Esas No
E. 2023/1729
Karar No
K. 2024/121
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2023/1729 Esas

KARAR NO: 2024/121

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 07/11/2017

NUMARASI: 2015/194 E. - 2017/311 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/01/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... numaralı "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, bu marka adı altında 2007 yılından bu yana tuvalet kağıdı ve kağıt havlu üretip sattığını, ürün satışlarında kullandığı ve kendisiyle özdeşleşen "..." logosunu da adına marka olarak tescil ettirdiğini, (... numaralı marka) "..." ibaresini kullanarak tuvalet kağıdı ve kağıt havlu gibi ürünler üretip satan davalı şirketin bu satışlar sırasında kullandığı ambalajın müvekkilinin markası ve ambalajıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız olarak istifade etmeyi amaçladığını, davalının belirtilen eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine ve menine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2001 yılından bu yana "..." markasıyla satış yaptığını ve bu ibareyi 2002 yılında adına marka olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin kullanımlarına 13 yıl boyunca sessiz kalan davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını ve müvekkilinin kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

MAHKEME KARARI; İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/11/2017 tarihli 2015/194 E- 2017/311 K sayılı kararıyla; yargılama sürecinde alınan üçüncü bilirkişi raporu ve bu raporla aynı doğrultuda görüşler içeren ilk bilirkişi raporunda yer alan açıklamalardan, davalının tasarım tesciline dayalı olarak "..." ibareli ürünlerde kullandığı kullanımların davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF BAŞVURUSU;

Davacı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde;davalının, adına tescilli olan "..." markasını 2015 yılına kadar tescil edildiği haliyle kullandığını ancak 2015 yılından sonra markasını tescil edildiği haliyle değil müvekkilinin markasına yanaşacak şekilde kullanmaya başladığını, bu eylemden haberdar olur olmaz davalıya ihtarneme gönderdiklerini ve akabinde de iş bu davayı açtıklarını, sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramalarının söz konusu olmadığını, davalının 2015 yılından sonraki kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı adına tescilli tasarımının yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına sahip olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Dairemizin 04/11/2021 tarihli 2020/570 Esas-2021/1291 Karar sayılı k; İlk Derece Mahkemesince, yalnızca 11.08.2016 havale tarihli birinci bilirkişi heyet raporu ile 08.09.2017 tarihli üçüncü bilirkişi heyet raporuna atıfta bulunularak karar verildiği, her iki raporda varılan sonuç aynı olmakla birlikte, birinci raporda, iltibas tehlikesinin bulunmadığı, üçüncü raporda ise, iltibas tehlikesi var olmakla birlikte tescilli kullanımın hukuka uygunluk sebebi oluşturduğu gerekçelerine dayanıldığı, dolayısıyla tescile uygun bir kullanımın olup olmadığı, tescile uygun bir kullanım yok ise bu kullanımın, marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği tartışmasına girmezden evvel, somut olaya sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği, davacı vekilinin aşamalardaki beyanlarında, tecavüz teşkil eden eylemlerin 2015 yılında başladığını belirtmesi ve davanın da belirtilen yıl içerisinde açılması karşısında davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığından söz edilemeyeceği, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) yürürlükte olduğu dönemde, Yargıtay içtihatlarıyla, tescile dayalı kullanımının hukuka uygun bir kullanım olduğunun kabul edildiği, davalının davaya konu edilen ambalaj kullanımlarının adına 08.01.2015 tarihinde tescil edilen ... numaralı endüstriyel tasarım tesciline dayalı olduğu ve davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuş, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2023 tarihli, 2022/245 Esas-2023/3738 Karar sayılı ilamıyla; Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde benimsenen birinci ve üçüncü bilirkişi raporlarındaki tespitler doğrultusunda davalı kullanımlarının adına tescilli tasarım kapsamında olup davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, gerekçe kısmında, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığına ilişkin davalı savunması hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, karara karşı davacı yanca yapılan istinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince ise İlk Derece Mahkemesince sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığından öncelikle bu hususun tartışılması gerektiği belirtildikten sonra yazılı gerekçeyle davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığı sonucuna ulaşıldığı, akabinde ise davalı kullanımlarının adına tescilli tasarım kapsamında kalıp davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda özetlenen gerekçesinden İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin yetersiz bulunduğu ve gerekçedeki bu eksikliğin Bölge Adliye Mahkemesince giderildiği, İlk Derece Mahkemesince tartışılmayan hususlar da tartışıldıktan sonra ortaya konulan bu yeni gerekçeler doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı, bu hale göre İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp davanın esası hakkında ortaya konulan bu yeni gerekçe kapsamında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde başvurunun esastan reddine karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesiyle; Dairemizin kararının resen bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı ve duruşma gününün taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili Yargıtay bozma ilamına uyulmasını, davalı vekili ise Yargıtay ilamı uyarınca davanın reddini talep etmiştir. Dairemizce usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir.

GEREKÇE

Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni davasında ilk derece mahkemesince, benimsenen birinci ve üçüncü bilirkişi raporlarındaki tespitler doğrultusunda davalı kullanımlarının adına tescilli tasarım kapsamında olup davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamına celp edilen tescil belgelerinden; davacı şirket adına TPE nezdinde tescilli "..." ibareli ... no'lu markanın 03, 05, 16. sınıf emtiada kullanmak üzere 05.09.2007 tarihinden itibaren,"..." ibareli ... no'lu markanın 03,05,16. sınıf emtiada kullanılmak üzere 19.03.2012 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına celp edilen tescil belgelerinden; davalı ... A.Ş. adına "..." ibareli ... no'lu markanın 14, 15, 16. sınıf emtiada kullanılmak üzere 18.04.2002 tarihinden, "..." ibareli ... no'lu markanın 16. sınıf / kağıt, karton ve bunlardan yapılmış ürünler, kağıt havlular, tuvalet kağıtları, ambalaj amaçlı kağıtlar v.s ) emitada kullanılmak üzere 28.03.2013 tarihinden, "..." ibareli ... no'lu markanın 14, 15, 16. sınıf emtiada kullanılmak üzere 08.06.2011 tarihinden itibaren, "..." ibareli ... no'lu markanın 14, 15, 16. sınıf emtiada kullanılmak üzere 08.06.2001 tarihinden, "..." ibareli ... no'lu markanın 16. sınıf emtiada kullanılmak üzere 30.07.2013 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile tescil edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, davalı şirket adına ... no'lu ambalaj deseninin 08/01/2015 tarihinde tescil edildiği görülmüştür.

Davacı tarafça, davalının 2015 yılından itibaren, "..." markasını belirtilen ambalaj deseniyle kullanmaya başlandığı ve 08/01/2015 tarihinde de kullandığı ambalajı tescil ettirdiğini, bu haliyle markasını davacı markasını yaklaştırdığını, taklit suretiyle marka hakkına tecavüzde bulunduğunu iddia etmiş, davalı ise; uzun yıllardır aynı sektörde faaliyet gösterdiklerini, davacının bu durumdan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, markaya tecavüzün söz konusu olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme karar gerekçesinden, ilk Derece Mahkemesince, markaya tecavüzün varlığı kabul edilmekle birlikte, tescilli markanın korunması gerektiği, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı değerlendirmelerinde bulunan 11.08.2016 havale tarihli birinci bilirkişi heyet raporu ile 08.09.2017 tarihli üçüncü bilirkişi heyet raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan birinci heyet raporunda; davalıya ait "..." markasının, davacının "..." markası ile benzerlik oluşturmadığı, avalının "..." markalı ürün ambalajının, davacının "..." markalı ürün ambalajı, desen, kompozisyon, marka adlarının kullanım şekli bakımından farklılık gösterdiği, davalı ürün ambalajlarında davalının ... sayılı tasarımın kullanıldığı kanaatine varıldığı beyan edilmiştir. Mahkemece alınan üçüncü heyet raporunda; davalı yanın markasal kullanım sınırını aştığı, ancak dolayısıyla tescile uygun kullanımdan bahsedilemeyeceği kabul edilse dahi, dosyada mübrez ürün örnekleri incelendiğinde, davalı kullanımının, 08/01/2015 tarih ... tescil numaralı endüstriyel tasarımına uygun olduğu, tescilli bir tasarımın haksız kullanımından bahsedilemeyeceği, bu itibarla marka hakkına tecavüzün oluşmadığı, dosya kapsamına sunulan faturalar ve diğer belgeler incelendiğinde, sektörde azımsanamayacak ölçüde pazar payı bulunan davalının, aynı sektörde faaliyet gösteren davacı tarafından bilinmemesinin mümkün olmaması ve uzun süre sessiz kalınması karşılığında, kullanıma icazet verdiği, bu bağlamda 6769 Sayılı Yasanın 25/6 maddesinin davalının hukuki durumuna uygun olduğu ve söz konusu durumun aksini gösterecek kötü niyetin varlığına dair davacı tarafça atılan bir isnat ve buna yönelik bir delilin var olmadığının dosya kapsamından anlaşıldığı, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz eylemlerinin oluşmadığı beyan edilmiştir.Davanın 26/08/2015 tarihinde açıldığı, uyuşmazlığın çözümünde markalar hakkında 556 Sayılı KHK, tasarım hakkında 554 Sayılı KHK ve 6102 Sayılı TTK hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmaktadır. Her ne kadar dava tarihinde yürürlükte bulunan KHK'larda sessiz kalmak suretiyle hak kaybına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmuyorsa da, MK 2. Maddede düzenlenen iyi niyet karinesinden yola çıkılarak, yerleşik Yargıtay içtihatları ile uzun süre karşı tarafın kullanımına ses çıkarmayarak, yatırım yapmasına sessiz kalan hak sahibinin, aradan beş yılı aşan bir süre geçtikten sonra dava açmasının iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağı, hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği gerekçesiyle, dava açma hakkının yitirildiği kabul edilerek uygulama alanı bulmaktadır.

Davacı vekilinin yargılama sırasında sunduğu dilekçeler ile istinaf dilekçesinde; davalının davacının markasını 2015 yılından itibaren taklit eder şekilde, aynı renk ve desenle kullandığını, davalıya Beşiktaş ... Noterliği'nin 15/05/2015 tarihli ... sayılı ihtarnamesini göndererek fiiline son vermesinin istenildiğini, sessiz kalma suretiyle hak kaybının oluşmadığını savunduğu, davalı vekilinin ise uzun süredir tescilsiz olarak logo ve marka kullanıldığını, davacının bunu bildiğini suskun kaldığını ileri sürdüğü, faturalar ibraz ettiği anlaşılıyorsa da, bu yönde delil olarak sunulan faturalardan ürünlerde ... markasının kullanıldığı anlaşılıyorsa da, hangi ambalaj tasarımının kullanıldığı, değişen ambalaj tasarımının kullanılıp kullanılmadığının anlaşılamadığından, davalı tarafın sessiz kalma suretiyle dava açma hakkının yitirildiğine yönelik savunmasının ispatlanamadığı kanaatine varıldığından, mahkemece 08.09.2017 tarihli üçüncü bilirkişi heyet raporundaki görüşün hükme esas alınması yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin mahkeme karar gerekçesine yönelik istinaf sebebinin haklı olduğu kanaatine varılmıştır.Markaya tecavüz ve haksız rekabete yönelik incelemede; 6769 Sayılı Yasa'nın 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu tarihten önce yürürlükte bulunan 556 Sayılı KHK ve 554 Sayılı KHK'da SMK 155. Madde de düzenlenen, sınai mülkiyete konu haklara tecavüz davasında, sonraki tescil tarihli hakların savunma gerekçesi yapılamayacağına yönelik bir düzenleme ve marka yahut tasarımın tescil edildiği şekilde kullanılmasının bir başkasının tescilli hakları ile iltibas yaratması halinde tecavüz teşkil edeceğine yönelik bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmaktadır. İstinaf başvurusunda, davalı tarafın davacı markalarına tecavüz teşkil ettiği ileri sürülen kullanımının , 08/01/2015 başvuru tarihli ... no'lu ambalaj tasarımının koruma kapsamında olduğu, davalı kullanımının dava tarihinde yürürlükte olan yasal düzenlemeler kapsamında, markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, ilk derece mahkemesince sonuç olarak davanın reddine karar verilmesi yerinde ise de, sessiz kalmaya ilişkin karar gerekçesi düzeltilmekle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/11/2017 tarih, 2015/194 E., 2017/311 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın reddine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 3/a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 27,70 TL'nin mahsubu ile kalan 399,90 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsiline, 3/b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 3/c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,3/ç-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,5- İstinaf ve temyiz aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 98,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 440,20 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 538,3‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/d-Temyiz yargılaması için davacı tarafından yapılan temyiz başvuru harcı ve temyiz yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5/e-İstinaf aşamasında bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 10.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/01/2024

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın reddine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 3/a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 27,70 TL'nin mahsubu ile kalan 399,90 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsiline, 3/b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 3/c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,3/ç-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,5- İstinaf ve temyiz aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 98,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 440,20 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 538,3‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/d-Temyiz yargılaması için davacı tarafından yapılan temyiz başvuru harcı ve temyiz yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5/e-İstinaf aşamasında bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 10.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu HMK md.353/1 HMK md.333 K6769 md.155 K556 md.2 K7035 md.31 K6100 md.361/1 K6100 md.333 K6769 md.25/6 K6100 md.2 HMK md.361/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.