Aramaya Dön

12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/184
Karar No
K. 2022/184
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/184 Esas - 2023/384

T.C.

ANKARA

12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/184
KARAR NO: 2023/384

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

DAVACI ...

DAVALI ....

DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/03/2022
KARAR TARİHİ: 23/06/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 16/07/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

TALEP

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşme gereğince, davalının ihtiyaç duyduğu yangın söndürme cihazlarının temini ve periyodik olarak dolum ve bakım yapılması işi için davalının .... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı şirketin itirazı üzerine açılan ...

E. Sayılı davasında davacı müvekkili şirket lehine karar verildiğini, davalı tarafın anılan Mahkeme dosyasında söz konusu sözleşmelerin çift imza kuralı gereği geçersiz olduğunu İleri sürmüşse de Mahkeme tarafından yapılan tahkikat üzerine tarafların edimlerini ifa ettiğinin ispatlandığını, dolayısıyla ... sayılı içtihadı birleştirme kararında belirtildiği üzere: “Eğer kanunun öngördüğü şekle uyulmadan yapılan sözleşmenin tarafları edimlerini bilerek ve isteyerek yerine getirmişlerse şekilsizliğin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması yasağı ile karışılacak, sözleşme geçerli kabul edilecektir” denildiği, davalı tarafın müvekkili davacı şirketle sözleşme İlişkisi devam ederken bir başka firma ile anlaşarak sözleşme gereği demirbaşları müvekkile ait yangın söndürme cihazlarının dolum ve bakım işini başka firmaya yaptırdığını, böylece sözleşmeden doğan yükümlülüğünü ihlal ettiğini, hal böyle olunca sözleşme gereği kararlaştırılan *Sözleşme bitim süresinden önce tarafların üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, gün itibarı ile sözleşmenin, geriye kalan kısımlardaki alacakları muaccel olur” hükmü gereği işbu davanın açılması zaruretinin hasıl olduğu, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı taraftan alınarak davacı müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

Davacı tarafın TTK hükümlerinde düzenlenen basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, bir şirkete fatura keserek bunu tebliğ etmeden icra işlemine konu ederek borç ilişkisinin doğduğu şeklinde yorumlamanın kötü niyetli ve hukuka aykırı bir davranış olduğunu, davacı taraf ile müvekkili frma arasında imzalanan herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacı taraf ile teklif usulü olarak hizmet ve alışverişi bulunmakta olup her teklif sonrası malın teslimiyle alışverişin sonlandığını,

TTK 371. maddede şirketlerin temsil yetkisinin kapsamının açık biçimde düzenlendiğini, müvekkili firmanın sicilindeki ilanlara bakıldığında çift imza kuralının açıkça düzenlendiğini, satın alma sorumlusu olarak Meltem Uzmen ve bu kişinin yanında şirket imza yetkililerinden diğer bir yetkilinin imzasıyla imzalanan sözleşmelerin hüküm ve sonuç doğuracağının açık olduğu, bu şekil şartına uymayan sözleşmelerin TTK gereğince kesin hükümsüz olacağı, bu haliyle mahkemeye sunulmayan sözleşme açısından şirket kayıtlarında izah ettikleri üzere TTK kapsamında bir sözleşme bulunmadığı hususun arz ettiklerini, TBK öneri ve icap arasındaki farkın çözümlenmesi ile sonuca bağlanmasının muhtemel olduğu, somut uyuşmazlıkta yetkisiz kişilerin mutabakat alınmadan imzaladığı bir sözleşme iddiasının mevcut olduğu, sözleşme içeriğinde görüleceği üzere 5 yıl gibi süre belirlenen ve cezai şartın tek taraflı olduğu sözleşmenin kanun gereği mutabakat ve yetkili kişilerce imzalanması gerektiği, ancak burada her kim tarafından dahi imzalandığı bilinmeyen bir sözleşme mevcut olup basit bir kaşe ve isimsiz imza ile sözleşme hükümlerinin tartışılarak mutabakata varıldığı ve imzalandığı anlamının çıkmadığı, oluşan ticari ilişkinin kendilerinin iddia ettiği üzere teklif ve sipariş usulü mal ve hizmet alımından ibaret olduğu taraflar arasında teklif usulü ticari iş sürdürülmekteyken müvekkili firma yetkililerince imzalı şirketi bağlayan yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacı tarafın dayandığı sözleşmede karşılıklı cezai şart koşulu bulunmadığı, doldurtan firmanın yükümlülükleri incelendiğinde tek taraflı cezai şart niteliğinde tamamı müvekkili firmanın aleyhine düzenlenmiş ve cezai şart olarak yorumlanmaya açık maddeler olduğu,

