Esas No
E. 2021/1694
Karar No
K. 2023/1782
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
T. C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/1694 Esas 2023/1782 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1694

KARAR NO: 2023/1782

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 15/09/2021

NUMARASI : 2020/377 Esas -2021/643 Karar

DAVACI

VEKİLİ

DAVALI

DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 21/07/2020
KARAR TARİHİ: 13/12/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 13/12/2023

Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekili tarafından süresinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı şirket arasında imzalanan 09.12.2014 tarihli 2.000.000,00TL bedelli genel kredi sözleşmesine istinaden borçlunun üstlendiği kredi tutarını ödemediğini, bunun üzerine Altındağ 2. Noterliğinin 10.05.2019 tarih 6416 yevmiye numaralı ihtarname ile borçlu firmanın hesaplan kat edilerek tüm borçlarının muaccel hale geldiğini, davalı borçlu firmanın 27.12.2018 tarihinde mahkemenin 2018/940 Esas sayılı dosyası ile, konkordato talebinde bulunduğunu ve bu kapsamda 27.03.2020 tarihli karar ile davalı şirketin konkordato projesinin tasdik talebinin kabulüne karar verildiğini, tasdik edilen konkordato projesinde müvekkil bankanın alacağının hukuka aykırı şekilde eksik belirlendiğini ileri sürerek İİK'nın 308/b maddesi uyannca çekişmeli alacakların tespit edilerek, müvekkili bankanın alacağının 13.05.2019 tarihi itibariyle 116.805,29 TL (vekalet ücreti, harç, masraf , fazlaya ilişkin ve işlemiş faizine ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) alacağın tespiti ile kabul edilmeyen 90.546,70TL alacağın konkordato projesi kapsamında tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemece kabul edilen konkordato projesi kapsamında davacı tarafa 26.258,59TL tutarındaki ödemenin 48 ay eşit taksitle ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacı tarafın bu konuda süresi içinde oy kullanmadığını, İİK.308/b'ye göre çekişmeli alacak davasının koşullarının oluşmadığını, davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu, 31.12.2019 tarihi itibariyle 55.200,02TL müvekkil şirketin borçlu olduğunun kabulüne dair bildirimle ilgili olarak, kabul edilen 55.200,02TL'lik borcun ana para + faiz borcu olduğunun tespit edildiğini, İİK md.294/3'e göre konkordato döneminde faiz işlenmeyeceği için komiserler tarafından faize ilişkin miktar düşürüldükten sonra sadece anapara borcu kabul edilerek yeniden bildirimde bulunulduğunu, konkordato döneminde faiz işlemeyeceğinin açık olduğunu, davacı tarafın banka olması hususu göz önüne alındığında, bankaların alacak miktarlarının ne kadar olduğunu bilebilecek durumda olması nedeniyle belirsiz ya da kısmi dava açamayacaklarını, bu nedenle hukuki yarar ve dava şartı yokluğundan davanın öncelikle usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporuna ve toplanan tüm delillere göre; konkordato davası neticesinde çekişmeli hale gelen alacağın tahsili istemiyle açılan davada,

12/07/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre; Kesin Mühlet Karar Tarihi (27.03.2019) itibarıyla: Konkordato sürecinde kabul edilen alacak (26.258,59 TL) dışında, davacı bankanın ayrıca 74.893,14TL tutarında alacağının bulunduğu, kabul edilen alacak haricinde ayrıca hesaplanan 74.893,14TL tutarındaki alacağın 3.064,29TL'lik kısmının faizden ve 153,21TL'lik kısmının gider vergisinden oluştuğu, kesin mühlet karar tarihinden sonra 16/04/2019 tarihinde 2.875,18TL, 19/04/2019 tarihinde 2.033,92TL, 20/04/2019 tarihinde 34.932,28TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerin öncelikle faiz ve gider vergisine sayılması gerektiği, kesin mühlet süresinde 39.841,38TL tutarında geri ödeme yapılması neticesinde, kalan alacak miktarının 60.182,25TL olduğu, alacağın 26.258,59TL'lik kısmının kabul edildiği, bu durumda kabul edilen alacak haricinde davacı bankanın ayrıca 33.923,66TL tutarında alacağının bulunduğunun belirlendiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne davacının Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/03/2020 tarih ve 2018/940 esas 2020/196 karar sayılı dosyasında kesin mühlet tarihi itibariyle kabul edilen 26.258,59 TL dışında 74.893,14 TL banka alacağının olduğunun tespiti ile konkordato sürecinde yapılan ödemeler düşüldükten sonra kalan 33.923,66 TL'nın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/03/2020 tarih ve 2018/940 esas 2020/196 karar sayılı dosyasında tasdik edilen proje kapsamında konkordatonun tasdikinden itibaren 6 ay ödemesiz 48 ay taksitle aylık eşit tutarlarda davalı tarafından davacı bankaya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

