Esas No
E. 2023/1764
Karar No
K. 2023/3691
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

3. Hukuk Dairesi         2023/1764 E.  ,  2023/3691 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2020/142 E., 2022/521 K.
DAVA TARİHİ: 08.10.2013

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, bozmaya uyan Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili; davalı tarafça aleyhinde başlatılan icra dosyasındaki borcunu, asıl ve ferileri ile birlikte ödeyerek ibraname aldığını, bu nedenle davalıya herhangi bir borcu kalmadığını ileri sürerek; ilgili icra dosyasında borçlu olmadığının tespitini ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; bahsedilen ibraname ile ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, böyle bir ibranamenin düzenlenmediğini, alacağın da henüz tahsil edilemediğini, davacının sürekli olarak sahte evraklar tanzim ederek piyasayı dolandırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 14.07.2016 tarihli ve 2013/436 E., 2016/383 K. sayılı kararıyla; ... 13. İcra Müdürlüğünün 2012/6062 E. sayılı dosyasına sunulan ibranamede ... isminin mürekkepli kalemle yazıldığı, imzanın da aynı kalem ile atıldığı ancak belge üzerindeki diğer yazı ve rakamların bilgisayar aracılığıyla oluşturulduğu, davacı tarafın sahte belge düzenlemeyi alışkanlık haline getirdiği, bu haliyle ibranamenin kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.Mahkeme kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28.02.2019 tarihli ve 2016/16154 E., 2019/1127 K. sayılı ilamıyla; davalı hakkında davaya konu olay nedeniyle iftira suçundan kamu davası açıldığı, ...

5.Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1192 E., 2017/41 K. sayılı kararı ile davalının iftira suçundan mahkumiyetine karar verilmekle beraber, kararın temyiz edildiği, dosyanın halen Yargıtayda temyiz incelemesinde olup kesinleşmediği ve bu haliyle ceza yargılamasının henüz sonuçlanmadığı, bu durumda ceza dava dosyasının kesinleşmesi beklenerek sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu olay nedeniyle davalı hakkında, iftira suçundan açılan kamu davasının beraatle sonuçlanarak kesinleştiği, yine ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/209 E., 2016/246 K. sayılı ilamı kapsamında davacı borçlunun resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmasına karar verilip kesinleşmiş olduğu, ayrıca alınan bilirkişi raporu ile ibraname olarak sunulan belgenin başka bir amaçla atılan imzanın üzerinin bilgisayarla doldurulmak suretiyle oluşturulduğu yönündeki tespitin, dosyanın kapsamı ve delillerine uygun bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddi ile davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.

Davacı vekili; dosya içerisinde bulunan raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, Adli Tıp Kurumundan alınan raporun lehine olacak şekilde tespitte bulunduğunu, ibranamenin başka bir belgeden oluşturulduğu yönünde dosya içerisinde herhangi bir delil bulunmadığını, yine Mahkemenin kabulünün aksine aleyhinde verilen ve kesinleşen bir mahkumiyet kararı bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili; lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın hükmedilen vekalet ücretine hasren bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra takibine konu borcun ödendiği iddiasıyla menfi tespit istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 266 ve 281 inci maddeleri.

2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 tarihli ve 2001/12-436 E., 2001/467 K. sayılı kararı.

3.Değerlendirme

1.Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.

2.Ayrıca bilirkişi raporu kural olarak hakimi bağlamaz. Hakim, raporu serbestçe takdir eder. Hakim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hakim çelişkiyi gidermeden karar veremez.

3.Somut uyuşmazlıkta davacı; davalı tarafça aleyhinde başlatılan takip konusu borcu, ferileri ile birlikte davalıya ödediğini ve bu konuda davalının 30.08.2012 tarihli 'İbraname' başlıklı belgeyi düzenleyerek kendisine verdiğini iddia etmiş, davalının "İbraname" başlıklı belgede yer alan imzayı inkar etmesi üzerine kriminoloji uzmanı bilirkişiden alınan 25.05.2015 tarihli raporda; belge üzerindeki "..." isim yazısının ve atılı bulunan imzanın mürekkepli kalemle oluşturulmakla birlikte, belge üzerindeki diğer yazıların yazıcı çıktısı şeklinde olduğu, belge üzerinde atılı bulunan imzanın konum-pozisyon olarak belgenin alt kenar kısmına tekabül ettiği, belgenin alt üst kenar kısımlarında deformasyon/kesilme emarelerinin bulunduğu, bu haliyle ibranamenin başka amaçlı imzalanmış bir belgenin kenar kısımlarının kesilmesi ve üzerinin sonradan doldurulması suretiyle tahrifen oluşturulmuş olabileceği belirtilmiş, davacının rapora itirazı üzerine bu defa Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığından alınan 14.09.2015 tarihli 7561 sayılı raporda; ... isim yazısı ve altındaki imzanın mürekkepli kalem ile yazılmış olduğu, belge üzerindeki diğer rakam ve yazıların ise bilgisayar ve ekipmanı aracılığıyla oluşturulduğu, bu bulgular ışığında söz konusu ibranamenin başka bir belgeden oluşturulmuş olduğunu gösterir yeterli nitelikte bulgu saptanamadığı yönünde görüş bildirilmiştir.

4.Yine davalı ... tarafından davacı ... hakkında, söz konusu ibraname nedeniyle özel belgede sahtecilik suçu işlediğinden bahisle suç duyurusunda bulunulması üzerine, 02.12.2014 tarihli savcılık ekspertiz raporu düzenlenmiş ve ilgili raporda ibranamenin Yusuf'un elinden çıktığı yönünde kanaat bildirilmiştir.

5.Söz konusu raporların incelenmesinden; her üç rapor arasındaki mevcut çelişki nedeniyle yeni bir rapor aldırılması yönünde davalı itirazının karşılanmadığı gibi, mevcut raporların bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.

6.Bundan ayrı olarak, her ne kadar Mahkemece; ...

6.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/209 E., 2016/246 K. sayılı ilamı kapsamında davacı borçlunun resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmasına karar verilip kesinleşmiş olduğu tespit edilmiş ise de, ilgili dosyanın 04.10.2023 tarihinde Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2021/32926 E., 2023/6783 K. sayılı ilamıyla, sanık hakkında mahkumiyetine yeter ölçüde, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı her iki suçtan beraati yerine mahkumiyetine hükmedilmesinin hukuka aykırı bulunduğundan bahisle bozulduğu, kaldı ki bahse konu davadaki eylemlerin, dava konusu ibranameye ilişkin olmadığı görülmüştür.

7.O halde Mahkemece; üniversitelerin ... Fakültesi öğretim üyelerinden (grafoloji alanında uzman) oluşturulacak bilirkişi heyetinden, söz konusu belgede yer alan imzanın davalının eli ürünü olup olmadığı ve belgenin sahte olarak oluşturulup oluşturulmadığı hususunda, mevcut raporlar arasındaki çelişki giderilmek ve taraf itirazları karşılanmak suretiyle, kesin kanaat içerir şekilde yeniden rapor alınması ve sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulması doğru olmamıştır.

8.Bozma nedenine göre, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,

2.Bozma sebebine göre, davalı vekilinin hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

13.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.