Esas No
E. 2023/1847
Karar No
K. 2024/80
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2023/1847
KARAR NO: 2024/80

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 15/05/2023

ESAS NO: 2021/923
KARAR NO: 2023/362

DAVANIN KONUSU: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/01/2024 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 11/01/2024 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2023 tarih ve 2021/923 Esas - 2023/362 sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/11/2017 tarihli ve 2016/573 Esas sayılı kararı ile ... Kooperatifi'nin iflasına karar verildiğini, iflas tasfiyesinin Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... İflas sayılı dosyasından bu konuda atanmış iflas idaresi tarafından yürütüldüğünü, iflas idaresi tarafından 30/11/2021 tarihli sıra cetveli tanzim edildiğini, anılan sıra cetvelinin 06/12/2021 tarihli ... Gazetesi'nde, 06/12/2021 tarihli ... Gazetesi'nde ve ...tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, söz konusu sıra cetvelinde davalının alacağı bulunmamasına rağmen 4. sıraya kaydedildiğini, bu nedenle söz konusu davalı alacağına hem esastan hem de sıra bakımından itiraz etmek suretiyle işbu davanın açılması zaruretinin hâsıl olduğunu, davalının müflis kooperatiften herhangi bir alacağı bulunmadığını, davalının 4.614.039,44-TL tutarında fiktif olarak alacak yaratmış ve fiili gerçeklikle bağdaşmayan beyanlar ile işbu alacağının tamamını İİK'nun 206. maddesi uyarınca 4. sıraya kayıt ve kabulünü sağladığını, icra dosyasına sunulan alacak belgelerinin protokol ve teminat olarak düzenlenmiş belgeler olup alacaklı olduğunu iddia eden davalı ...'ın bu protokol ve teminatlar karşılığında üzerine aldığı sorumlulukları yerine getirmediği halde getirilmiş gibi alacak kaydına dayanak yaptığını, davalının 1.700.000,00-TL'lık alacağının da mükerrer olarak kayıt ve kabul edildiğini, davalı tarafından fiktif olarak yaratılan ve davalı namına masaya kaydolunan 4.614.039,44-TL'nın sıra cetvelinden terkini gerektiğini,

İİK'nun 235. maddesinin 3. fıkrasında "Bir alacağın terkini hakkında açılan davanın kazanılması halinde terkin edilen alacak miktarı ve dava masraflarının toplamının, sırasına bakılmaksızın itiraz edene verileceği" hükmünün düzenlendiğini, bu nedenle terkinini talep ettikleri 4.614.039,44-TL'nın kendilerine ödenmesini istediklerini belirterek, davalı namına sıra cetveline kaydolunan 4.614.039,44-TL'nın 30/11/2021 tarihli sıra cetvelinden terkinine,

İİK'nun 235/3. maddesi uyarınca, terkin edilen 4.614,039,44-TL ile yapılan giderlerinin yargılama giderlerine bakılmaksızın davacıya ödenmesine, sıra cetvelinin tashih ve tanzimine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçelerinde özetle; davacı tarafın her ne kadar müvekkilinin tasfiye halindeki kooperatiften alacağı olmadığından bahisle sıra cetveline itiraz etmişse de kendilerince bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin tasfiye halindeki kooperatiften alacaklı olduğu bonolar için Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas ve ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takiplerin kesinleştiğini ve açılan iflasta da alacaklı olduğunun açıkça anlaşıldığından sıra cetveline kaydedildiğini, kaldı ki müvekkilinin icra takibine konu alacakları hariç kooperatif ile yapmış olduğu sözleşmeden kaynaklı alacağının da mevcut olup müvekkilinin bu alacağını iflas masasına bildirdiği halde iflas masasının müvekkilinin bu alacağını kaydetmediğini, müvekkilinin talebi hakkında bir karar dahi vermediğini, müvekkili ile dava dışı kooperatif arasında imzalanan sözleşmelerin içeriği ve sözleşmede yer alan yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği hususunun davacı tarafın bilgisi dışında olduğunu, şayet müvekkilinin alacaklı olmadığı kanaati var ise bu konuda sözleşmede yer alan yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği, alacağın doğup doğmadığı konusunda dava açmaya yetkili kişi ve kurumun kooperatifin yetkilileri olduğunu, sıra cetvelindeki tek hatanın müvekkilinin bahsedilen icra dosyalarından başka iflas masasına bildirmiş olduğu alacağının masa tarafından kaydedilmemesi olduğunu, müvekkilin hakkının korunmadığını, müvekkili haricindeki bir kısım alacaklıların da iflas masasına kayıt talebinde bulunduğunu, sıra cetveline karşı itirazlarını sunduklarını ve çeşitli taleplerine ilişkin dilekçeler vermişse de iflas masasının hiç bir talep ve itiraz hakkında işlem yapmadığını, yapılan ikinci alacaklılar toplantısında dile getirilen bu durumun tutanaklara da geçirilmemiş olduğunu ve kendilerince bu hususta memur işlemini şikayet davası açıldığını, ayrıca davacı tarafın, müvekkilinin alacağının terkini ile terkin edilen meblağın kendilerine ödenmesine ilişkin talebinin de haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zira zikredilen kanun maddesinin, sırada kayıtlı kişinin alacağı tahsil etmesi ihtimalinde söz konusu olup müvekkilinin haklı yahut haksız şekilde henüz tahsil etmiş olduğu bir bedelin olmadığını, müvekkilinin alacaklı olduğunun iflas dosyasındaki belgeler ile sabit olup sıra cetvelinde alacağının eksik yer alması ve bazı alacakların mükerrer şekilde yer alması haricinde hata bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirterek davanın reddine yahut itirazları doğrultusunda yeniden sıra cetveli düzenlenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama sırasında toplanan tüm delillere ve yargılama sırasında bilirkişi kurulundan alınan denetime elverişli rapor içeriğine göre iflas nedeni ile Tasfiye Halinde Bulunan ... Kooperatifi'nin Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyası üzerinden oluşturulan iflas idaresi tarafından düzenlenen 30/11/2021 tarihli sıra cetvelinin 4, 5 ve 7. sırasında davalı ...'a ayrılan payın 3.280.542,44-TL'lık kısmının vekalet ücreti ve yargılama giderleri de dahil olmak üzere öncelikle aynı sıra cetvelinin 37. sırasında kayıtlı davacının alacağının karşılanmasına ve davacıya ödenmesine, artan kısmın bulunması halinde davalıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talepleri yönünden ise inandırıcı ve birbirine doğrulayan diğer somut ve yasal delillerle kanıtlanamadığından davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2019 tarihli 2016/2864 Esas ve 2019/64 Karar sayılı emsal içtihatı da dikkate alınarak sıra cetveline itiraz davaları maktu harca tabi olduğundan dolayı mahkememizce maktu harca hükmedilmiştir. Eldeki davada taraflar vekille temsil edildiğinden dolayı davanın kısmen kabul ve kısmen reddi nedeniyle taraflar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş..." gerekçesiyle Davanın KISMEN KABULÜ ile İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde Bulunan ... Kooperatifi'nin Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... İflas sayılı dosyası üzerinden oluşturulan iflas idaresi tarafından düzenlenen 30/11/2021 tarihli sıra cetvelinin 4, 5. ve 7. sırasında davalı ...'a ayrılan payın 3.280.542,44-TL'lık kısmının vekalet ücreti ve yargılama giderleri de dahil olmak üzere öncelikle aynı sıra cetvelinin 37. sırasında kayıtlı davacının alacağının karşılanmasına ve davacıya ödenmesine, artan kısmın bulunması halinde davalıya ödenmesine, Davacının fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE karar verilmiştir.İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

Davalı taraf her ne kadar müvekkilinin tasfiye halindeki kooperatiften alacağı olmadığından bahisle sıra cetveline itiraz etmişse de taraflarınca bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin, tasfiye halindeki kooperatiften alacaklı olduğu bonolar için Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... E ve ... E sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takiplerin kesinleşmiş ve açılan iflasta da alacaklı olduğu açıkça anlaşıldığından sıra cetveline kaydedildiğini, kaldı ki müvekkilinin icra takibine konu alacakları hariç kooperatif ile yapmış olduğu sözleşmeden kaynaklı alacağı da mevcut olup müvekkilinin bu alacağını iflas masasına bildirdiği halde iflas masası alacağını kaydetmemiş, müvekkilinin talebi hakkında bir karar dahi vermediğini, iflas dosyası istendiğinde bu hususun açıkça görüleceğini, müvekkili ile dava dışı kooperatif arasında imzalanan sözleşmelerin içeriği ve sözleşmede yer alan yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği hususu davacı tarafın bilgisi dışında olduğunu, şayet müvekkilinin alacaklı olmadığı kanaati var ise bu konuda sözleşmede yer alan yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği, alacağın doğup doğmadığı konusunda dava açmaya yetkili kişi/kurum kooperatif yetkilileri olduğunu, sıra cetvelindeki tek hatanın müvekkilinin yukarıda zikredilen icra dosyalarından başka iflas masasına bildirmiş olduğu alacağının masa tarafından kaydedilmemesi ve müvekkilinin hakkının korunmamış olması olduğunu, yine özellikle belirtmek gerekir ki müvekkilinin haricindeki bir kısım alacaklıların da iflas masasına kayıt talebinde bulunmuş, sıra cetveline karşı itirazlarını sunmuş ve çeşitli taleplerine ilişkin dilekçeler vermişse de iflas masası hiçbir talep ve itiraz hakkında işlem yapmadığını, yapılan ikinci alacaklılar toplantısında dile getirilen bu durumun tutanaklara da geçirilmemiş olup taraflarınca bu hususta memur işlemini şikayet davası ikame eylendiğini, ayrıca, davacı tarafın, müvekkilinin alacağının terkini ile terkin edilen meblağın kendilerine ödenmesine ilişkin talebinin de haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zira zikredilen kanun maddesinin, sırada kayıtlı kişinin alacağı tahsil etmesi ihtimalinde söz konusu olup müvekkilinin haklı yahut haksız şekilde henüz tahsil etmiş olduğu bir bedel bulunmadığını, mahkemece hükme esas alınan raporu da kabul etmenin mümkün olmadığını, bilirkişi raporunun sonuç kısmının ilk bendinde; -Kayseri 8. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası alacağın dayanağı olan bononun tarihinin davacı taraf alacağından daha önce olduğunu kabul ettiği halde tarafımızca bonoya ilişkin takipte alacaklı olduğumuzun diğer delillerle ispatlanmadığını gerekçe göstererek davacı tarafın itirazının usul ve yasaya uygun olduğunu iddia etmiştir. Bu değerlendirmenin tarafımızca kabulü mümkün değildir. Mahkemenizce malum olduğu üzere bono sebepten mücerret bir alacak içermekte olup ilgili icra dosyası alacağına itiraz anlamına gelen herhangi bir dava da açılmadığından müvekkilin alacağını başkaca delille ispatlamasına bakılmaksızın değerlendirme yapılması gerekmektedir. Alacağın ispatı sıra cetveli davasının konusu değildir.-Sonuç kısmının ikinci bendinde; Kayseri 4. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası için e aynı değerlendirme yapılmış olup icra borçlusu tarafından itiraz edilmeyen bono alacağının başkaca delille ispatlanması gerektiğine dair değerlendirmeyi aynı sebeplerle kabul etmediklerini, son bentte ise 11/12/2013 tarihli protokol ödeme taahhüdü başlıklı protokolden doğan alacağın Kayseri 8. İcra Müdürlüğünün ...E sayılı dosyası alacağı nedeniyle düzenlendiğinin anlaşıldığı ancak protokolden tam olarak alacak tutarı anlaşılmadığı beyan edilmesi karşısında mükerrer alacaktan bahsedilmesi kanaatimizce uygun olmamıştır. Protokolde ilgili icra dosyası alacağına yönelik maddeler yer alsa bile miktar tam olarak ilgili icra dosyası ile aynı değilse bu halde ancak icra dosyasının protokol tarihindeki alacak miktarı mahsup edilerek kalan kısım yönünden olan alacak için protokolün masadaki kaydının devam etmesi gerekeceğini, açıklanan nedenlerle müvekkilinin alacaklı olduğu iflas dosyasındaki belgeler ile sabit olup sıra cetvelinde alacağının eksik yer alması ve bazı alacakların mükerrer şekilde yer alması haricinde hata bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/923 E ve 2023/362 K sayılı kararının kaldırılmasına, haksız ve mesnetsiz davanın reddine yahut itirazları doğrultusunda yeniden sıra cetveli düzenlenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece her iki tarafın sunduğu deliller ve alınan uzman bilirkişi raporu doğrultusunda yargılama yapılmış, davalı tarafın rapora itirazları değerlendirilmiş bu rapor doğrultusunda oluşan kanaate göre karar verildiğini, yerel mahkemece davalı tarafın istinaf dilekçesinde belirtmiş olduğu hususların tamamının incelendiğini, istinaf dilekçesinde belirtildiğinin aksine davalı tarafça başlatılan icra takip dosyaları celp edilmiş dosya arasına alınan protokolde değerlendirilmek sureti ile karar verildiğini belirterek; davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini ve resen nazara alınacak sair sebeplerle usul ve yasaya uygun olarak yerel mahkemenin 15.05.2023 tarih 2021/923 Esas ve 2023/362 sayılı kararının istinaf İncelemesi neticesinde onanmasını ve yeniden yargılama yapılması halinde talebi doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Dava, İİK.235 mad dayalı olarak açılan sıra cetveline itiraza (kayıt terkin) ilişkindir.

Muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında iddia, kural olarak, borçlu ile davalı alacaklının anlaşmalı (muvazaalı) biçimde borç ilişkisi oluşturarak, diğer alacaklılardan mal kaçırma amacı güttükleri noktasındadır. Bunun için muvazaalı muamelenin borçlandırıcı işleme göre yapıldığı tarih önem taşır. Muvazaadan söz edilebilmesi için, kural olarak, muvazaalı olduğu ileri sürülen alacağın, kendisinden mal kaçırıldığı iddia edilen alacaktan daha sonra veya yakın tarihlerde doğmuş olması, diğer anlatımla kural olarak muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerekir. Daha önce doğan alacak, daha sonra doğan alacak için muvazaa oluşturamaz. Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü, davalı alacaklıdadır. Davalı alacaklı alacağının varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilecek nitelikte olan usulüne uygun, birbirini doğrulayan yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Her zaman düzenlenmesi mümkün olan çek ve bono, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli değildir. Senetler ve çekler ancak tarafları ve onların cüz'i ve külli halefleri yönünden delil niteliğinde olup, temel ilişkinin ve kambiyo ilişkisinin dışında kalan davacı üçüncü kişi bakımından bu nitelikte bir ispat vasıtası olarak kabul edilemez. Öte yandan, alacağın miktarına göre diğer tarafın açık muvafakati bulunmadığı sürece tanık dinlenemez ve tanık beyanına dayalı olarak hüküm kurulamaz. Davalı alacaklının savunma ve delilleri çerçevesinde alacağın gerçek olup olmadığının tartışılması, davalı ile borçlu arasındaki hukuki ilişkinin ve davalının alacağının doğum tarihinin değerlendirilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

İlk derece mahkemesi tarafından tüm bunlar ışığında yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında davalının 4, 5, 7 Sıradaki senetten ve protokolden kaynaklı alacağının muvazaalı olduğuna davanın kısmen kabulüne ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen karar da usul ve yasaya bir aykırılık bulunmamış, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 15/05/2023 tarih ve 2021/923 E. - 2023/362 K. sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,

3.İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5.Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/01/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog