Esas No
E. 2014/3105
Karar No
K. 2014/19530
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

8. Hukuk Dairesi         2014/3105 E.  ,  2014/19530 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kozan Sulh Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 12/04/2013

NUMARASI : 2013/190-2013/359

E. . Ü.. ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki mirasın gerçek reddi davasının reddine dair Kozan Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 12.04.2013 gün ve 190/359 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili, mirasbırakan M.. Ü..'in 19.01.2012 tarihinde öldüğünü, sağlığında birçok harcama yaptığını ve yüklü miktarda borç altına girdiğini, mirasbırakanın ölüm tarihi itibari ile terekesi borca batık olduğundan, vekil edenlerinin mirasın hükmen reddi isteğinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Hazine vekili, mirasbırakanın borcu karşılayacak mal varlığı bulunduğunu, malvarlığı değerlerinin tespiti yapılarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, HMK'nun 114/1-d ve e, 115/1 ve 2 bendleri uyarınca dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davalı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava dilekçesi içeriğine göre dava, ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczinin tespiti isteğine ilişkindir (TMK.605/2 m.). Gerek 743 sayılı Medeni Kanun'da, gerekse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda bu tür uyuşmazlıkların mutlaka Sulh Hakimleri tarafından görüleceği hususunda bir düzenleme bulunmamaktadır. 23.12.1942 gün ve 24/29 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre, mirasın hükmen reddi davasında görevli mahkeme borç miktarına göre belirlenir. Davanın açıldığı tarihten sonra yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın Geçici 1. maddesinde “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmaz." hükmü yer almaktadır. Yine, aynı Yasa'nın 2/1 maddesinde “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir” hükmüne yer verilmiştir. Dava tarihinin 23.09.2011 olması dikkate alındığında, hak düşürücü süre koşuluna bağlı olmayan, alacaklının taraf olarak gösterildiği ve terekenin borca batık olduğu ileri sürülerek açılan davada uyuşmazlığın, borç miktarına göre Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Bu durumda, dava dilekçesinin görev yönünden reddine dosyanın görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş bulunması doğru olmamıştır. Çünkü görev usulden (dava şartından) önce gelir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 30.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog