tarihinde kesinleştiği, şirketin tasfiyesi için kararın Bakırköy 1. İcra Dairesine gönderildiği, icra dairesince müflis şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, alınan bilirkişi raporunda "Şirketin gelir tablosunun ve dönem sonucunun doğru olmadığı, dosyaya borç ödeme sözleşmelerinin ibraz edilmediği, şirketin gelir tablosunun ve dönem sonucunun doğru olmadığı, müflis şirket tarafından detaylı mizanın sunulmadığının iddia edildiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, iflas masasına verilmesi gereken bilanço ve gelir tablosunun verilmeyerek malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek için kayıt ve belgelerin gizlendiğinin belirtildiği, mahkemece suçun sabit olduğu kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İddianameye dayanak olan iflas müdürlüğü tarafından alınan 21.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda, "şirketin gelir tablosu ve dönem sonucunun doğru olmadığı izleniminin oluştuğu ve ayrıca detaylı mizanın da sunulmadığı"; kovuşturma aşamasında alınan 25.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda ise, "bilanço ve gelir tablosunu iflas idaresine sunmadıkları"; yönünde tespitler yapılmış ise de, iflas müdürlüğü tarafından yapılan tebliğ üzerine sanıkların gelerek beyanda bulundukları ve şirkete ait diğer defter, kayıt ve belgelerinin ibraz edildiği, buna göre yapılan inceleme sonucu tanzim edilen her iki raporda, sanıkların alacaklılardan mal kaçırmak veya alacaklılarını zarara uğratmak kastıyla hileli tasarruf oluşturan herhangi bir davranışlarının olduğuna yönelik bir tespitin bulunmadığı gözetilerek, sanıkların aşamalardaki savunmalarının aksine, mahkumiyetlerine yeterli her türlü, kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı anlaşıldığından, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223-2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE 6102 sayılı
Türk Ticaret Kanunu'nun 66 ve devamı maddelerine göre tacirler bir kısım defterleri tutmak zorunda olup, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 161/1-b maddesindeki düzenlemeye göre ilgili defter ve belgelerin tevsik edileceği borçlunun mal varlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarda bulunması halinde önem arz edeceği, borçlunun mallarını kaçırmaya yönelik gerçekleştirilmiş olan hileli bir tasarruf olmaksızın ilgili ticari defter, kayıt ve belgelerin istenildiği halde verilmemesinin yada usulüne uygun tutulmamasının hileli iflas suçunu gerçekleştirmek için başlı başına yeterli olmayacağı, failin ticari defter, kayıt veya belgeleri muhasebe kayıtlarının tutulmasına ilişkin bazı ilke ve esaslara uyulmadan tutması yada gizlemesi veya yok etmesi eyleminin, hileli tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek için yapılmış olması gerekmesi, soruşturma aşamasında iflas dairesi tarafından alınan bilirkişi raporunun tek kişilik olması, kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda ise bilirkişilerin serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavir olmaları, sanıkların tutmak zorunda olduğu defter ve belgeleri üzerinde yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun denetime elverişli bilirkişi incelemesi yaptırılmaması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması açısından, şirket adına kayıtlı taşınmaz veya taşınır mal olup olmadığının tapu dairesi ve trafik şube müdürlükleri vesair ilgili yerlerden sorulması, iflas süreci içerisinde muvazaalı olarak satılıp satılmadığı yada devredilip devredilmediğinin araştırılması, gerekirse şirketten alacaklı olduğunu bildirenlerden sorulması, muhasebe kayıt ve defterleri ile gerekli belgelerin temini ile defterler üzerinde Ticaret, İcra ve İflas Hukuku ve Ceza Hukukunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılarak; sanıkların eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 161. maddesinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmadan, kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda ticari defterler incelenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş ve katılan vekilinin temyiz sebepleri de yerinde görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2019/4418 Esas, 2020/353 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.