TBK 179-182 maddeleri sözleşmelerde cezai şartın geçerliliğini belli geçerlik koşullarına bağladığı, bunlardan en önemlisinin iki tacir arasında cezai şartın geçerli sayılabilmesi için her iki taraf için de bir cezai şart öngörülmesi gerektiği, aksi takdirde sözleşmenin bu hükümlerinin mutlak geçersiz olduğu, sözleşmede davacı taraf için düzenlenen bir cezai şart bulunmadığı için, sözleşmenin bu hükümlerinin yukarıda sayılan diğer geçersizlik koşullarına ek olarak bu açıdan da baştan itibaren geçersiz olduğu, buna ek olarak itirazın iptaline ilişkin kararın istinaf incelemesinde olup kesinleşmediği, müvekkili firmanın sözleşme imzalamaya yetkili kişiler tarafından imzalanmayan, kim tarafından imzalandığı anlaşılamayan, sözleşmelerde tek taraflı cezai şartın kabulünün Mmümkün olmadığını, bu kapsamda davacının davasının tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

H U K U K İ N İ T E L E N D İ R M E - G E R E K Ç E : Dava, sözleşmeden kaynaklı cezai şart alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davaya konu sözleşmeler, tarafların ticari defterleri, bilirkişi raporu, müzekkere cevapları,... Esas sayılı dosyası, Balya Noterliğinin 19/12/2019 tarih ve 1232 yevmiye nolu ihtarnamesi ile tüm getirtilmesi gerekli deliller dosyaya celp edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmeler, söz konusu defter ve belgeler incelendiğinde; Davacı Nahit Köroğlu Yangın Söndürme ... arasındaki ticari ilişkinin 2018 öncesine dayandığı, davacı ... şirketine ait cari hesap ekstresinde davalı ... yaptığı tüm ödemeleri kayıt altına alınmadığı, 2019 sonu itibariyle davacının davalıdan herhangi bir cari hesap alacağının bulunmadığı, davacının davalıya 29.01.2020 tarih ve ... seri ve KDV Dahil 222.217,60 TL tutarlı 29.01.2020 tarih ve ... seri ve KDV Dahil 152.057,16 TL iki adet fatura düzenlediği, söz konusu faturaların düzenlendiği tarih itibariyle fatura içeriklerindeki ürünlerin kime teslim edildiğine dair herhangi bir imza tespit edilemediği, davacı tarafından davalı adına düzenlenen söz konusu faturaların davalıya teslim edilip edilemediğinin dosya kapsamından tespit edilemediği, talimat yolu ile davalı taraf defter ve kayıtları hakkında alınan bilirkişi raporundaki tespitler ile mahkememizce dosya üzerinde aldırılan bilirkişi raporuna göre; her iki tarafın defter ve kayıtları birbirleri ile uyumsuz olduğu, davacı taraf kayıtlarında yer alan iki adet faturanın davalı taraf kayıtlarında mevcut olmadığı, her iki tarafın defterlerinin de

HMK 222/2’ye uygun tutulduğu anlaşılmaktadır. SMMM ...'den aldırılan 05/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Davacı şirkete ait 2019 yılına ait ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ve defter sahibinin lehine delil niteliği taşıdığı,

Taraflar arasın düzenlenen ve dava dosyasına sunulan 07.02.2018,15.10.2018 ve 22.11.2018 tarihli üç adet sözleşme incelendiğinde; sözkonusu sözleşmelerin şirket kaşesi altında tek imza ile imzalandığı ancak davalı ....'nin 08.05.2017 tarih ve 2017/11 sayılı Yönetim Kurulu Kararının sözleşmeler ile ilgili maddesinde şirketin imza yetkililerinden herhangi iki ktşinin müşterek imzaları ile temsil ve ilzam edileceği belirtildiği,

Ticari defter kayıtlarında en son işlemin 19.12.2019 tarihi itibariyle yer aldığı ve borç/alacak bakiyesinin olmadığı, 19.12.2019'dan sonra da herhangi bir kayda rastlanmadığı, sözkonusu kayıtlarda yer alan fatura ve ödeme bedellerinin Ticari defter kayıtlarına yansıdığının tespit edildiği" rapor edilmiştir. SMMM ..., İtfaiyeci ...ve Nitelikli Hesap Uzmanı...'dan aldırılan 24/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Davalı ve Davacı tarafın defter ve kayıtları birbirleri ile uyumsuz olduğundan; Davalı ....'nden yukarıda belirtilen iki adet fatura nedeni ile alacaklı olup olmadığı hususun takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu,

Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmesi halinde davacı tarafın davalı taraftan 29.01.2020 tarih ve ...seri ve KDV Dahil 152.057,16 TL iki adet fatura tutarı kadar alacaklı olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına itbar edilmesi halinde davacı tarafın davalı taraftan alacaklı olmadığı" rapor edilmiştir. Deliller değerlendirilmiştir.

Somut olayda;

Davacı vekili davalının sözleşmeden dogan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmeler gereğince davacının dolum ve bakımını yapması gereken yangın söndürme cihazlarının dolum ve bakımını başka firmaya yaptırdığı, sözleşme hükümleri ihlal ettiğini, sözleşmenin geriye kalan kısımlarındaki alacakların muaccel hale geldiğini, cezai şart nedeniyle alacağın oluştuğunu belirterek şimdilik 1.000,00-TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “cezai şart (ceza koşulu)” kavramı üzerinde durulmasında fayda vardır. Kanun koyucu mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 158-161. maddelerinde “cezai şart” kavramını kullanmış,

TBK’nın 179-182. maddelerinde ise bunun yerine “ceza koşulu” kavramını tercih etmiştir. Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (...: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358-359). Cezai şart, somut olayda uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 179–182. maddelerinde düzenlenmiştir.

Maddenin birinci bendinde seçimlik cezai şart düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere cezai şart vaad edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da cezai şartın ödenmesini isteyebilir. Seçimlik cezai şartta alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o şartın gerçekleşmesi yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek cezai şartın ödenmesini talep eder. Seçimlik cezai şartta alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de cezai şartın ödenmesini isteyemeyecektir. İkinci bentte düzenlenen ifaya ekli cezai şartta ise alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir.Seçimlik ve ifaya eklenen ceza koşulu, borçlunun borcunu ihlâl etmesine karşı alacaklıya bir talep hakkı sağlar. Bununla birlikte her ikisinde de sözleşmenin alacaklı tarafından feshedilmemiş olması gerekmektedir.

Toplanan defterlere ve tüm dosya kapsamına göre; Taraflar arasın düzenlenen ve dava dosyasına sunulan 07.02.2018,15.10.2018 ve22.11.2018 tarihli üç adet sözleşmede sözkonusu sözleşmelerin şirket kaşesi altında tek imza ile imzalandığı, ancak davalı ....'nin 08.05.2017 tarih ve ... sayılı Yönetim Kurulu Kararının sözleşmeler ile ilgili maddesinde şirketin imza yetkililerinden herhangi iki ktşinin müşterek imzaları ile temsil ve ilzam edileceğinin belirtildiği, taraflar arasındaki sözleşmelerin davalı şirket açısından geçerli olmadığı gibi cezai şart alacağı için davacı tarafça düzenlenen iki adet faturanın da davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı tarafından sözleşmenin feshedilerek yangın söndürme cihazlarının bakım ve onarımının dava dışı kişiye yaptırıldığının anlaşıldığı, bu olgular bir araya getirildiğinde sözleşmenin ayakta olduğundan bahsedilemeyeceği, dosyada feshe dair yazılı bir belgeye rastlanmasa da eylemli olarak sözleşmenin feshedildiği ve bu nedenle asıl borca bağlı olan cezai şart talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Açılan davanın REDDİNE,

2.Dava açılışında alınan 80,70 TL peşin harcın alınmas gereken 179,90 TL harçtan düşülmesi ile bakiye 99,20 TL harcın DAVALIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin DAVACIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5.Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA VERİLMESİNE,

6.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak YATIRANLARA İADESİNE,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/06/2023 Katip ... Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog