Esas No
E. 2023/8219
Karar No
K. 2023/8041
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

1. Ceza Dairesi         2023/8219 E.  ,  2023/8041 K.

"İçtihat Metni"

K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇLAR: Kasten yaralama, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama

İNCELEME KONUSU

KARAR: Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet

KANUN YARARINA BOZMA

YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.04.2022 tarihli ve 2021/320 Esas, 2022/71 Karar sayılı kararı ile hükümlünün, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 ... maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile hükümlü hakkında

1.Cihan'ı kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,

2....'ı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ilişkin hükümlerin, istinaf edilmeksizin 13.04.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.09.2023 tarihli ve 2023/11190 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/102407 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyasının onaylı sureti Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/102407 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “1) Dosya kapsamına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2011 tarihli kararının sanığın yüzüne karşı verildiği, ancak kanun yolu bildiriminde itiraz süresinin 'tefhim' yerine 'tefhim/tebliğ' tarihinden itibaren başlayacağının belirtilerek kanun yolunda yanılgıya yol açıldığı ve gerekçeli kararın da sanığa tebliğ edilmemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlendiği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,

2.Kabule göre de,

a)7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, 'Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.' hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, 'Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması' şeklindeki şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,

Somut olayda ise, sanığın denetim süresinde kasıtlı suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine duruşma gününü içeren davetiyenin 31.03.2011 tarihli duruşmada belirttiği son adres yerine, doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği ve usülüne uygun tebliğ edilmediği gözetilmeden yokluğunda hükmün açıklanmasına karar verilerek savunma hakkının kısıtlanmasında,

b)Sanığın müşteki Cihan Kırğıl'a yönelik eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 86/2. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçu için kanunda öngörülen cezasının türü ve üst sınırına göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e, 67/4 maddeleri gereğince 8 yıl olağan, 12 yıl olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu, sanığın müsnet suçu 07.08.2009 tarihinde işlediği, 31.03.2011 tarihinde savunmasının alındığı, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ise 10.05.2011 tarihinde kesinleştiği, sanığın 29.01.2013 tarihinde yeniden suç işlediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 10.05.2011 tarihi ile denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği 29.01.2013 tarihleri arasını kapsayan 1 yıl 8 ay 19 günlük sürenin 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince duracağı, sanığın sorgusunun yapıldığı tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı ve sanığın sorgusunun yapıldığı 31.03.2011 tarihinden itibaren, hükmün açıklandığı 19.04.2022 tarihine kadar geçen sürede olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1.5271 sayılı Kanun’un, “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231 ... maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan sekizinci fıkrasının birinci cümlesi ve onbirinci fıkrasının birinci cümlesi; “... (8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. ... ... (11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. ...” şeklinde düzenlenmiştir.

Denetim süresi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usûlüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlar. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık, bu karar usûlüne uygun bir şekilde kesinleştikten sonra, beş yıl süreyle denetime tabi tutulacak ve tabi tutulduğu denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirlerine riayet etmemesi hâlinde hüküm açıklanacaktır.

2.İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükmün açıklanmasına esas olan ...

5.Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2011 tarihli ve 2019/1826 Esas, 2011/314 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, hükümlünün yüzüne tefhim edildiği ancak itiraz süresinin tefhim ve tebliğden itibaren başlayacağının bildirildiği, kararında da hükümlüye tebliğ edilmediği, böylece hükümlünün itiraz süresinin başlangıcı konusunda yanıltıldığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın usûlüne uygun şekilde kesinleşmediği anlaşılmıştır.

3.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usûlüne uygun olarak kesinleşmemesi ve denetim süresinin işlemeye başlamaması nedeniyle hükmün açıklanamayacağı dikkate alınmadan hükümlünün tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine dosyanın ele alınarak hükmün açıklanmasına karar verilmesi Kanun’a aykırı olup (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

4.Bununla birlikte, ihbar üzerine hükmün açıklanmasına karar verilirken duruşma gününü bildiren tebligatın usûlüne uygun yapılmadığı belirlenmekle hükümlünün savunma hakkı kısıtlanarak mahkûmiyetine karar verilmesi ve şikâyetçi Cihan'a yönelik kasten yaralama eylemi yönünden aslî zamanaşımının gerçekleşmiş olduğunun gözetilmemesi de Kanun'a aykırı olup (2) ve (3) numaralı kanun yararına bozma talepleri yerinde görülmüştür.

III. KARAR

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2.İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.04.2022 tarihli ve 2021/320 Esas, 2022/71 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.12.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.