Aramaya Dön

13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/673
Karar No
K. 2023/920
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/673
KARAR NO: 2023/920
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 20/09/2022
KARAR TARİHİ: 21/12/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

Müvekkili ----. tarafından ----- Şirketi, davalı araç sürücüsü ----- ile davalı ------ Şirketi aleyhine başlatılan icra takibine karşı borçluların haksız olarak itiraz etmesi sonucu duran takibin devamı için iş bu itirazın iptali davası ikame edildiğini, işbu davaya konu uyuşmazlığın sebebini müvekkili şirkete ait----- marka ----model ------ plakalı araç ile davalı araç sürücüsünün idaresindeki----- plakalı araç arasında-----meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası oluşturduğunu, müvekkili şirkete ait araç seyir halindeyken, dava dışı -----plakalı aracın aniden durması sonucu müvekkil şirkete ait araç da durduğunu, bunun üzerine------plakalı davalı araç sürücüsü hızını ve takip mesafesini ayarlayamarak müvekkil şirkete ait araca arkadan çarptığını, çarpmanın sonucunda müvekkili şirkete ait aracın arka kısımlarında ciddi hasarlar meydana geldiğini, tramer sorgu sonucuna göre davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu ve müvekkilin zararını kusuru oranında gidermekle yükümlü olduğunun belirlendiğini, müvekkili şirket aracında meydana gelen hasarın tespiti için 257,18 TL tutarında ekspertiz ücreti ödediğini, yapılan hasar tespiti sonrasında araç onarım bedeli olarak 19.020,87 TL müvekkil şirket tarafından ödendiğini, davalı sigorta şirketinin, müvekkili şirkete 16.119,38 TL tutarında ödeme de bulunmuştur. Bakiye hasar bedeli ve ekspertiz ücreti olan 3.158,67 TL nin tahsili için davalılar aleyhine için----- İcra Müdürlüğü-----. sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalılar/borçlular tarafından takibe, borca, faize ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durmasına karar verildiğini, bunun üzerine arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, anlaşmaya varılmaması neticesinde 18.01.2022 tarihinde arabuluculuk son tutanağı düzenlendiğini, hasarın oluşumunda davalı araç sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu 84/1-d bendi uyarınca kusurlu olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu 97. maddesi gereğince zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiğini, bunun üzerine kazada davalı araç sürücüsü kusurlu olduğundan karşı aracın trafik sigortacısına başvuruda bulunulduğunu, davalı sigorta şirketine -----No'lu 01/01/2020 tarihli yansıtma fatura ile birlikte talebe ilişkin başvuru yapıldığını, davalı taraf yasal evraklar ile likit bir alacağa karşı kötüniyetli olarak borcu olmadığı yönünde itiraz etmiş olup müvekkilinin alacağını almasında gecikmeye sebebiyet verdiğini, belirtilen sebepelerle sabit olan hasar tazminat meblağı doğrultusunda yapılan takibe ödemeyi geciktirme amacıyla haksız itirazda bulunan kötüniyetli davalı aleyhine alacak rakamının %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini arz edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, haklı ve hukuka uygun davanın kabulüne, borçlunun takibe, asıl alacağa, ferilerine ve faize ilişkin haksız itirazlarının iptaline, ----İcra Müdürlüğü ----. sayılı icra dosyasındaki takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı talebimizin kabulüne, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı -----vekili cevap dilekçesinde özetle;

Öncelikle usule iliskin zamanasımı, hak düşürücü süre, hukuki yarar ve dava sartı, husumet yokluğu yönünden itirazlarının bulunduğunu, motorlu araç kazalarından doğan maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak zamanaşımı konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 109. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan madde de; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar denilmek suretiyle bu durumun açıklığa kavuşturulduğunu, net bir şekilde görüldüğü üzere, dava konusu trafik kazası anılan zamanaşımı süreleri geçtikten çok sonra açılmış olduğundan zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddi gerekeceğini, öncelikle huzurdaki davada başvuran tarafından munzam zarara ilişkin uyuşmazlık/dava tutarı miktarının belirsiz alacak davası şeklinde açılmayacağını beyanla, ıslah yoluyla arttırmasına muvafakat etmediklerini, zira, 6100 sayılı HMK’nın “belirsiz Alacak Ve Tespit Davası” başlığı altında düzenlenen 107.maddesinde, anılan kanun maddesi kapsamında başvuran tarafın, başvuru tarihi itibariyle alacak miktarı tamamen ve açık şekilde belirlenebilir nitelikte olduğu aşikar olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın belirsiz alacak davası şeklinde ikame edilmesi açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yan davanın açıldığı tarihte davalı müvekkilinin ödemekle yükümlü oldugu miktarın belirli oldugunu ancak yargılamanın uzun sürmesi sebebiyle hüküm altına alınan miktarın gerçek zararı karşılamadığını iddia ettiğini ve munzam zararı talep ettiğini, davacı vekilinin talep konusu hem teminat dısı olup hem de yargılamanın uzun sürmesi müvekkili şirketin kusuruymus gibi atıf yapılarak zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulması kabul edilemeyeceğini, aynı zamanda KTK 92/1-k maddesine göre dolaylı zararlar teminat dısı olup davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkili sirket, Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. sahıslara verdigi zararı poliçe teminat limiti ve sigortalısının kusur oranı ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, davacıların maddi zarara ilişkin talepleri yargılamayı gerektirmekte olup yargılama ile belirlenmis ve hüküm altına alınmıs bir tazminat olmadan müvekkil sirketin ödeme yapması beklenemeyeceğini, yargılamayı gerektiren bir durumda yargılamanın uzun sürmesinden müvekkili şirketin herhangi bir sorumlulugu olmadığı açık olduğunu, davacının talebi kabul edilecek olsa bütün davalardan sonra benzer sekilde dava açılıp davaların ikiye katlanmasına sebep olacak sekilde bir sürece ve kısır döngüye girilmis olacağını, yargılama olmadan ve belirlenmis, hüküm altına alınmıs bir miktar olmadan müvekkili sirketin tazminat ödemesi yapması beklenemez ve yargılamanın uzun sürmesinde de müvekkili sirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, meydana gelen maddi zarardan birisi sorumlu tutulacaksa eger hizmet kusuru nedeniyle idareye karsı dava açılması gerektiğini, yargılamanın uzun sürmesinden idare sorumlu olduğunu, husumet yokluğu, zamanaşımı, hak düşürücü süre, hukuki yarar, dava şartı oluşmaması nedeniyle Sayın Mahkemeniz nezdinde ikame edilmiş olan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, taraflarınca huzurda görülen davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.Davalı -----vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan müvekkili firmaya ait ----- plakalı araç ile davacı yana ait----- plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazası kapsamında kendisine ait araçta meydana gelen maddi hasar tazmini için iş bu davayı ikame ettiğini, davacı yana ait ----- plakalı aracın tamir fatura bedelinin 19.119,38 TL olduğunu dava dilekçesinden öğrendiklerini, faturaya yansıtılan ilgili hasar bedelinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesini talep ettiklerini, değişen ve tamiri yapılan parçalar toplamının gerçekten fatura bedeli ile eşdeğer olup olmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, davacı yan dava dilekçesinde 257,18 TL ekspertiz ücreti ödediğini ve bu bedelin ödenmesini talep ettiklerini, bilindiği üzere yetkili servise araç girdiğinde ilgili servisin ekspertiz ücreti talebinde bulunmadığını, yetkili servis aracın hali hazırdaki durumunu tespit etmekte ve tamir için tahmini bir tutar belirlediğini, bu meyanda davacı yanın hangi amaçla ilgili araca ekspertiz yaptığını bilinmediğini, ayrıca ekspertiz yapılması davacı yanın tasarrufunda olan bir durum olması nedeni ile bu tutarın taraflarından talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olması nedeni ile itiraz ettiklerini, trafik kazalarında değer kaybına ilişkin oluşacak tazminatlara ilişkin ödemeler poliçe kapsamında olmakla sigorta poliçesini düzeneyen şirket olan -----Sorumluluğunda olduğunu, bu bağlamda müvekkili firma iş bu dava konusu ve benzeri talepler ile ilgili olarak sigorta poliçesi yaptırmış ve davacının talepleri de iş bu poliçe kapsamında olması nedeni ile muhatap ----- olup işbu davanın müvekkili firma açısından reddi gerektiğini, arz ve izah edilen nedenlerle ve mahkemece re'sen nazara alınacak nedenlerle davacının davasının reddine; yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yansıtılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

Davalı ----- tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı duruşmalara katılmamış; kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.

DELİLLER

-----. İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Davalı Gerçek Kişi Nüfus Aile Kayıt Tablosu, Ticaret Sicil Kayıtları, Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ----- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, Ekspertiz Raporu, Hasar Dosyası, Kaza Fotoğrafları, Servis Kayıtları, Faturalar, Ödeme Belgeleri, Bilirkişi Kusur ve Hasar Raporları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:

Dava , 28/11/2019 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasarın onarım bedelinin; sigortalısı araç sürücüsünün kusur durum ve kusur oranı nezdinde, motorlu aracın malik-işleteni şirket, sürücü ve ZMMS poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden müteselsilen tahsili için davacı şirket tarafından başlatılan icra takibine davalılarca yapılan itirazlar nedeniyle takip durduğundan; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak arabuluculuk dahil dava şartları, hak düşürücü süre ve ileri sürülen zamanaşımı itirazı değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan bir kısım taraf vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanmış , tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmaya katılan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçirilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.

Öncelikle davaya esas -----.İcra Dairesinin----- Esas sayılı dosyası UYAP Sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir.

Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, yapılan itirazlar üzerine takibin durduğu görülmüştür. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir.

Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (---.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.

Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya gelince ; 28/11/2019 tarihinde ----- üzerinde) davacı şirketin maliki ve işteni olduğu dava dışı ----sevk ve idaresindeki ----- plakalı otomobil ile davalı şirketin maliki ve işleteni olduğu, davalı sürücü -----sevk ve idaresindeki -----plaka sayılı otomobil ve buna bağlı olarak dava dışı ----- sevk ve idaresindeki ----- Plakalı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Kazaya neden olduğu ileri sürülen----- plaka sayılı otomobilin kaza tarihini kapsar şekilde 16/11/2019- 16/11/2020 başlangıç ve bitiş tarihli olarak Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile kaza başına 39.000 TL limitli sigortalı olduğu tespit edilmiştir. 2918 sayılı KTK'nin 81/2 maddesinde düzenlenen 'Yalnız maddi hasar meydana gelen kazalarda, kazaya dahil kişilerin tümü, yetkili ve görevli kişinin gelmesine lüzum görmezlerse, bunu aralarında yazılı olarak saptamak suretiyle kaza yerinden ayrılabilirler' hükmü gereği kaza sonucunda kazaya karışan araç sürücüleri tarafından Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 152/2 maddesinde açıklanan şekilde görüşlerinin de yazılı olduğu Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Davacı şirket maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle aracında oluşan hasar onarım bedelinin davalılardan tahsilini amaçlamaktadır. Bu amaçla davalılar aleyhinde genel haciz yoluyla icra takibi başlatmış ve ödeme emirlerini tebliğine müteakip vaki itirazlar üzerine takip durmuş ve bir yıllık hak düşürücü yasal süre içinde işbu davanın açıldığı tespit edilmiştir. Yukarıdan beri açıklanan olay örgüsüne göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinin yukarıda anılan trafik kazasındaki sürücülerin kusur durum ve oranı ile hasar onarım bedeli üzerinde yoğunlaştığı, sürücülerin kusur oranının tespiti ve hasar onarım tazminatının yapılan kısmı ödemeler de gözetilerek net olarak belirlenmesi halinde uyuşmazlığın aydınlanacağı açıktır.

Mahkememizce; sürücülerin kazadaki kusur oranına ilişkin yapılan itirazlar nezdinde haksız fiil sorumluluğunun kusura bağlı olması, kusurun ve zararın ispatının da davacıya ait olduğu anlaşılmakla öncelikle dosya 6100 Sayılı HMK'nin 266 vd maddeleri gereğince yargı çevremize göre ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen alanında uzman bir bilirkişiye verilerek kazaya karışan sürücülerin kusur durum ve oranı hakkında rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişi -----tarafından hazırlanan 24.03.2023 tarihli raporda özetle ;a) ---- Plakalı Araç Sürücüsü-----: 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 52/b,c Madde 56/c Madde 84/d ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı Yönetmeliğin Madde 101/b,c Madde 157/a-4 Madde 157/b son paragrafında açıklanan hükümler gereği yukarıda açıklanan trafik kurallarını ihlal ettiğinden kazanın meydana gelişinde asli kusur kurallarını ihlal ettiği kanaatine varıldığı, b) ----Plakalı Araç Sürücüsü-----: 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı Yönetmeliğin de açıklanan trafik kuralı ihlali görülmediğinden kazanın meydana gelişinde kusurunun olmadığı kanaatine varılmıştır. c) -----Plakalı Araç Sürücüsü -----:2918 S: Karayolları Trafik Kanunu ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı Yönetmeliğin de açıklanan trafik kuralı ihlali görülmediğinden kazanın meydana gelişinde kusurunun olmadığı kanaatine varıldığına yönelik görüş bildirilmiştir.

Mahkememizce işbu bilirkişi raporu taraf ve taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve rapora karşı ileri sürülen itirazlar değerlendirilmiştir.

Bu kapsamda olay sırasında trafik ekiplerince tutulan kaza tespit tutanağı, araçların niteliği, bilirkişi raporu ekindeki renkli kroki ve olay mahallini gösterir resim , araçların hareket yönleri ve hareket alanları, hasarın yeri ve niteliği birlikte değerlendirildiğinde davalı sürücünün takip mesafesini ihlal ederek arkadan çarpma asli kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğinden rapor aynen benimsenmek suretiyle davalı sürücünün kazada % 100 kusurlu olduğu tespit, tayin ve takdir edilmiştir. (TBK, 74, HMK ,266. Yargıtay -----.HD-----.) Bu aşama bu şekilde geçildikten sonra inceleme sırası hasar tazminatına gelmiş ve dosya ödenen hasar tazminatının bulunup bulunmadığı, bakiye hasar alacağının olup olmadığının belirlenmesi için dosya bu kez makine mühendisi bir bilirkişiye verilmiş ve rapor istenmiştir. -----Bölge Adliye Mahkemesi Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen Bilirkişi Makine Mühendisi ------ tarafından hazırlanıp dosyaya sunulan 02.10.2023 tarihli raporda ise özetle ----- plaka sayılı araçta meydana gelen hasar ile söz konusu trafik kazasının uyumlu olduğu ve kaza tarihi itibarıyla 16.119,38TL' nin (KDV dahil 19.020,87TL) hasar bedelinin kadri maruf olduğu, ---- plaka sayılı araç maliki ----- 28.11.2019 tarihli trafik kazasında meydana gelen zarardan sorumlu olduğu ve sigorta mevzuatı içinde değerlendirilebileceği, 16.119,38TL hasar bedelinin davalı-----tarafından davacıya ödendiğinin beyan edildiği, 2.901,49TL- KDV eksik bakiye bedelinin davacı tarafından talep edilebileceği, Ekspertiz bedeli olarak kdv dahil 257,18TL' nin kaza tarihi itibarıyla kadri maruf olduğu ve sigorta mevzuatı içinde değerlendirilebileceği yönünde yönünde tespit, hesap ve görüşlerine yer verilmiştir.

Mahkememizce anılan bilirkişi raporu da taraf/taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve sunulan beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Öncelikle, Sigorta eksperlerinin hukuki statüsü ve sigorta eksperleri tarafından tanzim edilen raporların hukuki niteliği 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda düzenlenmiştir. Kanunun 2/1-n maddesinde sigorta eksperlerinin tarafsız ve bağımsız olduğu, aynı kanununun 22/13 fıkrasında sigorta eksperlerinin tarafsız olmak zorunda olduğu, yine aynı kanunun 22/17 fıkrasında eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu yönündeki düzenlemeler dikkate alındığında sigorta eksperleri tarafından düzenlenen raporların yargılama aşamasında itibar edilecek türden bir belge olduğu ifade edilmelidir. Buna göre de, dosyaya mübrez ekspertiz raporu ve işbu hasar raporunu, hasar tazminatı yönünden teyit eden makine mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporu, mahkememizce tespit ve tayin edilen kusur durum ve oranları gözetildiğinde belirlenen hasar onarım bedelinin kazaya ve dosyaya uygun ve kadri maruf olduğu, davalıların yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca gerçek zararı müştereken ve müteselsilen tazmin etme sorumluluğu altında oldukları sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, dosyada mukim benimsenen kusur raporu esasında, ekspertiz ve bilirkişi hasar raporlarına göre davacının davasını; TBK,49, 50/1, 74, KTK , 85/1-son, 90, 91/1, 86/1 , 88/1 , Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları temelinde TMK, 6 ile HMK, 190 ve 266 vd maddeleri esaslarına göre açıkça ispat ettiğinin tespitiyle beraber, davalıların takibe itirazların tamamen haksız ve yersiz olduğu anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi, olayda takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin ve ekspertiz ücret talebinin de hukuken mümkün olması ve poliçe limiti gibi hususlar denetlenmek ve gözetilmek suretiyle, davacının davasının kabulü ile ; davalı-borçluların ---- İcra Dairesinin----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazların ayrı ayrı iptali ile icra takibinin asıl alacağa (3.158,67 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun; 39.000,00 TL sigorta poliçe limitiyle sınırlı olması kaydıyla) 3.729,34 TL üzerinden aynen aynen devamına karar verilmesi gerekmiştir. (AY.138/1,TMK,1/1,TBK,74,HMK,198,282) 2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davaya konu olayın trafik kazası şeklinde vuku bulan haksız fiilden kaynaklanması, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi ve sonuca yapılan yargılama, kusur onanı ve hasar onarım bedeline ilişkin alınan bilirkişi raporları, hasar ve onarım bedeline ilişkin düzenlenen ekspertiz raporu ile hasar dosyası gibi bir kısım bilgi ve belgenin incelenmesi ve hukuken değerlendirilmesi sonucunda ulaşılması nedeniyle alacağın davalılar yönünden likit/muayyen olmadığı kanaatiyle tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı ------ vekilinin, 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talebine gelince ; davacının takibe konu alacak yönünden tamemen haklı çıkması karşısında, işbu davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin doğrudan doğruya reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1-3 maddeleri gereğince davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.)Davanın KABULÜNE,

2.)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçluların ---- İcra Dairesinin----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazların ayrı ayrı İPTALİ ile icra takibinin asıl alacağa (3.158,67 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun; 39.000,00 TL sigorta poliçe limitiyle sınırlı olması kaydıyla) 3.729,34 TL üzerinden aynen DEVAMINA,

3.)Davacının, 2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,

4.)Davalı ------ 2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin REDDİNE,

5.)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından; 80,70 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 189,15 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelirkaydına,

6.)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,

7.)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 504,50 TL posta masrafı, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.177,4‬0 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

8.)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir olunan 3.729,34 TL nispi vekalet ücretinın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

9.)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı sigorta şirketi vekilinin, davalı gerçek kişinin yokluğunda ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar yönünden ayrı ayrı ( 3.729,34 TL < 17.830,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 2004 sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Türk Borçlar Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6100 sayılı HMK’nın “belirsiz Alacak Ve Tespit Davası” başlığı altında düzenlenen 107.maddesinde, anılan kanun maddesi kapsamında başvuran tarafın, başvuru tarihi itibariyle alacak miktarı tamamen ve açık şekilde belirlenebilir nitelikte olduğu aşikar olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın belirsiz alacak davası şeklinde ikame edilmesi açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yan davanın açıldığı tarihte davalı müvekkilinin ödemekle yükümlü oldugu miktarın belirli oldugunu ancak yargılamanın uzun sürmesi sebebiyle hüküm altına alınan miktarın gerçek zararı karşılamadığını iddia ettiğini ve munzam zararı talep ettiğini, davacı vekilinin talep konusu hem teminat dısı olup hem de yargılamanın uzun sürmesi müvekkili şirketin kusuruymus gibi atıf yapılarak zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulması kabul edilemeyeceğini, aynı zamanda KTK 92/1-k maddesine göre dolaylı zararlar teminat dısı olup davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkili sirket, Karayolları Trafik Kanunu 2918 sayılı Kanun 2918 sayılı KTK'nin 81/2 maddesinde düzenlenen 'Yalnız maddi hasar meydana gelen kazalarda, kazaya dahil kişilerin tümü, yetkili ve görevli kişinin gelmesine lüzum görmezlerse, bunu aralarında yazılı olarak saptamak suretiyle kaza yerinden ayrılabilirler' hükmü gereği kaza sonucunda kazaya karışan araç sürücüleri tarafından Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 152/2 maddesinde açıklanan şekilde görüşlerinin de yazılı olduğu Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Davacı şirket maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle aracında oluşan hasar onarım bedelinin davalılardan tahsilini amaçlamaktadır. Bu amaçla davalılar aleyhinde genel haciz yoluyla icra takibi başlatmış ve ödeme emirlerini tebliğine müteakip vaki itirazlar üzerine takip durmuş ve bir yıllık hak düşürücü yasal süre içinde işbu davanın açıldığı tespit edilmiştir. Yukarıdan beri açıklanan olay örgüsüne göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinin yukarıda anılan trafik kazasındaki sürücülerin kusur durum ve oranı ile hasar onarım bedeli üzerinde yoğunlaştığı, sürücülerin kusur oranının tespiti ve hasar onarım tazminatının yapılan kısmı ödemeler de gözetilerek net olarak belirlenmesi halinde uyuşmazlığın aydınlanacağı açıktır. Mahkememizce; sürücülerin kazadaki kusur oranına ilişkin yapılan itirazlar nezdinde haksız fiil sorumluluğunun kusura bağlı olması, kusurun ve zararın ispatının da davacıya ait olduğu anlaşılmakla öncelikle dosya 6100 Sayılı HMK'nin 266 vd maddeleri gereğince yargı çevremize göre ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen alanında uzman bir bilirkişiye verilerek kazaya karışan sürücülerin kusur durum ve oranı hakkında rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişi -----tarafından hazırlanan 24.03.2023 tarihli raporda özetle ;a) ---- Plakalı Araç Sürücüsü-----: 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 6100 sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1-3 maddeleri gereğince davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 2918 sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu K2918 md.81/2 K2918 md.109 TTK md.4/2 HMK md.26 K6100 md.332/1 K2004 md.67/2 HMK md.266 HMK md.341 K6100 md.107 K6102 md.4/2 K2918 md.91/1 K2918 md.85 K6100 md.4 K2918 md.86/1 İİK md.67/2 K6100 md.322 K2918 md.86 HMK md.333 K6100 md.333 HMK md.322/1 TBK md.49 K6100 md.297/2 K2004 md.67 TBK md.61 HMK md.316 İİK md.67 HMK md.332/1 K6100 md.322/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.