İİK'nın 398/b bendi gereği konkordato tasdik kararının ilan edildiği 01.04.2020 tarihinden itibaren 1 aylık süre dolduktan sonra 21.07.2020 tarihinde açıldığını, istinaf konusu karar ile; geçici mühlet başlangıç tarihi olan 28.12.2018 tarihinde müvekkil şirketin davacı tarafa olan toplam borcu 174.462,59-TL iken kredi(bilirkişi incelemesinde de bu rakam tespit edilmiştir) teminatı için temlik cirosu ile teslim edilen çek bedeli olan 174.885,00-TL tutarındaki 6 adet çekten sadece 1 tanesinin tahsil edilmediğini, 148.204,00-TL çek tahsilatı gerçekleştiğini, tahsil olan çeklerden rotatif kredi riskinin kapatıldığını, 28.941,43-TL 2018 Aralık devre sonu faizi tahsil edildiğini, 39.841,40-TL'den ise eşit taksitli krediye kısmi tahsilatlar yapıldığını, İİK md.294/3'e göre konkordato döneminde faiz işlenmeyeceği için komiserler tarafından faize ilişkin miktarın düşürüldüğü, İİK Madde 294/3 kapsamında faiz işletilemeyeceği hususlarının yeterince irdelenmediğini, yalnızca banka kayıtları ve bankanın kendince yapmış olduğu faiz masraf vs. kapsamında tahsilatları üzerinden karar verildiğini, ancak bu hususlar yalnızca banka kayıtları kapsamında irdelenmek yerine müvekkil şirket kayıtlarının ve konkordato komserinden talep edilecek rapor ile anlaşılabileceğini, nitekim ekte sunulan ve dilekçede bahsi geçen ve ifa yerine bankaya verilen 6 adet çekin 1'i hariç hepsinin bankaca tahsilatla sonuçlandırıldığını, bu durumda davacı bankanın konkordato projesi ile kabul edilen alacağı dışında müvekkili şirketten hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hatalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, gayri nakdi risklere ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davalı şirkete verilen çekler göz ardı edilerek karar verildiğini, bilirkişi raporunun aksine, konkordato projesinin tasdikine karar veren mahkeme tarafından verilen konkordato şerhi/ödeme yasağı çek yükümlülüklerinin ödenmesine engel teşkil etmediği, konkordato sürecinin bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu bedelin ifasına engel olmadığını, müvekkil bankanın 5941 Sayılı Çek Kanunu uyarınca konkordato süreci içerisinde de "karşılıksızdır" işlemi yapmasının ve her yaprak için kanunen ödemekle yükümlü bedeli ödemesinin zorunlu olduğu gerek öğreti gerekse de Yargıtay içtihatları uyarınca kabul edildiğini, bu kapsamda henüz tazmin olmayan çek risklerinin de şarta bağlı alacak olarak kabul edilmesi gerektiği ve çeklerin tanzimi halinde konkordato projesi çerçevesinde borçludan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, anılan karar uyarınca, müvekkil bankanın, davacıya tahsis edilen çeklere istinaden her yaprak için kanunen belirlenen asgari ödeme tutarını ödemekle yükümlü olduğunu, bu durumda müvekkili bankanın gayri nakdi kredi alacağı ile ilgili hesaplama yapılarak ek rapor alınması gerekirken mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini, müvekkili bankanın nakdi kredi alacağının eksik ve hatalı hesaplandığını, Bankanın alacak miktarı hesaplanırken, öncelikle davalının bankaya olan borcunun hesaplanması, devamında varsa yapılmış olan ödemeler (yapılan ödemeler öncelikle faiz ve vergi ödemesi sayılarak) bu borçtan düşülmesi gerektiğini bu şekilde hesap edilen tutardan ise konkordato dosyası kapsamında kabulüne karar verilen tutar düşüldükten sonra müvekkil bankanın davalı borçludan olan alacağının tam olarak ne kadar olduğunun belirlenmesi gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkil bankanın nakdi alacaklarının hesabı yapılırken, öncelikle konkordato dosyası kapsamında kabulüne karar verilen miktarın düşüldüğünü, daha sonra kalan tutardan davalı borçlu tarafından yapılan ödemelerin çıkartıldığını, yapılan hesaplamalarda borçlu tarafından yapılan ödemeler öncelikle faiz ve gider vergisi ödemesi olarak sayıldığından bu şekilde yapılan bir hesaplamada müvekkil alacağının eksik olarak tespit edildiğini, yapılan bu hesaplamaya göre mahkemece kabulüne karar verilen tutar, alacak tutarından çıkartılmadan önce var olan faiz ve gider vergisi miktarı ile bu tutar çıkartıldıktan sonra hesaplanan faiz ve gider vergisi miktarlarının farklılık gösterdiğini, 29.07.2021 tarihli dilekçelerinde bu hususlara itiraz edildiği halde itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, İİK'nın 308/b maddesi gereği konkordato projesine dahil edilmeyen davacı banka alacağının davalı şirketten tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davalı şirketin 27/12/2018 tarihinde konkordato talebiyle Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açmış olduğu davada anılan mahkemenin 2018/940 E. Sayılı dosyasında 28/12/2018 tarihinde 3 ay geçici mühlet kararı ve 27/03/2019 tarihinde 1 yıl kesin mühlet kararı verildiği, 27/03/2020 tarihinde konkordato projesinin tasdik edildiğini ve 01/04/2020 tarihinde konkordato ilan edildiği, İİK 'nın m.308/b uyarınca alacakları itiraza uğramış alacaklıların dava açma sürelerinin tasdik kararından itibaren 1 ay olduğu, Dünya Sağlık Örgütü tarafından Covid 19 sebebiyle pandemi ilan edildikten sonra önce 7226 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun' un geçici 1.maddesinin b fıkrası ile;13.03.2020 tarihinden 30.04.2020 tarihine kadar, 30.04.2020 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararı ile de 01.05.2020 tarihinden 15.06.2020 tarihine kadar dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikayet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dahil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm sürelerin durdurulduğu, bu durumda 16.06.2020 tarihinden itibaren sürenin işlemeye başladığı, davacı bankaca 10.07/2020 tarihinde başvurulan arabuluculuk süreci boyunca 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu m.18/A-15 uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının durduğu ve hak düşürücü sürelerin işlemediği gözetildiğinde arabuluculuk sürecinin son tutanağının düzenlendiği 20/07/2020 tarihinden sonra 21.07.2020 tarihinde açılan işbu davanın İİK'nın 308/b maddesinde görülen 1 aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı, anlaşılmıştır.

Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/940 Esas sayılı dosyasında 19/02/2020 tarihli ara karar ile alacaklı (davacı) bankanın konkordato komiserler kuruluna 116.805,29 TL üzerinden alacak bildiriminde bulunduğu, alacağın tamamının reddedildiği, söz konusu borca karşılık davacı şirket tarafından alacaklı bankaya 174.885,00 TL tutarında temlik cirosu ile çek verildiği, bu çeklerden sadece ...e ait olan 26.681,00 TL'lik çekin iade olarak alındığı, sonuç olarak davacı şirket tarafından borca karşılık verilen temlik cirolu çeklerden tahsil ettikleri miktarın 148.204,00 TL olduğu, yapılmayan çek tahsilatı ve iade edilen çekten dolayı toplam 26.258,59 TL borçlarının olduğu tespit edildiği gerekçesiyle davacı bankanın talebinin kısmen kabulü ile İİK'nun 302/b maddesi gereğince maddi hukuk anlamında kesin hüküm sonuçlarını doğurmaması şartıyla alacaklı (davacı) banka talebinin 26.258,59 adi alacak üzerinden nisaba katılmasına, karar verilmiştir.

Anılan mahkemece davalı şirket hakkında İİK'nın 287/1. Maddesi gereği 28/12/2018 tarihinde geçici mühlet, aynı Yasa'nın 287/2. Maddesi gereği 27/03/2019 tarihinde ise kesin mühlet kararı verilmiştir.

Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/03/2020 tarih 2018/940 Esas 2020/196 Karar sayılı dosyasında, davacı ... ... Ltd. Şti. (tür değişikliğinden önce) tarafından hasımsız olarak açılan konkordato talebine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda davacının konkordato projesinin tasdiki talebinin kabulüne, konkordato tasdik projesi kapsamında kalan tüm borçlarını 27/09/2020 tarihinden itibaren başlamak üzere 48 ayda eşit taksitler halinde revize projede gösterilen şekilde alacaklılar arasında eşitliği bozmayacak şekilde aşağıda belirtilen miktarda ödenmesine, diğer alacakların yanı sıra davacının 565.322,88 TL alacağının 48 ay taksitle ödenmesinin yer aldığı ödeme tablosuna göre konkordatoya dahil 26.258,59 TL'nin alacaklılar tarafından kabul edilen konkordato ödeme teklifi kapsamında konkordatonun tasdikinden itibaren 6 ay ödemesiz, 48 ay taksitle eşit tutarlarda ödenmesine karar verilmiştir.

Davacı ile davalı arasında 09/12/2014 tarihli ve 2.000.000,00TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmıştır.

Davacı tarafından kredi hesabı kat edilerek davalı ve dava dışı diğer borçlulara 10/05/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek toplam 100.807,96 TL nakit alacağın ve 101.500,00 TL gayri nakdi kredi alacağının; ödenmesi gereken diğer kalemlerden oluşan borcun; 16.04.2019 tarihli 2.875,18 TL, 19.04.2019 tarihli 2.033,92 TL ve 20.04.2019 tarihli 34.932,28 TL tahsilatlar ile 09.05.2019 tarihi itibarıyla toplam 67.149,40 TL'nin 1 gün içinde ödenmesi, gayri nakit alacağın 1 gün içinde depo edilmesi talep edilmiştir.

Davacı tarafından davalı şirket konkordato komiserler kuruluna 18/05/2019 tarihinde alacak bildirimi yapılmış, yapılan bildirimde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 13/05/2019 tarihi itibarıyla davalı şirketten 116.805,29 TL alacağı bulunduğu, belirtilerek kredi alacaklarının kaydının yapılması talep edilmiştir.

Davalı şirket alacaklılarına dair 30/01/2020 tarihli değerlendirme formunda alacaklı bankanın 116.805,29 TL risk alacağı bildirdiği, borçlu şirket tarafından davacı bankaya borcunun bulunmadığının beyan edildiği, belirtilen rakamların 28/12/2018 tarihli bilançoyla uyumsuz olduğu, bilançoda alacağın 161.406,02 TL olarak yer aldığı belirtildikten sonra borçlunun beyanı dikkate alınarak İİK'nın 300-302 maddeleri gereği alacağın nisaba dahil edilmediği, belirtilmiştir.

Yargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda, kesin mühlet karar tarihi olan 27/03/2019 tarihi itibarıyla davacının davalıdan tamamı asıl alacaktan oluşmak üzere 96.806,13 TL nakit alacaklı olduğu, mahkemece kabul edilen 26.258,59 TL dışında kesin mühlet tarihi itibarıyla davacının davalıdan 70.547,54 TL alacağı bulunduğu, ayrıca 4.138,67 TL gecikme faizi ve 206,93 TL gider vergisi alacağının hesaplandığı, kesin mühlet karar tarihinden sonra 16/04/2019 tarihinde 2.875,18TL, 19/04/2019 tarihinde 2.033,92TL, 20/04/2019 tarihinde 34.932,28TL ödeme olmak üzere toplam 39.841,28 TL ödemenin yapıldığı, kalan alacak miktarının 30.706,26 TL belirlendiği, kesin mühlet karar tarihinden itibaren faiz işletilmediği tespit edilmiştir.

Davacı yan taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıdan alacaklı olduğunu, davalının konkordato tasdik kararında alacağının eksik olarak yer aldığını iddia etmiş, davalı yan ise konkordato tasdik kararında yer alan borç dışında davacıya başka bir borcun bulunmadığını savunmuştur.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, kredinin ödenmediği iddiasıyla davacının kredi hesabını kat ettiği, davalının konkordato tasdik kararında 26.258,59 TL alacağının yer aldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, davacının genel kredi sözleşmesi kapsamında konkordato tasdik kararında yer alan alacak dışında davalıdan başka bir alacağı bulunup bulunmadığı, çekişmeli alacak var ise miktarı, davacının çekişmeli alacağı var ise bu alacağına faiz işletilip işletilemeyeceği, faiz işletilebilecek ise hangi tarihe kadar faiz işletilebileceği hususlarından kaynaklanmaktadır.

Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, açılan dava, çekişmeli alacaklar hakkında dava başlıklı İİK'nun 308/b maddesi kapsamında alacağı itiraza uğramış olan davacı alacaklı tarafından açılan dava niteliğindedir. Davacı yan, dava dilekçesinde konkordato tasdik kararında yer alan alacak dışında başka alacağı bulunduğunu ileri sürerek işbu alacak davasını açmıştır.

Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle hazırlanmış, raporda davalı şirketin 27/03/2019 kesin mühlet karar tarihine kadar faiz işletilmiş ise de, anılan tarihten sonra faiz işletilmemiştir. Anılan raporda işlemiş faiz hesabında uygulanan faiz oranı, tespit edilen asıl alacak miktarları banka kayıtlarıyla tespit edilmiştir.

Burada tartışılması gereken husus, hakkında konkordato tasdik kararı verilen davalı şirketten alacaklı olan davacı bankanın asıl alacağını kesin mühlet karar tarihine kadar mı yoksa geçici mühlet karar tarihine kadar mı faiz işletileceğidir. 15/03/2018 tarih ve 30361 sayılı Resmi Gazetede, 28/02/2018 kabul tarihli 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile birlikte İİK'nun 287. maddesinde yapılan değişiklik ile geçici mühlet imkanı getirilmiştir. Nitekim davalı şirket hakkında da Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/940 Esas sayılı dosyasında 28/12/2018 tarihinde geçici mühlet kararı verilmiştir.

İİK'nun 288. maddesinde belirtildiği üzere geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğurur. Bu durumda kesin mühletin sonuçlarının düzenlendiği İİK'nun 294 vd. maddelerinin geçici mühlet için de uygulanması gerekir. Buna göre,

İİK'nun 294/3. maddesi uyarınca konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühletten itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi duracağından geçici mühletten itibaren de rehinle temin edilmemiş her türlü alacak için faiz işlemesi duracaktır. O halde mahkemece İİK'nun 288. maddesinde yer alan geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağına ilişkin düzenlemenin ancak amacı, niteliği ve kapsamı ile örtüştüğü ölçüde geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı, bu bağlamda geçici mühlet süresi içerisinde rehinle temin edilmemiş alacak için dahi faiz işleyeceğinin kabulü İİK'nun 288. maddesine aykırılık teşkil edeceğinden mahkemenin bu kabulü usul ve yasaya aykırı görülmüştür.

Hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere; Ödeme planı ile banka dekontlarına göre en son 17.12.2018 tarihinde 15.12.2018 vadeli 22'nci taksitin geri ödemesi gerçekleştirilmiştir. Geri ödeme dekontuna göre 17.12.2018 tarihi itibarıyla ödenmemiş 2 taksit (23 ve 24'üncü taksit) kalmıştır. Ödeme planına göre kaları anapara miktarı 95.041,42 TL'dir. Geçici mühlet karar tarihine (28.12.2018) kadar geçen 11 günlük dönem içerisinde kredi hesabı henüz kat edilmediği için canlı kredi hesabına ilişkin taksitler normal seyrinde işlemeye devam etmiştir. Anılan 11 günlük dönem içinde kredi hesabı kat edilmediği için faiz işletimesine gerek kalmamıştır. Şu halde, geçici mühlet karar tarihi (28.12.2018) itibarıyla kredi risk bakiyesi (95.041,42 TL) değişmemiştir. Geçici mühlet karar tarihi (28.12.2018) itibarıyla kredi anapara risk bakiyesi 95.041,42 TL'dir.

Bu durumda mahkemece, alacak kalemleri yönünden kesin mühlet tarihine kadar faiz işletilmek suretiyle alacak hesabı yapan bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş olup, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak Dairemizce yapılan yukarıdaki hesaplama esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, davacının Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/03/2020 tarih ve 2018/940 Esas 2020/196 Karar sayılı dosyasında kabul edilen 26.258,59 TL dışında, kesin mühlet karar tarihi olan 27/03/2019 tarihi itibarıyla davacının davalıdan tamamı asıl alacaktan oluşmak üzere 96.806,13 TL nakit alacaklı olduğu, mahkemece kabul edilen 26.258,59 TL dışında kesin mühlet tarihi itibarıyla davacının davalıdan 70.547,54 TL alacağı bulunduğu, kesin mühlet karar tarihinden sonra 16/04/2019 tarihinde 2.875,18TL, 19/04/2019 tarihinde 2.033,92TL, 20/04/2019 tarihinde 34.932,28TL ödeme olmak üzere toplam 39.841,28 TL ödemenin yapıldığı, kalan 30.706,26 TL banka alacağının olduğunun tespiti ile Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/03/2020 tarih ve 2018/940 Esas 2020/196 Karar sayılı dosyasında tasdik edilen proje kapsamında ilk taksit 27/09/2020 tarihinden başlamak üzere 48 ayda eşit taksitler halinde davalı tarafından davacı bankaya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin istinaf itirazları ise 21 adet çek yaprağının depo isteminden doğan gayri nakdi kredi alacağına ilişkindir. Öte yandan, davacı, dava dilekçesinde nakit ve gayri nakit kredi alacağı ayrımı yapmaksızın alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Oysa gayri nakit alacağın tahsili değil ancak davacı tarafından depo edilmesi talep edilebilecektir. Dosya içerisinde yer alan kredi kat ihtarnamesi ekindeki hesap özetinden ve bilirkişi raporundan gayri nakit alacağa esas çeklerin davalıya teslim edildiği anlaşılmıştır.

Dairemizce istinaf incelemesi sırasında HMK'nın 353/1-b-3. Maddesi uyarınca dava konusu 21 adet çekin basım tarihi konusunda ilgili bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesi üzerine davacı bankaca 11.12.2023 elektronik imzalı dilekçede bildirilen çeklerden 25 adedinin en son basım tarihinin 01.11.2018 tarihi olduğu görülmüştür. Bu durumda anılan tarih gözetildiğinde dahi Çek Kanunu'nun 3/9. maddesinde öngörülen 5 yıllık süre dava tarihi olan 21/07/2020, ilk derece mahkemesi karar tarihi olan 15/09/2021 tarihlerinde dolmamış ise de, dosya Dairemize geldikten sonra, Dairemizin inceleme tarihi olan 13/12/2023 tarihi itibarıyla sona ermiş durumdadır. Bir başka anlatımla Dairemizin inceleme tarihi itibarıyla davacı bankanın çek yapraklarından kaynaklanan yasal sorumluluğu sona ermiş durumdadır.

Bu durumda gayri nakit alacak yönünden Dairemiz karar tarihi itibarıyla davacının yasal sorumluluğunun sona erdiği, davacının gayri nakit alacağa yönelik talebinin konusuz kaldığı gözetilerek gayri nakit alacak yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekmiştir. Gayri nakit alacağa ilişkin dava konusuz kaldığından yargılama giderleri yönünden davadaki haklılık durumunun HMK'nın 331/2. Maddesi gereği dava tarihine göre tespiti gerekecektir.

Yukarıda açıklandığı üzere davacı, gayri nakit alacağın tahsilini değil, ancak deposunu talep edebileceği halde işbu davada gayri nakit alacağın da tahsilini talep etmiştir. Bir başka anlatımla, davacı dava tarihi itibarıyla konusuz kalan gayri nakdi alacağın tahsili yönünden davalı aleyhine dava açmakta haksızdır.

Hal böyle olunca, davacının davalıdan komiserler kurulu tarafından kabul edilen alacak dışında nakit bir alacağının bulunmadığı, gayri nakit alacağına ilişkin istemi reddedilmiş ise de, Dairemiz inceleme tarihi itibarıyla davacı bankanın çeklerden kaynaklanan yasal sorumluluk süresinin sona erdiği, gayri nakit alacak yönünden davanın konusuz kaldığı, dava dilekçesindeki gayri nakit alacak talebinin depo edilmesine yönelik değil, tahsile yönelik olduğu, davacının gayri nakit alacağın tahsilini talep edemeyeceği, bu durum karşısında davacının dava tarihi itibarıyla gayri nakit alacağı bulunup bulunmadığının sonuca etkisinin olmadığı gözetilerek gayri nakit alacak yönünden gelinen aşamada dava konusuz kaldığından Dairemizce yeniden kurulan hüküm sırasında konusuz kalan gayri nakit alacağa ilişkin talep yönünden yargılama giderleri gayri nakit alacak yönünden de işbu davada haksız bulunan davacı üzerinde bırakılmıştır. Bu durumda yargılamada vekil ile temsil olunan davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre 17.900,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin öteki istinaf sebeplerinin esastan reddine, davalı vekili ile davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin kısmen kabulü ile duruşma açılmasına gerek görülmeksizin ilk derece mahkemesince verilen karar HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği kaldırılarak davacının Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/03/2020 tarih ve 2018/940 Esas 2020/196 Karar sayılı dosyasında kabul edilen 26.258,59 TL dışında, kesin mühlet karar tarihi olan 27/03/2019 tarihi itibarıyla davacının davalıdan tamamı asıl alacaktan oluşmak üzere 96.806,13 TL nakit alacaklı olduğu, mahkemece kabul edilen 26.258,59 TL dışında kesin mühlet tarihi itibarıyla davacının davalıdan 70.547,54 TL alacağı bulunduğu, kesin mühlet karar tarihinden sonra 16/04/2019 tarihinde 2.875,18TL, 19/04/2019 tarihinde 2.033,92 TL, 20/04/2019 tarihinde 34.932,28TL ödeme olmak üzere toplam 39.841,28 TL ödemenin yapıldığı, kalan 30.706,26 TL banka alacağının olduğunun tespiti ile Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/03/2020 tarih ve 2018/940 Esas 2020/196 Karar sayılı dosyasında tasdik edilen proje kapsamında ilk taksit 27/09/2020 tarihinden başlamak üzere 48 ayda eşit taksitler halinde davalı tarafından davacı bankaya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı bankanın 21 adet çek yaprağının depo edilmesi istemi yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dair davanın esası hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

A)1-Davalı vekilinin öteki istinaf sebeplerinin esastan reddine, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulüne,

2.Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2021 tarihli ve 2020/377 Esas-2021/643 Karar sayılı Kararının HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği KALDIRILMASINA,

B)1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Davacının Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/03/2020 tarih ve 2018/940 esas 2020/196 karar sayılı dosyasında kesin mühlet tarihi itibariyle kabul edilen 26.258,59 TL dışında 70.547,54 TL banka alacağının olduğunun tespiti ile konkordato sürecinde yapılan ödemeler düşüldükten sonra kalan 30.706,26 TL'nin Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/03/2020 tarih ve 2018/940 esas 2020/196 karar sayılı dosyasında tasdik edilen proje kapsamında konkordatonun tasdikinden itibaren 6 ay ödemesiz 48 ay taksitle aylık eşit tutarlarda davalı tarafından davacı bankaya ÖDENMESİNE, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

Davacının 21 adet çek yaprağının depo edilmesine ilişkin talebi yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,

2.492 sayılı Harçlar Kanunu'nun karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği alınması gereken 2097,54 TL nispi karar harcının başlangıçta alınan 54,40 TL ile tamamlama harcı olarak sonradan yatırılan 5501,00 TL ve 685,20 TL olmak üzere toplam 6240,6 TL'den mahsubu ile fazla alınan 4143,06 TL'nin kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,

3.Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL ile 2097,54 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,

4.Yargılamada vekil ile temsil olunan davacı yararına davada kabul edilen nakdi kredi alacağı miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesi gereği hesaplanan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,

5.Yargılamada vekil ile temsil olunan davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6.Yargılamada vekil ile temsil olunan davalı yararına gayri nakdi kredi alacağı yönünden HMK'nın 331/2 maddesi gereği karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri gereği hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,

7.Zorunlu arabuluculuk nedeniyle Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.320,00TL'nin kabul oranına göre hesaplanan 447,61 TL'sinin davalıdan, 872,39 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

8.Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvuru harcı, 7,80 TL vekalet harcı 1.000,00TL bilirkişi ücreti, 68,50 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.130,7 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 383,42 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

9.HMK'nın 333. maddesi gereği varsa kullanılmayan gider avansı kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, C) 1-İstianafa başvuran davalı tarafından istinaf karar harcı olarak yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalıya iadesine,

2.İstinafa başvuran davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde kendisine iadesine,

3.Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru gideri 738,00 TL'nin davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,

4.Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru gideri 162,10 TL ile davadaki haklılık oranı gözetilerek 25,30 TL posta gideri olmak üzere toplam 187,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

5.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 13/12/2023 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog