27. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/977
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/06/2023
NUMARASI : 2022/708 E-2023/386 K
DAVALI
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili: Tekirdağ-Çorlu Havalimanı Teknik Blok ve Kule Yapımı işinin anahtar teslimi götürü bedel ile davalı şirkete ihale edilerek 22/07/2010 tarihinde sözleşme imzalandığını ve işin ikmal edilerek kesin hesabının yapıldığını ve 12/11/2012 tarihinde kesin kabulün yapıldığını, kesin kabul sonrası kule camlarında imalat ve montaj hatalarından kaynaklı leke ve izlerin bulunması nedeniyle kule görüşünün olumsuz etkilendiğini ve bu durumun uçuş emniyeti açısından risk oluştuğunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 25/4 maddesi gereğince yüklenicinin kesin kabul onay tarihinden itibaren 15 yıl süreyle sorumlu olduğu hükmüne istinaden ortaya çıkan arızaların giderilmesi hususunun yazı ile davalı yükleniciye bildirildiğini, söz konusu arızaların giderilmesi yönünde her hangi bir çalışmanın yapılmadığını, bu nedenle ilgili mevzuat çerçevesinde yüklenici firma nam-ı hesabına 34.880,00 TL bedelle hatalı ve arızalı kule camları yaptırılarak ödemesinin yapıldığını belirterek fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla 34.880,00 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili:
Davacı tarafından iddia olunan imalat ve montaj hatalarına ilişkin olarak müvekkiline herhangi bir yazılı bildirimin yapılmadığını ve müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, müvekkilince üstlenilen işin başından sonuna kadar idarenin gözetim ve denetimi altında yapıldığını, yine müvekkili tarafından kullanılan tüm malzemeler ve yapılan işçiliklerde, idarenin onayı ve olurunun alınarak yapılmış olduğunu, işin eksik ve kusurlu olması halinde kesin kabulün yapılamayacağını, davacının kesin kabulün üzerinden 5 yıldan fazla bir süre geçtikten sonra, müvekkili şirketçe yapılan işin teknik incelemesi neticesinde camların hatalı imalata konu olduğu iddia edilerek alacak talebinde bulunmasının hukuka ve sözleşmeye aykırı olduğunu, kesin kabul tarihinin 12.11.2012 olduğu göz önüne alındığında, her halükarda davacının alacak talebinin zaman aşımına uğradığını, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden ödeme tarihinden itibaren faiz talebinin hukuka aykırı olduğun belirterek zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, aksi takdirde ise davacı idare tarafından davalı müvekkili şirkete herhangi bir yazılı bildirimde bulunulmaması ve bu anlamda müvekkili şirketin temerrüde düşürülmemesi, müvekkilinden kaynaklanan bir kusur ve zararın olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince: Davanın yapım sözleşmesinden kaynaklanan gizli ayıp nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında Tekirdağ-Çorlu Havalimanı Teknik Blok ve Kule Yapımı işine ait sözleşme akdedildiği, söz konusu sözleşmenin 22 maddesinde yüklenicinin edimini fen ve sanat kurallarına uygun şekilde yerine getirme mecburiyeti getirilmiş olup, aksi halde yüklenicinin 15 yıl süreyle sorumlu olduğunun düzenlendiği, davacının davalıya dava konusu camların değiştirilmesi için ihtar göndermesine rağmen davalının camları değiştirmediği, Türk Borçlar Kanununun 471 maddesinde " Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır." hükmünün düzenlendiği, mahkemece aldırılan 24/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda, camlara basınç dengeleme işlemi yapılmaması nedeniyle dava konusu camların değiştirilmesinin uygun olacağının belirtildiği,
27/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda davacı yanın talep edebileceği bir miktar olmadığı, davalının davacı tarafından öne sürülen kusurlarda ve meydana gelen zararda kastı, ağır kusur, fen ve sanat kurallarına uygunsuzluk, hileli malzeme kullanımı v.b. bir durumunun olmadığı, zararın gizli ayıp sayılamayacağı, şikayet konusu ısıcamların yeniden değişim bedellerinin bugünkü piyasa koşullarına göre uygun olduğunun tespit edildiği, kaldırma kararı sonrası mahkemece aldırılan 29/03/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda, dava konusu ayıplı, toplam 16 adet (81,89 m2) dış camı 6 mm temperli ... tentesol yeşil+12 mm ara boşluk+iç camı 6 mm temperli renksiz düz cam olacak şekilde imal edilen ısıcamın değişimi 14/08/2013 tarihi itibariyle yapılmış olsaydı her tür maliyet dahil toplam değişim bedelinin KDV dahil 16.909,00 TL olabileceğinin tespit edildiği, toplan deliler, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava konusu hassas görüş gerektiren kule camını yaparken ... tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapora göre basınç farkını hesap etmeyerek ve basınç dengelemesi yapmayarak camlarda şişme ve büzülmeye neden olduğu, bu kapsamda davalının üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve fen, sanat kurallarına uygun olmayan malzeme kullandığı ve kusurlu hareket ettiği, bu itibarla davacı ile aralarındaki sözleşmeye göre 15 yıl boyunca sorumlu kabul edilmesi gerektiği ve meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, bu kapsamda davalının ayıpları gidermeyeceğini bildirdiği tarihe ayıbın giderilmesi için makul süre tespit edilerek o tarih itibariyle ayıpların giderim bedeli olan 16.909,00 TL 'den sorumluluğunun bulunduğu anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 16.909,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının hukuka, mevzuata ve emsal kararla aykırı olduğunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin Yüklenicinin Bakım ve Düzeltme Sorumlulukları başlıklı 25.maddesi ve davalı ile imzalanan sözleşmenin Yapı Denetimi ve Sorumluluğuna İlişkin Şartlar başlıklı 21.maddesi, Yüklenicilerin/Alt Yüklenicilerin Sorumluluğu başlıklı 22.maddesi hükümlerinde davalının sorumluluğunun açıkça düzenlediğini, davalı tarafından takılan camların ayıplı olup mevzuat ve sözleşme şartlarına uygun olmadığı gibi kullanılamayacak durumda olduğunu, söz konusu camlar gerekli vasıfları taşımadığı gibi camların normal olarak bulunması gereken özelliklere de sahip olmadığını, camların vasıflarının kullanılmaya elverişli olmadığı gibi fen ve sanat kurallarına da uymadığını, Yargıtay’ın , ister idarece verilsin, ister müteahhidin verdiği proje idarece tasdik edilmiş bulunsun, müteahhidin hesapları eksiksiz uygulanmak ve fenne uygun yapımı sağlamak zorunda olduğu görüşünde olduğunu, ancak müteahhidin projenin kötü bazı sonuçlar doğuracağını da teknik bilgisi gereği bilmesi gerektiğini, davalının yaptığı ve yapacağı projelerin ve hesapların eksiklik ve yanlışlıklarından ve bunların sonuçlarından doğrudan doğruya sorumlu olduğunu, projelerin idare tarafından görülmüş ve onaylanmış olmasının davalıyı bu sorumluluktan kurtaramayacağını, karara dayanak alınan bilirkişi raporunda, ısıcamın m2 maliyetini bulmak için sektörel araştırma yapılarak m2 birim fiyatının 175TL/m2+%18KDV olarak hesaplandığı, dava konusu ayıplı toplam 16 adet (81,89m2) kule dış camı (6mm Temperli ... Tentesol Yeşil +12mm boşluk + 6mm Temperli renksiz düz cam) olacak şekilde imal edilen ısıcamın değişiminin 14.08.2013 tarihi itibari ile yapılmış olsaydı, her tür maliyet dahil toplam değişim bedelinin KDV dahil 16.909,00TL olabileceğinin belirtildiğini, bilirkişi raporunda maliyet sonuçlarının afaken hesaplanmış olduklarının düşünülmemesi için geçmişe yönelik sektörel araştırma yapıldığı belirtilmekte ise de fiyatların ayrıntılı olarak belgelendirilmesi gerektiğini, hava trafik kontrol kulesi camları özellikli olduğundan özel fiyatları olması sebebiyle birim fiyat tariflerinde bulunmadığını, bu nedenle basit bir piyasa araştırmasının yeterli olmadığını, ayrıca fiyatların döviz kuruna endeksli olmasının da göz önünde bulundurulması gerektiğini, öte yandan 14.08.2013 tarihi itibarıyla hesaplama yapılmasının kabulü mümkün olmadığını, hesaplamanın 2018 yılı itibarıyla yapılması gerektiğini, çünkü davalının 20.03.2020 tarihli istinaf taleplerinde 14.08.2013 tarihi itibarıyla hesaplama yapılması yönünde bir talebinin olmadığını, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapılması gerektiğini, mahkemece yapılan yargılamanın hiçbir aşamasında davalı tarafından ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların resen dikkate alınamayacağını, açıklanan nedenlerle zararın tamamından davalı sorumlu olduğundan söz konusu zararın davalı tarafından tazmin edilmesi gerektiğini, mahkemenin dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar vermesinin hatalı olduğunu, ödeme gününden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, öte yandan mahkemenin dava değerinin istinafa başvuru sınırı altında olduğu gerekçesi ile kesin karar vermesinin de hatalı olduğunu, 2023 yılı için istinaf sınırı 17.830,00TL olup müvekkili davacı yönünden reddedilen kısım olan 17.971,00TL'nın istinaf sınırının üzerinde olduğunu, bu nedenle kararın hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemenin 2018/963E-2019/1156 K sayılı 26.12.2019 tarihli kararında özetle: Davanın yapım sözleşmesinden kaynaklanan gizli ayıp nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında Tekirdağ-Çorlu Havalimanı Teknik Blok ve Kule Yapımı işine ait sözleşme akdedildiği, söz konusu sözleşmenin 22. maddesinde yüklenicinin edimini fen ve sanat kurallarına uygun şekilde yerine getirme mecburiyeti getirilmiş olduğu, aksi halde yüklenicinin 15 yıl süreyle sorumlu olduğunun düzenlendiği, davacının davalıya dava konusu camların değiştirilmesi için ihtar göndermesine rağmen davalının camları değiştirmediği, mahkemece aldırılan 24/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda, camlara basınç dengeleme işlemi yapılmaması nedeniyle dava konusu camların değiştirilmesinin uygun olacağının belirtildiği, mahkemece aldırılan 27/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda davacı yanın talep edebileceği bir miktar olmadığı, davalının davacı tarafından öne sürülen kusurlarda ve meydana gelen zararda kastı, ağır kusur, fen ve sanat kurullarına uygunsuzluk, hileli malzeme kullanımı v.b. bir durumunun olmadığı, zararın gizli ayıp sayılamayacağı, şikayet konusu ısıcamların yeniden değişim bedellerinin bugünkü piyasa koşullarına göre uygun olduğunun tespit edildiği, toplanan deliler, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava konusu hassas görüş gerektiren kule camını yaparken ... tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapora göre basınç farkını hesap etmeyerek ve basınç dengelemesi yapmayarak camlarda şişme ve büzülmeye neden olduğu, bu kapsamda davalının üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve fen ve sanat kurallarına uygun olmayan malzeme kullandığı ve kusurlu hareket ettiği, bu itibarla davacı ile aralarındaki sözleşmeye göre 15 yıl boyunca sorumlu kabul edilmesi gerektiği ve meydana gelen zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile 34.880,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2022/465 E-2022/908 K sayılı 27.09.2022 tarihli kararında özetle: “…Taraflar arasında 22.07.2020 tarihli Tekirdağ- Çorlu Havaalanı Teknik Blok ve Kule Yapımı İşi konulu sözleşme akdedilmiş olup davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Sözleşmenin 22.2 maddesinde "Yapının fen ve sanat kurallarına uygun yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyan bakımından alt yükleniciler işin kendi yaptıkları kısmından, yüklenici ise işin tamamından işe başlama tarihinden kesin kabul tarihine kadar sorumludur. Bu sorumluluk işin kesin kabulünün onay tarihinden itibaren on beş yıl süre ile müteselsilen devam eder.", 22.3 maddesinde de " Yüklenici ve alt yüklenicinin sorumluluğuna ilişkin diğer hususlar da Yapım İşleri Genel Şartnamesinde yer alan hükümler uygulanır." düzenlemelerine yer verilmiştir. Bu durumda sözleşmenin az yukarıda belirtilen hükmü gereğince 15 yıllık garanti süresinin olduğu, yerleşik içtihatlarda da kabul edildiği üzere açık ayıp ve gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de, yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için bunu önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplara ilişkin herhangi bir ihbara bağlı olmaksızın iş sahibinin talepte bulunabileceği sabittir. Dava konusu somut olayda, işin kesin kabulünün 07.11.2012 tarihinde yapıldığı, kesin kabul tutanağının 12.11.2012 tarihinde onaylandığı, davaya konu camlardaki ayıplara ilişkin davacı tarafça 25.03.2013, 05.06.2013 tarihli yazıların gönderildiği, davalının davacının 05.06.2013 tarihli yazısına cevaben gönderdiği ve davacı idarede 24/06/2013 tarihinde kayda alınan yazısı ile kule camlarındaki problemlerle ilgili sorumluluğunun bulunmadığını, işin kesin kabulünün yapıldığını belirterek ayıplı imalat iddiasına karşı çıktığı anlaşılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporları, dosyaya sunulan ... San.A.Ş'nin raporu birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafça yapılan imalatın ayıplı olduğu anlaşılmakta olup, ayıbın gizli veya açık nitelikte olması davacının garanti süresi içinde ayıba dayalı talepte bulunmasına engel nitelikte değilse de davacının ayıba ilişkin talebini 05.06.2013 tarihli yazıyla davalıya bildirdiği, davalının da 24/06/2013 kayıt tarihli cevabi yazısı ile sorumlu bulunmadığını belirterek karşı çıkmış olmakla mevcut ayıbın giderilmesi için makul süre belirlenerek bu süre kapsamında davacı tarafça talepte bulunulması gerekirken 2018 yılında ayıbın giderilmesi için sözleşme ve işlem yapmış olması zararını artmasına sebebiyet verecek niteliktedir. Mahkemece davalının ayıpları gidermeyeceğini bildirdiği tarihe ayıbın giderilmesi için makul süre tespit edilerek o tarih itibariyle ayıpların giderim bedelinin hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken bu hususlar üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine.…” karar verilmiştir.
Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davadaki talep fazlaya ilişkin hakları saklı olarak 34.880,00 TL olup, mahkemesince 16.909,00 TL'ye hükmedilmiş, dava fazla haklar saklı tutularak açılmış olduğu gibi davada reddedilen miktar itibariyle istinaf kanun yolu açık olmakla Dairemizce davacı vekilinin istinaf dilekçesi doğrultusunda yapılan istinaf incelemesi sonucunda; mahkemece dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'.nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine,
2.Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3.İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
(e-imzalıdır)