DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2232 E. , 2022/3677 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 19/02/2021 tarih ve E:2016/58750, K:2021/349 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile ... tarih ve ... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptaline; bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/02/2021 tarih ve E:2016/58750, K:2021/349 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın kesinleşmediğinin görüldüğü,
Bununla birlikte, davacının terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik ifade ile davacının ifadesinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, YARSAV üyeliği yönünden, davacının üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemlerle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, ihraç kararı disiplin cezası olarak değerlendirilirse, savunmasının alınması gerektiği; ceza soruşturması aşamasında sadece şüpheli sıfatı taşırken tesis edilen işlemin ölçülü olmadığı; asgari geçimini sağlayacak bir gelirden dahi mahrum bırakıldığı; masumiyet karinesinin, özel hayata saygı ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği; terör örgütüyle ne tür bir irtibat ve iltisakının bulunduğunun belirtilmediği; çalışma hakkına müdahale edilerek sivil ölüme terk edildiği; temel haklarına yapılan müdahalenin kanuni ve ölçülü olmadığı; olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleriyle sadece bu sürecin gerektirdiği tedbirlerin alınabileceği ve aksi durumun kanunilik ilkesini ihlal edeceği; olağanüstü halde kamu personelinin görevine son verilemeyeceğinden işlemin hukuka aykırı olduğu; tanık ifadesinin ceza yargılamasında yalanlandığı, bu ifadeler dosyada bulunmasına rağmen görmezden gelindiği, tanığın mahkemedeki ifadesinin dikkate alınması gerektiği, çünkü bu ifadede örgütle irtibat ve iltisakına dair bir beyan bulunmadığı; YARSAV üyeliği delilinin işlem tarihinde ihraç sebebi olarak öne sürülmediği, üye olduğu tarihte bu Dernek'e üye olmanın suç oluşturmadığı, bu Dernek'in mesleki bir dernek olduğu ve halen görevde olan yargı mensubu arkadaşlarının referansıyla mesleki dayanışma amacıyla üye olduğu; konuyla ilgili emsal Anayasa Mahkemesi ve milletlerarası teşkilat kararları bulunduğu; geçmişteki kanuni ve rutin faaliyetleri sebebiyle meslekten çıkarıldığı; kişiselleştirme yapılmadığı; somut delil ve gerekçe gösterilemediği; ceza yargılaması sonucunda beraat ettiği ve bu kararın kesinleştiği belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine dair …. Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…. sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi …. Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.
Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 19/02/2021 tarih ve E:2016/58750, K:2021/349 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 19/12/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY
X- Dava; davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin; Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile ... tarih ve ... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline; bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; yukarıda tarih ve sayısı verilen davalı idare kararı ile yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin de reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptaline, yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı hakkında, …. Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle davacı hakkında beraat kararı verildiği, dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan işbu davada ise; davacı hakkındaki tanık beyanı ile YARSAV Derneği üyeliğinin davacının söz konusu terör örgütü ile irtibat ve iltisakını gösteren kanıtlar olduğu kabulü ile davanın reddi yolundaki temyize konu kararın verildiği anlaşılmaktadır. Temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı karara dercedilen davacı hakkındaki tanık beyanı şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.A., HSK Müfettişlerince düzenlenen 17/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "...Bana sormuş olduğunuz meslekte çıkarılan ... (...) ile Siverek Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına başladığımda o da Siverek Asliye Hukuk Mahkemesinde görev yapıyordu bu yüzden tanırım. 2015 yaz kararnamesinde tahmin ediyorum bu kişinin tayini çıktı. Ve hatırlayabildiğim kadarıyla Antalya’nın bir ilçesine tayini çıktı, eşi de S.E.D. Siverek’te Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmaktaydı. Kocası daha eski sicilli olmasına rağmen ve benim dönemim olan .. sicillilerdendi, eşi daha yeniydi. Bu belirttiğim S.Bey o zamanki üniversitelerle yapılan protokol ile İstanbul’da 1 yıl dil eğitimi aldı. Daha sonra da Amerika’ya yüksek lisans yapmak üzere gitti ve bildiğim kadarıyla 1 veya 1,5 yıl Amerika’da kaldı. Duyduğum kadarıyla da uzatma talep edip kabul görmediğinden ülkeye döndüğü şeklindedir. Kıdemine göre Siverek’te olmaması gerekiyordu ancak eşi de o belirttiğim süreler içinde doğum izni ve ücretsiz için aldığından S. ile … Siverek’e dönmüşler. Benim duyumum bu şekilde ama olayı net olarak bilmiyorum. Ben Siverek’e atandığımda onlar orada çalışıyordu. Siverek Başsavcılığını A.C.N. ve eşi Hâkim E.G.N. ile ailece çok samimilerdi ve bu söylediğim kişilerde meslekten ihraç oldular. …. Hâkimin Kırıkkale mezunu olduğunu biliyorum. … Hâkim benimle birlikte çalışan Kızıltepe Hâkimi E. isimli kişiyi de tanıyordu. Ben göreve başladıktan sonra platform desteklediğimizi belirttiğimde bunlar karı koca da aşırı bir tepki göstermedi ve bunlarda hatta Yargıda Birliğin listesine oy vereceğini söylediler ama kesinlikle eminim ki oy vermediler çünkü sandık sonucunda 3-4 kişilik bir lehe oy çıktı. Bunlar karı koca olarak ketumdu ve çok da konuşmazlardı. ...’in kocası olan Savcı S. Bey Siverek’e sonradan 160 kişilik listede FETÖ tarafından seçilen Yargıtay üyesi olan ve ismini Mesut olarak bildiğim ve soyadını hatırladığım kişi ve Antep’li olduğunu bildiğim bu kişiyi Siverek’e geldiği zaman S. Bey dolaştırdı ve oy istediler. Ancak benim odama geldiklerinde beni tanıdıkları için benden oy istemediler. ... Hâkimin sosyal bir kişiliği bulunmakta kocası S. Bey sosyal bir kişi değildi ketumdu. Seçim esnasında Yargıda Birliği övücü konuşmalarımızı sadece dinler herhangi bir yorum yapmazdı. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir." Davacının yukarıya alınan tek bir ifadeden hareketle örgütle irtibatı ve iltisakı olduğu şeklinde değerlendirilebilecek örgütün istediği türden bir ilişkinin varlığını söyleyebilmek hukuken mümkün değildir. Tanığın ifadesinden davacı ile ilgili olarak bu yönden bir sonuç çıkarmanın mümkün olmadığı açıktır. Tanık ifadesi tanığın soyut kanaatlerine ve çıkarımlarına dayalıdır, somut ve görgüye dayalı, delil niteliğinde bir bilgi içermemektedir. Bu ifade dışında davacının sadece YARSAV Derneğine üye olmasının, başka delillerle desteklenmediği sürece örgütle irtibatı ve iltisakı olduğunu gösterir bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Buna göre, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisak ilişkisi içinde olduğu somut ve ikna edici delillerle ortaya konulmadığından, davanın reddi yolundaki temyize konu kararın bozulması yönünde karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyoruz.