12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2022/9828 E. , 2023/4855 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden; karar tarihi itibarıyla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 21.07.2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile değişik 427 nci ve ek 4 üncü maddeleri uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden; Mahkemece bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.
Davacı vekili 05.04.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nin 14/11/2015 günü mesleki bir sebeple yaya olarak yürümekte iken anlamadığı bir sebeple çevrede bulunan vatandaşlar tarafından alıkonulduğunu ve akabinde polislerce gözaltına alındığını, gözaltı sürecinde müvekkilinin küçük bir kız çocuğuna fiili tacizde bulunduğu iddiası ile hukuka aykırı olarak ifadesinin alındığını, ifade sırasında kanuni gerekliliklerin gözardı edilerek müdafii bulundurulmadığını, polis memurlarınca kız çocuğuna tacizde bulunduğu iddiası ile zorla ifade verdirildiğini ve bu esnada müvekkilinin şiddete maruz kaldığını, Çorum Sulh Ceza Hakimliği'nin 15/11/2016 günü tutuklanmasına karar verildiğini, yargılamanın ilk celsesi olan 17/12/2015 tarihine kadar tutuklu kalan müvekkilinin ilk celsede mağdur kız çocuğunun teşhis ederek "kesinlikle bu adam değildi" şeklindeki beyanı neticesinde aynı tarihte tahliye edildiğini, bu esnada 1 gün gözaltı, 33 gün tutukluluk olmak üzere toplam 34 gün özgürlüğünün kısıtlandığını, yargılama sonunda 21/01/2016 tarihinde müvekkilin beraatine karar verildiğini ve kararın 29/01/2016 tarihinde kesinleştiğini, tesbih ve takı malzemeleri satan ve aylık 2.000 TL geliri olan müvekkilinin 34 gün boyunca kazanç kaybı yaşadığını, 34 gün karşılığı olarak 2.260 TL olduğunu, yine müvekkilinin yargılama sebebi ile avukatlık sözleşmesi yapmış ve sözleşmeye binaen 4.000 TL vekalet ücreti ödemesi yaptığını belirterek 6.660 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak taraflarına ödenmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili 26.04.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, davanın reddi gerektiği şeklinde beyanda bulunmuştur.
3.Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2016 tarihli ve 2016/111 Esas, 2016/188 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.467,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
4.Çorum 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2016 tarihli ve 2016/111 Esas, 2016/188 Karar sayılı kararının davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 25.04.2022 tarihli ve 2021/617 Esas, 2022/3278 Karar sayılı kararıyla; "1-Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dosyasında beraat eden davacı lehine hükmolunması gereken maktu vekalet ücretinin yargılama giderleri kapsamında olduğu ve bu hakkın asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağı, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmemesi,
2.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması," nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5.Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.
6.Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.09.2022 tarihli ve 2022/137 Esas, 2022/189 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.100,59 TL maddi, 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
7.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.11.2022 tarihli, davalı vekilinin temyiz isteminin kesinlikten reddi ve davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri;
1.Davanın reddi gerektiğine,
2.Hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğuna,
3.Faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğuna,İlişkindir.
B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri;
1.Avukatlık ücretinin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine,
2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,İlişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; Yerel Mahkemenin Kabulü;
Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/174 Esas, 2016/18 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının cinsel istismar suçundan 14.11.2015 - 17.12.2015 tarihleri arasında 33 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 29.01.2016 tarihinde kesinleştiği, 05/04/2016 tarihinde açılan tazminat davasının 5271 sayılı CMK'nın 142/1 maddesi uyarınca süresinde olduğu tespit edilmiştir.
Davacının talebinin 5271 sayılı CMK'nın 141/1-e maddesine uyar nitelikte olduğu, tazminat talebinin süresinde yapıldığı, davacının,
CMK'nın 144. maddesinde sayılan tazminat istenmeyecek kişilerden olmadığı takdir edilmekle, zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde hakkaniyet kurallarına uygun tazminata hak kazandığı, hükmedilecek tazminat miktarının üst sınırının dava dilekçesinde talep edilen miktar olduğu, davacının sadece gözaltında geçirdiği süreler ile sınırlı kalmak üzere tazminat talep ettiği ve gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz talebinde bulunduğu belirtilmiştir. Davacının maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede;
Davacının "Çocuğun cinsel istismarı" suçundan yargılandığı, bu nedenle hapis cezası tehdidi altında özgürlüğünden yoksun kaldığı, yapılan yargılama sonucunda beraat ettiği, 14.11.2015 - 17.12.2015 tarihleri arasında 33 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, dosya içerisinde yer alan 2015 yılına ait net asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamaya göre davacının gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süreler için mahrum kaldığı kazancının 1.100,59 TL olarak tespit edildiği, davacının maddi tazminatının kısmen kabulüne karar verilerek 1.100,59 TL maddi tazminata, bu miktara davacının dilekçesine göre tutuklama tarihi olan 15/11/2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine hükmedilmiştir. Davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede;
Hakime takdir yetkisi tanınan konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar verebileceği, hakimin manevi tazminat oranını belirlerken tarafların makamını, statüsünü ve diğer durumlarını göz önüne alarak tazminat oranını belirleyeceği, Yargıtay içtihatlarınca da hakim manevi tazminat miktarını tayin ederken davacıların haksız olarak tutuklulukta geçirilen süreler nedeni ile toplum içindeki konumu, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumları, tutuklanmasına neden olan olayların cereyan tarzı ve tutuklulukta geçen süre ile orantılı ve zenginleşme sonucunu doğurmayacak miktar ve ölçülerde manevi tazminata hak kazanması gerektiği belirtilmiştir.
Yukarıda sayılan ilkeler ışığında;
Davacı 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de, davacının haksız olarak gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süre, davacının sosyal ve ekonomik durumu ve manevi tazminatın zenginleşmeye gerek olmaması yönündeki hukuk ilkesi gözönüne alınarak, davacı lehine hürriyetinden yoksun kaldığı süre, sosyal ekonomik durumu nazara alınarak takdiren 2.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun düşeceği değerlendirilmiş, bu miktar manevi tazminatın davacının dava dilekçesindeki talebi de dikkate alınarak haksız fiil - tutuklama tarihi olan 15/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin ise reddine, yargılama giderlerinin davanın niteliği gereği hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/174 Esas – 2016/18 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının cinsel istismar suçundan 14.11.2015-17.12.2015 tarihleri arasında 33 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 29.01.2016 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davalı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 5.810,00 TL olduğu, davacının cinsel istismar suçundan 14.11.2015-17.12.2015 tarihleri arasında 33 gün gözaltında ve tutuklu kalması nedeniyle hükmedilen tazminat miktarının 3.100,59 TL olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 21.07.2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile değişik 427 nci ve ek 4 üncü maddelerindeki temyiz sınırı ve hükmolunan tazminat miktarına göre hükmün kesin nitelikte olması nedeniyle davalı vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
B. 1.Avukatlık ücretinin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere, vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. 2.Hükmedilen Manevi Tazminat Miktarının Az Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.09.2022 tarihli ve 2022/137 Esas, 2022/189 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteğinin, 1086 sayılı Kanun’un 432 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.09.2022 tarihli ve 2022/137 Esas, 2022/189 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2023 tarihinde karar verildi.