1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı ...Elektrik Perakende Satış A.Ş. tarafından müvekkil şirketin elektrik faturasından kaynaklı bir borcu olduğu iddia edilerek Merkezi Takip Sistemi üzerinden ... sayılı dosya ile takip başlatıldığını ve devamında İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya üzerinden takibe devam edildiğini, müvekkilinin takipten banka hesaplarına haciz konulması ile haberdar olduğunu, müvekkil şirketin davalıya borçlu olmadığının tespiti amacıyla tedbir talepli olarak iş bu menfi tespit davasını açma zorunluluğunun doğduğunu belirterek müvekkilinin daha fazla mağdur olmaması adına, İhtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile öncelikle teminatsız, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde teminatlı şekilde konulan hacizlerin tedbiren kaldırılmasına, müvekkilinin Merkezi Takip Sisteminin ... sayılı ve İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ve takibe dayanak fatura yönünden davalı tarafa borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit davasının kabulüne, İzmir... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının eski hale iadesi ile iptaline ve icra takibi dolayısıyla konulmuş olan tüm hacizlerin ve dosyanın müvekkili yönünden işlemden kaldırılmasına, müvekkili aleyhine haksız icra takibi başlatılması ve malvarlığına haciz konulması sebebiyle, bankalar, finans kuruluşları ve sektördeki firmalar nezdinde itibarı olumsuz etkilendiğinden 25.000 TL manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı firma ile müvekkil firma arasında 02.06.2021 tarihinde ticari abonelik sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşme gereği müvekkil şirketin davacı firmaya elektrik hizmeti sağladığını, müvekkil şirket tarafından düzenlenen 31.08.2021 tanzim ve 16.09.2021 son ödeme tarihli fatura bedelinin davacı firma tarafından ödenmediğini, müvekkil şirket tarafından alacağın tahsili için davacı firma aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile abonelik alacaklarına ilişkin takip başlatıldığını, bu dosya üzerinden davacıya usulüne uygun şekilde tebligat yapıldığını ve davacı firma tarafından yasal süresi içerisinde borç ödenmediği gibi, icra takibine de bir itirazda bulunulmadığını, MTS dosyasının kesinleşmesinden sonra yasa gereği dosyanın icra takibine dönüştürüldüğünü ve İzmir... İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasında yasal işlemlerin devam ettirildiğini ve davacı firmanın mal varlıklarına haciz işlemlerinin tesis edildiğini, davacı firmanın borcundan kurtulabilmek amacıyla, hukuki dayanaktan yoksun olan iş bu davayı açtığını ve Mahkemece verilen tedbir kararı gereği gerekli teminatı yatırarak İzmir ... İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasındaki konan hacizleri kaldırdığını, davacı firmanın borcu olmadığı iddiasının gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava elektrik abonelik sözleşmesi kapsamında elektrik tüketimine ilişkin düzenlenen fatura nedeniyle menfi tespit ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
DELİLLER
-İzmir ...İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti, -...Elektrik Perakende Satış A.Ş nin 11/10/2022, 02/11/2022 tarihli yazısı ve eki, -... Elektrik Dağıtım A.Ş nin 18/04/2023 tarihli yazısı ve eki, - Bilirkişi ...'nın 04/07/2023 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. Maddesi: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir. Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar ve bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Bu noktada, konuyla ilgisi bakımından “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190.maddesi; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddî hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira, aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir (6100 sayılı HMK.
190.madde gerekçesi). Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davacının, davalı tarafından kendisi aleyhinde fatura alacağına istinaden takip yapıldığı, takibin itiraz edilmeksizin kesinleştiği, takibe konu edilen faturanın kusurlu ve ayıplı hizmetten kaynaklandığı, davalının voltaj akımını ayarlamadığı, bu sebeple elektrik tüketiminin normal tüketim sınırlarını aştığı, geçmiş tüketimlere göre yapılan tespitin fahiş olduğu, ayrıca takip kapsamında haciz uygulaması nedeniyle üçüncü kişiler nezdinde itibar kaybı meydana geldiği, manevi zarar oluştuğu iddiası ile eldeki davayı ikame ettiği, davalının ise taraflar arasında abonelik sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında 31/08/2021 tarihli faturanın davacı tarafından ödenmediği, takibe konu edildiği, takibin davacı tarafından itiraz edilmeksizin kesinleştiği, takip kapsamında davacının mal varlığına haciz uygulandığı, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunduğu, taraflar arasında abonelik sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilafsız olup takibe konu faturanın davalı tarafından usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği, davacının söz konusu fatura nedeniyle borçlu olup olmadığı, takip kapsamında uygulanan hacizler sebebiyle davacının manevi tazminat talep edip edemeyeceği hususlarında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır. Her iki tarafı tacir olan tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Davaya konu İzmir ... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, takip alacaklısının ... Elektrik Perakende Satış A.Ş, takip borçlusunun ... Kuru Gıda San. Ve Tic. A.Ş, takip konusunun 31/08/2021 tarihli 31.783,13 TL asıl alacaklı fatura ile buna ilişkin işlemiş faiz ve kdv olduğu, ödeme emrinin borçluya 15/08/2022 tarihinde tebliğ edildiği, takibin itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.Mahkememizce taraflar arasındaki abonelik sözleşmesi ile davacının kullanımlarına ilişkin faturaların ilgili kurumlardan istenildiği, dosyaya kazandırıldığı, ayrıca davacının elektrik voltaj akımına ilişkin şikayet ve başvurusunun olup olmadığı, buna ilişkin inceleme yapılıp yapılmadığı hususunda dava dışı ... Elektrik Dağıtım A.Ş'den bilgi istenildiği, verilen cevapta davacının herhangi bir arıza kaydının bulunmadığı, sayaç kontrol talebinin olduğu, yapılan kontrolde sayaçta arızanın olmadığının tespit edildiği yönünde bilgi verildiği, mahkememizce dosyanın elektrik mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 05/07/2023 tarihli rapora göre, davacı... Kuru Gıda San. Ve Tic. A.Ş'nin kendisine ait ...Aliağa İzmir adresindeki işyeri için, ... Elektrik Perakende Satış A.Ş'ye 02.06.2021 tarihinde yazılı olarak müracaat ederek ikili anlaşma talebinde bulunduğu, taraflar arasında 01.07.2021 tarihinde “ticarethane' abone grubu üzerinden... Sözleşme Hesap Nolu İkili Anlaşma (Perakende Satış Sözleşmesi) imzalandığı, bu ikili anlaşmada 01.07.2021 - 30.06.2022 tarihleri arasında ... Elektrik Perakende Satış A.Ş. tarafından davacıya sağlanacak aktif elektrik enerjisinin birim fiyatının 0,5970 TL/kWh olarak belirlendiği, davacının kurulu gücü sözleşmeye göre 48,00 KW olduğu, sözleşme gücünün ise 29,28 KW olduğu, davacıya sözleşme için müracaat ettiği 02.06.2021 tarihinde ... marka ...seri nolu sayaç (0) endeks değeri ile yeni olarak sayaç takıldığı, 2021 Haziran ayı için davacı şirkete fatura düzenlenmediği, 02.06.2021 - 31.07.2021 tarihleri arasındaki iki aylık dönemi kapsayan elektrik faturasının sözleşme düzenlendikten sonra 31.08.2021 tarihinde düzenlendiği, davaya konu olan bu faturanın son ödeme tarihi 16.09.2021 olduğu ve tutarının 31.812,80 TL olduğu, davacının davaya konu faturadan sonra aynı sayacı kullanmaya devam ettiği, davaya konu 31.08.2021 tarihli elektrik faturasının tahakkuk ettiği tarihte de, bu tarihten bir yıl sonra da aynı sayacın takılı olduğu, bu sayacın arızalı olması halinde bütün aylık okuma periyotlarında tüketimlerin yüksek olması gerektiği ve bir yıl sonra aynı sayaç takılı olduğu halde 2022/08 döneminde aylık tüketimin 1.000 kWh mertebesinde olduğunun görüldüğü, bozuk bir sayacın sonradan kendiliğinden düzelmesinin de teknik olarak mümkün olmadığı, bu durumun abonelikte takılı olan sayacın herhangi bir arızasının olmadığını, işyerinde ne kadar elektrik enerjisi tüketimi var ise o kadar tüketimi kaydettiğini gösterdiği, voltaj (gerilim) ile akımın gücü oluşturan bileşenler olduğu,... Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından bir trafo bölgesinde bulunan tüm elektrik abonelerine aynı elektrik gerilimi uygulandığı, dava dışı... Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından elektrik şebekesine verilen gerilimin Yönetmelik ve şartnameler ile belirlenmiş değerden daha yüksek olması halinde diğer işyeri ve konutlardan da aynı yönde şikayetlerin gelmesi gerektiği, elektrikli cihazların belli bir gerilim ile çalışacak şekilde imal edildiği, konut ve işyerlerindeki elektrikli ve elektronik cihazların bu durumda arızalanması/yanmasının kaçınılmaz olduğu, aynı trafo bölgesindeki diğer elektrik abonelerinden davacıda olduğu gibi bir şikayet gelmediği ve herhangi bir cihaz arızasının da bildirilmediği dikkate alındığında, dava dışı... Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından elektrik şebekesine verilen gerilimin (voltajın) değerinde herhangi bir fazlalık yada yükseklik olmadığının ortada olduğu, gücün diğer bileşeni olan akım değerinin tamamıyla abonenin cihazlarının çalışması için şebekeden çektikleri bir değer olduğu ne... Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından ne de davalı ... Elektrik Perakende Satış A.Ş. tarafından akımın ayarlanmasının mümkün olmadığı, şebekeden çekilen akım abonenin cihazlarının talebine göre artıp azaldığı, davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü voltaj akımının davalı şirket tarafından yüksek ayarlandığı iddiasının herhangi bir teknik karşılığının bulunmadığı, faturanın kontrol amaçlı olarak hesaplandığı, yapılan hesaplamada fatura bedelinin 29.816,03 TL olarak olması gerektiğinin tespit edildiği, davalı tarafından faizlerle beraber takip tarihi itibariyle davacıdan talep edilebilecek alacak miktarının 39.783,59 TL olarak hesaplandığı, davalı tarafından takipte talep edilen toplam alacak miktarının 38.321,79 TL olduğu ve bu tutarın altında kaldığı, buna göre davacının takibe konu borçtan sorumlu olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Davacı ile davalı arasında abonelik sözleşme ilişkisi bulunduğu, davacının dava dilekçesinde açıkça davalı tarafından elektrik voltajının ayarlanmadığı, bu sebeple takibe konu fatura bedelinin fahiş olduğu iddiası ile eldeki davayı ikame ettiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre voltaj ayarlamasının ilgili mevzuat uyarınca elektrik dağıtım şirketi tarafından teknik esaslara göre yapıldığı, voltaj akımının teknik sınırların üzerinde olması halinde aboneler nezdinde bulunan elektronik cihazların arızalanmasının kaçınılmaz olduğu, voltajın elektrik faturasına konu tüketim miktarını belirleyen bir unsur olmadığı, ayrıca dosyadaki belgelere göre davacı veya dava dışı üçüncü kişiler tarafından ilgili dönemde voltaja ilişkin şikayet başvurusunun bulunmadığı, akımın ise dağıtım ve elektrik perakende şirketi tarafından belirlenen bir unsur olmadığı, abone nezdinde kullanılan cihazların kullanma süresi ve cinsine göre artıp azalabileceği, davacının davaya konu ettiği fatura öncesi ve sonrasında aynı elektrik sayacını kullanmaya devam ettiği, davalı ve dava dışı elektrik dağıtım şirketi tarafından davacının elektrik sayacına ilişkin yapılan herhangi bir arıza tespiti bulunmadığı, davacının voltaj ve akıma ilişkin iddialarının teknik olarak kabulünün mümkün olmadığı, davacının bu soyut iddialarını destekler somut herhangi bir delil sunmadığı, yine söz konusu bilirkişi raporuna göre takibe konu fatura bedeli kısmen hatalı belirlenmiş ise de takip tarihi itibariyle davalının davacıdan talep etmesi gereken alacak miktarının ferileri ile beraber 39.783,59 TL olduğu, davalı tarafından takipte bu bedelden daha az tutarda toplam 38.321,79 TL talep edildiğinden ve davacı tarafından takip nedeniyle menfi tespit isteminde bulunulduğundan davacının hatalı hesaplamaya ilişkin bu itirazının da reddi gerektiği, ayrıca davalı tarafından usulüne uygun yapılan takip kapsamında takibin kesinleşmesi nedeniyle yapılan haciz işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının haciz işlemleri sebebiyle manevi tazminat isteminin yasal koşulları oluşmadığı, iddianın ileri sürülüş biçimi, savunmanın kapsamı ve mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamı ve usul ve yasaya uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu anlaşılmakla davacının menfi tespit, manevi tazminat ve kötüniyet tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacının menfi tespit ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,
2.Davacının kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE,
3.Alınması gerekli 269,85 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.081,38 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 811,53 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE,
4.Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5.Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
6.Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat talebi yönünden de karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
7.6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/12/2023 Katip ... hakim ... E-İMZA E-İMZA