Esas No
E. 2023/18762
Karar No
K. 2023/11555
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Uyuşturucu
Aramaya Dön
YARGITAY

10. Ceza Dairesi

E. 2023/18762 K. 2023/11555 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/18762, K. 2023/11555, T. 21.12.2023
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2023/18762
Karar No
2023/11555
Karar Tarihi
21.12.2023
Dava Türü
Ceza
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Uyuşturucu
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

10. Ceza Dairesi         2023/18762 E.  ,  2023/11555 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İTİRAZA KONU KARAR: Bozma
İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Dairemizin, 21.09.2023 tarihli ve 2020/21799 Esas, 2023/8009 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2023 tarihli ve 2016/273294 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanık hakkında kurulan hükümde; "Sanık üzerinde 20.04.2015 tarihinde, kullanmak için uyuşturucu madde bulunmuştur. Sanık esrar niteliğinde uyuşturucu maddeyi kullandığını ikrar etmiştir. Suç sabittir. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı 28.08.2015 tarihinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedbir uygulanmasına karar vermiştir. Usule uygun karar, geçerli tebliğ olunmuş, kesinleşmiştir. Erteleme dönemi içinde, sanık 16.10.2015 günü yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmuştur. 16.10.2015 tarihli eylem,

TCK 191/4 maddesine göre ihlal kabul olunup, 10.11.2015 günü iddianame düzenlenmiş, yapılan yargılama sonucunda Trabzon 1. Asliye Ceza Mahkemesince 23.2.2016 tarihinde mahkûmiyet kararı kurulmuş, hüküm sanık tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 21.09.2023 tarih ve 2020/21799-2023/8009 sayılı ilamı ile, “Sanık hakkında kurulan hüküm,

A. Suç tarihinden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının erteleme süresi zarfında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Cumhuriyet Başsavcılığından ve Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;

1.Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi'' kararının denetim süresi içinde işlemiş ise; 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıca madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "davanın düşmesine" ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı veren ilgili mahkemeye ya da kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı veren ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,

2.Sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının denetim süresi içinde işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise; bu suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanık hakkında 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde gösterilen dava açma şartlarının gerçekleştiğinin sabit görülmesi halinde yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,

B. 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararına yanlış anlam verilerek 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmaması ve hükümden sonra 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesiyle yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

C. Adli Tıp Kurumu Trabzon Grup Başkanlığınca suç konusu uyuşturucu maddeden alınan şahit numunelerin müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

D. Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında “20.04.2015” yerine hatalı olarak ''16.10.2010" yazılması, Nedeniyle hukuka aykırı bulunmuş, hükmün bozulmasına karar vermiştir. “ Dosya kapsamına göre, suç sübut bulmuştur. Vasıflandırma doğrudur. Ancak TCK 191 inci maddesi çerçevesinde hüküm kurulması uygunmudur? İtiraz konusu budur? 6545 sayılı yasal değişiklik sonrası, yerelde yapılması gereken araştırma yapılmışmıdır? Yoksa eksik araştırmaya dayalı olarak mı karar kurulmuştur? Başka bir deyimle, dosya kapsamı yetersizmidir? Araştırma yapılması gereklimidir?

Suç tarihi ve öncesinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilmiş tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin bir karar bulunup bulunmadığı, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı açılmış başka bir dava olup olmadığı, sanığın itiraza konu bu suçu, daha önce işlediği başka bir kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği, bu bağlamda itiraz konusu suç bakımından TCK 191/5 inci maddesi kapsamında kovuşturma şartının bulunup bulunmadığı hususları saptanmalıdır. Yerelde, UYAP kayıtlarından, Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtlarından ve Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüklerinden bu konularda araştırma yapılmaktadır.

Ayrıca, yerel mahkemenin yapması gereken araştırma, UYAP kayıtları esas alınarak, üst mahkemelerde de yapılabileceğine dair, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihatları bulunmaktadır. İçtihatlarda, bu şekilde incelemenin delil elde etme faaliyeti olmadığı ve Anayasanın 141 inci maddesinde belirtilen, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargı görevidir ilkesine de uygun olduğu belirtilmektedir. YCGK. 28.06.2022 tarih, 22/489 sayılı kararı da bu yöndeki bilgileri içermektedir. 6545 sayılı yasal değişiklik, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İtiraza konu 21.09.2023 tarihli bozma ilamda da, 6545 sayılı yasal değişiklik sonucu yapılması gereken hususlar açıklamaktadır. Somut olaya dönersek, dava konusu suç, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçudur. Eylem 6545 sayılı yasa değişikliği sonrası, 20.4.2015 tarihinde işlenmiştir. 6545 sayılı yasal değişiklik sonrasındaki, bu suça özgü araştırma, denetime imkan verecek şekilde yerel Cumhuriyet Savcılığında yapılmıştır. Bu husus dosya kapsamından bellidir. Ayrıca UYAP entegrasyon ekranına göre, sanığın bu suçtan önce, sadece 09.02.2010 tarihinde benzer suçu işlediği gözükmektedir.

09.02.2010 tarihli suç sebebiyle, 13.04.2011 tarihinde tedavi ve denetimli serbestlik kararı kurulmuş, mahalli ile yapılan görüşme sonrasında, tedbire uyularak, 16.03.2012 tarihinde yerine getirme formu düzenlendiği öğrenilmiştir.

Yani 20.04.2015 tarihli suç, daha önceki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infaza sırasında işlenmemiştir. Dosyada eksiklik bulunmamaktadır. Esastan karar kurulabilecektir. 21.09.2023 tarihli bozma ilamının A bendinin 1 ve 2 numarasında belirtilen araştırmanın, öncesinde yapılmış olduğu görülmektedir. Ayrıca, daire kararının sonuç bölümünde, tebliğnameye aykırı yerine, tebliğnameye uygun olduğu yazılmıştır.

Bu izahlar karşısında; TCK 53 üncü maddesinin tatbikinde, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140-2015/85 sayılı kararının ve 7242 sayılı kanun ile yapılan değişikliklerin uygulamada dikkate alınmasında zorunluluk bulunması, şahit numunelerin müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 20.04.2015 yerine 16.10.2010 yazılması nedenleriyle, hükmün düzeltilerek onanması" gerektiğinden bahisle bozma ilamının kaldırılmasına ve hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.

II. GEREKÇE 6545 sayılı

Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 ici maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin İlk Derece Mahkemesince her hangi bir araştırma yapılmadığı, UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede sanık hakkında daha önce işlediği 09.02.2010 tarihli eylemine ilişkin Trabzon 1. Sulh Ceza Mahkemesinin, 13.04.2011 tarihli ve 2010/512 Esas, 2011/286 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 21.06.2011 tarihinde kesinleştiği ancak devamına ilişkin herhangi bir bilgiye ulaşılamadığı, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 ici maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti açısından Trabzon 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin, 13.04.2011 tarihli ve 2010/512 Esas, 2011/286 Karar sayılı kararının infazına ilişkin evrakın ve denetimli serbestliğin ihlal edilmiş olması halinde ihlal üzerine açılmış dava dosyasının denetime imkan verecek şekilde dosya arasına alınmasının zorunlu olduğu anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

III. KARAR

1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının oy birliği ile REDDİNE,

2.5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereği Dairemizin, 21.09.2023 tarihli ve 2020/21799 Esas, 2023/8009 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.12.2023 tarihinde karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog