Esas No
E. 2021/1513
Karar No
K. 2024/34
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1513 Esas

KARAR NO: 2024/34 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEME: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

DOSYA NUMARASI: 2014/381 Esas 2021/322 Karar

TARİHİ: 25/03/2021

DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan), İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/01/2024

İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların haksız kazanç elde etmek amacıyla danışıklı davranarak müvekkili şirketin maddi ve manevi zarara uğramasına neden olduklarını, davalı ...'un maaş hesabındaki hesap hareketlerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, diğer davalı firmalar ile bağlantılı iş yaptığının anlaşılabileceğini, davalı ... Firmasının, müvekkili şirket ile mevcut anlaşma gereğince, müvekkili şirkete göndermesi gereken mikrondan daha düşük mikronluk malzeme gönderdiğini ancak yüksek kaliteli mikronluk malzeme göndermiş gibi ödeme aldığını, bu kapsamda müvekkilinin maddi olarak zarara uğramasına neden olduğunu, dolayısıyla davalıların eylemlerinin müvekkili şirketin şeref ve haysiyetini zedeleyici, ticari itibarını sarsıcı olmakla birlikte, müvekkili şirketin prestij kaybına uğramış olması ve davalıların müvekkili şirketi uğratmış oldukları maddi zararın yanı sıra manevi olarak da zarara uğratmış olduklarının açık olduğunu, müvekkilinin lehine hüküm kurulması halinde davalının kendi üzerindeki menkul ve gayrimenkul tüm malvarlığını elden çıkarmış ve bu durumda müvekkilinin alacağı olan tutarın tahsil edilmemesi ihtimal dahilinde olması nedeniyle ileride telafisi mümkün olmayan zararlara neden olmamak açısından ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL tutarında maddi, 25.000,00 TL tutarında manevi tazminatın olay tarihinden itibaen işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilerek müvekkili şirkete ödenmesine, davalıların tüm taşınır ve taşınmaz mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede ikame olduğunu, davacının talep konusu ve miktarı açıkça belirli olduğundan ve kısmi dava açılamayacağından HMK'nın 109/2. maddesi uyarınca davanın usul yönünden reddinin gerektiğini, dava dilekçesine ekli bir kısım delillerin hukuka aykırı yollarla elde edildiğini, dava dilekçesinde müvekkilinin gerçekte teslim almadığı malları teslim almış gösterildiğini, buna delil olarak da irsaliyeler ve faturalar gösterilmişse de, bu irsaliye ve faturaların tamamından davacı şirket sahibinin ablası ve planlama ve imalat sorumlusu ... vermiş olduğu onayla haberdar olduğunu, dolayısıyla ürün alımı ve ödemesine ilişkin süreçte müvekkilinin yalnız başına hareket etmediğini, aksine çok sıkı denetime tabi olduğunun izahtan vareste olduğunu, müvekkilinin şirket zararına ve kanuna aykırı hiçbir davranışının bulunmadığını, davacı tarafın sunmuş olduğu tablolarda mantık hataları ve işletmesel yanlışlıklar bulunduğunu, davacının bizzat kendi iddiasını çürüten sonuçlara ulaştığını, müvekkilinin hesap dökümlerinin yasa dışı yollarla elde edildiğini, müvekkiline yöneltilen ithamların asılsız ve gerçek dışı olduğunu, iş bu davanın açılmasının yegane nedeninin müvekkilinin işçilik alacaklarının ödenmemesi olduğunu, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin yersiz ve dayanaksız olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf kendince kesin bir biçimde ne kadar zarara uğradığını tespit ettiğini belirtmiş olmakla, davacı tarafından kısmi bir davanın açılamayacağını, davacı yanın müvekkili şirkete cari ticari hesaptan kaynaklanan 70.240,82 TL borcunun bulunduğunu, davacının borcunu ödememek için farklı yollara başvurduğunu, davacının direnimleri karşısında davacı şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından gönderilen malzemelerin davacı şirket çalışanları tarafından teslim alındığını, buna ilişkin olarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir davanın açıldığını, müvekkili şirketin yaptığı tüm işlemlerin gerçek olduğunu, davacı gibi büyük bir firmanın 3 yıl boyunca yapılan satışları denetlememiş olmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından iade edilen faturalarda başka çalışanlarca denetimin yapıldığını, müvekkili şirketin davacının yıllara göre satışlarını takip etme zorunluluğunun olmadığını, müvekkili şirketin ... Bey adında bir çalışanının bulunmadığını, davacının delil olarak ibraz ettiği tutanakları kendisinin hazırladığını, davacının düşük kaliteli ürünler gönderildiği ve buna mukabil yüksek kaliteli ürünün bedelinin alındığı iddiasının gerçek olmadığını, davacı tarafın yaptığı işe göre kaliteli malzeme gönderildiğini, davacının haksız davasında bir de müvekkili şirketin taşınır ve taşınmaz mallarına tedbir konulmasını talep etmesinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı ... Tic. vekili karşı dava ve cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin etiket ve ambalaj üzerine faaliyet göstermekte olduğunu ve muhtelif bir çok firmaya önceden verilen siparişler doğrultusunda malzemeler temin ettiğini, davacı tarafça müvekkili şirketin ticaretine konu fatura bedellerinin ödemesinin çeşitli bahanelerle geciktirildiğini, bunun neticesinde Büyükçekmece .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, davacı-borçlu tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davacı aleyhine Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/408 esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davasının açıldığını, davacı firmanın bünyesinde SGK'lı olarak çalıştırdığı kendi personeli ile arasındaki ihtilafların taraflarına dayandırıldığını, davacının işyerinde 7 ayrı kişinin sipariş ve malzeme temininde yetkili olduğunu, dolayısıyla davacının iddiaları üzerine müvekkilinin söz konusu firmadan sadece diğer davalı ... tarafından sipariş geçildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın sipariş miktarlarına ilişkin gerçeği yansıtmayan kendi bilgileri dahilinde birkaç tablonun sunulduğunu, tablonun geçerliliğine ilişkin olarak ise hiçbir delil sunmadığını, davacı tarafından sipariş edilen ve üzerinde marka ve modelleri bulunan ürünlerin başka bir firmaya satış imkanının olmadığını beyanla asıl davanın reddine, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 17.557,50 TL tutarında maddi, 10.000,00 TL tutarında manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı-karşı davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı-karşı davacı ... Tic. vekilinin karşı dava dilekçesine karşı davacı-karşı davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; ... ve ambalaj ile işbirliği içerisinde olan müvekkili şirketin eski çalışanı ... aleyhine yönelik sahtecilik, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarına ilişin olarak Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/10977 soruşturma sayılı dosyası ile şikayette bulunduklarını, bahse konu savcılık dosyasının incelenmediği iddiası ile söz konusu savcılık dosyasının kabul etmemeleri hususundaki savunmanın kabulünün mümkün olmadığını, daha önce sunulan dilekçelerini tekrar ettiklerini, davacı-karşı davalının iddiasının aksine söz konusu faturalarda yer alan malların davalı ... tarafından teslim alındığını, faturalar altındaki imzaların bahse konu şahsa ait olduğunu, ayrıca ... imzasının bulunduğu siparişlerin ... tarafından incelendiği anlamına gelmediğini, biriktirilen faturaların toplu halde ... sunulduğunu, prosedür icabı ...'ın imzasının alındığını, ...'ın siparişlerle ilgili bir incelemeyi gerçekleştirmediğini, siparişleri teslim alanın ve siparişler ile ilgili tüm sorumluluk sahibinin ... olduğunu beyanla karşı davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı-karşı davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/408 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından tanzim edilerek davalıya teslim edilen fatura ve içeriği malların yasal süresi içerisinde herhangi bir itiraza uğramaksızın kabul edildiğini, fakat davalının fatura bedellerini ödemediğini, alacağın tahsil edilmesi amacıyla Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini, itirazların haksız, soyut ve hayali olduğunu, işçi ... ile davalı arasındaki ihtilafların müvekkilini bağlamadığını beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/408 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile birlikte eski çalışan ...'un ve dava dışı ... A.Ş.'nin haksız kazanç elde etmek amacıyla danışıklı olarak kendilerini maddi ve manevi zarara uğrattıklarını, ... tarafından davacıya yüksek miktarda sipariş verildiğini, kendilerine gönderilen malzemeler ile faturalarda yer alan malzemelerin birbiri ile örtüşmediğini, faturalarda yazan miktar kadar alım yapılmadığını, faturaların gerçeği yansıtmadığını, bu konuda Bakırköy 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/244 esas sayılı dosyada maddi/manevi tazminat davası açtıklarını, ayrıca Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/10977 soruşturma dosyasında da alınan bilirkişi raporunda kendilerinin zarara uğratıldığının ortaya çıktığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 25/03/2021 tarih ve 2014/381 Esas- 2021/322 Karar sayılı kararı ile; "Mahkememizin 2014/381 Esas sırasına kayıtlı bulunan asıl dava, davacı ... Tic.Ltd.Şti.'nin davalılar ... (... Ticaret) ve ... Ltd.Şti. aleyhine açtığı, davalıların davacıyı zarara uğrattıklarından bahisle kısmi olarak açılan 10.000 TL maddi tazminat ile 25.000 TL manevi tazminat talebini içeren davadır. Asıl dava yönünden taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı şirket çalışanı davalı ... ile diğer davalıların birlikte hareket ederek faturalarda görünen bir kısım ürünleri teslim etmedikleri halde teslim edildi gösterdikleri veya faturada yer alan miktardan eksik teslim ettikleri ya da faturada görünen malzemeden daha düşük kalitede malzeme teslim ederek şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları, bu konuda davacının maddi ve manevi tazminat talep edip edemeyeceği hususu olarak tespit edilmiştir.

ASIL DAVA DOSYASI AÇISINDAN:

Davacı tarafça kendisine mal satışı yapan davalılar ... süresinde eksik/ayıplı mal teslim edildiğine ilişkin süresinde herhangi bir ihtar veya bildirimi yapılmadan alışverişin üzerinden uzunca bir zaman geçtikten sonra işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Davacı tarafça bu davalılardan satın alınan mallara ilişkin şirketler arasında herhangi bir yazılı sözleşmenin bulunmadığı anlaşılmıştır. Sipariş ve teslim alma sürecinde davalı ... tek başına hareket etmediği ve özellikle mahkememizce tanık olarak beyanı alınan davacı şirket yetkilisinin ablası olduğu anlaşılan ... da faturalarda imzası bulunduğundan, faturalardaki imzalara rağmen bu tanığın davalı ... inandığı için teslimini ... yaptığı ve kendisinin sonrasında imzalamakta olduğu yönündeki beyanına itibar edilmesi mümkün görülmemiştir. Tanıklar ...'nun beyanlarından; davalı ... ve diğer çalışanların yaptıkları tüm işlemlerin kontrol edildiği, siparişlerin fiilen şirket müdürü olarak görev yapan tanık ... tarafından verildiği, davalı ...'un gelen malı teslimini yaparak ilgili bölümüne sevk ettiği, faturaların ...'ın onayı olmadan muhasebeden ödeme yapılmadığı, sayısı ve hacmi yüksek olan ürünlerin direkt ütü paket kısmına çıkartılmakta ve sayıları ütü paket sorumlusu tarafından ...'a bilgi verildiği, gelen malların siparişe uygun olarak gelip gelmediğinin kontrol edilerek birim sorumluları tarafından malların kabul edildiği, malların siparişe uygun olarak gelip gelmediğinin tek tek sayımını ilgili birim sorumlularının yaptığını, davalı ...un malın siparişe uygun gelip gelmediğini paket olarak kontrol ettiğini ancak adet olarak sayımını ilgili birimin yaptığını, ilgili bölümlerde mal kabulünden sonra ...'ın siparişe uygun olup olmadığını ve mal sayımları yapılıp yapılmadığını sorduğu anlaşılmıştır. Diğer tanık beyanlarından, davalı ...'un üzerine atılı şekilde faturada yer alan miktardan eksik ve/veya faturada yer alan kaliteden düşük malları bilerek kabul ettiğine ilişkin açık bir ifade bulunmadığı görülmüştür.

Davacı tarafça her ne kadar davalının banka kayıtlarına delil olarak dayanılmış ise de, bu kayıtların davalının söz konusu haksız fiili gerçekleştirdiği hususunda tek başına delil olamayacağı gibi, banka hesaplarının hukuka aykırı olarak elde edildiği ve bu nedenle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/11433 Sor. sayılı dosyası ile iddianame düzenlenmiş olduğu görülmekle söz konusu banka kayıtları davacı iddiasını kanıtlar nitelikte bulunmamıştır.

Davacı tarafça her ne kadar dava dilekçesi ekinde tutanak ve bir kısım inceleme raporları sunulmuş ise de bu tutanak ve raporların davacı şirket tarafından tek taraflı olarak düzenlenmiş ve üstelik söz konusu alışverişin üzerinden uzun süre geçtikten sonra hazırlanmış belgeler olması nedeni ile bu belgelere mahkememizce itibar edilmemiştir. Yine Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/02/2019 tarihli 2015/516 Esas 2019/81 Karar sayılı kararı ile ... hakkında güveni kötüye kullanma suçundan delil yetersizliği gerekçesi ile beraat kararı verildiği ve verilen bu kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21.Ceza Dairesinin 19/01/2021 tarih 2020/2789 Esas 2021/80 Karar sayılı esastan red kararı neticesinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Mahkememizce alınan teknik bilirkişi raporlarında, davalı ...'un diğer davalılardan sipariş edilen ve teslim alınan malların eksik/kalitesi düşük olarak teslim alındığı vs.hususunda herhangi bir teknik tespit de bulunmamaktadır. Dolayısıyla toplanan tüm delillerden davalı ...'un diğer davalı şirketlerden davacı şirket adına sipariş edilen ve teslim edilen ürünleri eksik/kalitesi düşük olarak teslim aldığı ya da bilerek ihtiyaçtan fazla ürün sipariş ettiği ve yine diğer davalıların da davalı ... ile bu konularda haksız fiil gerçekleştirme iradesi ile birlikte hareket ettikleri yönünde iddiayı ispatlar nitelikte delil bulunmadığı, ceza mahkemesince davalı ...'un beraatine karar verildiği ve verilen kararın kesinleştiği, toplanan delillerden davalı ... sipariş ve ürün teslimi konusunda tek başına yetkili olmadığı, davacı tarafça mal satışı yapan davalılara satıştan itibaren herhangi bir ihtarname keşide edilmeden uzun süre geçmesinden sonra işbu davanın açıldığı, davacı şirketin basiretli bir tacir gibi davranarak gerekli kontrol ve iç denetimi sağlayarak eksik/kalitesiz ürün teslimi veya ihtiyaçtan fazla ürün siparişi varsa bunun önüne geçmesinin gerektiği, davalıların tazminat sorumluluğu cihetine gidilebilecek iddia edilen haksız fiili gerçekleştirdiklerinin ispatlanamadığı kanaatine varılarak davacının şartları bulunmayan maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

KARŞI DAVA AÇISINDAN: Davalı ... (... Ticaret) tarafından davacı aleyhine açılan karşı davaya ilişkin 01/12/2015 tarihli 1.ek rapor alınmış olup, ek raporda da belirtildiği üzere, karşı davaya konu ürünlerin karşı davalı tarafça karşı davacıya sipariş edildiği ve bu ürünlerin karşı davalıya teslim edildiği hususu karşı davacı tarafça ispatlanamadığından karşı davanın maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden bu gerekçe ile, ayrıca manevi tazminat talebi yönünden; her ne kadar manevi tazminat talep edilmiş ise de TBK'nun 56.maddesi uyarınca manevi tazminatın ancak haksız fiil sonucunda bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda talep edilebileceği, TMK hükümlerine göre ise kişilik haklarının zedelenmesi durumunda manevi tazminat talep edilebileceği, bu davada ise her ne kadar tazminat davası olarak açılmış ise de niteliği itibariyle alacak davası olması ve alacağın ödenmemesi iddiasından dolayı manevi tazminat talep edilemeyeceği kanaatine varılarak manevi tazminat talebinin bu gerekçeyle de reddine karar vermek gerekmiştir.

BİRLEŞTİRİLEN DAVA DOSYASI AÇISINDAN: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/05/2015 tarih 2013/408 Esas sayılı dosyasında tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde SMMM Bilirkişisi marifetiyle yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen 17/11/2014 tarihli bilirkişi raporu ve 23/02/2015 tarihli ek raporunda da tespit edildiği üzere; asıl davaya yönelik yukarıda yapılan açıklamalar ve asıl davanın reddi kararı doğrultusunda, sevk irsaliyelerinde teslim alan bölümünde davalı eski çalışanı ... isim ve imzası bulunan faturaların muhteviyatı malların davalı tarafça teslim alındığı dolayısı ile bu faturaların kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılarak birleşen davanın bilirkişi tarafından tespit edilen 121.888,16 TL'lik kısım yönünden kabulüne, fazlaya ilişkin talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla netice itibariyle mahkememizce aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçeleri ile asıl ve karşı davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı asıl dava davada davacı-karşı davalı birleşen davada davalı vekili tarafından asıl davada ve birleşen davada verilen karara yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl Dava Davacısı/ Karşı Dava Davalısı/ Birleşen Dava Davalısı .... Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesi ile; a) Asıl dava yönünden: Yerel Mahkeme kararına esas alınan beraat kararının, eksik inceleme sonucunda delil yetersizliği sebebiyle verildiğini, ...'un suçsuz olduğu hususunun kesinlikle ispatlanmadığını, Yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/652 Esas sayılı dosyasında " ... sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan kamu davası açılmış ise de ... Her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediği görüldüğünden kuşkudan sanığın yararlanacağı evrensel bir ilke olup ( EY 38/4- İHEB m.

11.İHAS m 6/2 ) varsayımlara dayalı olarak mahkumiyet kurulamayacağı manasını da taşıyacağından CMK 223/2-e maddesi gereğince sanık hakkında beraat kararı verilmesine ... " şeklinde hüküm tesis edilmişse de beraat kararının delil yetersizliği sebebiyle ( deliller incelenmediği için ) verilmiş olduğunu; Müvekkili şirketin davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki talepleri görmezden gelinerek değerlendirilmeden, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek şüpheden samık yararlanır ilkesi gereği davalı sanık ...'un beraatine karar verilmiş olduğunu, söz konusu ceza dosyasında davalı ... suçsuz olduğunun kesinlikle ispatlanmadığını, müvekkili şirketin haklı talep ve iddiaları görmezden gelindiği için eksik inceleme sonucunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği kanaatine varıldığını; Oysa ki, müvekkili şirketin davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki talepleri görmezden gelinmeyip özellikle davalının hesabına yatırılmış olan yüksek meblağlardaki paraların kaynağı araştırılmış olsaydı söz konusu suça konu eylemi işlediğinin, neticede müvekkili şirketin davalıların müşterek bu fiileri neticesinde zarara uğradığının tespit edilmiş olacağını, zaten Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/10977 Sor. Numaralı, 2015/7913 sayılı iddianamesinde de, “Şirket muhasebe kayıtları üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesinde, müşteki şirketin belirtilen tarihler arasında toplam 249.214.401,00-TL zarara uğratıldığı, belirtilen işlemlerden sorumlu olduğu anlaşılan bu dönemlerdeki şirket çalışanı şüpheli ... inkara dayalı savunmasına itibar edilmeyerek hizmet nedeniyle güveni kötüya kullanma suçunu işlediği anlaşıldığı...” şeklinde tespit yapılmış olduğunu, soruşturma doyasında yaptırılan incelemeler neticesinde müvekkili şirketin zarara uğratıldığı tespit edilebilmişken; ilk önce ceza dosyasında, sonra işbu istinafa konu Yerel Mahkeme dosyasında, davanın sonucunu etkileyecek derecede önem arz eden bu hususların incelenmemesini, taleplerinin görmezden gelinmesini hukuka aykırılık olarak ifade etmenin dahi kifayetsiz kalmakta olduğunu; Neticede, süre gelen bu eksik incelemelerin düzeltilmesi adına, Yerel mahkemeden defalarca eksik hususların tamamlatılmasının talep edildiğini, son olarak da 24.03.2021 tarihli dilekçeleri ile ceza davasında verilen beraat kararının hukuk hakimi açısından bağlayıcı olmadığı, zaten verilen beraat kararının da davalı ...'un suçsuz olduğunu tespit etmediği ve yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiği hususlarının ayrıntılı şekilde belirtilmiş olduğunu ancak Yerel mahkeme tarafından talepleri yine araştırılmadan, görmezden gelinerek davalı hakkında kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle, eksik incelemeye dayalı olarak verilen beraat kararı esas alınıp bir hüküm tesis edildiğini, yeni bir hukuka ve usule aykırı karar doğduğunu, müvekkili şirketin mağduriyetinin katlanarak arttığını ve adalete güven duygusunun bir kez daha zedelendiğini, bu kararı hukuki ve vicdani olarak kabul etmenin mümkün olmadığını, emsal Yargtay kararlarında ceza davasının hukuk mahkemesi tarafında bağlayıcılığı olmadığına karar verilirken gerekiyorsa yeni bir araştırma yapılarak kapsamlı bir değerlendirme yapılması gereğinin özellikle vurgulandığını;Dava dosyasında da mevcut olan ve ekte yeniden sunmuş oldukları davalı ... 2011-2013 yılları arasındaki ... Bankası hesap hareketlerinin incelenmesi taleplerinin görmezden gelindiğini, konusunun dahi geçmediğini, Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/652 Esas sayılı dosyasında maddi gerçeğin ortaya çıkması için davalı ... 2011-2013 yılları arasındaki ... Bankası hesap hareketlerinin incelenmesinin defalarca talep edildiğini, her nasılsa bu taleplerinin hiçbir şekilde kabul görmediğini, bilirkişi raporlarında davalı ... hesabına yatan yüklü miktarda paralar olduğu belirtildiyse de talep etmelerine rağmen bu paraların kaynağının hiçbir zaman araştırılmadığını, neticede müvekkili şirketin davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki bu talebi değerlendirilmeden, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği davalı ... beraatine karar verildiğini, işbu istinafa konu Yerel mahkeme dosyasında da banka hesap hareketlerinin incelenmesi defalarca talep edilse de, bu talepleri yokmuş gibi yargılamaya devam edildiğini, eksik incelemeye dayalı, hukuka aykırı bir karar tesis edilmiş olduğunu; Davalı ... ... Bankası Avcılar Şubesindeki maaş hesabına 17.01.2011 ile 08.05.2013 tarihleri arasında, aylık ücretinin dışında, ayda birkaç defa 600-10.000 TL gibi değişik meblağlarda (toplamda 168.299.00-TL tutarında) paralar yatırıldığının sabit olduğunu, Yerel mahkeme dosyasında defalarca talep etmelerine rağmen banka hesap hareketlerinin incelenmediğini/ incelettirilmediğini, oysa dava konusu olayın doğru ve adalete uygun şekilde aydınlatılmasının davalı ...'un hesap hareketlerinin incelenmesi ile sıkı sıkıya bağlı olduğunu, Yerel mahkeme kararında " bu kayıtların davalının söz konusu haksız fiili gerçekleştirildiği hususunda tek başına delil olamayacağı ... " şeklinde belirtilmiş olsa da ayrıntılı şekilde açıkladıkları üzere, bu hususun kabul görmesinin mümkün olmadığını; Yerel Mahkemece tanzim ettirilmiş olunan, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da davalı ... ile ilgili olarak; “dava dosyasında yer alan davalı ... ile ilgili ... Bankası Avcılar Şubesi'ne ait hesap dökümünde, hesaba maaş dışında başkaca para girişlerinin de olduğu görülmüştür.” şeklinde değinilmiş olsa da Yerel mahkeme tarafından bu hususun incelenmediğini/ araştırılmadığını, davanın esasını ilgilendiren, çok önemli olan bu husus incelenmeden, eksik incelemeye dayalı olarak hukuka aykırı bir karar verildiğini, müvekkili şirketin kendi içerisinde yaptığı araştırmalarla bile ”...yatırılan para işlemlerine ait cep telefon numaralarının, tedarikçi ... yetkilileri veya çalışanlarına ait olduğu ve bu meblağların davalı ile ... arasında paylaşımından davalıya düşen paylar olduğunu” tespit edebilmişken bu hususların araştırılmamasını, görmezden gelinmesini anlamanın mümkün olmadığını; Ceza dava dosyasında da mevcut olan ve ekte sundukları banka hareketlerinden görüleceği üzere davalı ... müvekkili şirkette çalıştığı 2011-2012-2013 tarihleri arasında şahsi hesaplarına, kim tarafından, ne amaçla yatırıldığı belirsiz toplam 168.299,00-TL tutarında ciddi ödemeler yapılmış olmasına rağmen, davalının şirketle hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonraki süreçte bu tür ödemelerin mevcut olmadığını, bu bakımdan davalı ... hesabına para yatırıldığı sırada kullanılan cep telefon numaralarının kimlere ait olduğu araştırılarak, iddia edilen şirketlerle bağının olup olmadığının tespitinden sonra değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği halde, ceza dosyasında ve Yerel Mahkeme dosyasında, belirtilen bu konuda hiçbir araştırma yapılmadığını; Söz konusu bu telefon numaraları müvekkili şirketçe araştırıldığında; özellikle ... (... firması çalışanı ... Bey)- ... (... firması çalışanı ...Bey) telefon numaralarının (olay tarihinde) ... personellerine ait numaralar olduğu, diğer numaraların da bir kısmının davalı ...'un hesabına para yatırdığı ve bir kısmmm da davalı ... faturalarını ödeyen telefon numaraları olduğunun tespit edildiğini, ancak Yerel mahkeme kararına dayanak gösterilen ceza dosyasında, bu yöndeki itirazlarının görmezden gelindiğini, Yerel mahkeme dosyasında da bu hukuka aykırılığın devam ettirildiğini ve bu hususların incelenmediğini, çok büyük bir hukuka aykırılığa sebep olunarak müvekkili şirketin hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini; Davalı ... iş yeri adresinin “Bahçelievler/Yenibosna”, ... işyeri adresinin “Güngören/Merter” olduğunu, müvekkili şirket olan ... işyeri adresinin ise " Esenyurt " olduğunu, davalı ... müvekkili şirket adresinde sabit olarak çalıştığını, yani iş saatleri içerisinde Esenyurt dışında bulunmasının mümkün olmadığını, fakat yukarıda bahsedilen davalılar ... çalışanları tarafından kullanılan, farklı telefon numaraları ile davalı ... hesabına; bu işyerlerine yakın olan lokasyonlardaki ATM lerden, hafta içi günlerde, davalının iş saatleri içerisinde, farklı meblağlarda paralar yatırılmış olduğunu, hafta içi, iş saatleri içerisinde davalı ... Esenyurt dışında bulunmasının mümkün olmadığını, örneğin; 09.08.2012 tarihinde (Perşembe), ... Tekstil merkezinde bulunan ATM'den, ... (... firması- Merter,Güngören'de bulunan firma-çalışanı ... Bey) tarafından, “HARÇLIK” açıklaması ile 845,00-TL para yatırılmış olduğunu, yine aynı telefon numarası ile 24.08.2012 (Cuma) tarihinde, 1.000,00-TL; 12.09.2012 (Çarşamba) tarihinde, aynı telefon numarası ile Güngören sanayide bulunan ATM'den 745,00-TL; 19.09.2012 (Çarşamba) tarihinde, aynı telefon numarası ile Sağmalcılar'da bulunan ATM'den 1.995,00-TL; 26.09.2012 (Çarşamba) tarihinde, aynı telefon numarası ile Merter'de bulunan ATM'den 995,00-TL para yatırılmış olduğunu, örnek verdikleri bu tarihlerde iş saatlerinde davalı ... zaten bu lokasyonlarda (Esenyurt dışında) bulunmasının mümkün olmadığını, bu adreslerin de davalı ... firmasının yakınlarında bulunan ATM'lerin adresleri olduğunu, para yatıran telefon numarasını kullananın da davalı ... çalışanı olduğunu, eğer davalı ... ile davalı ... arasında gayri resmi bir ilişki yok ise farklı günlerde, farklı tutarlardaki paraların neden davalı ...'un hesabına yatırılmış olduğunun anlaşılamadığını;Davalıların dava konusu ürünlerin üretimi ile ilgili ham madde, mamul madde girdilerinin/ alışlarının olup olmadığının incelenmediğini, dava konusu somut olayda, özetle; davalı ... tarafından, müvekkili şirkete kendisinin önerdiği diğer davalılar ... ve ... firmalarına malzeme siparişi verildiğini, davalılar ... ve ... firmalarının da davalı ... ile danışıklı hareket ederek kayıtlarda gözüken miktarda malzeme alımı yapılmadığı halde, yüksek meblağlarda fatura düzenlediklerini, gerçekte ise davalılar ... firmaları tarafından müvekkili şirkete faturalarda belirtilen miktarda malzeme gönderilmediğini ve müvekkili şirket tarafından da o miktarda malzeme alımı yapılmadığını, zira söz konusu faturalar ile sipariş edilen malzeme miktarına göre, müvekkili şirket neredeyse ihtiyacı olduğunun dışındai ihtiyacı olmasa da bir o kadar daha malzeme almış gibi görünmekte olduğunu, müvekkili şirketin, davalı ... önerdiği davalılar ... ile çalışmaya başlamasından sonra, 2011-2012 yılları ile 2013 yılının 1. ve 3.ayları arasındaki dönemde ara kartonun 3 katına ve jelatin/ poşet alım oranının normalin 2 katına çıktığını, davalı ...'un müvekkili şirketi terk etmesinin ardından 2013 yılının 4. ayından 2015 yılına kadarki dönemde ise ara karton ve jelatin/ poşet oranlarının tekrar normal seyrine döndüğünü, davalıların bu tür ticari ilişkilerle amaçlarının haksız kazanç sağlayarak müvekkili şirketten haksız edinilen bu kazancın birlikte paylaşılması olduğunu beyan ettiklerini;Yargılama aşamasında ceza dava dosyasına sunulan Yeminli Mali Müşavir ... tarafından hazırlanmış 25.04.2018 tarihli "Bilirkişi raporu hakkında uzman görüşü” başlıklı raporda (Ekte) da tespit edildiği üzere; davalı ... "...” adlı firmayla çalıştığı 2011-2012 ve 2013 (1,2,3. ayları) yıllarında, müvekkili şirketin üretim toplamı 1.730.363 adet olduğu halde, davalı ... tarafından "..." den sipariş edilip alınan ara karton adedinin 5.010.117 olduğunu, oysa davalı ... ... ve müvekkili şirketle ilişkisinin kesilmesinden sonraki dönemde, müvekkili şirketin üretim miktarının 2.006,159 adet, ara karton siparişi ve kullanımının ise 1.650,451 adet olduğunu, bu karşılaştırmanın davalı ... "..." ile çalıştığı dönemde gereğinden fazla (işyeri ihtiyacının üç katı kadar) ara karton siparişi verdiğini somut olarak göstermekte olduğunu; Davalılar tarafından müvekkili şirkete faturalarda belirtilen miktarda malzeme gönderilmediğini ve müvekkili şirket tarafından da o miktarda malzeme alımı yapılmadığını tekrar belirtmekle birlikte; nasıl ki müvekkil şirket ürettiği tekstil ürün sayısı ile orantılı şekilde malzeme alımı gerçekleştiriyor isei davalı firmaların da ürettiği malzeme miktarı ile orantılı şekilde ham madde, mamul madde alımı gerçekleştirmek zorunda olduklarını, davalıların iddia ettikleri şekilde, müvekkili şirkete, bir malzeme satışları var ise bu malzeme miktarına, yani müvekkili şirket için sözde ürettikleri malzeme miktarına da uygun şekilde ham madde, mamul madde girdilerinin/ alışlarının olması gerektiğini, ham madde, mamul madde girdileri/ alışları ile üretim yaptıkları malzeme miktarının uyumlu olması gerektiğini; Ayrıca bu oranda bir malzeme üretimi olması için de bu üretimi karşılayabilecek nitelikte bir çalışan kapasitesinin olması gerektiğini, bu sebeple davalıların dava konusu ürünlerin üretimi ile ilgili ham madde, mamul madde girdilerinin/ alışlarının olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, yine Yerel mahkemenin vermiş olduğu yetkiye istinaden yapılan bilirkişi incelemelerinde bu hususların incelenmesi talep edilmesine rağmen değerlendirilmeyerek araştırılmadığını, bu hususların araştırılmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Bilirkişi raporlarında, şirket kayıtları üzerinde; tarafların üretim kapasitesi, davalıların dava konusu ürünleri kendisinin mi ürettiği, haricen alıp davacıya mı sattığı, üretimin ne kadarının fason yapıldığı, ne kadarının kendilerince yapıldığı, üretimin kendileri tarafından yapılması halinde işçi adedi, ürünlerin sayısı ve belgeleri, dava konusu ürünlere ait stokları, depo kayıtları, davalıların dava konusu ürünlerin üretimi ile alakalı ham madde, mamul madde girdileri karşılaştırmalı şekilde incelenmek suretiyle teknik ve denetime elverişli rapor tanzim etmeleri gerekmekteyken, bu yöndeki bususlar araştırılmayarak eksik inceleme yapılmış olduğunu, bu hususların dava konusu uyuşmazlığın hakkaniyetli şekilde çözülmesi için incelenmesi elzem olan, kritik noktalar olduğunu, ancak bu hususlar hiçbir şekilde incelenmediğinden hükme esas alınan bilirkişi raporları da eksik olup denetime elverişli olmadığını; b) Birleşen dava yönünden: Tekrara mahal vermemek adına, asıl dava yönünden itirazlarındaki 1 ve 3 numaralı başlıkta belirtmiş oldukları hususlar, birleşen dava yönünden de geçerli olup ek olarak şu kritik konuya da dikkat çekmek gerektiğini, söz konusu eksik inceleme yapılan bilirkişi raporlarından, 01.12.2015 tarihli raporda; kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere, bilirkişi tarafından bir tablo yapıldığını ve mevcut olduğu iddia edilen ve keşifte tespit edilen malzeme miktarlarının adet olarak belirtildiğini, bu tabloya göre dahi davalının bizzat kendi dilekçesinde stokta bulunduğunu ve sipariş edildiğini iddia ettiği “1250 adet ihracat kolisi ve 100.000 adet ... yakalı yakasız ara karton”un keşif mahalinde mevcut olmadığının tespit edildiğini, zaten söz konusu keşifte, sipariş edildiği iddia edilen malzemelere ilişkin " sipariş formu " veya benzeri somut bir belgenin de dosyaya sunulamadığını, raporun sonuç kısmında, "keşif sırasında incelemesi yapılan ürünlerle ilgili dosyada, yazılı bir sipariş belgesine rastlanmamıştır. Davacı- karşı davalı şirketin, söz konusu ürünleri talep ettiği konusunda sipariş belgesi olmadığından da değerlendirilmesi yapılamamıştır. " şeklinde bir tespit yapıldığını;Bu tespite rağmen yukarıda 3 numaralı başlıkta ayrıntılı şekilde belirtmiş oldukları hususların araştırılması yönündeki taleplerinin, Yerel mahkemece görmezden gelindiğini, alınan bilirkişi raporlarının hiçbirinde bu hususların araştırılması yönünde mahkemece yol gösterilmediğini, bu hususların konusunun dahi geçmediğini, müvekkili şirket tarafından sipariş edilmeyen (tespit edildiği üzere, sipariş formları dahi bulunmayan) ürünlerden müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının, birleşen dava davacısının sattığını iddia ettiği emtialar nedeniyle alacaklı olduğu iddiasının kabul görmesinin hakkaniyete, hukuka aykırı olduğunu; ...'un yetkilisi olduğu, asıl dava davalılarından ...'in dava konusu ürünlerin üretimi ile ilgili ham madde, mamul madde girdilerinin/ alışlarının olup olmadığı incelendiği takdirde, takip dayanağı faturalarda gönderildiğini iddia ettiği ürünlerin üretiminin dahi yapılmadığı gerçeğinin gün yüzüne çıkacağını;Takip dayanağı faturalarda yazan, gönderildiği iddia edilen emtialar, müvekkili şirkete gönderilmemiş olup eksik inceleme yapılan bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere, zaten sipariş formlarının da mevcut olmadığını, müvekkili şirket tarafından sipariş edilmeyen, sipariş formları dahi bulunmayan ürünlere dayalı olarak, birleşen dava davacısının böyle bir alacak talebinin, bunlara rağmen kabul görmesinin, davacının haksız kazanç sağladığı ve buna benzer iddialarla tacirlerin sebepsiz zenginleşmelerinin yolunun açıldığı sonuçlarından başka bir anlam ifade etmemekte olduğunu;Davalı ... firmasının sahibi ... 'un 2012-2013 yıllarında gerçek olmayan fatura kullandığı gerekçesiyle hakkında işlem yapılıp yapılmadığı hususunun da Yerel mahkemece araştırılmadığını, davalı ... firmasının, sahte belge kullananlar listesinde koda alındığı yönünde güçlü bir duyum almış olduklarını ve bu hususun mahkemece araştırılmasının elzem olduğunu, neticede bu hususun araştırılması için bağlı olduğu vergi dairesine sorulmasını Yerel mahkemeden talep ettiklerini, Mahkeme tarafından yine bu taleplerinin değerlendirilmeyerek gerekli araştırmaların yapılmadığını, davalı ... firmasının müvekkili şirket için ürettiğini iddia ettiği malzeme miktarına uygun şekilde ham madde, mamul madde girdilerinin/ alışlarının olup olmadığı yani ham madde, mamul madde girdileri ile sözde üretim yaptıkları malzeme miktarının uyuşup uyuşmadığı ve üretliklerini iddia ettikleri malzeme miktarını üretmeye yeter kapasitede çalışan personelleri (iş gücü) olup olmadığı hususları ile sahte belge kullananlar listesinde koda alınıp alınmadığı hususunun birlikte araştırılması gerektiğini beyanla Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/03/2021 tarih ve 2014/381 Esas- 2021/322 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava, davalıların el ve iş birliği içerisinde davacıya, gerçekte satılan ve teslim edilen mal miktarından daha fazla mal satılarak teslim edilmiş gibi fatura düzenlemek ve düşük kaliteli mal teslim etmek şeklinde gerçekleştirdikleri iddia olunan eylemler nedeniyle haksız fiil/ayıplı mal tesliminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine, karşı dava faturaya dayalı alacağın tahsili talebine, birleşen dava ise fatura ve bakiye hesap alacağının tahsili talebi ile açılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı taleplerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl ve karşı davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, asıl davada davacı-karşı davalı, birleşen davada davalı vekili tarafından asıl ve birleşen davada verilen kararlara karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Asıl davada davacı-karşı davalı, birleşen davada davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı ... hakkında Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 2015/516 Esas ve 2019/81 Karar sayılı kararın eksik inceleme neticesinde verildiği, beraat kararı delil yetersizliği nedeniyle verilmiş olup davalının suçsuz olduğunu ispat etmediğinden hukuk mahkemesini bağlamayacağı, gerek ceza yargılamasında, gerekse İlk Derece Mahkemesi'nce yapılan yargılamada davalı ...'un banka hesabına gönderilen paraların kim tarafından gönderildiği ve kaynağının araştırılmadığı, banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmaması sebebiyle gerçeğin ortaya çıkarılamadığı, müvekkilinin yıllara göre yaptığı mal alımlarının incelenmesi ile asıl davada davalı şirketler ile çalışmaya başladıktan sonra alınan mal miktarının artmış olduğu, davalılar tarafından belirtilen miktarda mal teslim edilmediği, bilirkişi raporlarında asıl davada davalı şirketlerin sattıklarını iddia ettikleri malların üretimine ilişkin ham madde, mamul madde girdilerinin incelenmediği ve raporların eksik incelemeye dayandığı, birleşen davada davacı tarafından teslim edildiği iddia edilen malların bilirkişi heyetince keşfen yapılan incelemede mevcut olmadığının tespit edildiği, sipariş formu bulunmayan ve teslim edilmeyen ürünlerle ilgili alacak iddiasının kabul edilemeyeceği, birleşen davada davacı ... Şirketi ile ilgili sahte fatura düzenlendiğinden bahisle araştırma yapılması taleplerinin İlk Derece Mahkemesi'nce haksız şekilde reddedildiğine yöneliktir.Asıl davada davacı-karşı davalı birleşen davada davalı vekilince ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir iddia ve savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, tanıkların dinlendiği, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme ve mahallinde karşı dava yönünden keşif yapılmak suretiyle bilirkişi raporlarının alındığı, Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin davalı ... hakkında verdiği 2015/516 Esas ve 2019/81 Karar sayılı ve istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen beraat kararının dosyadaki diğer deliller ile birlikte değerlendirildiği, tek başına hükme esas alınmadığı, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporları ve yargılama neticesinde verilen kararda, davalının güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine dair somut bir vakıanın ve bu vakıanın ispatına yarar kesin bir delilin tespit edilemediği, davalı ...'a ait şahsi banka hesaplarına gönderilen paraların kaynağının tespit edilmesine yönelik talebin davanın esası ile ilgisinin olmadığı ve dosyada mübrez diğer deliller, ticari defter ve kayıtlar karşısında davacının zarara uğratıldığı iddiasını ispat etmeyeceği, davacı tarafın somut olarak zarar iddiasını ispat edemediği, asıl davada davalı şirketler tarafından faturaya bağlı olarak davacının çalışanına imza karşılığında teslim edildiği sabit olan malların üretim aşaması ve bu aşamada kullanılan ham madde alımlarının araştırılmasının davanın esası ile ilgisinin olmadığı, birleşen davada davacının alacağının dayandığı faturaların sahte olduğuna ilişkin bir delil ve bu yönde verilmiş bir ceza mahkemesi kararının da bulunmadığı, netice olarak İlk Derece Mahkemesi'nce ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve her iki davada verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla asıl davada davacı-karşı davalı birleşen davada davalı vekilinin asıl davada davalı ... Ltd. Şti. yönünden istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine, asıl davada diğer davalılara yönelik ve birleşen davada istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl Davada davacı / Karşı ve Birleşen Davada davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin asıl davada davalı ... Ltd. Şti. yönünden istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine, 2-Asıl Davada davacı / Karşı ve Birleşen Davada davalı .... Tic. Ltd. Şti.'nin asıl davada davalılar ... ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik olarak ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-Asıl dava yönünden; Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan toplam 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL'nin istinaf eden davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Birleşen dava yönünden; Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 8.326,18 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan toplam 2.081,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.244,64 TL'nin istinaf eden davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda birleşen dava yönünden HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere; asıl dava yönünden HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 25/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.