Esas No
E. 2021/1367
Karar No
K. 2023/2031
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1367

KARAR NO: 2023/2031

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARI VEREN

MAHKEME : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİH : 21/03/2017

DOSYA NUMARASI : 2015/247 Esas - 2017/206 Karar

DAVA: Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 21/12/2023

İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... ile davalı "... Bankası A.Ş" arasında "genel kredi sözleşmesi" düzenlendiğini, bu sözleşmeye göre:Vekileden " ... Limited Şirketi" ile dava dışı-"... Tic. Ltd. Şti"-"... Tic Ltd. Şti" nin "Müşterek borçlu ve müteselsil kefil" ... ipotek veren olduğunu, sözleşme uyarınca kredi açıldığını,açılan kredi dosyasından "... Bankası A.Ş"ye 06.03.2006 T. ... no.lu 150.000.00 TL. bedelli "Kesin Teminat Mektubu" verildiğini, dava dışı "..." ile davalı arasında düzenlendiği beyan edilen "Genel Kredi Sözleşmesi"nde vekileden "... Limited Şirketi"nin "müşterek borçlu ve müşterek kefil" sıfatıyla sorumlu olup olmadığının tespitine,fazlaya ilişkin istem haklarının saklı kalmak kaydı ile davalının haksız işlemlerinden dolayı vekildenin uğradığı 10.000.00 TL zarar ziyanın 24.11.2009 tarihinden geçerli avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ... ile yapılan Genel Kredi Sözleşmesinde müşterek borçlu-müteselsil kefilliği bulunduğunu, kullanıldığı iddia edilen kredi nedeniyle yapılan ödeme makbuzlarında, kredi taleplerinde virmanlarda imzasının bulunmadığını, müvekkil banka tarafından yapılan icra takibi nedeniyle tüm kredilerinin bulunmadığını, müvekkil banka tarafından yapılan icra takibi nedeniyle tüm kredilerinin dondurulduğunu, teminat mektuplarının paraya çevrildiğini, maliki bulunduğu taşınmazların satışa çıkarıldığını ticari itibar kaybından, taşınmazların cebri icra yolu ile satılmasından ve ihalelere girip iş alamamasından doğan zararlarını talep ettiğini, davacı tarafından müvekkili banka aleyhine açılan davanın bankacılık uygulamalarına ve taraflar arasındaki sözleşmelere aykırı olması sebebiyle hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve kötü niyetli iş bu davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 21/03/2017 tarih ve 2015/247 Esas - 2017/206 Karar sayılı kararı ile; " Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden davacı şirkete ait kayıtlar getirtilmiş, davalı banka kayıtları ve özellikle dava konusu Genel Kredi Sözleşmesinin aslı celp edilmiş ve kasaya alınmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gönderilen kayıtlarda ve özellikle 07/04/2003 tarihli ilanda " ... 'ın şirket kaşesi altında atacağı münferit imza ile şirketi temsil ve ilzam etmesine 5 yıl süre ile atanmasına keyfiyetin tescil ve ilanına oybirliği ile karar verildi " şeklinde kararın mevcut olduğu anlaşılmıştır. İstanbul ATK 23.6.2016 tarihli ön raporunda inceleme konusu sözleşme 2006 yılı olduğu için bu yıla yakın veya öncesindeki belgelerdeki imza örneklerinin toplanması ve ... Tic. Ltd. Şti'nin 6.3.2006 tarihinde imza atmaya yetkili şahısların noterden onaylı yetki belgelerinin temin edilmesini talep ettiği anlaşılmakta 2006 ve öncesine ait ... ait imza örnekleri toplanmış, 22.09.2003 tarihli imza sürküleri 6.3.2003 tarihli ortaklar kurulu kararı dosya kapsamına alınmış, bu belgeler ışığında İstanbul ATK 20.09.2016 tarihli raporunda inceleme konusu Genel Kredi Sözleşmesindeki özellikle müşterek borçlu müteselsil kefil bölümündeki imzaların ... eli ürünü olduğunu beyan etmişlerdir. Açılan Dava davacı şirketin 6.3.2006 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında müşterek borçlu - müteselsil kefil olarak sorumlu olmadığının tespiti ile davalı bankacının işlemlerinden dolayı zararın tazmini istemini içeren Menfi Tespit ve Tazminat davasıdır. Öncelikle irdelenmesi gereken uyuşmazlık 6.3.2006 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında davacı şirketin borçlu veya kefil sıfatı taşıyıp taşımadığı hususudur. 6.3. 2006 tarihli GKS ... ile davalı banka arasında imzalanmış olup ...Tic Ltd Şti müşterek borçlu-müteselsil kefil bölümünde sözleşmeyi kaşeleyip imzalamıştır. Dava dışı ... 6.3.2003 tarihli ortaklar kurulu kararı ve 7.4.2003 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'ndeki ilanla 5 yıllığına şirket kaşesi altında münferiden imza ile Şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmış ve bu hususta imza sürkileri düzenlemiştir. 20.9.2016 tarihli ATK raporuna göre GKS'yi davacı şirket adına imzalayan kişinin ve imzaların sahibinin ...olduğu ispatlanmış durumdadır. Buna göre 6.3.2006 tarihli GKS'nde ... Tic. Ltd. Şti müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatına haiz olup sözleşmeden kaynaklı borçlardan kefil olarak sorumluluğu vardır. Bu nedenle müteselsil kefil olan davacının, davalı bankadan tazminat talep etme hakkı bulunmamakta olup davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile; " DAVANIN REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dosyasında hatalı bir şekilde davanın reddine karar verilmiş olup kararın kendilerine tebliğ edildiğini, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurduklarını, Öncelikle her ne kadar mahkeme gerekçeli kararda "dava dışı ... 06.03.2003 tarihli ortaklar kurulu kararı ve 07.04.2003 tarihli tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'ndeki ilanla 5 yıllığına şirket kaşesi altında münferiden imza ile Şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmış ve bu hususta imza sürkileri düzenlemiştir. 20.9.2016 tarihli ATK raporuna göre GKS'yi davacı şirket adına imzalayan kişinin ve imzaların sahibinin ... olduğu ispatlanmış durumdadır. Buna göre 6.3.2006 tarihli GKS'nde ...Tic. Ltd.Şti müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatına haiz olup sözleşmeden kaynaklı borçlardan kefil olarak sorumluluğu vardır." demişse de dosyaya sunmuş oldukları delil niteliğindeki müvekkil ...'a ait imza sirkülerinde görüleceği üzere ilk derece mahkemesinin her ne kadar kabul etmiş olduğu 06.03.2003 tarihli ortaklar kurulu kararındaki müvekkil ... ait olduğu iddia edilen imzanın aynı imza olmadığını, dolayısıyla ortaklar kurulu kararının sahte bir şekilde düzenlenmiş olduğunu, buna istinaden yapmış oldukları grafolojik tetkik taleplerinin reddedilmiş olmasının dava gidişatını etkilemiş olduğunu, ... GKS altındaki imzasının kendisine ait olabileceğini, ancak ... şirkete temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atanmadığını, müdür atama ile ilgili kararın sahte olduğunu, ilk derece mahkemesinin bu hususu göz ardı ederek hatalı bir karar verdiği kanaatinde olduklarını, Yinelemek gerekirse inceleme taleplerinin reddi kararının yerinde olmadığını,

İlk derece Mahkemesinde yukarıda yazılı esas numarası ile görülmüş olan davanın 15.11.2016 tarihli celsesinde verilen 1 no.lu ara kararda; "Davalı vekilinin muvafakatinin olmaması ve ayrıca ortaklar kurulu kararının sahteliği davasının yeni bir davanın konusu olacağı göz önüne alınarak.." gerekçesi ile grafolojik tetkik taleplerinin reddedildiğini, Oysa sunmuş oldukları 15.11.2016 tarihli dilekçe ile davaya konu olayda müvekkil şirketin ... tarafından temsile gerçekten yetkili olup olmadığının tespiti ve müvekkil şirket ile davalı banka arasında hiçbir ilişki bulunmadığının ispatı, talep ettikleri grafolojik inceleme ile mümkün olacağından iddianın genişletilmesi gibi bir durumdan söz edilemeyeceğini, bu hususuun dikkate alınmadığını, Sunmuş oldukları 16.02.2015 dava dilekçelerinin "Son İstem" başlıklı kısmının (a) bendinde; "Dava dışı ... ile davalı arasında düzenlendiği beyan edilen Genel kredi sözleşmesinde vekil edenimiz ... Ltd. Şti.'nin müşterek borçlu ve müşterek kefil sıfatıyla sorumlu olup olmadığının tespitine karar verilmesini" talep ettiklerini, bunun yanında yine dava dilekçesinin 4. Maddesinin son cümlesinde; "yargılama sırasında davalıdan var olduğu iddia edilen sözleşme asılları celbedilip imza incelemesi yapıldığında beyanlarımızın doğru olduğu anlaşılacaktır" ifadelerinin yer almakta olduğunu, tetkik talepleri ile bu hususların tespiti sağlanabileceğinden ötürü iddianın genişletileceği ve talep sonucunun ayrı bir davanın konusu olacağı yönünde hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, zaten dava dilekçelerinde beyan ve talep ettikleri hususların tespiti için uygulanabilecek grafolojik tetkik taleplerinin açıklanan nedenlerden ötürü reddini haksız bulduklarını, Dava dilekçesinden alıntı yapılan kısımların tam da talepleri ile ilgili olup, açıklanan nedenler uyarınca taleplerinin kabulü gerekirken reddedilmesinin isabetsiz olduğunu, Bu durumda eksik inceleme ile verilen ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, bilahare yukarıdaki grafolojik inceleme taleplerini yineleyerek bankadan, ... ile banka arasında imzalandığı iddia olunan GKS sözleşmesinin aslının celbedilmesini, yine bankadan kredinin kime kullandırıldığını, kime ödendiğini, hesaptan paranın nereye gitmiş olduğunun izahı, hesap hareketleri ile kredi kullanma talimatları, virman talimatları ile para çekildi ya da aktarıldı ise bunların belgeleri ile dekontlarının asıllarının getirtilmesini ve incelemeye esas olacak şekilde kasaya alınmasını, ardından belge asılları geldikten sonra sunacakları mukayeseye esas belgeler ile ortaklar kururu kararı ve GKS sözleşmesindeki yazı ve imzaların karşılaştırılarak rapor alınmasını talep ettiklerini, çünkü müvekkilin davalı banka ile hiçbir zaman çalışmadığını, bankaya dahi gitmediğini ve hiçbir şekilde müvekkil tarafından davalı banka aranarak telefon görüşmesi dahi yapmadığını, İstinaf incelemesi aşamasında ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını ve anılan ortaklar kurulu kararının iptali için açmış oldukları davanın bekletici mesele yapılmasının da mümkün olduğunu, Müvekkilin, ... sahte imzalar ile müdür olarak atandığı iddia edilen 24 numaralı Ortaklar Kurulu Kararının iptali için dava açtığını, bu davanın İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi' nde 2021/69 esas sayılı dosyası derdest olduğunu, bu davanın sonucunun işbu davayı direkt ilgilendirmekte olduğunu, bu nedenle ortaklar kurulu kararının iptali için açtıkları davanın bekletici mesele yapılmasını da talep ettiklerini, 24 numaralı ortaklar kurulu kararının altındaki imzaların sahte olduğu hususunun uzman raporu ile sabit olduğunu, Kendileri tarafından 24 numaralı ortaklar kurulu kararının altındaki imzalar konusunda grafolojik inceleme yaptırıldığını ve imzanın müvekkil şirketin yöneticisi ve ortağı ... ait olmadığının tespit edildiğini işbu raporun ekte olduğunu, Kredi tutarının hiçbir zaman müvekkil şirketin hesabına yatmadığını, Dava konusu kredinin, bankacılık usulleri izlenerek tanımlanmadığını ve verilen kredinin müvekkil şirkete intikal etmediğini, bu açıdan kredinin nereye aktarıldığına dair banka hareketleri ve bu konudaki tüm bilgi ve belgelerin getirtilmesinin de maddi vakıanın tam olarak aydınlanması açısından önem arz etmekte olduğunu beyanla; Açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; - İstinaf başvurularının kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ... Bankası A.Ş'den GKS sözleşmesinin aslının celbine ve delil olarak ilk derece mahkemesine sunulmuş olan imza örnekleri ile karşılaştırılmasına ve grafolojik inceleme yapılmasına, mahkemeden kredinin nasıl kullanıldığına, kime aktarıldığına dair tüm belgelerin, talimat, makbuz, virman talimatı vs ne varsa celp edilmesini, tüm delillerin toplanmasından sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, davanın kabulüne ve muhakeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava dışı ... ile davalı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak genel kredi sözleşmesine konu borçtan sorumlu olup olmadığının tespiti ve sorumlu olmadığının tespiti halinde davacının uğradığı iddia edilen maddi tazminatın davalıdan tahsili talebine ilişkindir.

Davacı vekili, dava dışı ... ile davalı banka arasında akdedilen 06/03/2006 tarihli genel kredi sözleşmesinde davacı şirketin müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak gösterildiğini, ancak genel kredi sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesi kapsamında yapılan işlemlerde şirketin imzasının bulunmadığını, imza incelemesi yapılmak suretiyle genel kredi sözleşmesinden davacının sorumlu olup olmadığının tespiti ve sorumlu olması halinde davalı tarafından yapılan işlemler sebebiyle uğranılan maddi zararın tazminine ve davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir,

Davalı vekili, dava dışı ... ile davalı banka arasında akdedilen 06/03/2006 tarihli 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında davacının müşterek ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirtilen dosyaların ve takiplerin tarafı olmadığını ve zarar iddiasının ispat edemediğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında; dava dışı ... ile davalı banka arasında 06/03/2006 tarihli 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiğine, genel kredi sözleşmesinde davacının müşterek ve müteselsil kefil olarak gösterildiğine dair ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf davacı şirket kaşesi üzerine imza atan ... imzalarının bu şahsa ait olup olmadığı, ...'ın sözleşme tarihinde şirketi temsile yetkili olup olmadığı hususundadır. Davacının müşterek ve müteselsil kefil olarak gösterildiği dava dışı ... ile davalı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşme tarihi 06/03/2006 olması sebebiyle somut uyuşmazlığa sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 483 ve devamı maddeleri uygulanacaktır. 818 Sayılı BK'nun 484 maddesine göre kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iraesine mütevakkıftır. Somut uyuşmazlığa konu kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılması ve davacı kefilin sorumlu olduğu miktarın belirtilmesi sebebiyle kanunda belirtilen şekil şartlarına uygun olarak yapılmıştır.

Davacı vekili ilk önce dava dilekçesinde genel kredi sözleşmesinin müşterek ve müteselsil kefil olarak şirketi temsilen hiç bir imzanın atılmadığını iddia etmiş, daha sonra imzanın şirketi temsilen ... tarafından atılıp atılmadığının bilinmediği, bu şahıs tarafından atılmış ise ... şirketi temsil ve bağlayıcı imza yetkisinin olmadığını iddia etmiştir. Mahkemece davacı şirketi temsile yetkili müdürlerin tespiti için ticaret sicil kayıtları celbedilmiş, celbedilen ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; 09/09/2003 tarihli ticaret sicil gazetesinde davacı şirkete ... teknik müdür olarak atandığı 17/02/2003 tarihli ortaklar kurulu kararı yayımlanmış, yine 07/04/2003 tarihli ticaret sicil gazetesinde davacı şirkete ...'ın 5 yıl süre ile şirket müdürü olarak şirket kaşesi altına atacağı münferit imza ile şirketi temsil ve ilzam etmesine ilişkin 06/03/2003 tarihli ortaklar kurulu kararı yayımlanmıştır. Mahkemece genel kredi sözleşmesinde davacı kaşesi üzerine atılan imzanın ticaret sicil kayıtlarına göre müdür olarak gözüken ... ait olup olmadığına ilişkin imza incelemesi yaptırılmış, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 20/09/2016 tarihli raporu ile imzaların şirket müdürü olan ...'a ait olduğu tespit edilmiştir.

Davacı vekili tarafından genel kredi sözleşmesinde davacıya atfen atılan imzanın şirket müdürü ...'a ait olduğunun tespit edilmesi üzerine bu kez bu kişinin şirket müdürü olarak atandığı 06/03/2003 tarihli ortaklar kurulu kararındaki imzanın ortak ... ait olmadığı ve ortaklar kurulu kararının sahte olduğu iddia edilmiştir.

Davacı vekili tarafından cevaba cevap dilekçesi adı altında verilen dilekçede ... 17/02/2003 tarihli ve 06/03/2003 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket teknik müdür olarak atandığı ve 5 yıl süre ile şirketi temsil ve ilzam yetkisinin verildiği kabul edilmiş, kararlar dilekçe ekinde sunulmuş, 06/03/2003 tarihli ortaklar kurulu kararındaki ...'ın imzası inkar edilmemiş ve sahteliği ileri sürülmemiştir. Yine aynı dilekçede ... usulsüz işlemler yaptığı iddiası ile 12/04/2000 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket müdürü seçilen ve 21/04/2005 tarihli karar ile süresi uzatılan ... İstanbul .... Noterliği'nin 19/09/2003 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini beyan etmiştir. Dilekçe ekinde sunulan söz konusu ihtarname içeriği incelendiğinde şirketi temsilen ... hitaben 06/03/2003 tarih ve 24 sayılı karar gereği müdür olarak görev yaptığının, bu müdürlük görevinin sonlanması için yasal işlemlerin yapılacağı, şirket adına işlem yapılmaması ve ihtarnamede belirtilen hususların yerine getirilmesi ihtar edilmiştir. Ancak söz konusu ihtarnameden sonra ... müdürlük görevinin sona erdirilmesine ilişkin şirket tarafından herhangi bir karar alınmamış ve tescil ve ilan ettirilmemiştir. ...'ın müdürlük görev süresinin uzatılmasına ilişkin 21/04/2005 tarihli karar ile de ... görevinden alındığına ilişkin bir karar verilmemiş, tescil ve ilan ettirilmemiştir. Bizzat ... tarafından gönderilen ihtarnamede ... hitaben 06/03/2003 tarih ve 24 sayılı karar gereği müdür olarak görev yaptığının kabul edildiği, söz konusu karar altındaki imzanın inkar edilmediği, kararın sahteliğinin iddia edilmediği görülmüştür. Davacı şirket ve ortağı ... tarafından 06/03/2003 tarihli ortaklar kurulu kararının sahteliği, bu karar tarihinden itibaren, dava konusu genel kredi sözleşmesi imzalanması sırasında ve sonrasında, genel kredi sözleşmesinin akdedilmesinden sonra tahsil edilmesine kadar yapılan icra takipleri ve açılan davalar sırasında, iş bu davada dava dilekçesinde ileri sürülmemiş, ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğuna ilişkin dava açılmamış, Mahkemece imza incelemesine ilişkin alınan Adli Tıp Kurumu raporundan sonra ileri sürülmüştür. Söz konusu iddia, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olması sebebiyle ve davalı tarafından açıkça muvafakat edilmemesi sebebiyle Mahkemece dikkate alınmamıştır. Mahkemece davanın reddine karar verildikten yaklaşık dört yıl sonra ... tarafından davacı şirket aleyhine 29/01/2021 tarihinde 06/03/2003 tarih ve 24 sayılı ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespiti için İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/69 esas ve 2023/392 karar sayılı dosyasında dava açılmıştır. Dairemizce söz konusu dosyanın incelenmesi için uyap üzerinden inceleme talebi gönderilmiş, dosyanın uyaptan yapılan incelenmesinde 06/03/2003 tarih ve 24 sayılı ortaklar kurulu kararında ...'a atfen atılan imzaların bu şahsa ait olup olmadığına ilişkin imza incelemesi yaptırılmış ve imzanın bu şahsa ait olmadığının tespit edilmesi üzerine 18/05/2023 tarihinde davanın kabulüne, 06/03/2003 tarih ve 24 sayılı ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine ve iptaline karar verilmiştir. Mahkemece gerekçeli karar taraflara tebliğ edilmiş, ancak henüz kesinleşme şerhi düzenlenmemiştir. Mahkeme kararında ...'ın yukarıda belirtilen belgelerde söz konusu ortaklar kurulu kararını kabul etmesine rağmen imza inkarında ve sahtecilik iddiasında bulunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu hususu değerlendirilmemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davacı şirket tarafından cevaba cevap dilekçesinde ve ... tarafından gönderilen ihtarnamede kabul edilmesine, Adli Tıp Raporu düzenlenmesine kadar ileri sürülmeyen ve karar tarihinden yaklaşık on üç yıl sonra 06/03/2003 tarih ve 24 sayılı ortaklar kurulu kararının sahteliğinin ileri sürülmesi TMK'nın 2. Maddesine göre dürüstlük kuralına aykırıdır. Bunun yanında İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/69 esas ve 2023/392 karar sayılı ilamı ile ...'ın müdür seçilmesine ilişkin 06/03/2003 tarih ve 24 sayılı ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespiti ve iptaline karar verilmesi TMK'nın 3. maddesine göre iyi niyetli üçüncü kişilerin bu karara dayalı olarak kazandığı hakları etkilemez. Davalı banka davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür ile kefalet sözleşmesini akdetmiş ve basiretli bir tacir olarak üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiştir. Davalı bankanın ortaklar kurulu kararının sahte olduğunu bildiğine ve kötü niyetli olduğuna ilişkin davacı tarafından geçerli ve kesin bir delil dosyaya sunulmadığı gibi, bankanın gerekli özeni göstermesi halinde dahi davacı tarafından kabul edilen ortaklar kurulu kararının sahteliğini bilmesi beklenemez. Bu sebeple ortaklar kurulu kararının sahteliği ve bu yönde verilmiş Mahkeme kararı davalı bankaya karşı ileri sürülemez. Dava konusu genel kredi sözleşmesine ilişkin davacının kefalet sözleşmesi şekil şartlarına uygun olarak yapıldığından ve davacı şirketin yetkili müdürü tarafından imzalandığından genel kredi sözleşmesi kapsamında davacı şirket müşterek ve müteselsil kefil olarak sorumludur ve bu sebeple de davalıdan tazminat talep etmesi mümkün değildir. Bu hususlar dikkate alınarak Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde, karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 21/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog