Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/556
Karar No
K. 2023/1003
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/556
KARAR NO: 2023/1003
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/06/2022
KARAR TARİHİ: 11/10/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 17/10/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA DILEKÇESİ:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin dava konusu ... Sanayi Ltd şirketindeki hisselerinin anne ve babaları olan ... ile ...’dan intikal ettiğini, şirkette 3 ortak mevcut olduğunu, 3 kardeşin şirkette 1/3 ortaklığı bulunduğunu, davalının müvekkillerinin ortağı olduğu şirkette 2015-2020 yılları arasında fasılasız tek başına müdürlük yaptığını, müdürlüğü süresince kötü yönetim sergileyerek bahse konu şirketin malvarlığını kendi malvarlığı gibi kullanarak şirketi zarara uğrattığını, imza yetkilerinin sona ermesiyle Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas, ... karar sayılı dosyası ile şirkete kayyım atandığını, şirket tarafından 15/11/2021 tarihinde Bağımsız Denetim Kurulu tarafından ... tarihleri arasını kapsayan rapor alındığını, bu raporlama neticesinde davalının müdürlük yaptığı süreçte 2.807.285,15 TL açık tespit edildiğini, 01/03/202 tarihinde şirketin merkezinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını, yapılan toplantıda davalının ibra edilmediğini, ibra edilmediğinden şirkete karşı zararları nedeniyle sorumluluğunun devam ettiğini, davalının şirketi basiretli bir müdür gibi yönetemediğini, müdürlük yetkisini kötüye kullanarak zarara uğrattığını belirterek davanın kabulü ile şimdilik 100.000 TL’nin kasada meydana gelen açık tarihleri itibariyle işleyecek avans faiziyle birlikte şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının mesnedsiz olduğunu davanın reddinin gerektiğini, şirketi zarara uğratmadığını, müdürlük görevi süresince şirketin menfaatleri doğrultusunda hareket ettiğini, davacıların kardeşleri ... ile aralarındaki miras uyuşmazlıkları dolayısıyla müdürlük yapmasından rahatsız olduklarını, müdürlük görevinin bitmesi akabinde murislerin terekelerinin yönetildiği İstanbul ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... tereke sayılı dosyası kapsamında ... İnşaat’in 2019 yılından geriye doğru 5 yıllık dönem defter kayıtlarının incelendiğini, şirketin finansal sıkıntılara rağmen kar etmeye devam ettiğini, müvekkilinin görevini layıkıyla yerine getirdiğini, bu hususun bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, TTK m.553 şartlarının oluşmadığını, kusurlu olduğunu ispat yükünün davacılarda olduğunu, somut olayda kusur ile müvekkilinin zarara sebebiyet vermediğini, davacı tarafın talebine dayanak vakaları somutlaştırmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE:

Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'nun 644/1-a maddesinin yollaması ile limited şirket müdürlerinin sorumlulukları hakkında da uygulanacak olan TTK'nın 553/1. maddesi gereğince tazminat davası olup, uyuşmazlığın dava dışı şirketin davalının müdürlük görevi yaptığı süreçte zararının mevcut olup olmadığı mevcut ise zarardan davalı müdürün sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, zarar miktarı ve davalıdan tahsilinin talep edilip edilemeyeceği hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 553/1.maddesinde; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları, 6102 sayılı TTK'nın 555/1.maddesinde; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri, 6102 sayılı TTK'nın 557/1.maddesinde; birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her birinin, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zararın şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı, 6102 sayılı TTK'nın 558/2.maddesinde; şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararının, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldıracağı, diğer pay sahiplerinin dava haklarının ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşeceği, düzenlemeleri yer almaktadır.

Bilindiği üzere, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa aittir. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Bir başka deyişle, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğuracaktır. Şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davası açma hakkını düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 555. maddesi gereğince; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecektir.

Somut uyuşmazlıkta davacı taraf, davalının görev yaptığı 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020 yıllarında dava dışı şirketin kasasında tespit edilen 2.807.385,15 TL açık tutarı nedeniyle dava dışı şirketin zarara uğratıldığından bahisle işbu davayı açmıştır.

Mahkememizce alınan ve itibar olunan bilirkişi raporu ile kasa nakit hareketlerine ilişkin belgeler ile kayıtların birbirini teyit ettiği, şirketin banka ekstreleri ile mizan bakiyeleri arasında uyumsuzluk olmadığı, dava dışı şirketin 10/10/2016 tarihinde 164.542,50 TL tutar yönünden 6736 Sayılı kasa affından yararlandığı, 2016-2017 yıllarına ilişkin olarak kasa affından yararlanarak 2016 yılı için 159.750,00 TL ve 2017 yılı için 340.00 TL olmak üzere toplam 499.750,00 TL yönünden kasa affından faydalandığı, dava dışı şirkete ait taşınmaz için imar barışından faydalanmak üzere harç bedeli yatırıldığı tespit edilmiştir. Yine yapılan incelemeler neticesinde kasa affından faydalanılan 499.750,00 TL'lik tutarın asgari ücretli çalışan olarak gösterilen davalı ve diğer personelin bakiye maaş ödemelerinin kasadan nakden ödeme şeklinde gerçekleştirilmesi neticesinde oluştuğu, 01/01/2015-31/12/2020 tarihleri arasında personele ödenen net kıdem tazminatları tahakkuku ile bankadan gerçekleştirilen tutarlar arasındaki farkın da bu sebepten kaynaklandığı, davalıya ve personele yapılan ücret ödemelerinin makbuz ve imza karşılığı ödendiği tespit edilmiştir.

Davalının sorumluluğu bakımından hukuki sorumluluğun genel prensibi olan BK'nun 49.maddesine bakılması gerekmektedir. BK'nun 49.maddesi haksız fiil sorumluluğunu düzenlemekte olup BK'nun 114/2 maddesi gereğince bu hukuk sözleşmesel sorumluluk hallerinde de uygulama alanı bulacaktır. Bu madde gereğince sorumluluk için zarar, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağı koşullarının birlikte aranması gerekecektir. Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğu ile amaçlanan, zarar verene isnat edilebilecek ve onun hukuk düzenince onaylanmayan bir davranışından kaynaklanan zararın giderilmesidir. Yapılan bilirkişi incelemesinde dava dışı şirketin tespit edilmiş zararı bulunmamaktadır. Davalının SGK ve vergi mevzuatına aykırı işlemi bulunmakta ise bu husus davanın mahiyeti itibariyle mahkememizce inceleme konusu yapılamayacaktır. Bu hususlardan doğan bir şirket zararı var ise ancak bu husus ayrı yargılama konusu yapılabilecektir. Davanın mahiyeti itibariyle aranması gerekli ilk koşulun dava dışı şirketin zararı olacağı, tespit edilmiş zarar bulunmamakla sorumluluk koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; AÇILAN DAVANIN REDDİNE,

1.Alınması gereken 269,85 TL harcın, peşin alınan alınan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.437,90 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,

2.Davacılar tarafça sarf edilen yargılama masraflarının yine davacılar üzerinde bırakılmasına,

3.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

4.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 11/10/2023 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog