Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/472
Karar No
K. 2023/826
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/472 Esas
KARAR NO: 2023/826
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/06/2022
KARAR TARİHİ: 12/10/2023

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili, dava dilekçesi ile; müvekkilinin 4562 sayılı OSB kanununa tabi bir organize sanayi bölgesi davalı ...’in müvekkilinin katılımcılarından biri olduğunu, davalının 01.12.2011 – 31.12.2016 arasında doğan üyelik aidatı borcuna ilişkin borçlarını yapılan bildirimlere rağmen ödemediğini, borcun ödenmesi yönünde davalı aleyhine Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu, dava konusu üyelik aidat borcuna ilişkin alacaklar için mevzuata uygun olarak düzenlenen müteşebbis heyeti kararları olduğunu, iş bu kararlar gereği tahsilat yapılmasına karar verildiğini ve bu kararlarda tahsilatların hangi oranlar üzerinden yapılacağının kararlaştırıldığını, takip konusu kalemlerin belirlenmesi ve tahsil edilme yetkisinin müteşebbis heyetine ait olduğunu, 4562 sayılı OSB kanununun 12.maddesinde OSB’nin gelirlerinin düzenlendiği, buna göre yönetim aidatları ve katılım payı alacağının bu madde kapsamında OSB gelirleri arasında sayıldığı ve OSB’ye tahsil yetkisi verildiğini, ayrıca davacının hukuki statüsü ile hak ve yükümlülüklerinin kanunun 6.maddesinde organların, 7.maddesinde müteşebbis heyetin yetki ve görevlerinin belirlendiğini, yine kanunun 3. maddesinde de katılımcının sıfatlarının tanımlandığı ve buna göre davalının takibe konu... abone kodlu bulunan taşınmazın hem katılımcısı hem de maliki olduğunu, işbu açık kanun hükmü uyarınca ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre de takip konusu bedellerin katılımcı tarafından karşılanması gerektiğini, davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, yukarıda arz ve izah edilen sebepler ile Kemalpaşa İcra Müdürlüğü... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz eden davalı-borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalıdan talep edilen aidatların ve katkı paylarının 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, davalıya ait mezkur gayrimenkulün arsa niteliğinde olduğunu, üzerinde herhangi bir işletme olmayıp herhangi bir ticari faaliyetin de bulunmadığını, davalının gayrimenkulü yatırım amacıyla satın aldığını, davacı tarafından tanzim edilen tapu dağıtım konulu 01.12.2020 tarih ve 1863 sayılı yazıda görüldüğü üzere davalıya ait gayrimenkulün bulunduğu 2 etap parselasyon uygulamasının tescil işleminin 17.11.2020 tarihinde tamamlandığını, imar ve parselasyon işlemlerinin tamamlanmadan aidat ve katılım payı talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, altyapı katılım paylarının belirlenebilmesi için kanunun 4.maddesinde açıklandığı biçimde mevzi imar ve parselasyon planları ve değişikliklerinin yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış ve kesinleşmiş olması gerektiğini, davacının davasının zamanaşımı, görev ve yetki yönünden yapılan itirazlar doğrultusunda usulden reddine, açıklanan nedenlerle davanın esas yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

1.Dava, organize sanayi bölgesi katılım payı ve aidat alacaklarının tahsili talepli başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

2.Bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için davanın ticari dava niteliğinde olması gerekmektedir. Ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,

TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.

TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır.

TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

3.Somut uyuşmazlıkta davacı ... 'nin tacir olup olmadığı hususunda bir kısım Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri arasında görüş uyuşmazlığı bulunması nedeniyle uygulama farklılıklarının giderilmesi Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nden talep edilmiş ve Yargıtay... Hukuk Dairesinin ... Karar sayılı, 15/06/2023 tarihli Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair kararında; "4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca OSB'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan OSB'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmıştır." şeklindeki kararı da esas alınarak davacı OSB'nin tacir olmadığı ve uyuşmazlık konusunun da davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesini gerektiren hukuki işlemlerden biri olmadığı gözetilerek mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,

2.HMK'nun 20.maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, kesinleşmeden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılacağının İHTARINA,

3.Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine,

Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/10/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.