DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1197 E. , 2022/3697 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 18/03/2021 tarih ve E:2018/3720, K:2021/378 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali, yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi ile 10.000.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 18/03/2021 tarih ve E:2018/3720, K:2021/378 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleşmediğinin anlaşıldığı, Davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Çalışma evi delili yönünden, davalı idarece 21/06/2019 tarihli savunma dilekçesi ekinde sunulan, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 03/04/2019 tarihli Dosya İnceleme Tutanağında; 148 numaralı hakimlik-savcılık sınavına çalışma evinin kira sözleşmesinin incelenmesinden, davacının ikametin kiralanmasında kiracı olarak yer aldığı, bu evin örgüt evi olarak kullanıldığı dönemde Hakim/Savcı adayı olarak görev yaptığı, dosya kapsamında alınan beyanlarda bu evlerin kiralanmasının murakıp/sermurakıp adı verilen ve kod adı kullanan örgüt sorumluları tarafından yapıldığına ilişkin birden fazla beyan bulunduğu, davacının örgütün mahrem evlerinden olan çalışma evlerinden sorumlu murakıp olarak görev yaptığının tespit edildiği, netice itibarıyla, davacının örgütün yargı erkine kendisine iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hakimlik-savcılık sınavına hazırlık evlerinin sorumlusu olmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Yıllık Kurulu Üyeliği yönünden, davalı idare tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerde davacının staj döneminde 5. Dönem Adli Yargı Yıllık Kurulu Üyesi (sehven 2.Dönem olarak yazılmıştır) olduğu bilgisine yer verildiği, örgütün yargıda etkin olduğu dönemde davacının Adalet Akademisinde Yıllık Kurulu üyeliği yapmasının diğer açıklama ve tespitler doğrultusunda FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi ve 10.000.000,00-TL manevi tazminat ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine, 5.940,00-TL vekalet ücreti ile buna ilaveten manevi tazminat isteminin reddi nedeniyle 5.940,00-TL vekalet ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, dava konusu kararın, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin kurallara riayet edilmeden, savunma hakkı, suç ve cezaların kanuniliği, hakimlik teminatı ilkeleri ihlal edilerek tesis edildiği; ihraç kararına ilişkin delillerin, işlem tesisinden sonra davalı idare tarafından dosyaya sunulduğu ve Dairelerince bu delillere dayanılarak karar verildiği; OHAL KHK'leri ile getirilen irtibat ve iltisak kavramlarının hukuki kavramlar olmadığı, somut olayda durumunun bu kavramlarla bile açıklanmasının mümkün olmadığı; aleyhinde delil olarak kabul edilen Yıllık Kurulu üyeliğinin terör örgütü ile irtibat ve iltisak olarak değerlendirilmesinin hukuken kabul edilebilir olmadığı, 2006 yılında staj zamanında dönem arkadaşları ile birlikte kiraladığı eve ait kira sözleşmesinin aleyhinde kullanılmasını ve bu evin örgüte ait bir çalışma evi gibi lanse edilmesini kabul etmediği; aleyhinde hiç tanık beyanı olmadığı; temyize konu Daire kararında davalı idare lehine iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hak arama hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geldiği belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP ortamında yapılan incelemeden, davacının ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara yönelik yapılan istinaf başvurusunun ...Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla esastan reddedildiği ve söz konusu kararın temyiz edilmeden 12/04/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.
Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 18/03/2021 tarih ve E:2018/3720, K:2021/378 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 19/12/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY
X- 667 sayılı KHK'nin 3. maddesinin 1. fıkrasında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hakim ve savcılar hakkında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca karar verileceğine ilişkin düzenleme gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir. Davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin keyfiyetten uzak olması gerekir.
Dosyanın incelenmesinden, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 03/04/2019 tarihli Dosya İnceleme Tutanağında; 148 numaralı hakimlik-savcılık sınavına çalışma evinin kira sözleşmesinin incelenmesinden, davacının ikametin kiralanmasında kiracı olarak yer aldığı, bu evin örgüt evi olarak kullanıldığı dönemde Hakim/Savcı adayı olarak görev yaptığı, dosya kapsamında alınan beyanlarda bu evlerin kiralanması işlerinin murakıp/sermurakıp adı verilen ve kod adı kullanan örgüt sorumluları tarafından yapıldığına ilişkin birden fazla beyan bulunduğu da belirtilerek davacının örgütün mahrem evlerinden olan çalışma evlerinden (hakimlik-savcılık sınavına hazırlık evleri) sorumlu Murakıp olarak görev yaptığının tespit edildiği, ayrıca davacının staj döneminde 5. Dönem Adli Yargı Yıllık Kurulu Üyesi olduğu, söz konusu bu bilgilerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacının, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş, anılan karar 12/04/2022 tarihinde kesinleşmiştir. Söz konusu Mahkeme kararında hakim-savcı çalışma evleri yönünden yapılan değerlendirmede; "Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca gönderilen ... sayılı soruşturma evrakında 148 numaralı hakimlik-savcılık sınavına çalışma evine ilişkin olarak yapılan tespitlerde 19/10/2016 tarihinde bu eve ilişkin olarak yapılan kira sözleşmesinde sanık ...'nin isminin bulunduğu bu nedenle sanığın murakıp olduğu tespitine yer verilmiş ise de bu tespiti doğrulayan bir tanık beyanı bulunmadığı, ayrıca o dönemlerde bu evlerin gizliliğine ve bu evlerde soruların çalınıp verildiğine ilişkin bir tespitin bulunmadığı, sanığında örgüt hiyerarşisine girerek emir ve talimat doğrultusunda örgütün illegal amaçlarını gerçekleştirmek için bu evi kiraladığına ilişkin bir bilgi veya belge dosya kapsamında bulunmadığından, bu husus sanık aleyhine değerlendirilmemiş ve hükme esas alınmamıştır." gerekçesine yer verildiği görülmüştür.
Dairece karara gerekçe yapılan, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 03/04/2019 tarihli Dosya İnceleme Tutanağının somut bilgiler içermediği, davacının staj döneminden aynı sicile sahip iki dönem arkadaşı ile kiraladığı evin, örgüte ait çalışma evi olduğu ve davacının da bu evde murakıp olduğu bilgisinin başka bilgi, belge ve tanık beyanları ile doğrulanmadığı; soruların çalınarak bu evde verildiğine ilişkin bir tespitin bulunmadığı, bu evin örgüte ait çalışma evi olarak değerlendirilmesi için gereken şartları haiz olmadığı anlaşılmış olup, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu çerçevede, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delilin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY
XX- Dava konusu uyuşmazlığın, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali, yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi ile birlikte 10.000.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesine yönelik olması; temyize konu Daire kararında, dava konusu bireysel işlemin ve parasal hak talebinin reddine karar verilmesi karşısında, olayın özelliği gereği, reddedilen kısımlar yönünden davalı idare lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte olup, manevi tazminat isteminin reddine karar verildiğinden bahisle, davalı idare lehine ikinci kez vekâlet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığından, davacının bu kısma yönelik temyiz isteminin kabulüyle, Daire kararının reddedilen manevi tazminat istemine bağlı olarak davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının da bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.