2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Ekli vekaletname uyarınca davacı ... Telekomünikasyon A.Ş. Vekiliyim. Müvekkil şirket internet sağlayıcılığı işi ile uğraşmaktadır. Müvekkil hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile İzmir ...İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyası ile takip başlatılmıştır.
Takip dayanağı 19.12.2018 düzenleme tarihli 25.000 TL bedelli ödeme tarihi 10.03.2019 olan davalı emrine düzenlenmiş bonodur. Söz konusu takip 18.04.2019 tarihinde açılmıştır. Ödeme emri ise 22.04.2019 tarihinde muhtara bırakılmıştır. Daha sonra Müvekkil şirket 18.09.2019 tarihinde ... tarafından devralınmıştır. Müvekkil şirket Yetkilisi ... bu takipten 17.11.2021 tarihinde haberdar olmuştur. Bunun üzerine dosyaya hemen tarafımızca vekaletname sunulmuştur. Ancak uyap ortamında takip konusu senet bulunmadığından senedi inceleme olanağımız olmamıştır. İcra dairesince 01.12.2021 tarihinde senet dosyaya taranmıştır. Tarafımızca takip konusu senet incelendiğinde senet üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı anlaşılmıştır. Takip konusu senet üzerine bakıldığında borçlu kısmında müvekkil şirket bilgilerinin yer aldığı kefil kısmında ise ...'nin bulunduğu görülmektedir. Yine senet üzerinde...'nin imzası ile şirket yetkilisi imzasının aynı olduğu dolayısı ile senedi şirket yerine...'nin imzaladığı görülmektedir. Ancak senedin düzenlendiği 18.12.2018 tarihinde... şirket yetkilisi değildir. Senedin düzenlendiği 18.12.2018 tarihinde...'nin şirketi temsil ve imza yetkisi bulunmamaktadır. Nitekim senet üzerinde şirket kaşesinin bulunmaması da bunun en büyük kanıtıdır. O tarihte... şirket yetkilisi olmadığından şirket kaşesi de kendisinde bulunmamaktadır. Müvekkil şirket'in 03.05.2018 tarihli Genel Kurul Kararı ve 04.05.2018 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile 03.05.2021 tarihine kadar şirket yetkilisi ... olarak seçilmiş ve Ticaret Sicil Gazetesinde 23.05.2018 tarihinde ilan edilmiştir. EK- 2 23.05.2018 TARİHLİ İLAN ) Daha sonra 28.05.2019 Tarihli yönetim kurulu kararı ve genel kurul kararı ile... şirket yetkilisi olarak seçilmiştir. Bu karar 10.07.2019 tarihli ilan ile ticaret sicil gazetesinde yayınlanmıştır. Görüldüğü üzere senedin düzenlendiği 19.12.2018 tarihinde şirket yetkilisi ...'dur. Ancak senet üzerindeki şirket yerine atılan imza ...'a ait değildir. Bu hususta gerekirse ... da tanık olarak dinlenebilir. Senet üzerindeki şirket yerine atılan imza...'ye aittir. Bu husus çıplak gözle bakıldığında dahi rahatlıkla görülebilmektedir. Yine Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden şirkete ait tüm evraklar incelendiğinde imzanın ...'a değil...'ye ait olduğu görülecektir. Bu nedenle İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden müvekkil şirketin kuruluşundan bugüne tüm belgelerinin istenilmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz. Şirket yetkilisi tarafından atılmayan imza ile müvekkil şirketin borçlandırılması düşünülemez. Söz konusu senetteki imza şirket yetkilisine ait değildir. Müvekkilin davalıya herhangi bir borcu yoktur.... sahte imza ile müvekkil şirketi borçlandırmıştır.... hakkında imzada sahtecilik nedeniyle suç duyurusunda bulunulacak olup soruşturma numarası daha sonra dosyaya bildirilecektir. İcra dosyası kapsamında müvekkilin banka hesapları üzerine haciz ve blokeler işlenmiştir. Müvekkil şirket internet sağlayıcılığı işi ile uğraşmakta olup fatura tahsilatları ve diğer tüm işlemleri bankalar üzerinden yapılmaktadır. İşlenen haciz ve blokeler nedeniyle müvekkilin tüm iş ve işlemleri durma noktasına gelmiştir. Müvekkilim takip dayanağı sahte senet nedeniyle hak kaybına uğramaktadır. Müvekkilin banka hesaplarına işlenen haciz ve blokeler nedeniyle işlerini devam ettiremediğinden iflas tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu sebeple dava sonuna kadar müvekkilin hak kaybına uğramaması için uygun görülecek teminat karşılığında takibin durdurulmasına ve müvekkilin banka hesapları üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına ivedilikle karar verilmesini arz ve talep ederiz. " şeklinde talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Dava konusu uyuşmazlık ticari bir uyuşmazlıktır. Kambiyo senetleri TTK'da düzenlenmiş olup, ticari işlerden kaynaklanan davaların Ticaret Mahkemeleri'nde görüleceği düzenlenmiştir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı haline getirmiştir. Davacı taraf, Arabuluculuk ön şartını yerine getirmeden işbu davayı açmıştır. Bu nedenle, öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Müvekkil şirket , 19/12/2018 düzenleme tarihli 10/03/2019 ödeme tarihli senede dayanarak davacı şirket aleyhine İzmir...icra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı icra takibi başlatmıştır.
Davacı şirketin dava dilekçesinde belirttiği hususları kabul etmiyoruz. Şöyle ki, senedin düzenlendiği 18/12/2018 tarihinde...'nin şirket yetkilisi olmadığından bahisle, işbu senet dolayısıyla sorumlu olmadığını iddia ve dava etmiştir. Senetteki imza atan yetkilinin şirket temsilcisi olmadığı hususunu ispatla davacı mükelleftir. Mezkur iddiaların doğruluğu yapılacak yargılama sonucunda belli olabileceği cihetle söz konusu iddiaların müvekkil şirket tarafından bilinmesi ve tarafımıza ileri sürülmesinin kabulü mümkün değildir. Bu nedenlerle Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden şirkete temsile yetkili kişilerin tespitini ve imza incelemesi yapılmasını talep etmekteyiz. Karşı yanın iddia etmesi üzerine ticaret sicilde yapılan incelemelerde takip konusu senette şirket adına imza atan...'nin vade tarihinde şirket yetkilisi haline getirildiği görülmektedir. Yani ... adlı şahıs şirketle bağlantısı olmayan bir şahıs değildir, uygulamada sıkça görülen eski şirket yetkilisi de değildir. Uzun zamandır piyasada kendini şirket yetkilisi olarak tanıtan şirket adına işlemler yapan kişidir. Daha sonra ticaret sicilde de bu husus tescil ettirilmiştir. Yine de sayın mahkemece resmiyette sicilde şirket yetkilisi haline getirilmeden önce vekil yada temsil yetkisinin de verilip verilmediğinin ticaret sicilden tespitini talep etmekteyiz. Ayrıca davacı taraf her ne kadar takibe konu olan senette şirket kaşesi yer almadığını öne sürse de gerek dilekçemiz ekinde yer alan senet suretinden açıkça görüldüğü üzere gerekse Sayın Mahkemenizce celp edilecek olan senet aslından görüleceği üzere senet üzerinde davacı şirketin kaşesi bulunmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz üzere senedi keşide eden şahıs yetkili olmasa da şirket adına temsilci olarak davranmakta ise şirketin de bu borçtan sorumluluğu bulunmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 547/1 maddesinde ise ticari temsilcinin tanımı, “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde yapılmıştır. Ticari temsilci, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkilidir. (TBK. 548 madde) İşletme sahibi, ticari temsilcilik yetkisi verildiğini ticaret siciline tescil ettirmek zorundadır; ancak ticari işletme sahibinin ticari temsilcinin fiillerinden sorumluluğu, tescilin yapılmasına bağlı değildir. ( TBK. M. 547/f. II ) Yetkisiz temsile dayalı menfi tespit isteminde,davacı şirketin,yetkisiz temsilcinin temsiline tahammül gösterip göstermediğinin araştırılması gerekir.Bir başka ifadeyle davacının yetkisiz temsilcinin kendi adına imza atmasına ses çıkarmayıp, yetkisiz temsil imzasının sonuçlarını yüklendiği durumlarda sorumluluğu vardır. Davacı şirketin ticari mümessili veya ticari vekili olarak kabul edilip edilmeyeceği ile şirket adına senet keşide etme yetkisinin bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılmasını talep etmekteyiz. Ekte sunduğumuz müvekkil şirketin keşide ettiği ... Sanayi Sitesi Şubesi... çek numaralı 31.03.2019 tarih ve 25.000,00 TL ( yirmibeşbintürklirası ) bedelli çeki yine davalı şirket adına aynı temsilci teslim almıştır. Belgeden de açıkça görüldüğü üzere söz konusu çek 19.12.2018 tarihinde davalı şirket kaşesine...'nin imzası atılmak sureti ile kendisi tarafından teslim alınmıştır. Bu tarih aynı zamanda icra takibine konu senedin düzenleme tarihi olup bu kişinin davalı şirket adına temsilci olarak hareket ettiğini açıkça göstermektedir. Karşı yan şirket kayıtları incelendiğinde bu çekin davalı şirketin ticari defterlerine kayıt edildiği ve sonrasında tahsil edildiği açıkça görülecektir. Bu hususların da tespiti için ...Sanayi Sitesi Şubesi'ne müzekkere yazılmasını talep etmekteyiz. Zira bu hususla şirketin adına geçen şahsı temsilci olarak benimsediği ortaya çıkacaktır. Ayrıca aşağıda belirtmiş olduğumuz tanıklarımızın beyanları ile de...'nin şirketin tüm işlerini yürüttüğü, şirket kaşesi ve imzası ile tüm işlemleri yaptığı ortaya konmuş olacaktır. Müvekkil şirket söz konusu alacağını zamanında tahsil edemediğinden dolayı zor durumda kalmış, ticari hayatı riske girmiştir. Bu bakımdan, İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyasında bulunan haciz ve blokelerin kaldırılması halinde, müvekkilin alacağını tahsil etmesi zor veya imkansız olabilecektir.
İleride telafisi mümkün olmayan zararların meydana gelmemesi adına, icra dosyasındaki haciz ve blokelerin kaldırılması talebinin reddi gerekmektedir. Davacı yan, ikame etmiş olduğu işbu dava yukarıda açıklanan sebeplerle, koşulları oluşmayan ihtiyati tedbirin kararının kaldırılmasını, mesnetsiz, kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmek zorunluluğu hasıl olmuştur. Davacı tarafın itirazlarında kötü niyeti açıktır. Yargılama sonucu beyanlarımız haklı çıkacak olup ayrıca alacağın % 20’si oranında icra inkar tazminatı talebimiz mevcuttur. Zira davacı/borçlu işbu dava ile takibin tedbiren durdurulmasını sağlayarak ilgili takibin ve alacağın sürüncemede bırakılmasını sağlamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı şirketin işbu senetten dolayı sorumluluğu bulunmaktadır. İşbu senetten dolayı sorumlu olmadığına ilişkin açmış oldukları haksız bu davanın reddini talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur. Öncelikle davanın Arabuluculuk Şartı yoksunluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE karar verilmesini, işbu talebimiz uygun görülmezse, sunmuş olduğumuz deliller ve ispat vasıtalarımız neticesinde esasa geçilerek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın REDDİNE, davacı tarafın İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyasındaki haciz ve blokelerin kaldırılması talebinin REDDİNE, işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötü niyetli olan davacının İ.İ.K.'nın 72/4 maddesi uyarınca alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafın üzerinde bırakılmasına karar verilmesini mahkemenizden vekaleten arz ve talep ederiz." şeklinde talepte bulunduğu görülmüştür.
Davalı vekilinin arabuluculuk dava şartına ilişkin itirazı incelendiğinde; 6/12/2018 tarihli, 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle eklenen TTK'nın 5/A maddesinde; "B(1) Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinde; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" hükümleri düzenlenmiştir.
TTK'nın 5/A maddesi uyarınca; konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davaları yönünden dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Anılan hükümde menfi tespit davaları sayılmamıştır. Yorum yolu ile de, menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvurunun dava şartı olduğu sonucuna varılamaz.
Kural olarak, [alacak ve tazminat] talep hakkının yerine getirilmesini sağlamak amacıyla bir dava açıldığı zaman, bu bir edim (eda, ifa) davası (Leistungsklage) olacaktır. Şu var ki, bütün dâvalar, edim dâvası gibi, karşı tarafın bir şey yapmaya ("verme"yi de içine alacak biçimde geniş anlamda kullanılıyor) veya yapmamaya mahkûmiyetini sağlamak amacıyla açılmaz. Bir tespit dâvasında veya yenilik doğurucu dâvada da dâvacının Usul Hukuku anlamında bir talebi vardır (örneğin bir sözleşmenin kesin hükümsüz olduğunun mahkemece tespit edilmesi veya bir ölüme bağlı tasarrufun iptali isteniyor). Fakat bu dâvalar (edim davasından farklı olarak) Maddi Hukuk (Medeni Hukuk) anlamında bir talep hakkına dayanmazlar. Ortada sadece usule ilişkin bir talep vardır. Zira, maddî hukuk (Medenî Hukuk) yönünden, bir sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespitini veya bir ölüme bağlı tasarrufun iptalini sağlamak isteyen kişi, karşı taraftan bir şeyin yapılmasına veya yapılmamasına istemde bulunmamaktadır (Borçlar Hukuku Genel Bölüm Birinci Cilt [..., Dr. ...
7.Bası,..., İstanbul, 2017, s:40). Menfi tespit davalarında da bir talep var ise de bu talep maddi hukuk anlamında bir talep değildir. Başka bir söyleyişle, menfi tespit davalarında bir alacağın tahsili talep edilmediği gibi bu davanın sonucunda verilecek hüküm de bir alacağın tahsili sonucunu doğuran eda hükmü niteliğinde değildir.
Tüm bu açıklamalara göre; eldeki dava konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak veya tazminat davası olmadığından ve dava 7445 syl. Kanun ile (madde 31) TTK' nun değişen ve 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesinden önce ikame edildiğinden arabuluculuk dava şartı itirazına mahkememizce itibar edilmemiştir. Dava, kambiyo senetlerine özgü başlatılan icra takibi sebebiyle menfi tespit istemine ilişkindir. Menfi tespite konu İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davalı tarafından davacı, dava dışı 3. Kişi aleyhine bono dayanak gösterilerek toplam 25.582,53 TL üzerinden icra takibinin yapıldığı ve takibin kesinleştiği görülmüştür. Takibe dayanak yapılan 10/03/2019 ödeme günlü bono incelendiğinde, davacının keşideci, dava dışı...' nin aval, davalının lehtar, bedelinin ise 25.000,00 TL olduğu görülmüştür. Davacı bonoda müvekkillinin imzasının bulunmadığını iddia etmekte, davalı taraf ise imza sahibi...' nin şirketle bağlantısı olduğunu ve uzun zamandır davacı şirket adına işlemler yaptığını savunmaktadır.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'den alınan 21/09/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; " İnceleme konusu senette atılı borçlu imzaları ile ...'un mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlik saptanmadığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'un eli ürünü olmadığı hususlarını bildirir KANAAT RAPORUDUR." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bonolar 6102 Sayılı TTK' nun 776 vd. Maddelerinde düzenlenmiş olup, keşidecinin imzasının bulunması bononun zorunlu unsurları arasında yer almaktadır (TTK' nun 776/1-g). Bu sebeple keşideci ve/veya cirantaların imzalarının sahteliğinin tespiti halinde bu kişilerin bonodan dolayı sorumlu olduğundan bahsedilemeyecektir.
Tüm dosya kapsamına göre; dosya içerisindeki belge ve bilgilerden bononun keşide edildiği tarih itibari ile davacı şirkete temsile yetkili kişinin ... olduğu, TTK' nun limited şirketlere ilişkin 623. Maddesinde; "Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir." şeklinde, 631. Maddesinde ise ;" Şirket sözleşmesinde başka şekilde düzenlenmediği takdirde, ticari mümessiller ve ticari vekiller ancak genel kurul kararı ile atanabilirler; yetkileri genel kurul tarafından sınırlandırılabilir. Müdür veya müdürlerin çoğunluğu, 623 üncü maddenin kapsamına girmeyen ticari mümessili veya ticari vekili her zaman görevden uzaklaştırabilir. Bu kişi genel kurul kararı ile atanmışsa, görevden alma ve yetkilerini sınırlandırmak için genel kurul gecikmeksizin toplantıya çağrılır." şeklinde düzenlemelerin bulunduğu bu hali ile dava dışı...' nin davacı şirketi temsile yetkili olduğuna ilişkin alınmış bir karar veya vekaletin de dosyada bulunmadığı görülmekle, bononun keşide edildiği tarih itibari ile davacı şirketi temsile yetkili kişinin imzasının bonoda yer almadığı, kambiyo senetlerinden olan bono sebebiyle keşidecinin sorumluluğuna gidilebilmesi için bu kişi ve/veya tüzel kişinin imzalarının kendilerinden sadır olması zorunlu olup, dava dosyasındaki uyuşmazlığa konu takip dayanağı bonoda davacı şirket temsilcisinin imzasının sahte olduğu mahkememizce aldırılan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporu ile sabit olup, HMK' nın 209/2. maddesi uyarınca da resmi senetlerdeki yazı veya imza inkar edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararı ile sabit olursa bu senet herhangi bir işleme esas alınmayacağından davanın kabulüne, bonolarda davalı lehtar davacı keşideci konumunda bulunduğundan davalı aleyhine takip konusu alacak üzerinden (İİK 72/5 son cümle) tazminata hükmedilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
1.Davanın KABULÜ ile; davacının İzmir... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine,
2.25.582,53 TL üzerinden %20 tazminat olan 5.116,50.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Alınması gereken 1.747,54 TL karar ve ilam harcının yatan 436,89 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 1.310,65 TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4.Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 436,89 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı, 320,00 TL posta ve diğer giderler, 3.250,00 TL ATK fatura bedeli olmak üzere toplam 4.066,19 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6.Davalı tarafından yapılan ve harcanan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
7.Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yokluğunda, davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/10/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)