40. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2023/909
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 20/12/2022
NUMARASI: 2016/1256 Esas- 2022/949 Karar
DAVANIN KONUSU: Maddi manevi tazminat
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'un kullanmakta olduğu ... plaka sayılı tır aracın davalı ... Sigorta Şirketinin sigortacısı ... plaka sayılı araç ile çekmeleri sonucunda araç çeki demirinin kopması sebebiyle ... plaka sayılı müvekkili ...’ in aracına çarptığını, davalıların %100 kusurlu olarak iş bu kazaya sebebiyet verdiğini, kazaya sebebiyet veren ve davalıların idarelerindeki araçların davalı ... Turz. ve Tar. Ürün Paz. İth. İhr. Lt. Şti. adına kayıtlı olduğunu, şimdilik 16.000 TL maddi tazminatın davalılardan kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (sigorta şirketi teminat limiti dahilinde) müvekkilinin uzun bir süre çalışamadığı için uğramış olduğu zararları için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalı ..., ..., ... Tar. Ürün Paz. İth. İhr. Lt. Şti.(işleten-araç malikleri) müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin uğramış manevi zararları için 70.000 TL manevi zararımızın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan (sigorta şirketi hariç) tahsilini ve ... plaka sayılı aracın kaydına tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından sigortalı olduğunu, talep edilen tedavi gideri yönünden müvekkil şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafın, davacının zararının SGK tarafından karşılanma ihtimali de mevcut olduğunu, davanın SGK'ye da ihbar edilmesini talep ettiklerini beyan ederek davanın esasına girildiği takdirde, davaya konu talep ile ilgili müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmaması, talebin teminat dışında kalması sebebiyle davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; davanın maddi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile 8.567,92 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.500 TL tedavi gideri ile 80.510,58 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 90.578,50 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 25/11/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... Tar.Ürün Paz.İth.İhr.Ltd. Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile birlikte davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davanın davalı ... Sigorta Şirketi yönünden reddine, davanın manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... Tar.Ürün Paz.İth.İhr.Ltd. Şirketi'nden tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, müvekkilinin kusurlu olan davalılardan hiçbir destek görmediğini, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının son derece düşük kaldığını, somut olayda müvekkilin halen iyileşmemiş olduğu ve 2 sene boyunca çalışmayıp maddi ve manevi olarak her anlamda zor durumda kaldığı hususları yerel mahkeme tarafından göz önünde bulundurulmaksızın karar verildiğini, rapor tanzim tarihine kadar hesaplanan beden gücü kaybı zararı tazminat sorumluları tarafından davacıya henüz ödenmemiş bulunduğundan vadesinden önce ödenmiş bir borçtan söz edilemeyeceğini, dolayısıyla rapor tanzim tarihine kadar somut olarak saptanan beden gücü kaybı zararının iskontoya tabi tutulamayacağını, rapor tanzim tarihinden sonraki zararın bilinen son gelir nazara alınıp her yıl % 10 oranında artırılmak ve iskonto edilmek suretiyle hesaplanması gerektiğini, müvekkil lehine hükmedilmiş olan manevi tazminat tutarının oldukça düşük olduğunu, 20.000 TL üzerinde manevi tazminata hükmedilmesinin müvekkili zenginleştirmeyeceği gibi davalıları da fakirleştirmeyeceğini belirterek istinaf kanun yoluna belirtilmiştir.İlk derece mahkemesinin 15/03/2023 tarihli ek kararında; HMK'nin 304/1. maddesi uyarınca hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar düzeltilebilir olup HMK 305/2 maddesi fıkrası uyarınca hüküm fıkrasında taraflara tanınan hak ve yüklenen borçlar, tavzih/tashih yoluyla sınırlandırıp genişletilemeyeceğinden ve değiştirilemeyeceğinden talebin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili ek karara karşı istinaf dilekçesinde; Yargıtay uygulamasında maddi tazminat talebi için ayrı manevi tazminat talebi için de ayrı olmak üzere vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, olayda sadece maddi tazminat talebi yönünden vekalet ücreti hesaplaması yapıldığını, manevi tazminat talebi yönünden vekalet ücreti hesaplaması yapılmadığını, söz konusu davada davalılardan her biri HMK m. 57'ye göre, ihtiyari dava arkadaşı olup ihtiyari dava arkadaşlığında davaların birbirinden bağımsız olduğunu, gerekçeli kararda müvekkili lehine hükmedilmiş olan alacak kalemlerinin hangi davalılardan nasıl tahsil edileceğine ilişkin bir hüküm kurulmamış olup bunun tahsil aşamasında uyuşmazlıklara sebep olacağını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan zarar nedeniyle maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekilinin maddi, manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazının incelenmesi, - Mahkemece alınan 13/09/2023 tarihli ATK raporuna göre, davacının olayda kusursuz olduğu ve olayın oluşunun davalı şöförlerin kusurunun sonucunda meydana geldiği, ATK 2. İhtisas Dairesi raporuna göre, davacının %4,3 meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı ve iş göremezlik süresinin 9 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir. Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacı için %4.3 olarak belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak TRH2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemine göre düzenlendiği anlaşıldığına göre usul ve yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren dosya kapsamı ile uyumlu, ayrıntılı ve denetlenebilir nitelikte olan aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. -Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'de manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.Bu açıklamalar çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, olayla ilgili ceza dosyasında alınan kusur ve maluliyete ilişkin rapor, kazanın oluş şekli, kusur durumu ve tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının usul, yasa ve hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır.- Ek karara ve vekalet ücretine ilişkin; İlk Derece Mahkemesince maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından ayrı ayrı olmak üzere kabul edilen kısım için davacılar, reddedilen kısım için davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde tek vekalet ücretine hükmedilmesi; yine kabul edilen manevi tazminat miktarı için davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru olmadığından bu yönede asıl karara ilişkin istinaf itirazının kabulüne; davacı tarafın hükmün tamamlanması isteğine karşı ilk derece mahkemesinin gerekçesine göre usul ve yasaya uygun olan ek karara ilişkin istinaf itirazları yerinde olmamakla birlikte, taleple ilgili süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuş ve bu konudaki istinaf başvurusu kabul edilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1-Davanın maddi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile; 8.567,92 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.500 TL tedavi gideri ile 80.510,58 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 90.578,50 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 25/11/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... Tar.Ürün Paz.İth.İhr.Ltd. Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile birlikte davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davanın davalı ... Sigorta Şirketi yönünden reddine, 3-Davanın manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile, 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... Tar.Ürün Paz.İth.İhr.Ltd. Şirketi'nden tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Karar harcı 6.187,41 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 307.40 TL harç ve tamamlama olarak yatırılan 1.549,37 olmak üzere toplam 1.856,77 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.330,34 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına, 5-Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 29,20 TL başvuru, 1.856,77 TL peşin nispi harç ile tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.885,97 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 422,00 TL dosya masrafı ve 2.400 TL Bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.822 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 2.426,92 TL'sinin davalı tarafından tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, artan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan 150 TL yargılama giderinin kabul ret oranı dikkate alınarak 21 TL'sinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, artan miktarın davalı üzerinde bırakılmasına, 8- Kabul edilen maddi tazminat miktarı yönünden, AAÜT'nin 2/3 maddesi göz önüne alınarak Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ... ve ... Tar. Ürün Paz.İth.İhr.Ltd.Şirketinden alınarak, davacıya verilmesine, 9-Reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden, AAÜT'nin 2/3 maddesi göz önüne alınarak Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 14.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılara verilmesine, 10-Kabul edilen manevi tazminat miktarı yönünden, AAÜT'nin 2/3 maddesi göz önüne alınarak Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ... ve ... Paz.İth.İhr.Ltd. Şirketinden alınarak, davacıya verilmesine, 11-Reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden, AAÜT'nin 2/3 maddesi göz önüne alınarak Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, avalılar ..., ... ve ... Tar.Ürün Paz.İth.İhr.Ltd. Şirketine verilmesine,12-Dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatıran tarafa iadesine, 2-İstinaf kanun yolu aşamasında davacı tarafından sarf edilen 179,90 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ile 110 TL posta gideri olmak üzere toplam 289,90 TL yargılama giderinin, davalıdan tahsil edilerek, davacıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/10/2023