Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/174
Karar No
K. 2023/403
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN

T.C.

ANKARA

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2023/174 Esas
KARAR NO: 2023/403
VEKİLİ: Av. ... ...

DAVALI ...

VEKİLİ: Av. ......
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ: 07/03/2023
KARAR TARİHİ: 24/05/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 22/06/2023

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, ... tarafından 07.10.1999 tarihinde sicile tescil edilerek ortaklarının her biri eşit paya sahip bir anonim şirket olarak kurulduğunu, 2010 yılında şirket ortaklarından ....'in vefatı sonrasında murisin mirasçıları olan .... veraseten şirketin ortakları haline geldiğini, son olarak 2021 yılında müvekkillerinin miras bırakanı ...'in vefatıyla birlikte müvekilleri ... ve ... ile davada taraf sıfatları bulunmayan ... veraseten iştirak halinde şirketin ortağı haline geldiğini, 24.02.2023 tarihinde müvekkillerine, herhangi bir tebligat yapılmaksızın bir genel kurul toplantısı yapıldığını ve yapılan toplantı neticesinde ... şirketi münferiden temsile yetkili kişi olarak atandığını, söz konusu toplantının yapılmasından sonra toplantıdan haberdar olan müvekkillerinden ...'in içerisinde bulunduğu bir kısım ortak yeni seçilen temsilci ve şirkete... Noterliği'nin 02.03.2023 Tarih ve... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ederek şirketin kazanılmış haklarının kaybedilmemesi ve şirket zararına hareket edilmemesi konusunda ikaz edildiğini, .... Noterliği'nin 02.03.2023 Tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile ikazda bulunulmasına rağmen şirketin yeni temsilcisi tarafından ... Esas sayılı dosyalarında davalı şirket yararına tapu iptali ve tescil kararı alındığı halde bu davalardan feragat edildiği bilgisi alındığını, özellikle... Esas sayılı dosyasında açılan davanın niteliği gereği feragatin hüküm ve sonuç doğurmaya elverişli olmadığı açık olmakla birlikte yeni şirket temsilcisinin şirketi zarara uğratmaya yönelik amacını ortaya koyması bakımından feragat iradesinin son derece önemli olduğu düşünüldüğünü, müvekkillerinin, şirketin ortaklar pay defterine kaydının yapılıp yapılmadığı belli değilse de müvekkillerinin miras bırakanı şirketin kurucu ortağı olması nedeniyle ortaklar pay defterinde ortak olarak yazılı bulunmakta olduğunu, miras bırakanın vefatıyla birlikte tüm hakları mirasçılara geçeceğinden genel kurulun yapılacağı tarihin usulüne uygun bir şekilde iadeli taahhütlü mektupla müvekkillerine bildirilmesi gerektiğini, edindiği bilgiye göre dava dışı müvekkilleri Bilal Söner ve Fatime Türkman'a genel kurul toplantısına ilişkin davetiye çıkarılmış olduğunu, buna karşılık; davacı müvekkillerinin genel kurul toplantısının gün ve saatinden haberdar edilmedikleri anlaşıldığını, buna karşılık, müvekkillerinden ... ...adresinde yerleşik olduğunu, kendilerine miras payı nedeniyle bu adreslerde yapıldığını, herhangi bir tebligat bulunmadığını, müvekkilleri adına başka adreslere tebligat yapılmışsa da bu tebligatlardan haberdar olmadıklarını, müvekkilleri adına başka adreslerde başka kişilerce tebligat kabul edilmişse bundan da müvekkillerinin sorumlu tutulmaları beklenemeyeceğini, Kanun'un emredici hükmüne uygun olarak şirketin geçerli bir internet sitesi olmadığından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 414/1 maddesinde şart olarak gösterilen internet sitesinde yapılmış bir ilan da bulunmadığını, müvekkillerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 414/1 maddesinde gösterilen şekilde genel kurul toplantısından haberdar edilmedikleri açık olduğunu, genel kurulda yönetim kurulu üyesi seçilmesi ve şirkete temsilci atanmasına ilişkin kararının bu çerçevede butlanla sakat olduğunu, anonim şirketlerde genel kurul toplantılarının gündemine ilişkin hususların düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 413/2 maddesinde "Gündemde bulunmayan konular genel kurulda müzakere edilemez ve karara bağlanamaz. Kanuni istisnalar saklıdır." düzenlemesine yer verildiğini, müvekkillerince, tarafına vekaletname verilmesinden sonra Ticaret Sicili Gazetesi'nde yapmış oldukları araştırmada 08.02.2023 tarihinde genel kurul toplantısına ilişkin gündemin ilan edildiğini ve burada gündemin (3) numaralı başlığında "Yeni Yönetim Kurulu Üye veya Üyelerinin Seçilmesi ile Görev Sürelerinin Tespiti" şeklinde belirleme yapıldığının görüldüğünü, davalı şirketin daha önceden yapılan genel kurul toplantılarında "Temsil ve İlzam" genel kurul gündemlerinde ayrıca ilan edildiğini, oysa ki 24.02.2023 tarihli genel kurul toplantısında, 28.02.2023 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmiş şekliyle şirkete sadece yönetim kurulu üyesi değil, şirkete temsilci de seçildiğini, genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin "Gündeme Sadakat İlkesi" ihlal edilmiş olduğunu, genel kurul kararının bu yönüyle de butlanla sakat olduğunu ve butlanla sakat olduğu kabul edilmese dahi iptali gerekeceğinin açık olduğunu, şirketin temsili ana sözleşmenin 8. maddesi gereğince yönetim kuruluna ait bir yetki olduğunu; yine ana sözleşmenin 7. maddesine göre yönetim kurulu asgari üç üyeden oluşmakta olduğunu, asgari üç kişilik bir kurula verilmiş olan temsil yetkisinin ana sözleşmede fiili değişiklik yapmak suretiyle tek kişiye verilmiş olması da hukuka uygun olmadığını, fiili ana sözleşme değişikliği niteliğindeki bu gündem ilan edilmiş gündem içerisinde yer alan bir gündem olmadığını, kararın bu yönüyle de butlanla sakat olduğunu, mahkememizce işlemin butlanla sakat olmadığı kabul edilecekse de iptaline karar verilmesi gerektiğini, izah edildiği üzere; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 447/1-c bendinde "...Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır." düzenlemesine yer verilerek şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunmasına ilişkin hükümlere aykırı genel kurul kararlarının butlanla sakat olacağı ifade edildiğini, şirkete temsilci atanmasına ilişkin kararın doğrudan şirketin sermayesinin korunması hükümlerine aykırılık oluşturmadığı düşünülebilirse de şirkete temsilci olarak atanan ...'in temsil yetkisi kapsamında yapmış olduğu ilk işin davalı şirketçe kazanılmış olan iki ayrı tapu iptali ve tescil davasından feragat etmek şeklinde cereyan etmesi karşısında, seçim ve atamanın doğrudan şirketin temel yapısını bozmaya ve sermayenin korunmasına ilişkin ilişkin hükümlere aykırılık teşkil ettiğinde duraksama olmamalı gerektiğini, alınan genel kurul kararı bu yönüyle de butlanla sakat olduğunu, mahkemece butlanla sakat olduğunun tespitine karar verilmesi gerekeceğinde duraksama olmamalı gerektiğini, şirkete temsilci atanması sonrasında şirketin avukatlarını vekaletten azleden ve kazanılan davalardan feragat eden şirket temsilcisinin bu aşamadan sonra ne şekilde hareket edeceği ve şirketi hangi yönlerden zarara uğratacağı konusunda bir öngörüde bulunmak mümkün olmadığından öncelikli olarak yönetim kurulu üyelerinin görüşünün alınmasına kadar geçici olarak, görüşlerinin alınmasından sonra ise, davanın esası hakkında karar verilinceye kadar dava konusu genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesini, davanın kabulüne, ...'nin 24.02.2023 tarihinde gerçekleştirilen ve 28.02.2023 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilen genel kurulunda ...'in şirkete yönetim kurulu üyesi ve temsilci olarak seçilmesi ve atanmasına ilişkin kararların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 447/1 maddesi kapsamında butlanla sakat olduğunun tespitine, bunun mümkün görülmemesi halinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445 ve 446. maddeleri kapsamında iptaline, dava konusu kararın uygulanması halinde telafisi güç ve hatta imkânsız durumlar ortaya çıkacağından ve dava konusu kararların hukuka aykırılığı dilekçe ekinde sunulan delillerle en azından yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlanmış bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 449/1 maddeleri uyarınca öncelikli olarak yönetim kurulu üyelerinin dinlenmesine kadar geçici olarak sonrasında ise davanın esası hakkında karar verilinceye kadar yürütülmesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 07.10.1999 tarihinde tescil edilmek suretiyle beş kardeş ... tarafından kurulduğunu ve ortaklarının her biri eşit paya sahip bir anonim şirketi olduğunu, daha sonradan ortaklardan ..r'in 2010 yılında vefatı sonrasında murisin mirasçıları olan ... 2021 yılında şirket ortağı ...'in vefatıyla birlikte de ... ve .....veraseten şirketin ortağı haline geldiğini, ayrıca 07.11.2018 de yapılan toplantıda (ticaret sicil ilanı ekte sunulmakadır) ... ile ... yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiş olduklarını, her iki yönetim kurulu üyesinin de yetkileri 22.10.2021 tarihinde bitmiş olduğunu, aynı zamanda sayın ... 11.11.2021 tarihinde vefat ettiğini, tüm süreç boyunca şirketi temsile yetkili bir kurul kuralamadığını, şirket faaliyetini dahi sağlıklı olarak sürdüremediğini, bunun üzere şirket hissedarlarından ....in başvurusu ile Ticaret Mahkemesinden genel kurul çağrısı yapılması içi yetki verilmesi veya genel kurul çağrısı yapılması için bir kayım atanması talep edildiğini, bunun üzere .... Mahkemesi talebi kabul ederek .... Karar ve 30/01/2023 tarihli kararı ile genel kurul toplantısına çağrıya izin talebinin kabulü ile TTK 410/2 ve 412. Maddeleri uyarınca davalı ....'nin yapılacak genel kurul toplantısı için gündemi düzenlemek ve çağrıyı yapmak üzere davalı temsil kayyumu ...'in kayyum olarak görevlendirilmesine karar verildiğini, iş bu atamaya istinaden usul ve yasaya uygun olarak Ticaret Sicil Gazetesinde 08/02/20223 gün ve ... sayılı ilan ile Genel Kurul Toplantısına davet ilanı yapıldığını, ilanda belirtilen Genel Kurul çağrısına istinaden toplanan ortaklar tarafından kayyum eşliğinde ilanda da belirtildiği üzere Yeni Yönetim Kurulu Üyeleri ve Görev süreleri belirlendiğini ve buna ilişkin 28/02/2023 gün ve 10779 sayılı ilan da yapıldığını, 28/02/2023 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği şekliyle yönetim kuruluna 24/02/2023 tarihinden itibaren üç yıl süreyle ... seçildiğini, davacıların iddialarının aksine çağrı usulüne, gündeme sadakat ilkesine uyularak temsil kayyımı tarafından işlemler idare edildiğini ve gerçekleştirildiğini, tebligatların yapıldığını, şirketin temsil edilemediğini ve faaliyetini dahi eksiksiz olarak ifa edemediği dönemlerde davacıların hiçbir aksiyon almaması, gelinen aşamada huzurdaki davayı asılsız iddialarla ikame etmiş olmaları davacıların iyiniyetle hareket etmediğine ilişkin endişelerini arttırdığını, diğer taraftan davacıların ... Esas sayılı dosyasından davalı şirket yararına tapu iptali ve tescil kararı alındığı halde bu davalardan feragat edildiğinini öğrenildiğini, şirketin ve sermayenin zararına hareket edildiğini iddia etmekte olduklarını, iddiaların akla ve mantığa aykırı olduğunu, müvekkilinin lehine biten ve ....Esas sırasına kayıtlı tapu iptal ve tescil dosyası şirket lehine neticelenmiş olsa da, bu taşınmazı zamanında satın alan ilgili davanın davalıları taşınmaz üzerine güncel değeri itibariyle dava konusu taşınmazın kıymetinin 4 veya 5 kat kıymetinde yapılar inşa etmiş olduklarını, bu taşınmazlara ilişkin değerleme raporlarının ....

E. Sayılı dosyasında mevcut olduğunu, hal böyle iken müvekkilinin şirket tapu iptal ve tescil davasını kazanmış olsa da;

taşınmazın üzerine yapılan yapılar ve üretilen kıymetlerden dolayı; davalılara karşı sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında borçlu olma durumu ile karşı karşıya olduğunu, yine müvekkilinin aleyhine muhdesatın aidiyeti ve munzam zararların tazmini davalarının açılmasının kaçınılmaz olduğunu, bu durumda ilgili davadan feragatin, ancak sığ bir değerlendirme ve ilgisiz bir yaklaşım ile şirketin aleyhine olduğunu düşünmenin mümkün olduğunu, davaların müvekkili aleyhine ikamesi ve neticelenmesi akabinde yalnızca yargılama giderleri ve vekalet ücreti dahi şirketin mahvına sebebiyet verebileceğini, şirket yönetimi ve tarafınca yapılmaya çalışılan, iddiaların tam aksine, şirket varlığının korunması, faaliyetini devamın sağlanması olduğunu, bu kapsamda şuan istinaf aşamasında olan ilgili dosya incelendiğinde davalıların feragati neticesinde yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığı da görülebileceğini, süreç tarafınca hassas şekilde yürütülmekte, müvekkili şirketin tüm menfaatleri had safhada korunmakta olduğunu, davacıların iddia ettiği gibi, genel kurul kararın akabinde doğrudan doğruya şirkete onarılması imkansız zararlar verecek bir kararın uygulanmış olduğu her şeyden evvel akla ve mantığa aykırı olduğunu, davacıların meselenin detaylarını ve muhtemel sonuçlarını değerlendirmeden hareket ettiği görülmekte olduğunu, ticari faaliyet basiretli davranmayı gerektirdiğini, bu itibarla iddiaları reddettiklerini, yargılama sonuçlanıncaya kadar TTK'nın 448. maddesinin 3. Fıkrası kapsamında davacıların davacıların teminat göstermesine, teminatın verilmemesi halinde davanın usulden reddine, müteakiben davanın esastan reddine; yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, anonim şirket genel kurul kararının butlanının tespiti ve iptali talebine ilişkindir. Davalı şirket ... sicil numarasında kayıtlı olup, davacılar şirkette % 4 er pay sahibidir.

Davacılar tarafından, davalı şirketin 24.02.2023 tarihinde yapılan genel kurulunda yönetim kurulu üyesi seçimine ilişkin kararın batıl olduğu ve iptali gerektiği gerekçesiyle dava açılmıştır. Butlan ve iptal gerekçesi olarak, çağrının usulüne uygun yapılmadığı, gündeme bağlı kalınmadığı, 3 kişilik yerine tek yönetim kurulu üyesi seçildiği ve sermayenin korunmasına ilişkin hükümlere aykırılık gösterilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun " Genel kurul kararlarının iptali" üst başlıklı 445. Maddesinde iptal sebepleri " 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler."

446.maddede İptal davası açabilecek kişiler " a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,

b)Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,

c)Yönetim kurulu,

d)Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir." Kararların butlanı " (1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran,

b)Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,

c)Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır. " şeklinde düzenlenmiştir. ...Karar sayılı kararına istinaden kayyım ... tarafından yeni yönetim kurulu üye ve/veya üyelerinin seçilmesiyle görev ve görev sürelerinin tespiti gündemiyle 24/02/2023 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantı çağrısının yapıldığı, çağrıların davacılara iadeli taahhütlü olarak 10/02/2023 ve 09/02/2023 tarihlerinde bildirildiği, 24/02/2023 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda ...'in şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, toplantıya %60 oranında pay sahiplerinin katıldığı ve kararın oy birliğiyle alındığı,

TTK 418 maddesine göre toplantı nisabının sağlandığı ve kararın kanuni nisaba uygun olarak alındığı tespit edilmiştir.

Türk Ticaret Kanunu'nun 414. maddesine göre; genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. Çağrının gönderileceği pay sahipleri, pay defterinde yazılı pay sahipleri ile pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahipleridir. Kayyım tarafından çağrının gönderildiği davacıların pay defterlerinde yazılı adreslerin farklı olduğu ispat edilememiştir.

Diğer taraftan, davacıların şirketteki pay oranı dikkate alındığında, alınan karara etkili olmayacağı, yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkin kararın davacıların ret oyu vermeleri halinde de alınmış olacağı aşikardır. Bu nedenle çağrının usulsüzlüğüne ilişkin davacıların iddiası yerinde görülmemiştir. Kayyım tarafından çağrının yönetim kurulu üyesinin seçimine ilişkin olması ve iptali talep edilen kararın da yönetim kurulu üye seçimine yönelik olması dikkate alındığında, gündeme bağlılık ilkesinin ihlal edildiği iddiası da mahkememizce kabul edilmemiştir.

Her ne kadar davacı tarafça 3 yönetim kurulu üyesi seçilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de, davalı şirketin 17/03/2015 tarihinde yapılan genel kurulunda 10. Madde ile yönetim kurulu süresi ve toplantılarına ilişkin esas sözleşme değişikliğinin yapıldığı ve yönetim kurulunun en az 1 üyeden oluşacağının kabul edildiği, bu nedenle kanunun emredici hükümlerine aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.

Davacılar tarafından yönetim kurulu üyesini şirketin taraf olduğu davadan feragat etmesini, sermayenin korunması hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden genel kurul kararının sakat olduğu belirtilmiş ise de, yönetim kurulu üyesinin yaptığı işlemin yönetim kurulu seçimine ilişkin genel kurul kararının iptal veya butlanını gerektirmeyeceği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak, davalı şirketin 24/02/2023 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan yönetim kurulu seçimine ilişkin kararda butlan ve iptal sebebinin bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

1.Davacının davasının REDDİNE,

2.Alınması gerekli 179,90 TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,

3.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

4.Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

5.Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/05/2023 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.