20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2021/1861 - 2024/23
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/01/2021
NUMARASI : 2020/154 E. - 2021/3 K.
DAVACI
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalının 24/01/2019 tarihinde 2019/07321 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 35 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, başvurunun ilanı üzerine davacı şirket tarafından "..." asıl unsurlu markalara dayalı olarak başvuruya itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddedildiği, davacı tarafından bu karara yapılan itirazın ise YİDK'nın 03/03/2020 tarih ve 2020-M-1619 sayılı kararıyla reddedildiği, YİDK kararının davacıya 05/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın 12/05/2020 tarihinde (pardemi nedeniyle) iki aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olup, davacı tarafın istinaf itirazları gözetildiğinde taraflar arasındaki uyuşmazlık başvuru ile itiraza mesnet marka arasında benzerlik bulunup bulunmadığı, davacı markasının tanınmış olup olmadığı ve başvurunun kötüniyetle yapılıp yapılmadığı noktasındadır.
Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, dava konusu marka başvurusu 35.04 ve 35.05 alt grupları, 35.05 de 1-34.sınıflarda yer alan tüm malların satış hizmetini ve 42.sınıfta yer alan tüm alt grup hizmetleri, davacı markaları ise 03. sınıfta yer alan tüm alt grupları kapsamaktadır. Buna göre davacı markalarının kapsadığı 03. sınıftaki mallar ile davalı markasının kapsadığı 03. sınıftaki malların satışına ilişkin 35.05 alt grubundaki hizmetler, benzer ve ilişkili mal ve hizmetler olduğundan markalar arasında emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir. Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru sarı zemin üzerine büyük ve siyah harflerle yazılmış “... ...” ibaresinden oluşmuştur. ... kelimesindeki “o” harfinin içerisinde beyaz renk ile konumlandırılmış baykuş figürü yer almaktadır. Davacının 2017/65033 sayılı mesnet markası koyu mavi zemin üzerine beyaz ve büyük harflerle yazılmış “...” ibaresi ile bunun altında koyu mavi dikdörtgen görünümlü bir çerçevenin içinde beyaz zemin üzerine koyu mavi renklerle ve tümü küçük harflerle yazılmış “...” ibaresinden oluşmaktadır. Redde mesnet 2009/29780 sayılı marka ise siyah ve büyük harflerle yazılmış “...” kelimesinden oluşmaktadır.
Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere "..." kelimesi İngilizce "danışman, akıl hocası" , "..." kelimesi İngilizce "marka" ve "... ..." ibareli başvuru bir bütün olarak "marka danışmanı" anlamlarına gelmektedir. Bu durumda davacının redde mesnet markalarının bizzat asli unsurunu taşıyan başvuru ile redde mesnet markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, bu ibarenin tanımlayıcı ya da tasviri bir nitelik de taşımadığı, dolayısıyla koruması gerektiği, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, "... ..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibareli markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, iltibas koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiş, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanılmıştır.
Her ne kadar davacı vekili, markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun kötüniyetle yapıldığını da ileri sürmüş ise de, SMK'nın 6/5. Maddesindeki tanınmışlık şartlarının gerçekleştiği ya da davalının kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığından ilk derece mahkemesinin bu yöndeki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas koşularının oluşması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamış,
HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 14/01/2021 gün ve 2020/154 Esas - 2021/3 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2.Davanın KABULÜ ile ... 2020-M-1619 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,
3.Davaya konu 2019/07321 sayılı "... ..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
4.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile kalan 373,20-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
5.Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6.Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 144,00-TL tebligat ve posta masrafı, 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, ile istinaf aşamasında yapılan 77,00-TL tebligat ve posta ücreti, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.183,10-TL yargılama giderine, 54,40-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.291,90-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7.Davalı şirket ile davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
8.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9.Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
10.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/01/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.