Esas No
E. 2022/450
Karar No
K. 2024/73
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2022/450 Esas

KARAR NO: 2024/73

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/12/2021

NUMARASI: 2021/8 Esas 2021/271 Karar

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 17/01/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2003 yılından bu yana "..." ibaresini marka olarak ... sayı ile tescilli ettirdiği markanın TPMK nezdinde tanınmış marka olarak da kayıt altına alındığını, ancak hal böyle iken davalının, müvekkiline ait tescilli "..." ibaresini "... Limited Şirketi" olarak ticari unvanında kullandığını, bu unvanının TTK ve SMK'ya aykırı olarak oluşturduğunu ve davalı yanın söz konusu fiillerinin müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, müvekkilinin tescilli markasına yönelik tecavüzün önlenmesini, men'ini, müvekkilinin tescilli markasının kullanıldığı tabelaların sökülmesini, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasını, davalının müvekkilinin tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinde kullanımının durdurulmasını ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacının faaliyet alanlarının farklı olduğunu, müvekkili şirketinin malikleri ... ve ... isimli iki kardeş olduğunu, yapı işi ile iştigal olduklarını, kendilerinin soy isimlerinin ilk iki harfi olan "..." yapı kelimesinin ilk iki harfi olan "..." harflerinin alınarak "..." ismini kullandıklarını, müvekkillerinin bu ismi kullanma şekli ve iş kolu göz önüne alındığında, davacının "..." ibareli markasına zarar verme gibi bir durum olmadığının açık bir şekilde ortada olduğunu ve müvekkili kullanımlarının davacının markasına yönelik herhangi bir iltibasa sebebiyet vermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının tescilli unvanını, tescil edilmiş bir bütün olarak unvan gibi kullandığı, davacı markasının ve ticaret unvanının ana unsuru olan “...” sözcüğünü öne çıkarıp bunu çağrıştıracak şekilde vurgulayarak marka gibi kullanması durumunun ispatlanamadığı, kullanımın ticaret unvanının kullanımını aşarak, markasal “kullanıma dönüşmediği, tarafların faaliyet alanlarının ve iştigal konularının tamamiyle birbirinden farklı olduğu, davacı markası tanınmış marka olmakla birlikte, söz konusu tanınmışlığın ayakkabı (terlik) emtiası yönünden olduğu, davalının unvan kullanımının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davanın açılmasından sonra davalının ticaret unvanını “... Ticaret Limited Şirketi" olarak değiştirdiği, davalı şirketin "..." sözcüğünü ticaret unvanında kullandığı tarihten, dava tarihine kadar geçen yaklaşık altı yıl boyunca davacı şirketin davalının bu kullanımına sessiz kalması ve arada bunca zaman geçtikten sonra dava açmasının TMK'nın 2.maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları tekrar ederek, müvekkili şirketin tanınmış marka tescili ve tanınmış marka hakları dikkate alınmadan mahkemece eksik inceleme yapıldığını, ticaret unvanı tescilinin marka tecavüzü teşkil etmesi için karıştırılma ihtimali olması yeterli olduğunu, ticaret unvanı tescilinin davalının ticari faaliyetlerinde tecavüz konusu markayı kullandığını gösterdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun davalının ticari kayıtları, ticari defterleri ve faturaları incelenmeden eksik inceleme ile oluşturulduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve giderilmesi istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde davalının tescilli unvanını, tescil edilmiş bir bütün olarak unvan gibi kullandığının tespit edildiği, davalının davacı markasının ana unsuru olan “...” sözcüğünü öne çıkarıp bunu çağrıştıracak şekilde markasal kullanımının ispatlanamadığı, dolayısıyla davalının davacının tescilli markasına tecavüz ettiği iddiasının ispatlanamadığı, keşif ve bilirkişi incelemesine karar verilen duruşmada, davacı vekilinin davalının ticari defterler ve kayıtlarının incelenmesini talep etmediği gibi, verilen ara karar uyarınca yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sırasında ticari defter ve kayıtların incelenmeyeceğinin ortada olmasına rağmen, davacı vekilinin ara karara itiraz etmediği, bilirkişi raporu alınmasından sonra talep etmediği konuna rapor hazırlanmadığı yönündeki davacı itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/01/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.