Aramaya Dön

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/365
Karar No
K. 2023/1028
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/365 Esas
KARAR NO: 2023/1028
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili)
DAVA TARİHİ: 15/04/2022
KARAR TARİHİ: 14/11/2023
K.YAZIM TARİHİ: 30/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin yetkilisi olduğunu, davalı ile aralarında yapılan ticari mal alışverişi neticesinde doğan 42.915,09 TL alacağın tahsili için 25.03.2019 tarihinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlandığını, müvekkiline olan borcundan dolayı başlatılmış ilamsız icra takibine davalının haksız yere itiraz ederek icra takibinin durdurduğunu, müvekkilinin davalı ile arasındaki alacak borç ilişkisine ait tutmuş olduğu ticari defter kayıtları ve sevk irsaliyeli fatura da incelendiğinde davalının itirazının haksızlığının meydana çıkacağını, bu nedenle itirazın iptaline ve başlatılan ilamsız icra takibinin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili arasında 2001 tarihinden itibaren ticari ilişki mevcut olduğunu, Bu ticari ilişki çerçevesi içinde müvekkilinin faturaya konu tarihe kadar tüm aldığı malların bedelini süresinde eksiksiz bir şekilde ödediğini, Taraflar arasında bu nedenle ticari hayata yönelik güven ilişkisi doğduğunu mal ve para alış-verişine dair herhangi bir sıkıntı yaşamadıklarını, Davaya konu olaya yönelik olarak ise taraflar arasında perakende satışına konu kot pantolonu alım satım işlemi gerçekleştiğini ancak o tarihten sonra müvekkilinin işlerinin kötüye giderek borcunu ödeyemez hale geldiğini, Davacıya karşı mahcup duruma düşen müvekkilinin borcunu ödeyememesi üzerine davacı ile görüşerek almış olduğu malları iade almasını ve bu sebeple aralarındaki borç ilişkisini bitirmek istediğini dile getirdiğini,

Davacı tarafta müvekkiline olan ticari münasebeti sebebiyle bu teklifi kabul ettiğini, uyuşmazlığı sulh yolu ile Çözümlediklerini, müvekkilinin almış olduğu eşyaları davacıya iade etmesine karşın herhangi bir şekilde iade faturası düzenlenmediğini faturanın müvekkiline ibrazından itibaren itiraz veya iade süresi olan 8 günlük sürenin üzerine bir müddet geçmesi nedeni ile iade faturası düzenlenemediğini, Müvekkilinin de davacı ile olan yıllardır süre gelen güven ilişkisinden dolayı malların iade olarak teslim edildiğine dair herhangi bir yazılı belge almadığını, aradan yıllar geçtikten sonra davacı taraf haksız ve kötü niyetli olarak işbu davaya konu icra takibi ve dava ile müvekkilden haksız kazanç sağlama çabası içerisine girdiğini, aradan uzun bir zaman geçmiş olması nedeniyle dava konusu faturanın da tam olarak incelenemediğini, bu borçla alakalı olmayan ödenen faturalardan bir tanesi olma ihtimalinin yüksek olduğunu bu nedenle davanın reddi ile takibin haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE:

Dosyamız arasına celp edilen Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklının 23.000,00 TL çeke dayalı asıl alacak, 19.915,09 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 42.915,09 TL üzerinden borçlu aleyhine iki adet çek alacağı dayanak gösterilmek suretiyle ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 12/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından süresi içerisinde 15/04/2019 tarihinde borca ve ferilerine itiraz edildiği görüldü. Huzurda görülen dava itirazın iptali davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.

Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.

TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

HMK'nın 2. maddesine göre; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir."

Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı hakkında zamanaşımına uğramış bono nedeniyle başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine huzurda görülen itirazın iptali davası açılmıştır. Huzurda görülen davanın mutlak ticari davalardan olmaması nedeni ile tarafların tacir olup olmadığı mahkememizce araştırılmıştır. Yapılan araştırma neticesinde davacı ve davalının çeklerin keşide tarihi ile dava tarihi itibariyle tacir olmadığı anlaşılmıştır.

Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup davacının vergi mükellefiyetinin bulunmaması nedeni ile davalının da ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi nedeniyle tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamıştır. Dosyaya ibraz edilen 01/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda davacı gerçek kişinin şahsi vergi mükellefiyeti olmaması nedeni ile davacının yetkilisi olduğu dava dışı şirketin ticari defterleri incelenmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişkinin bulunmadığı tespit edilmiş olup taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişkinin bulunmaması, uyuşmazlığın kaynağının zamanaşımına uğramış bono olması sebebiyle ilamsız icra takibine dayanması, zamanaşımına uğrayan bonoların kambiyo senedi niteliğinde olmayıp, yazılı delil başlangıcı sayılması (HGK'nın 09/11/2016 tarih, 2014/19-1241 Esas ve 2016/1033 Karar sayılı ilâmı), tarafların tacir olmaması nedeni ile ticari dava niteliğinde bulunmayan uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. (Aynı yönde karar için bknz: İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi'nin Esas No: 2021/1920, Karar No: 2022/529 sayılı kararı) Açıklanan nedenlerle HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,

2.6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,

3.HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE,

4.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA,

5.Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,

Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/11/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog