44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1876
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 27.10.2023
NUMARASI: 2023/754 E.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP İhtiyati tedbir talep eden vekili dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile karşı taraftan alacaklı olduğunu, davalının piyasaya yüklü miktarda olan borçlarını ödeyebilmek amacıyla durumunu daha iyi gösterebilmek için müvekkilinden 9 adet çek aldığını, alınan bu çeklerin taraflar arasında düzenlenen anlaşma gereği tahsil edilmeyeceğini, 15/09/2023 tarihli ... nolu 150.000,00.-TL bedelli ve 15/10/2023 tarih ve ... çek nolu 150.000,00.-TL bedelli 2 adet çekin faktoring şirketine ciro edildiğini, müvekkilinin de ticari hayatın itibarı için çek bedelini ödemek zorunda kaldığını, davalıların bedelsiz kalan çeklerin vadesinin gelmesi ve derhal haksız olarak icra kanalı ile tahsiline gidebileceklerinden ötürü söz konusu ... Küçükyalı/İstanbul Şubesine ait 30.10.2023 tarihli, ... çek numaralı 150.000,00.-TL tutarındaki bedelsiz çekin dava kesinleşinceye kadar ödenmesini ve icra takibine konulmasını önlemek amacıyla teminatlı veya teminatsız olarak icra takibine konulmaması ve vadesinde ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, bu konuda ilgili bankaya müzekkere yazılmasını, dava konusu çekin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 27.10.2023 tarihli ara karar ile; çekin üzerinde hatır senedi olarak verildiğine dair bir kaydın bulunmadığı, ayrıca hatır çeki olarak verildiğine dair el yazılı evrakın fotokopi olup bu haliyle denetime elverişli olmadığı, talebin haklılık tetkikinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle, şartları oluşmayan tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile karşı taraftan alacaklı olduğunu, davalının piyasaya yüklü miktarda olan borçlarını ödeyebilmek amacıyla durumunu daha iyi gösterebilmek için müvekkilinden 9 adet çek aldığını, alınan bu çeklerin taraflar arasında düzenlenen anlaşma gereği tahsil edilmeyeceğini, taraflar arasında çek ihdasına neden olacak bir alacak ilişkisi bulunmadığını, çeklerin bedelsiz olduğunu, bu durumun whatsapp yazışması ve çek fotokopileri üzerine çeklerin bedelsizliğine dair davalı ... imzasını içeren yazı ile de sabit olduğunu, Davalıların, müvekkilinin elinden bu çekleri almak için müvekkilini hile ile aldattığını, aralarında bu çekin düzenlenmesine sebep olacak bir ticari ilişki olmadığı halde kendisinden bu çek bedellerinin talep edilmeyeceğini tanıklar önünde kabul edip, whatsapp yazışmalarıyla da bu durumu teyit ederek müvekkilinde güven yarattıklarını,Dosyaya sunulan delillerle, yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Talep, 27.10.2023 tarihli ara karar ile verilen ''ihtiyati tedbir talebinin reddine'' dair ara kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasına ilişkindir. İhtiyati tedbir talep eden vekili, talebe konu çekin hatır çeki olduğunu, taraflar arasında gerçek bir alacak ilişkisi bulunmadığını, çekin bedelsiz olduğunu iddia ederek, icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.HMK’nın 389/1. maddesinde, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu, somut olayda, talebe konu çek üzerindeki kaydın doğruluğunun teyide muhtaç olduğu, bu haliyle davacı tarafından ileri sürülen iddiaların yargılamayı gerektirdiği, mevcut delil durumu itibariyle tedbir talebi açısından yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmemiş olduğu, ilk derece mahkemesince tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış olmakla, tedbir talep eden tarafça ileri sürülen istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında ve gerekçede hata edilmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından tedbir talep eden vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.