Esas No
E. 2021/2023
Karar No
K. 2021/2023
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2023 - 2023/1073

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 08/07/2021

NUMARASI : 2015/788 Esas 2021/543 Karar

DAVACILAR :

VEKİLİ

KARAR TARİHİ: 21/12/2023

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 17/01/2024

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili, 02.08.2015 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın karşıdan karşıya geçmekte olan yaya davacı küçük ...’ya çarpması neticesinde yaralandığını, kazadan sonra davacı için hayatın zor bir hal aldığını, maddi zararın telafisi amacıyla dava açıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ibraz edilen talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 290.000,00 TL’ye artırmıştır.

Davalı sigorta şirketi vekili, davacıların yabancı uyruklu olup Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca teminat yatırmak zorunda olduklarını, kusuru belirleyen herhangi bir belge sunulmadığını, davacının iddia ettiği yaralanmaya ilişkin kanıtlarını sunması gerektiğini, davacıya kaza nedeniyle SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığını sorulmasını talep ettiklerini, geçici iş göremezlik ve hastane, tedavi giderlerinin SGK tarafından ödendiğini ve davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından kaza tarihi itibariyle geçerli olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenen 30.06.2020 tarihli rapora göre davacının engel oranının %100 olarak belirlendiği, kusura ilişkin alınan 27.04.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 25, yaya konumundaki çocuk davacının % 75 oranında kusurlu olduğu, aktüer bilirkişi raporundaki hesaplama ve talep artırım dilekçesinde belirtilen miktarlara göre davacının sigorta poliçesinde belirlenen limitle sınırlı olarak 290.000,00 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat talep hakkı bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile 290.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile (davalının sigorta poliçe limiti ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı sigorta şirketi vekili, mahkemece hükme esas alınan 27.04.2021 tarihli bilirkişi kusur raporunun hükme esas alınamayacak nitelikte olduğunu, belirlenen kusur oranlarına ve bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, mağdurun ebeveynlerinin kazanın oluşumunda kusur oranlarının çok daha yüksek olup hatta tam kusurlu olduklarını, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranının fahiş olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün hiçbir kusuru bulunmadığını, dosyada kaza ile ilgili detaylı bilgi bulunmadığını, ceza soruşturmasında takipsizlik kararı verildiğini, kusur oranlarının Adli Tıp Kurumu tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığını, dosya kapsamına göre davacı için belirlenen kayıp oranını kabul etmediklerini, daha önce alınan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 19.06.2019 tarihli raporunda çalışma gücünden % 59 oranında kaybettiği ve yetişkin olması halinde 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığının belirtildiğini, dosya kapsamındaki maluliyet raporları arasında ciddi bir fark bulunduğunu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davacının maluliyetinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan rapor alınmasını, kazanın çocuğun otonun sol aynasına çarpması neticesinde yaralandığını ifade ettiğini, kazanın oluş şekline göre maluliyet oranının örtüşmediğini, hesap raporunda bilirkişinin geçici iş göremezlik yönünden yaptığı tespitlere katılmakla beraber diğer tespit ve hesaplamaların tümüne itiraz ettiklerini, davacının geçici iş göremezlik kazanamadığından tazminat hesap başlangıcını olay tarihinden itibaren hesaplamasının hatalı olduğunu, poliçe limiti üzerinden kusur oranına göre indirim uygulandığında hesaplanan tutardan sorumlu olacağını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.

Davacı vekili, dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın yaya konumunda olan davacı küçük ...’ya çarpması neticesinde yaralandığını ve maluliyet meydana geldiğini belirterek maddi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapora göre davacının engel oranının %100 olarak belirlendiği, kusura ilişkin alınan 27.04.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 25, yaya konumundaki çocuk davacının % 75 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi raporundaki hesaplamalar, kusur durumu ve poliçe teminat limiti nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, 02/08/2015 tarihinde dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın yaya konumunda olan davacı küçük ...'ya çarpması sonucunda davacının yaralandığı, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 24/06/2020 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre tüm tedavi belgeleri ve raporlar değerlendirilmek suretiyle düzenlenen raporda, davacı küçüğün 02/08/2015 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda zeka işlev bozuklukları, santral ve periferik sinir sistemi hastalıklarına bağlı bozuklukları nedeniyle vücut engel oranının %100 oranında olduğunun belirlendiği, raporun kaza tarihi itibariyle geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olduğu ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.

Mahkemece 27/04/2021 tarihli kusura ilişkin makine mühendisi bilirkişi raporunda, sigortalı araç sürücüsünün seyri esnasında sol tarafından gelip yolu karşıya geçmeye çalışan 6 yaşındaki davacıya aracının sol ön yan ayna kısımları ile çarpması şeklinde kazanın meydana geldiği, sürücünün aracının hızını trafik, görüş mesafesi ve yol durumuna göre ayarlayarak dikkatli ve tedbirli şekilde seyretmesi ve dolayısıyla yayayı görüp korna ve fren tedbiri ile yayaya çarpmaya engel olması gerekirken aksine hareketle tedbirsiz ve özensiz seyri ile, solundan sağına doğru yolu yine tedbirsizce karşıya geçmeye çalışan ve de idaresindeki araca geçiş önceliği tanımayan çocuk yayaya çarpmaya engel olamadığı gerekçeleriyle % 25 oranında, davacı çocuk yayanın ise taşıtlara seyir öncelikli yol üzerinde karşıdan karşıya geçmeden önce yolu kontrol etmesi ve sağından gelen araca geçiş hakkı tanıması ve ancak yolun güvenle karşıya geçişe uygun olduğunu anladığı an karşıya geçmesi gerekirken, trafik bilincinden yoksun çocuk yayanın aksine hareketle yola dikkatsiz ve tedbirsizce girerek karşıdan karşıya geçtiği esnada sağından gelen aracın darbesine maruz kaldığı ve kazada % 75 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, kusura ilişkin bilirkişi raporunun kaza ile ilgili görgü tespit tutanağı, sürücü ifadesi, toplanan deliller ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği, Yargıtay uygulamalarına uygun olarak düzenlenen aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak kusur durumu ile poliçe teminat limiti de nazara alınmak suretiyle yazılı şekilde tazminata karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Davalı tarafça istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 19.809,90 TL istinaf harcından peşin alınan 4.952,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.857,42 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

3.Davalı tarafça yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine,

5.Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 (iki) haftalık süre içinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 21.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.