Esas No
E. 2020/2498
Karar No
K. 2024/80
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2020/2498

KARAR NO: 2024/80

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 25/02/2020

NUMARASI: 2019/76 E. - 2020/100 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... merkezinin 2005 yılında kurulan ve alanında en geniş hizmet yelpazesine sahip bir kuruluş olduğunu, müvekkilinin tescilli adını ve marka değerini karalama maksadı taşıyan şahısların davalı şirkete ait internet sitesinde hiçbir delil ve dayanak göstermeden "...", "... ", "...", "...", "...", "..." gibi müvekkilinin itibarını zedeleyici gerçeği yansıtmayan ifadeler kullandığını, davalı şirketin ise bunların doğru olup olmadığını araştırmaksızın haksız rekabet hükümlerine aykırı şekilde yayınladığını, müvekkilinin gerek markası, gerekse kullanmış olduğu ürünlerin tümümün tescilli olduğunu, müvekkilinin tescilli marka ve ambleminin davalıya ait internet sitesinde izinsiz olarak kullanıldığını, davalıya Beyoğlu ...Noterliğince ihtarname çekildiğini ancak sonuçsuz kaldığını iddia ederek müvekkiline ait amblem ve ismin davalının internet sitesinde kullanılmasına ilişkin yasal bir izni olmaksızın gerekli inceleme ve araştırma yapmadan müvekkilinin ticari itibarını zedeleme amacı güden asılsız, yanıltıcı yorumları yayınlaması, müvekkili aleyhine yayınladığı yorumlara para karşılığında cevap hakkı tanıyarak açık şekilde tüketicilerin bu haksız yorumları sayesinde ticari bir gelir elde ettiğinden TTK md. 54 vd., 5651 Sayılı Kanunun 5/2/d, 8 ve 9 md. ihlali nedeniyle müvekkili aleyhine yayınlanan internet içeriklerinin yayından kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait www...com sitesinin üretici, müşteri ve son kullanıcı arasında etkin, tarafsız bir yer sağlayıcı ve çözüm platformu olduğunu, günde yaklaşık 5.000 şikayetin yazıldığı bir platformda her şikayetin gerçekliğinin araştırılmasının mümkün olmadığını, davacının şikayetlere cevap ve itiraz hakkını üye olarak kazanmadığını, üye olsun yada olmasın memnuniyete dönüştürülen her şikayetin tüketici tarafından yayından kaldırılabildiğini ve teşekkür metnine çevrilebildiğini, davacı firma hakkında yayından kaldırılmış ve teşekküre dönmüş pek çok şikayetin bulunduğunu, davacının iddialarının asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu iddia ederek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 5651 sayılı kanunun 2/1-m maddesinde yer sağlayıcı " Hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan ve işleten gerçek veya tüzel kişiler" olarak tanımlandığını, Kanunda yer alan tanıma bakıldığında yer sağlayıcısının "yalnızca içerik barındıran sistemi sağlayan" kişi olarak ifade edildiğini, oysa davalı şirketin kanuni tanımında yer alan klasik anlamda bir yer sağlayıcısı vasfında olmadığını, davalı şirketin gerek tüketicilere gerekse markalara sunmuş olduğu çeşitli hizmetler bulunduğunu, tüketicilerin davalı şirkete yönelmesindeki asıl nedenin davalı şirketin sorunu çözüme kavuşturan bir platform olduğunu iddia ederek böyle bir algı yaratması ve tüketici nezinde davalıya ait sitede içerik paylaştığı takdirde şikayetinin giderileceği yönünde bir hizmet verdiğini iddia etmesi olduğunu, markalar yönünden ise kurumsal üyelik adı altında tüketicilerin paylaşmış olduğu şikayetlere cevap verme, yayınlanmadan önce haberdar edilmesi, şikayetlerin yönetilmesi vs gibi hizmetler sunularak karşılığında belirli bir ücret aldığını, bu nedenle hizmet verdiği firmalara yönelik içerik paylaşan kullanıcıların gerçek hizmet alan kişiler mi yahut içerikler gerçeği yansıtıyor mu veya buna ilişkin herhangi bir evrak ibraz edilmiş mi gibi konularda titizlikle yaklaşılması, aksi halde ticari itibarı zedeleyen yorumların yayınlanması hususunda sorumluluğun doğacağının ortada olduğunu, Davalı şirkete defalarca bildirimde bulunulduğunu, mail sistemi üzerinden paylaşılan bazı içeriklerin müşteri olmadığı herhangi bir hizmet almadığının belirtildiğini, ancak buna rağmen içeriklerin kaldırılması yönünde davalı şirketin kayıtsız kalması nedeniyle taraflarına önce ihtarname gönderildiğini, yine sonuç alınmaması nedeniyle yerel mahkeme nezdinde dava ikame edildiğini, müvekkili şirketin 1.900 TL karşılığı ücretli üyelik alması neticesinde taraflar arasında kurulan mail sistemi üzerinden iletişime geçildiğini ve uyarıların bu şekilde iletildiğini, ancak ihtarname sonrası üyeliğin askıya alınması nedeniyle kendilerince maillere ulaşılamadığını ve mahkemeye ibraz edilemediğini, davalı sistemi üzerinde ayrıntılı inceleme yapılarak bu durumun tespitinin yapılması istendiği halde eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulduğunu, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülen aynı konu ve talepli 2018/197 Esas sayılı dosyasında alınan 21/02/2019 tarihli farklı bir bilirkişi raporunda ; "Google arama sayfasında ''... ''markasının aranması sonucunda müvekkile ait sitenin ikinci sırada yer almasının müvekkilin anahtar kelime tanımlamaları arasına ''... '' ibaresinin eklenmesi neticesinde oluştuğu ; bu kullanımın dürüstlük kurallarına aykırı bir ticari uygulama olması sebebiyle haksız rekabet olarak nitelendilebileceği'' şeklinde değerlendirme yapıldığını, yerel mahkeme nezdinde tanzim edilen bilirkişi raporunda yalnızca ekran görüntüsüne yer verildiğini, davalı şirket bünyesinde yer verilen şikayetlerin ikinci sırada olduğunun tespit edildiğini, ancak konu hakkında herhangi bir nitelendirme yapılmadığını, arama motorlarında bu şekilde bir kullanımın haksız rekabet yönünden niteliğinin ne olduğuna ilişkin bir açıklamada bulunulmadığını,

GEREKÇE

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Somut olayda uyuşmazlık; davacı ...'a ait “...” ibareli marka aleyhine davalıya ait ''www...com'' adlı internet sitesinde yorumlar yapıldığı, bahse konu yorumlar nedeni ile davalı yan tarafından davacının marka haklarının ihlal edilip edilmediği, haksız rekabete sebebiyet verilip verilmediği ve davalı şirketin söz konusu fiillerden sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalıya ait www...com adlı internet sitesinin, tüketicilerin almış oldukları mal veya hizmetler ile ilgili olumlu veya olumsuz fikirlerini ifade ettikleri bir platform olduğu, bu platform üzerinde tüketicilerin çeşitli markalı mal veya hizmetler hakkında, markalar ve firmalar da belirtilmek suretiyle beyanlarda bulundukları, tüketicilerin marka veya firma adı zikretmek suretiyle düşüncelerini açıklamalarının markasal kullanım olarak nitelendirilemeyeceği, zira bu durumun Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınmış olan "düşünce ifade özgürlüğü" hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği izahtan varestedir.Davacı her ne kadar davalı yana bildirimde bulunduğunu, buna rağmen davalının sisteme müdahalede bulunmayarak haksız içerikleri yayınlamaya devam ettiğini ileri sürmüş ise de; davalı yana gönderilmiş olan Beyoğlu ... Noterliği'nin 11 Şubat 2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde, “,.. internet sitenizde yayınladığınız aslı olmayan, yanlış, yanıltıcı içeriklerin kaldırılmasını ve içeriklerin yayınlanmamasının” kaldırılmasının ihtar edildiği, ancak ihtarın somutlaştırılmadığı, hangi içeriklerin ne suretle marka hakkına tecavüze ve haksız rekabete neden olduğunun belirtilmediği, bu nedenle davalı açısından geçerli bir ihtarın koşullarını taşımadığı, kaldı ki gerçekte var olmayan şikayetlerin yayınlandığına ilişkin dosyaya yansıyan bir delilin de bulunmadığı, şikayetlerin gerçek olmadığının ispatlanamadığı, davalı kullanımının bu anlamda markasal bir kullanım olmadığı, haksız rekabetin şartlarının ise, belirtildiği üzere somut olayda gerçekleşmediği, davalı yanın ihtilaf konusu içerikler bakımından içerik sağlayıcı değil yer sağlayıcı olduğu ve içerikten doğrudan sorumlu olmadığı, yer sağlayıcı olan davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli olan "uyar-kaldır" yönteminin kullanıldığı yönünde geçerli bir delil sunulmadığı, öte yandan davalı yana ait sitede yer alan şikayet metinlerinin anayasal şikayet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/02/2020 tarih ve 2019/76 E., 2020/100 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog