17. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2020/873
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/02/2020
NUMARASI : 2017/1182 Esas 2020/117 Karar
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
BAM KARAR TARİHİ : 19/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/12/2023
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 1989 yılından bu yana tarım aletlerinin üretimini gerçekleştirmekte olduğunu, davalı şirket ile arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı şirket tarafından satın alınan ürün bedellerinin ödenmemesi nedeni ile İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2017/11001 Esas sayılı dosyası üzerinden 78.975,26 TL faturaya dayalı ilamsız takip yapıldığını, davacı tarafından çek ile yapılan ödemelerin icra takibi başlatılırken dikkate alınmadığını, davacı tarafından davalı şirkete ...bank Turhal Şubesi, Z3617176 seri nolu, 31/01/2018 tarihli, 19.500,00 TL bedelli, ... tarafından keşide edilen müşteri çekinin ve ...bank Dursunbey Şubesi, 0071195 seri nolu, 31/12/2017 tarihli, 23.000,00 TL bedelli, ... tarafından keşide edilmiş müşteri çekinin ciro edilmek sureti ile toplam 42.500,00 TL ödeme gerçekleştiğini, ancak davalı tarafından bu ödemeler dikkate alınmadan icra takibi yapıldığını, davalı alacaklı şirket tarafından davacıya 05/07/2017 tarihinde gönderilen faks cari hesap özetinde söz konusu çeklerin göründüğünü, ödemeler düşülmeden takip başlatılmasının kötü niyetli olduğu bildirilerek söz konusu ödeme dolayısı ile 42.500,00 TL borçlu olunmadığının tespiti ile bu hususta takibin tedbiren durdurulmasına, ödenen bedelin alacaklıya ödenmemesi yolunda tedbir kararı verilmesine, haksız işletilen faizin iptaline ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin takip konusu yapılan miktarın altında olduğunu, talep ve beyanın birbirini doğrulamadığını, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davalı şirketten mal alımı yapan davacı şirketin bazen peşin bazen sonradan ödemeli alışveriş yaptığını, takibe konu borç için birçok kez uyarılmasına rağmen borcun ödenmediğini, talebe konu ödendiği bildirilen çeklerin davalı şirkete verildiği hususunda çek teslim belgesinin bulunmadığını, defter kayıtları incelendiğinde durumun anlaşılacağını, bu hususta davalı şirket tarafından gönderilen faks iddiasının üzerinde herhangi bir imza ve kaşe bulunmadığını, resmi nitelik taşımadığını, bu nedenle kabulü mümkün olmadığını, 42.500,00 TL için borçlu olunmadığı yolundaki iddianın çek teslim belgesi ile ispatı gerektiğini, tanık dinletme talebinin kabul edilemeyeceğini ve kötüniyetin söz konusu olmadığını bildirmiş ve davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...Dava İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2017/11001 Esas sayılı dosyasına vaki 42.500,00 TL'lik bedel için borçlu olunmadığı itirazına dayalı menfi tespit davasıdır.
İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2017/111001 Esas sayılı dosyası celbedilmiş, incelenmesinde alacaklısının ... Şirketi olduğu, borçlusunun ... Şirketi olduğu, 78.975,26 TL asıl alacak, 1.254,95 TL işlemiş faiz için cari hesaba dayalı 7 örnek takip yapıldığı, takip dayanağında 13 adet faturanın bulunduğu, tebligatın davalıya 14/08/2017 tarihinde tebliğ edildiği ve 19/08/2017 tarihinde ödeme yapıldığı bildirilen 19.500,00 TL ve 23.000,00 TL'lik çeklerle ilgili 42.500,00 TL'lik miktar için takibe itirazda bulunulduğu, iş bu davanın usulünce açıldığı anlaşılmıştır. Taraf delillerin toplanması için ödeme yapıldığı bildirilen çeklere ilişkin banka kayıtları celbedilmiş ayrıca taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davalı ticari defterlerinin incelemesi ile düzenlenen Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/170 Talimat dosyasından alınan ... imzalı bilirkişi raporunda davalı tarafın davacı itirazına konu çekleri teslim aldığı, çek ödemelerinin yapıldığı ancak takip tutarından düşülmediği, davacı firmanın çek bedeli toplamı 42.500,00 TL için fazladan ödeme yaptığı rapor edilmiştir. Davacı ticari defterlerinin incelenmesi için yaptırılan bilirkişi incelemesinde 04/10/2019 tarihli ... tarafından imzalı raporda davacının davalıya iki adet çek ile 42.500,00 TL ödeme yaptığı, bu tutar miktarı ile borçlu olmadığı kanısına varıldığı bildirilmiştir.
Davalı vekili bilirkişi raporuna itirazında dava konusu edilen miktar ile takip konusu alacak miktarının farklı olduğunu, söz konusu çeklerin teslim belgesinin bulunmadığını, davacı defter incelemesi neticesi belirlenen 29.000,00 TL'lik kredi kartı tahsilatına ilişkin bilginin dekontunun sunulacağı bildirilmiş, itiraz doğrultusunda taraflara çek teslim belgesi ve 29.000,00 TL ödemeye dair belge ibrazı hususunda verilen süreye rağmen herhangi bir belge sunumu gerçekleşmemiştir.
Toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu, yapılan 19.500,00 TL ve 23.000,00 TL'lik çek ödemeleri dikkate alındığında 42.500,00 TL'lik alacağın icra takibine konu edildiği ancak ödeme nedeni ile söz konusu borcun bulunmadığı, davaya konu talebin de bu miktar ile sınırlı olduğu değerlendirilmiş ve davacının davalıya 42.500,00 TL borçlu olmadığının tespitine ve fazla ödenen söz konusu miktarın davalıdan alınıp davacıya verilmesine ve bu miktar üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi uygun görülürek aşağıdaki şekilde İİK 72. maddesi çerçevesinde karar verilmiştir." gerekçesi ile; "Davanın KABULÜNE, Davacının davalıya İzmir 18. İcra Dairesinin 2017/11001 Esas sayılı dosyasından yapılan takip nedeni ile 42.500,00 TL borçlu olmadığının tespitine, Davanın ödeme nedeni ile istirdata dönüşmesinden dolayı 42.500,00 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine ve bu miktar üzerinden %20 kötüniyet tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı borçlu, müvekkili şirkete borçlu olmadıkları iddiasını ileri sürerek, borçlu olmadıklarının tespitini istemiş olmalarına rağmen, davaya konu edilen ve harca esas değeri olarak bildirmiş oldukları rakamın, takip konusu miktarın altında olduğu açık olup en başından belirtilen beyan ile talebin birbiri ile çelişerek gerçeği yansıtmadığını, bu durumun mahkemenin gerekçeli kararında belirtilmiş olmasına rağmen davanın kabulüne karar verildiğini, davacının beyanından doğru olan kısmın müvekkili şirket ile olan ticari ilişkinin varlığını oluşturduğunu, müvekkili şirketten mal alımı yapan davacı şirketin bazen peşin bazen de sonra ödemeli alışveriş yaptığını, borç için birçok kez uyarı yapılmasına rağmen borcu ödemeye yanaşmadığını, davacı boçlunun dilekçesinin konu-talep bölümündeki açıklamalarından tüm icra takibi için borçlu olmadığını iddia ediyor olsa da, diğer beyanları ve dava açılış miktarından anlaşılan borcun olduğu, davacı-borçlu şirketin ön yüzü görünen birkaç çek suretini dilekçesine eklediği, bu çeklerin müvekkili şirkete verildiği ya da verildiyse takip konusu çeklere ilişkin olarak mı verildiğine dair dosya içerisine sunulmuş çek teslim belgesini yargılamanın sonuna kadar sunmamış olması dahi verilen kararın yerinde olmadığını gösterdiği, duruşma esnasında çek teslim belgesinin ellerinde olmadığının dahi beyan edildiği, dosyada bilirkişi raporunda, takip konusu edilen faturalara ilişkin olarak tek tek değerlendirme ve hesaplamalar yapıldığı ancak yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, müvekkili şirket ödeme görüşmelerinden sonuç çıkmayınca kanuni hakkını kullanarak icra takibine başladığı, davacı tarafından sürülen hususları kabul etmenin mümkün olmadığı, ayrıca istenilen tazminata ve tedbir talebine de itiraz etmemize rağmen mahkeme tarafından bu itirazların dikkate alınmadığını, davacı borçlunun baştan tüm borca itiraz ediyor ve takibin tamamının durdurulmasını istiyor olmasına rağmen, dava dilekçesi içeriğinde talep kısmından anlaşılan bir borcun var olduğu açık olup, bu sebeple müvekkilin haklı olarak icra takibi yapmasına karşılık olarak kötü niyet tazminatı istenmesinin yerinde olmadığını, bu nedenlerle İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1182 Esas, 2020/117 Karar sayılı ve 18/02/2020 tarihli kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi ya da dosyasının yeniden incelemek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; Davalı tarafça, davacı şirket hakkında başlatılan İzmir 18. İcra Dairesi'nin 2017/11001 Esas sayılı icra takip dosyasından dolayı davacının davalıya 42.500,00 TL borçlu olmadığının tespit istemine yönelik menfi tespit davasıdır.
HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili; davalı şirket tarafından davacı hakkında, İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2017/11001 Esas sayılı dosyası üzerinden 78.975,26 TL faturaya dayalı alacak nedeni ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davacı tarafından 31/01/2018 keşide tarihli 19.500,00 TL bedelli ve yine 31/12/2017 keşide tarihli 23.000,00 TL bedelli iki çek ile toplam 42.500,00 TL'lik ödeme yapıldığı, davalı alacaklı şirket tarafından davacıya 05/07/2017 tarihinde faksla gönderilen cari hesap özetinde de bu çeklerin kayıtlı olduğunu, buna rağmen iki adat çekle yapılan bu ödemeler mahsup edilmeden davaya konu icra takip tutarı üzerenden takip başlatılmasında davacının kötü niyetli olduğu iddiası ile davaya konu icra takibi nedeni ile davacının davalıya 42.500,00 TL borçlu olunmadığının tespiti ve %20 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, davalı şirketten mal alımı yapan davacı şirketin bazen peşin bazen sonradan ödemeli alışveriş yaptığını, takibe konu alacağın uyarılara rağmen ödenmediğini, davaya konu çeklerin davacı tarafından davalı şirkete verildiğine dair çek teslim belgesinin bulunmadığını, davacının 42.500,00 TL'lik kısım yönünden davalıya borçlu olunmadığı yönündeki iddianın çek teslim belgesi ile ispatının gerektiğininden bahisle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne, davacının davalıya İzmir 18. İcra Dairesi'nin 2017/11001 Esas sayılı dosyasından yapılan takip nedeni ile 42.500,00 TL borçlu olmadığının tespitine, davanın ödeme nedeni ile istirdata dönüşmesinden dolayı 42.500,00 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine ve bu miktar üzerinden %20 kötüniyet tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. İşbu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davaya konu İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2017/111001 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden davalı alacaklı tarafından, davacı borçlu aleyhinde 07/08/2017 tarihinde 78.975,26 TL asıl alacak, 1.254,95 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 80.230,21 TL üzerinden 13 adet fatura dayanak gösterilmek suretiyle ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davacı borçluya ödeme emrinin 14/08/2017 tarihinde tebliğ edildiği ve davacı borçlu tarafından icra dosyasına sunulan 19/08/2017 tarihli dilekçe ile davalı tarafa 19.500,00 TL ve 23.000,00 TL'lik 2 adet çekle toplam 42.500,00 TL olarak yapılan ödemelerin mahsup edilmeksizin takibin başlatıldığı bildirilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davacı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde alınan rapora göre davalı alacaklı tarafından icra takibine konu edilen faturalar ile davaya konu 31/01/2018 keşide tarihli 19.500,00 TL bedelli ve yine 31/12/2017 keşide tarihli 23.000,00 TL bedelli iki çek davacı ticari defterlerinde aynen kayıtlı oldu, davacı tarafından davacıya verilen iki adet çek ile yapılan ödeme mahsup edilmeksizin icra takibinin başlatıldığı bildirilmiştir.
Davalı şirket ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan raporda ise davalı şirketin 2015 yılından devreden açılış bakiyesinin 8.342,01 TL olduğu, 2016 yılında davacı adına toplam 77.482,82 TL'lik fatura düzenlendiği, 2016 yılında davacıdan toplam 85.400,00 TL tahsilat yaptığı ve davalı tarafından davacıya 1.378,88 TL ödeme kaydı ile 31.12.2016 tarihi itibarıyla davalı şirketin alacak bakiyesi olan 22.481,11 TL'nin 2017 yılına devrettiği ve icra takibine konu toplam 56.494,15 TL bedelli mal faturası düzenlediği ve yevmiye defterine 30.06.2017 tarihinde kaydedilen 31/01/2018 keşide tarihli 19.500,00 TL bedelli ve yevmiye defterine 10.07.2017 tarihinde kaydedilen 31/12/2017 keşide tarihli 23.000,00 TL bedelli iki adet çekle toplam 42.500 TL çekle tahsilat yapıldığı, davacıdan alınan iki adet çekin 10.07.2017 tarih ve 153 nolu mahsup fişinde görüldüğü üzere ilgili olarak bankalardan gelen yazı cevapları ile uyumlu olarak ... Faktoring A.Ş'ye ciro edildiği, 07.08.2017 takip tarihi itibarıyla davalının, davacıdan olan alacağının tüm bu işlemler neticesinde (22.481,11 TL 56.494,15 TL - 42.500 TL =) 36.475.26 TL olduğu tespit edilmiştir.
Davacı vekili tarafından dava kınusu icra takip dosyasına sunulan 19/08/2017 tarihli dilekçe ile de takip tarihi itibarıyla davalı alacağının bu tutarda olduğu bildirilmiştir. Alınan bilirkişi raporuna göre bizzat davalı şirket ticari defterlerine göre davaya konu her iki çekin davalı ticari defterlerine işlendiği ve iki adet çekle ayapılan dava konusu toplam 42.500,00TL'lik ödemenin mahsubundan sonra takip tarihi itibarıyla davalı alacağının 36.475.26 TL olduğu tespit edilmiş olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Ayrıca kendi ticari defterlerinde dava konusu çekeler ödeme olarak kayıtıl olmasınave takip tarihi itibarıyla alacak tutarının bizzat kendi ticari defterlerine göre 36.475.26 TL olmasına rağmen dava konusu 2 adet çek tutarın da takip konusu alacağa ilave edilerek takip başlatılması nedini ile davalının takibinde kötüniyetli olduğu yönündeki ilk derece mahkemesi kararında bu açıdan usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. İcra dosyasının incelenmesinden 26.10.2017 tarihli kapak hesabı ile toplam borç miktarının 98.670,00 TL olarak hesaplandığı ve aynı tarih itibarıyla icra veznesine bu tutarın yatırılmış olduğu ...bank'a ait dekont örneğinden anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
1.İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/02/2020 tarih, 2017/1182 Esas ve 2020/117 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 2.903,17 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 726,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 2.177,17 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3.Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5.İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 19/12/2023