44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; toplam 1.656.000,00TL bedelli 7 adet bonoya istinaden müvekkili aleyhine ...
2.İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasında icra takibine girişildiğini, müvekkilinin dava konusu bonolardan dolayı davalı tarafça ibra edildiğini, bu nedenle müvekkilinin herhangi bir borcunun söz konusu olmadığını, davaya konu 7 adet bonodan ve takipten dolayı müvekkilinin davacıya borçlu olmadığının tespitini, takibe konu bonoların iptalini, kötüniyetli takip nedeniyle davalı yanın %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın toplam 1.656.000,00TL bedelli 7 adet bonoya istinaden müvekkiline borçlu olduğunu, davacının iddiasına konu ibranamenin borcun ödenmesi şartına bağlı olarak yani şartlı olarak düzenlendiğini, o dönemde davacının icra dosyasındaki vekili olan ...'ya yediemin olarak teslim edildiğini, borcun ödenmediğini ibranamenin geçerli olmadığını, borcu ödediğini iddia edenin borcun ödendiğine ilişkin makbuz almamasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığını, ayrıca ... Cumhuriyet Başsavıclığın'da halen müvekkili aleyhine yürütülen ... soruşturma sayılı dosyanın akıbetinin bekletici mesele yapılması gerektiğini beyan ederek; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan ve davacı tarafça ispat edilemeyen davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, müvekkili lehine İİK 72/4 maddesi gereğince ihtiyati tedbir nedeniyle alacağına geç kavuşacağından %20'den aşağı olmamak üzere tazminat hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
FERİ MÜDAHALE:
Feri müdahil vekili müdahale dilekçesinde özetle; İ.İ.K 120/2. maddesi gereğince ...
33.İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında müvekkilinin borçlusu olan huzurdaki davanın davalısı ...'ın hak ve alacaklarının takip ve tahsili için taraflarına verilen yetki belgesi uyarınca davalı taraf olarak davaya kabul edilerek taraf teşkilinin bu suretle gerçekleştirilmesine, bu hususta verilecek kararın menfi olması durumunda 6100 Sayılı HMK'nun 66. Maddesi uyarında davalı yanında fer'i müdahil olarak katılmalarının kabulüne karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizde açılan işbu dava, davacı ...'un ... 10.İcra Müdürlüğü'nün ... esas(... 2. İcra müd. ...eski esas nolu) sayılı dosyası kapsamında takibe konu edilen bonolara istinaden, davalı ... tarafından düzenlenmiş bulunan 24/02/2011 tarihli ibraname nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
Mahkememiz tarafından deliller toplanmış ve 2017/11 Esas 2018/1130 Karar sayılı 13/12/2018 tarihli kararı ile; " İbranamenin fotokopisinin dosyaya ibraz edilmiş olup ibranamenin varlığı ile ilgili taraflar arasında itilafın bulunmadığı, taraflar arasındaki ibranamenin şartlı düzenlenip düzenlenmediği noktasında toplandığı, ibranamedeki şartın gerçekleştiğinin ispat yükünün davacıda olduğu, davalının tanık dinlenmesinde muvafakatı olmadığı, ibranamenin aslı sunulmadığından, davalıdan iddiasını kanıtlanmasını beklenemeyeceği, dava konusu ikrarın hukuki niteliğini bileşik şartlı ikrar niteliğinde olduğunu, ispat yükünün yer değiştirmeyeceğini, davalı taraf, davacının takipteki avukatına ibranamenin teslim edildiğini ve şartın yerine gelmesi halinde davacıya verileceğinin savunmasına göre, ibranamenin aslı davacıya teslim edilmediğinden, fotokopisi sunulan ibranamede şart düzenlemesi yok ise de ispat yükü yer değiştirmeyeceğinden, davacının ibranamedeki koşulların oluştuğunu ispat edemediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 2020/1456 Esas 2022/1716 Karar sayılı 08/12/2022 tarihli kararı ile; "Somut olay bu ilke ve kavramlar ışığında değerlendirildiğinde; ikrardan çok, ibranamenin ne tür bir belge olduğu üzerinde durulması gerekmektedir. 6100 Sayılı HMK'nın 205/1. maddesi uyarınca, imzası inkar edilmeyen belge aksi kanıtlanmadığı sürece kesin delil niteliğindedir.
Davalı tarafın ikrarının türünden önce, ibranamenin niteliğinin kesin delil vasfında olduğu, kesin nitelikteki delilden sonra ikrarın niteliğinin davacı yönünden ispat konusunda değerlendirilecek bir husus olmadığı, kesin nitelikteki belge ile ispatın davalı üzerine geçtiği, davalının bu belgeden sonra ikrarına ilişkin olarak öne sürdüğü hususları ispat yükü altında olduğu değerlendirilerek sonuca varılması gerekmekte olup buna göre Mahkemece ibranamenin niteliğinden önce sadece ikrar hususu değerlendirmesinin yerinde olmadığı, buna göre davalının, ibranamenin geçerli olmadığını yasal delillerle ispatlaması gerekli olup, mahkemece davalıya ispat hakkı tanındıktan sonra, gerekir ise yemin delili de hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, yukarıda açıklanan hususlar gereğince Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, kararın kaldırılmasını gerektiği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın açıklanan biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılarak dosya mahkememize gönderilmiş ve yukarıdaki esasa ( 2023/6 ) kaydı yapılmıştır. Mahkememizde BAM ın 08/12/2022 tarihli, mahkememizin 13/12/2018 günlü kararının kaldırılması sonrasında yapılan yargılama sonucunda;
Mahkememizdeki işbu davada davacı davalı tarafından düzenlenen 24/02/2011 tarihli dosyaya fotokopisi sunulmuş olan ibranameye dayalı olarak açılan İİK 72. Mad ve HMK 205 , 208 ve 188 mad lerine göre davalı yana borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir. Esasen dosyaya fotokopisi sunulan ibranamenin varlığı taraflarca inkar edilmemiş , taraflarca kabul edilmiş ancak davalı tarafından işbu ibranamenin varlığı kabul edilmesine rağmen, ibranamede belirtilen ödeme yapılmadığından, ibranamenin aslının davacı yana teslim edilmediği savunulmuştur.
Davacının dava konusu işbu menfi tespit davasına konu 24/02/2011 tarihli ibranamenin incelenmesinden; " ...
10.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı (...
2.İcra müd. ... eski esas nolu) icra takibine konu dava konusu borcun dayanağı olan bonoların karşılığının 1.943.151,79 TL olarak tüm ferileriyle birlikte davacıdan tahsil ettiğini ve dava konusu icra dosyasından ötürü davacı borçludan hiçbir hak ve alacağının kalmadığını ve başkaca bir alacak talep etmeyeceğini beyan ederek ... u gayri kabili rücu olarak kesin bir şekilde ibra ettiğini beyan taahhüt ve kabul ettiğini, ayrıca borçlu nezdinde takip konusu alacak haricinde başkaca bir alacağının bulunmadığının, davacının borçlu olduğu kendisine lehtar ya da ciro yönüyle intikal eden başkaca hiçbir kambiyo senedinin bulunmadığını beyan , kabul ve taahhüt etmekteyim." şeklinde düzenlemeleri içerdiği tespit edilmiştir. 6100 sayılı HMK nın 205 mad si uyarınca imzası inkar edilmeyen belge aksi kanıtlanmadığı sürece kesin delil niteliğindedir. HMK 208. Maddesine göre , taraflardan biri , kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı ve imzayı inkar etmek isterse sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi halde mahkemeye sunulan bu belge sahtelik iddiasında bulunmayan aleyhine delil olarak kullanılabilir. Uyuşmazlık , dava konusu olayda; Dava konusu borca ilişkin verilen ibranamenin geçerli olup olmadığı, ispat yükünün hangi taraf üzerinde bulunduğu noktasında toplanmaktadır.
Davalı taraf , dava konusu senetlere ilişkin sunulan ibranamenin borç ödendikten sonra geçerli olacak bir ibraname olduğunu, borcun ödenmediğini ve bu nedenle ibranamenin şartlarının gerçekleşmediğini savunmuştur.
6100 sayılı HMK nın 188 mad sinde taraflardan birinin ikrarının geçerli olduğu ve o taraf aleyhine delil teşkil edeceği belirtilmiş olup, ancak ikrarın tanımına yer verilmemiştir. Öğretideki tanımlara göre ikrar (dar anlamda ikrar); görülmekte olan bir davada , taraflardan birinin diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmektir. Yargıtayın da uygulamada ikrara, bu anlamı yüklemekte olduğu anlaşılmaktadır. İkrarın konusu ancak , karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. İkrarın yapıldığı yere kapsamına ve içeriğine göre öğretide ve uygulamada türlere ayrıldığı bilinmektedir. İkrar türleri ve nitelendirmesi; A- Yapıldığı yere göre ikrar; a- Mahkeme dişi ikrar , takdiri delil niteliğindedir. b- Mahkeme içi ikrar, ise kesin delil niteliğindedir. B- Kapsamı yönünden ikrar; a- Tam ikrar, çekişmeli vakıanın tamamını kapsayan ikrardır b- Kısmi ikrar, çekişmeli vakıanın bir kısmını kapsayan ikrardır C- İçeriği itibariyle ikrar; a- Basit (adi) ikrar, onun konusunu oluşturan vakıalar artık tartışmalı olmaktan çıkar, dolayısıyla bunların artık kanıtlanmasına gerek kalmaz. b- Vasıflı (mevsup) ikrar; gerekçeli inkarda denildiği gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğini(vasfını) ileri sürülenden başka olduğunu bildiren beyan ve ikrardır. c- Birleşik (mürekkep) ikrar, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle , yani vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğunu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki eklenen vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuki sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bu ikrar bağlantılı veya bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılmakta olup, bağlantısız birleşik ikrarda ikrar türlerinin bölünemeyeceği dolayısıyla böyle durumda ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte iddiasını ispatlama yükümlülüğü karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir.
Mahkememizdeki somut olayda, davacının dayandığı 24/02/2011 tarihli ibraname somut bu ilke ve kavramlar ışığında değerlendirildiğinde, kapsamı itibariyle bir ikrar değil daha çok 6100 sayılı HMK nın 205/1 maddesinde belirtilen imzası inkar edilmeyen belge niteliğinde olup , aksi kanıtlanmadığı sürece lehine düzenlenen kişi yönünden kesin delil niteliğini taşır.
Bu nedenle dava konusu ibranamenin aksi , davalı tarafından ayni nitelikle bir delille ispat edilebilir. Davalı dava konusu ibranamenin düzenlendiğini ancak borcun ödenmediği için aslının davacıya verilmediğini iddia ediyor ise de, ibranamenin esasen düzenlendiği ve varlığı kabul edilmiş olduğundan, işbu belgenin aslının dosyaya sunulmamış olması davalıya , dava konusu ibranameyi hükümden düşürecek bir delil sunması ve ispat yükünün davalıya düşmesine ilişkin kuralı ortadan kaldırmaz.
Mahkememizce sonuç olarak davalının , davacının dayandığı kesin nitelikteki taraflarca varlığı inkar edilmeyen, ancak davalının borcun ödenmediğine ilişkin iddiasını yani ibranamenin geçerli olmadığını yasal delillerle ispat etmesi gerekeceği, mahkememizce benimsenmiştir.
Mahkememiz tarafından devam eden yargılama sırasında, davalının ibranameyi etkisiz bırakacak ayni nitelikteki bir belgeyi dosyaya sunmamış olması dikkate alınarak, davalıya " dava konusu borcun ödenmediği bu nedenle ibraname aslının davacıya teslim edilmediğine yönelik iddiasını" ispat etmesi için süre verilmiş davalı mahkememizin 09/10/2023 günlü ara kararı ile davacı yana yemin teklif edip etmeyeceği konusunda beyanda bulunması için süre verilmesine ilişkin davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş , 30/11/2023 günlü duruşmada davalı vekili davacı yana yemin teklif etme hakkını kullanmadıklarını, müvekkillerinin bunu istemediğini, ancak kabul edilirse müvekkilinin kendisinin yemin etmek üzere hazır olduğunu, kendilerinin dava konusu ibraname fotokopinin hile ile elde edildiğine ilişkin dava açacağını belirterek bu davanın beklenilmesini talep etmişse de , işbu beyanın dosya kapsamına göre yargılamayı uzatmaya yönelik olup, delillerin toplanıldığı hile iddiasının , hilenin ortaya çıkmasından ve öğrenilmesinden sonra 6098 sayılı TBK nın 36. ve 39. Mad gereğince , " Aldatma sonucunda sözleşme yapan taraf aldatıldığını veya yanıldığını öğrendiği andan itibaren başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez ise sözleşmeyi onamış sayılır." hükmü gereğince dava açıldıktan sonra varlığı bilinen ve inkar edilmeyen ibranamenin geçerliliğini ortadan kaldıran herhangi bir şekilde işbu ibranameyle bağlı olmadığını ve ibranamenin hükümsüzlüğü için dava açıldığı belgelendirilmediğinden, mahkememizce davacı yanın bekletici mesele yapılmasına ilişkin talep ve iddiaları reddedilmiştir.
Bu nedenle dosya kapsamındaki 24/02/2011 tarihli ibranameye dayalı menfi tespit davasının İİK 72 , 6100 sayılı HMK nın 205 ve 208. Mad gereğince kabulü gerektiği sonucuna varılmış, ibranamenin icra takibinden sonra düzenlenmiş olması sebebiyle davacı yanın takibin kötü niyetle yapıldığına ilişkin iddia ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm tesis etmek gerekmiştir.
1.Davanın KABULÜ ile;
Dava konusu ... 10. İcra Müdürlüğü'nün ... (eski dosya no: ... 2 İcra Müdürlüğü ... Esas) sayılı icra takibine konu 7 adet bonodan ötürü davacının davalı yana borçlu olmadığının İİK 72 maddesi gereğince TESPİTİNE,
2.İcra takibine konu bonoların iptali talebinin REDDİNE,
3.İbranamenin İcra takibi sonrasında düzenlendiği dikkate alınarak, davacı yanın kötü niyet tazminatı isteminin REDDİNE,
4.Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 132.736,64 TL karar-ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 33.184,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 99.552,46 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDEDİLMESİNE,
5.Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davacı tarafça yapılan 924,00 TL yargılama giderinin, davalıdan tahsili ile DAVACIYA ÖDENMESİNE
6.Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 227.452,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya ÖDENMESİNE,
7.Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, istek halinde ilgili tarafa İADESİNE,
8.Davacı tarafça peşin yatırılan 33.184,18 TL harç ile 31,40 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 33.215,58 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/11/2023 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)