10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2023/681
- Karar No
- 2024/7
- Karar Tarihi
- 10.01.2024
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- KABULÜNE
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----- ile müvekkili arasında----İş Mahkemesi ----Esas sayılı dosyasında görülen Tespit (Sosyal Güvenlik Hukuku İle İlgili Tespit Davaları) davasında ilgili şirketin ihyası için dava açılmasına süre verilmesi kararı verildiğini, ekli---- ilanları nazara alındığında----2015 yılında münfesih olduğu görülmekle beraber ... tarafından ekli belgeye nazaran ticaret sicilinden silindiği, ilgili münfesih hali açılan tespit davasında taraf teşkilini engeller mahiyette olduğu, ---- ihyasına karar verilerek tescilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 6102 Sayılı TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığı, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün re’sen terkin işleminin, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığı, bu nedenle müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağı, davacının bu yönde bir talebinin bulunmaması da gözetilerek müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilemesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicil Memurluğu'nca gayri faal olması sebebiyle re'sen terkin edilen şirketin faal olduğunun tespiti ile ihyası istemidir.-----Ticaret Sicil Müdürlüğünün 12/10/2023 günlü cevabi yazısıyla ihyası talep edilen şirketin son tescilini 18/02/2015 tarihinde yaptırdığı, 6102 sayılı Türk Ticaret kanunun geçici 7. Maddesi uyarınca 18/02/2015 tarihinde resen terkin edildiği bildirilmiştir.----.İş Mahkemesinin -----Esas sayılı dosyasının 20/09/2023 tarihli duruşmasında, davacı tarafa şirketin ihyası davası açmak üzere yetki ve süre verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Davacının iş bu davada davacı olduğu, ihyası istenen şirketin dahili davalı olduğu, davanın konusunun hizmet tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. İlgili dosya UYAP sisteminden celp edilerek incelenmiştir. 6102 Sayılı TTK'nın 26/06/2012 tarih ve 6335 sayılı yasanın 38. maddesi ile değişik geçici 7. maddesinde bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 yıl içinde kanunda yazılı halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiş bulunmaktadır.Aynı maddenin 15. Fıkrasında " Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." düzenlemesi getirilmiş, Aynı maddenin 2. Fıkrasında Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket hakkında bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.Yapılan incelemede ihyası istenen şirketin 18.02.2015 tarihinde TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca sicilden terkin edildiği anlaşılmıştır. İhyası istenen şirket hakkında derdest dava bulunmakta olup -----.İş Mahkemesinin ----- Esasında kayıtlıdır.
Yapılan yargılamaya göre, ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirket hakkında ihyası talep edilen şirketin taraf olduğu derdest dava bulunduğu, dolayısıyla faal olduğu, ancak bildirimle yapılan ilana rağmen Ticaret Sicil Müdürlüğünce başvurusu bulunmadığından tebligat ve ilan prosedüründen sonra tasfiye edilmeksizin resen terkin edildiği anlaşılmıştır. Derdest olan davanın sonucuna göre şirketin borcu ortaya çıkabileceği, tasfiyenin şirketin tüm borç ve alacakları tasfiye olunmaksızın tamamlanamayacağı, ticaret sicilinden terkin olunamayacağı sonucuna varıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.-----Bölge Adliye mahkemesi istinaf dairelerinden bazılarının son dönemlerde TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca sicilden terkinine karar verilen şirketlerin devam eden dava/icra takibi nedeni ile ihyası istemli dosyalarda 2021 yılında çıkan bir HGK kararı gereği tasfiye memuru atanması gerektiğini belirttikleri görülmüştür. Ancak konuya dair Yargıtay kararları tekrar detaylı şekilde incelenmiş Yargıtay ------Hukuk dairesinin ticaret sicilinden TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca terkin edilen şirketlerin devam eden dava/icra takipleri nedeni ile ihyası istemli davalarda tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığına dair verilen yerel mahkeme ve istinaf dairesi kararlarını onadığı, tasfiye memuru atanması gerektiği yolundaki temyiz istemlerini red ettiği görülmüştür.En güncel kararlar bu yöndedir. ( Bkz. Yargıtay ---- HD. -----Sayılı ilamları )İhyası istenen şirketin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde " adresinin tespit edilememesi " nedenine dayalı olarak terkinine karar verildiği görülmüştür. ----BAM---- HD. ----- Sayılı ilamında "....şirketin terkin sebebinin kanunda düzenlenmeyen bir hal olan "adresin tesbit edilememesi" olduğuna göre tasfiye memuru atanmasına gerek bulunmadığı sonucuna varılmaktadır..." belirtmiştir. ---- BAM ----HD----- Sayılı ilamında "...Açıklanan nedenlerle, ihyası istenilen şirket hakkında başkaca münfesihlik sebebi ileri sürülmediği, "terkin sebebinin "adreste tesbit edilmeme" olduğu , kanunda öngörülmeyen bir sebeble terkin yapıldığı anlaşılan münfesih olmayan şirkete tasfiye memuru atanması söz konusu olmayacağı gözetildiğinde davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir..." belirtmiştir.----- BAM -----. HD.-----Esas , -----Karar sayılı ilamında "....İhyası talep edilen her iki şirketin de terkin tarihinde tasfiye halinde olmadıkları, ayrıca terkin sebebinin adresin tespit edilememesi olduğu, bu nedenle münfesih de sayılamayacakları anlaşılmakla, ihya talebi kabul edilen şirketler için tasfiye memuru atanmasına gerek görülmemiştir..." belirtmiştir.---- BAM ----. HD. ----Esas,----- Karar sayılı ilamında "....Davaya konu şirket TTK geçici 7. Maddesine göre resen ticaret sicilden silindiğinden ve tasfiye olmadığından, TTK geçici 7. Madde ile terkin edilen şirketin ihya edilmesi durumunda şirkete tasfiye memuru atanmasına gerek bulunmamaktadır.
Davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir." belirtmiştir.----BAM---- HD. ----- Sayılı ilamında "...Ayrıca şirket, TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca terkin tasfiyesiz edilmiş olmakla; buna rağmen ilk derece mahkemesince tasfiye memuru atanması hukuka aykırı olduğundan kararın buna ilişkin kısmının da HMK'nın 33 ve 355. maddeleri uyarınca resen düzeltilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, karradaki tasfiye memuru atanmasına dair kısım çıkarılmıştır." belirtmiştir.
Netice itibarı ile şirketin TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca sicilden terkin edildiği, tasfiye edilmeksizin sicilden terkin edilen bir şirketin ihyası istemli davada tasfiye memuru atanmasına imkan olmadığı, keza şirketin terkin nedenine dayalı olarak da spesifik araştırma yapıldığı ve tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığına dair kararların yukarıda alıntılandığı, münfesih olmayan bir şirkete tasfiye memuru atanamayacağı sonucuna varılmış, İhyası istenen şirket 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca sicilden tasfiye edilmeksizin terkin edildiğinden şirkete tasfiye memuru atanmamıştır.Keza davalının cevap dilekçesinde de belirttiği üzere derdest bir dava yokken yapılan terkin işlemi söz konusu olduğundan ve davacı yanca terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir iddia ileri sürülmediğinden yasal hasım konumundaki davalı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. ( Bkz. Yargıtay ----- Hukuk Dairesinin 23.01.2017 tarihli, ---- sayılı ilâmı----- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve ----- sayılı ilâmı,Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin 14.10.2020 tarihli, ---- sayılı ilâmı-----Bölge Adliye Mahkemesi ----Hukuk Dairesinin 23.09.2021 tarihli ve ------sayılı ilâmları. ) Keza zaten davacı yan da karar celsesi olan 10.01.2024 tarihli celsede davalıdan vekalet ücreti talebi olmadığını belirtmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin değerlendirilmesine göre, davanın kabulüne, davalı ... Sicil Müdürlüğü yasal hasım olması, davacının talebinin olmaması ve yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.DAVANIN KABULÜNE, ----Ticaret Sicil müdürlüğünün----- sicil numarasına kayıtlı bulunup 18.02.2015 tarihinde 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi gereğince re'sen sicilden terkin edilen----ŞİRKETİ'nin 6102 Sayılı TTK 547 maddesi gereğince -----. İş mahkemesinin------ Esas sayılı dava dosyası ile sınırlı olmak üzere, terkin edilen şirket hakkındaki derdest olan davanın yürütülmesi, sonuçlanması ve infazı bakımından sicilden terkinine ilişkin kararın kaldırılmak suretiyle İHYASINA, ----- Ticaret Sicil Müdürlüğüne yeniden TESCİLİNE,
2.Kararın-----gazetesinde ilan edilmesine,
3.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu harcın peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 157,70 TL harcın davacıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydedilmesine
4.Yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5.6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya veya ahzu kabza yetkili vekiline iadesine,
6.Davalı yasal hasım olduğundan, davacının talebi olmadığından ve gerekçede açıklanan nedenlerden ötürü davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle,-----Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.