9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin alacağının tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile borçlu ... hakkında cari hesaba dayanan ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, borçlunun süresi içinde 08.11.2017 tarihinde borçlu olmadığını iddia ederek itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, davacı şirket ile borçlu ... arasında mal alım satımı yapıldığını, cari hesapta kalan bakiye bedel olan 264.000,00-TL.nin davacıya ödenmemesi üzerine icra takibine başlandığını, karşı yanın itiraz dilekçesinde hiçbir belge sunmadan böyle bir borcu olmadığını beyan ettiğini, borçlu tarafından takibe itiraz edilmesinin davacının alacağını almasının borçlu tarafça engellenmesi amaçlı olduğunu, kötü niyetli olarak takibe itiraz ederek takibin durmasına yol açan müvekkilin alacağını almasını engelleyen davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, borçlunun icra takibine vaki haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine ....İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyası ile yapılan icra takibine davalının haklı olarak itiraz etmesi üzerine, huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın ikame edildiğini, icra takibine yapılan itirazda davalının davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın bilgi veya belge sunmadığını, davalının geçmiş dönemde davacı şirketten almış olduğu ürünlerin bedelini banka havalesi veya elden makbuz karşılığı ödediğini, bu hususun banka dekontları ve ıslak imzalı tahsilat makbuzları ile sabit olduğunu, karşı tarafın dava konusu yapmış olduğu alacağın hangi döneme ve hangi faturalara ilişkin olduğunu buldurmemesi nedeniyle o fatura veya faturalar muhtevası ürünlerin teslim alınıp alınmadığına ilişkin beyanda bulunamayacaklarını, yine de tespit edebildikleri kadarı ile bir kısım tahsilat makbuzu ve banka dekontu sunduklarını, davacı tarafın gerek icra takibinde gerekse de açmış olduğu iş bu davada alacak dayanağı belgeleri sunmadığını, bu nedenle müvekkilinin itiraz etme ihtimaline dayandığını, açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE;
Mahkememizin 22/01/2020 tarih, 2017/.... Esas ve 2020/... Karar sayılı kararında; "...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve ayrıntılı, açıklayıcı ve hükme esas almaya elverişli bilirkişi raporu karşısında; taraflar arasında mal alım satımına dayalı ticari ilişki olduğu tartışmasızdır. Davacı bu ticari ilişkiden dolayı cari hesap alacağının bulunduğu iddiası ile davalı aleyhine icra takibi yapmış, icra takibine yapılan itiraz üzerine işbu itirazın iptali davasını açmıştır. Davacı hangi faturalara ve mal teslimine ilişkin cari hesap alacağının bulunduğunu tüm dosya kapsamında ispatlayamamıştır. Bununla birlikte davalı taraf davacıya yaptığı ödemelerin makbuzlarını sunmuştur.
Davacı taraf her ne kadar ödeme makbuzlarındaki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını iddia ederek imza itirazında bulunmuş ise de; sunulan makbuzlar üzerinde şirket kaşesinin bulunması ve imzaların tümünün aynı kişi tarafından atıldığının açıkça anlaşılır olması, para tahsilatının şirket yetkilisi tarafından değil, herhangi bir çalışan tarafından yapılma ihtimalinin çok daha yüksek olması, imza itirazının bu nedenle pratikte bir yararının olmaması, kaşe ile ilgili bir beyanda ise hiç bulunulmaması nedenleriyle mahkememiz tarafından makbuzlardaki imzalara yapılan itiraz dikkate alınmamıştır. Kaldı ki davacı taraf davalıya mal teslim ettiğini de kanıtlayamamıştır.
Tüm dosya kapsamı itibariyle Mali Müşavir bilirkişiden alınan bilirkişi raporuna göre; davacı şirketin davalı şirketten alacağının mevcut olmadığı tespit edilmiştir. Açıklanan nedenlerle davacı alacağını ve davasını ispatlayamadığından davanın reddine, davacının icra takibi yapmakta kötüniyeti ispatlanamadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin de reddine..." karar verildiği, Kararın davacı tarafından istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 23/02/2023 tarih, ... sayılı ilamıyla; "...Açılan dava, açık hesap ilişkisine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında ticari mal alım satımına yönelik ticari ilişkinin mevcut olduğu, arada yazılı bir cari hesap sözleşmesi olmaksızın açık hesap ilişkisi içerisinde bulundukları, davaya konu icra takibinde 20.10.2017 tarih itibari ile asıl alacağın tahsilinin talep edilmiştir.Davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde ticari ilişki kabul edilmekle birlikte davacıdan satın alınan ürünlerin bedelinin banka havalesi veya elden makbuz ile ödendiği,davacı tarafın alacağı ispata yönelik belge ibraz etmediği alacağın hangi döneme ait olduğu anlaşılamamakla birlikte temin edebildikleri tahsilat makbuzu ve banka dekontlarının ibraz edildiği beyan edilmiştir.Davacı tarafa 07.02.2018 tarihinde tebliğ edilen davalının cevap dilekçesi ekinde bulunan tahsilat makbuzları ile banka dekontlarının ise davacı tarafa tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.Bilirkişi raporunda makbuzların incelenmesi üzerine davacı vekili bu evrakların kendisine tebliğini talep etmiştir.Davacı vekili tahsilat makbuzlarında ki imzaya itiraz etmiş ise de ,tahsilat makbuzlarının aynı kişi tarafından düzenlenmesi ,bir çalışanın imzalamasının muhtemel olduğu gerekçesiyle yöntemince imza incelemesi yaptırılmaksızın imzaların davacı çalışanına ait olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Eldeki uyuşmazlıkda çözümü gereken hususlar davalının borcunu ödeyip ödemediği, tahsilat makbuzlarının delil olarak hükme esas alınıp alınamayacağı ve imza inkarının usule uygun olarak incelenmesi gerekip gerekmediğidir.Davalı taraf ticari ilişkiyi kabul etmiş fakat borcu ödemesi nedeni ile borcu bulunmadığını savunmuştur.Bu kapsamda ödemeye ilişkin belgeler cevap dilekçesi ile birlikte süresi içinde dosyaya ibraz edilmiş fakat tahsilat makbuzları davacı vekiline tebliğe çıkarılmadığı için bilirkişi incelemesi safahatından sonra yapılmış olup makbuzlarda şirket kaşesi bulunması, imzaların tümünün aynı kişi tarafından atıldığının açıkça anlaşılması ve imzanın şirket yetkilisi değil herhangi bir çalışan tarafından atılmış olabileceği gerekçesi ile sonuca etkili olmadığı belirtilerek imza incelemesi yaptırılmamış ise de sunulan ödeme belgelerinin hükme esas alınabilmesi için imza inkarına ilişkin itirazın öncelikli mesele olarak çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Şirket kaşesinin bulunması ve kaşeye itirazın olmaması ortaya bir karine çıkarmakta ise de imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı yönünde itiraz mevcut olduğu, bir ticari işletmenin bazı işlemlerini yürütebilmek için ticari vekil atayabileceği, imza incelemesi teknik bilgiyi gerektirdiğinden inkar olunan imzaların davacı şirketi bağladığının kabulü için imza incelemesi yaptırılması gerekmektedir. İmza incelemesi hakimin hukuki bilgi ile çözüme varabileceği bir husus değildir.
İlk derece mahkemesince yapılacak iş; taraf vekillerine süre verilerek davacı vekiline para tahsilinde yetkili olabilecek kişilerin bildirilmesi ,davalı vekiline makbuzu düzenleyenlerin kimliği sorularak beyanda bulunmaları istenilmelidir.İnkar edilen imzaların aidiyeti konusunda bir grafolog bilirkişi aracılığıyla yöntemince imza incelemesi yapılması için ara karar verilerek imzaların aidiyeti belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ,imza incelemesi yapılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Bilirkişi raporuna ekli olarak ibraz edilen fatura asıllarındaki imzalar ile tahsilat makbuzlarındaki imzaların çıplak gözle yapılan incelemesinde benzer imzalar olduğu anlaşılmakla faturalardaki imzalar ile tahsilat makbuzundaki imzaların aynı el ürünü olup olmadığı da incelenmelidir. Yöntemince imza incelemesi yapılmadan makbuzlardaki imzaların davacı şirketi bağladığı sonucuna varılması ve davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kabulü ile hükmün kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine ..." karar verildiği, İstinaf kaldırma kararı sonrası, mahkememize gelen dosyanın 2023/183 Esas sayıya kaydının yapılarak yargılamaya devam olunduğu anlaşıldı. ....İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyası, faturalar, tahsilat makbuzları, ticari defter ve belgeler ve dayanılan diğer deliller celp edilip incelenmiş, tüm dosya kapsamı ile yaptırılan inceleme sonucu bilirkişi raporu alınmış ve tüm deliller toplanmıştır. ....İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacının, davalıdan, cari hesap alacağından kaynaklı olarak, 264.000-TL. asıl alacak, 493,64-TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 264.493,64-TL. üzerinden, asıl alacak tutarlarına takip tarihinden itibaren işleyecek %9,75 oranında ticari faizi ile birlikte tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yaptığı, davalının süresi içerisinde, borca, faize, faiz oranına ve tüm fer’ilerine itirazı nedeniyle takibin durdurulduğu ve davacı tarafından takibin devamının sağlanması amacıyla İİK.
67.maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü süre içinde, 264.000-TL. asıl alacak üzerinden itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
İhtilaf, davacı alacaklının davalıdan, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında cari hesap alacağına dayalı takip sebebi itibariyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti konularından kaynaklanmakta olup, alacak miktarının tespiti için takip dayanağı belgelerin incelenmesi hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren haller olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususların bilirkişiye tespit ettirilmesi mümkündür. İstinaf kaldırma kararından önce, tüm deliller toplandıktan sonra, bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi Mali Müşavir ... tarafından düzenlenen 21/06/2019 tarihli bilirkişi raporunda; “...Davacı şirketin 2013-2014-2015-2016-2017 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı şirketin 2014-2015-2016-2017 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterleri kapsamında davalı şirketten 264.846,74 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterleri kapsamında davacı şirkete borcunun bulunmadığı, taraflar arasındaki cari hesap uyuşmazlığının davalı ... tarafından davacı .... İth. İhr. Ve Tic. Ltd. Şti.’ne yapılan tespit ve değerlendirmeler başlılığı altında ayrıntılı olarak belirtilen nakit ödemelerin davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, ancak nakit ödemelere ilişkin dosya kapsamında tahsilat makbuzlarının mevcut olduğu, makbuzlarda davacı şirkete ait kaşe, imzanın bulunduğu, davacı vekilinin dosya kapsamına sunulan tahsilat makbuzlarına ilişkin cevaba cevap replik dilekçesinde herhangi bir itirazının bulunmadığı, V.U.K.
459.Sayılı genel tebliği kapsamında banka kanalı ile yapılacak ödeme tutarı 7.000 TL ve üzeri olarak düzenlendiği ve yapılan nakit ödemelerin bu tutarı aşmadığı, dosya kapsamında sunulan tahsilat makbuzları ve banka dekontlarının kabul edilmesi halinde davacı şirketin davalı şirketten alacağının mevcut olmadığı, tahsilat makbuzlarının geçersiz sayılması halinde davacının davalı şirketten 264.846,74 TL alacaklı olduğu ve icra takibine konu 264.000 TL asıl alacağa 493,64 TL işlemiş faiz talebinde bulunabileceğinin...” sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. Tarafların itirazları üzerine dosya ek rapor için aynı bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 13/12/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda; “...Davacı şirketin davalı şirketten alacağının mevcut olmadığı, tahsilat makbuzlarının geçersiz sayılması halinde davacının davalı şirketten 264.846,74 TL alacaklı olduğu ve icra takibine konu 264.000 TL. asıl alacağa 493,64 TL İşlemiş faiz talebinde bulunabileceğinin...” sonuç ve mütalaa edildiği görüldü.
Davalı, davacı ile ticari ilişkisini kabul etmiş, fakat icra takibine konu borcu ödemesi nedeni ile borcu bulunmadığını beyan ile nakit ödemelere ilişkin davacı şirkete ait kaşe ve imzanın bulunduğu tahsilat makbuzlarını dosyaya sunmuştur.
Davacı vekilince, makbuzlarda bulunan şirket kaşesi üzerindeki imzaya itiraz edilmiş, iş bu nedenle, imza incelemesi yapılmak üzere, taraf vekillerince bildirilen ve davacı şirketin, ilgili tarihte, para tahsilinde yetkili olabilecek, davacı şirket yetkilileri ... ile şirket çalışanı ...’e, 10/10/2023 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı gereği meşruhatlı isticvab davetiyesi tebliğ edilmiştir. Aynı duruşmanın 3 nolu ara kararı ile davacı vekiline de ilgili kişilerin gelecek celse duruşmada hazır edilmesi için kesin süre verilmiş, ihtarat yapılmış ve sonuçları hatırlatılmıştır. 28/11/2023 tarihli duruşmada ... ve Hayati Yıldırım’ın imza örnekleri alınmış, ancak, davacı şirket yetkilisi ..., meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen duruşma saatinde hazır olmamış ve mazeret bildirmemiştir. 28/11/2023 duruşmanın 1 nolu ara kararı ile davacı vekiline gelecek celse davacı şirket yetkilisi ...’yı duruşmada hazır etmesi için son kez kesin süre verilerek sonuçları hatırlatılmış, ancak verilen kesin süreye içerisinde 19/12/2023 tarihli duruşmada ... hazır edilmemiş ve mazeret bildirilmemiştir.
Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; tüm dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan, mahkememizde de, taraflar arasında ticari mal alım satımına yönelik ticari ilişkinin mevcut olduğu, arada yazılı bir cari hesap sözleşmesi olmaksızın açık hesap ilişkisi içerisinde bulundukları, davacı şirketin usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarında, davalı şirketten 264.846,74-TL alacaklı olduğu, davalı şirketin usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarında davacı şirkete borcunun bulunmadığının tespit edildiği, taraflar arasındaki iş bu cari hesap uyuşmazlığının davalı tarafından, davacıya, yapıldığı belirtilen nakit ödemelerin davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, davalı tarafın, takibe konu borcu ödemesi nedeni ile borcu bulunmadığı savunması ile nakit ödemelere ilişkin davacı şirkete ait kaşe, imzanın bulunduğu tahsilat makbuzlarını dosyaya sunduğu, davacı yanca, makbuzlarda bulunan imzaya itiraz edildiği, imza incelemesi yapılmak üzere, davacı şirket yetkilisine meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen ve davacı vekiline verilen kesin süre içerisinde, davacı şirket yetkilisi hazır edilmediğinden imza incelemesi yapılamadığı ve dosya içerisinde bulunan tahsilat makbuzlarındaki davacı kaşesi üzerinde bulunan imzalara itirazından vazgeçmiş sayıldığı ve iş bu tahsilat makbuzlarındaki, davacı şirket kaşesi üzerinde bulunan imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğu kabul edilerek, davalı yanca sunulan tahsilat makbuzları ve banka dekontlarının, davacı alacağından mahsubu ile, davacının, davalı şirketten alacağının mevcut olmadığı anlaşıldığından, davacının davasının davanın reddine, davacının icra takibi yapmakta kötü niyeti ispatlanamadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacının davasının reddine,
2.Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 269,85-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 3.185,99-TL. harcın mahsubu ile fazla alınan 2.916,14-TL. harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 41.600-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.Davacının yapmış olduğu yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
6.Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize verilecek ya da başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/12/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)