Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/828
Karar No
K. 2023/799
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

T.C.

İZMİR

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS N : 2022/828 Esas

KARAR NO: 2023/799
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 11/10/2022
KARAR TARİHİ: 10/10/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin babası ... 09/10/2011 tarihinde ... adlı çalışanın kullandığı... plakalı araçla Ağrı'dan Iğdır istikametine giderken davalı ...'ın kullanmakta olduğu ... plakalı araçla ters istikametten gelerek hatalı şekilde müvekkilini babasının bulunduğu araca çarptığını, çarpma sonucunda müvekkilinin babasının bulunduğu aracı kullanan ...'ın hayatını kaybettiğini, müvekkilinin ise ağır yaralandığını, müvekkilinin babası ...'ın kaza sonrası kaldırıldığı hastanede uzun süre yattığını devamında iki kez beyin ameliyatı ve iki kez de diğer yaralanmaları sebebiyle ameliyat olduğunu, müvekkilinin babasının olay sebebiyle özürlü konumuna düştüğünü, sakatlandığını, yaşam fonksiyonlarını ve iş gücünü önemli ölçüde yitirdiğini, söz konusu olaya ilişkin Ağır Ceza Mahkemesinde davalı aleyhine kamu dava açıldığını ve yargılamanın yapıldığını, hazırlık aşamasında Ankara Adli Tıp Kurumundan alınan 17/11/2011 tarihli raporda, davalı ...'ın asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin bulunduğu aracın şoförü maktul ...'ın kusursuz olduğunun belirlendiğini, yargılama sırasında yapılan keşif ve devamından alınan 17/12/2012 tarihli bilirkişi raporunda yine müvekkilinin bulunduğu aracın kazada kusurlu bulunmadığı, davalı ...'ın ise asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ayırca davalının olay esnasında 137 promil alkollü olduğununda tespit edildiğini, müvekkilinin babasının iş bu kaza sonrasında geçirmiş olduğu ameliyatlar, kullanmış ve halen kullanmakta olduğu, ilaçlar ve başkaca tedavi giderleri için yapmış olduğu masraflar davalı tarafından karşılanmadığını, müvekkili ve annesinin madden zarara uğradıklarını,babasını tedavi süresince çalışamadığını ve herhangi bir gelir de elde edemediğini, müvekkilinin iş bu zararlarının tazmini için yapmış olduğu başvuru da ... tarafından geri çevrildiğini, müvekkili ...'ın hali hazırda işsiz olup,herhangi bir gelire sahip olmadığını, müvekkilinin yargılama harç ve masraflarını karşılayacak durumunun olmadığını belirterek, öncelikle adli yardım talebinin kabulü ile ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.000,00 TL Maddi tazminatın 09.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline,100.000,00 TL Manevi tazminatın 09.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan tahsiline karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle müteveffa ...'ın vefatının kaza ile illiyet bağının kurulup kurmayacağının tespitinin gerektiğini, kaza ile müteveffanın vefatı arasında illiyet bağının kurulamamı durumunda müvekkili şirketin sorumluluğu doğmayacağından davanın reddinin gerektiğini, dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı araç müvekkili şirket tarafından 21/06/2011 - 21/06/2012 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... no.lu zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, işbu dava tarihine kadar herhangi bir ihbarın bulunmadığını, davayı kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, daha öce yapılmış ödemelerin faizi ve güncellemesi yapılarak mahsup edilmesini, ZMMS genel şartları ve KTK'ya göre manevi tazminat taleplerinin teminat dışında tutulduğunu, manevi tazminat talebinin reddinin gerektiğini belirterek haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, trafik kazası sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı 09/10/2011 tarihli trafik kazasında ...' ın murisi olup davalı ... plakalı aracın sürücüsü diğer davalı ise kaza tarihini kapsar zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketidir.

Taraflar arasındaki ihtilaf davacının murisinin iddiaya konu 09/10/2011 tarihli trafik kazasına bağlı olarak hayatını kaybedip kaybetmediğine ilişkindir. Bu sebeple mahkememizce murisin ölüm mernis tutanağı, medula kayıtları ve gelen medula kayıtlarına göre celp edilen hastane evraklarıda incelenerek illiyet bağının tespiti için ATK' dan rapor aldırılmıştır. Ayrıca davacı vekiline murisin ölümü sonrası otopsi yapılıp yapılmadığı sorulmuş verilen cevabi yazıda otopsinin yapılmadığı belirtilmiştir.

Derdestlik ve kesin hüküm itirazı incelendiğinde, davacı vekili IĞDIR ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ' nin(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) ... Esas, sayılı dava dosyasında "babasını tedavi masraflarının davalı tarafça karşılanmadığını, ayrıca müvekkilin babasını tedavi sürecinde çalışmadığını ve gelir elde edemediğini beyanla 1.000,00 TL madde tazminatın davalılardan 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini" talep etmiş olup, elde ki dava da ise manevi tazminat ile birlikte destekten yoksun kalma tazminatını talep ettiğinden taleplerin farklı olduğu ayrıca IĞDIR...aSLİYE HUKUK MAHKEMESİ ' nin(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)... Esas sayılı dava dosyasında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görüldüğünden davalı sigorta vekilinin derdestlik ve kesin hüküm itirazının reddi gerekmiştir. Davalının zamanaşımı defi değerlendirildiğinde;

TBK.nun 46. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu ayrıca tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımını öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş ise bu zamanaşımının uygulanacağını belirtilmiştir.

Buna karşılık, 2918 sayılı KTK.nun 109/1. Maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)

Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; kaza 09/10/2011 tarihinde gerçekleşmiş, davacı vekilince dava 11/10/2022 tarihinde açılmıştır. Davaya konu trafik kazası sonucunda ölüm vuku bulduğundan, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan ceza kanununa göre ceza zamanaşımı süresi nazara alındığında davanın süresinde açıldığı görülmüştür.

Mahkememizin 07/02/2023 tarihli celsesi 6 nolu ara karar gereğince; Muris ...'ın (TC no: ...) ölümü arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususunda ATK' dan alınan raporun sonuç kısmına göre; 24.9.2013 tarihinde öldüğü bildirilen ... doğumlu ... hakkında düzenlenmiş olan dava dosyasının tetkikinde;

1.Ölüm tarihli tıbbi belgelerinde travmatik değişim tanımlanmadığına göre; Kişinin travmatik bir tesirle öldüğünün tıbbi delilleri bulunmadığı,

2.Tıbbi belgelerinde zehirlenme bulgusu tanımlanmadığına göre; Kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi delilleri bulunmadığı,

3.Adli dosyada kayıtlı bilgilerde kişinin 9.10.2011 tarihinde trafik kazasına bağlı yaralanma ifadesi ile götürüldüğü hastanede yapılan muayanesi ve tetkikleri sonrasında kotda kırık, beyin ödemi tanısı ile hastaneye yatırıldığı, 24.10.2011 tarihinde taburcu edildiği, 12.6.2013 tarihinde hastanede yapılan muayanesi ve tetkikleri sonucunda patoloji tarafından akciğer kanseri tanısına varıldığı, 23.9.2013 tarihinde acil servise solunum sıkıntısı ile getirildiği, inoperabl akciğer kanseri tanılı hastanın genel durumu kötü seyrederek 24.9.2013 tarihinde öldüğü” dikkate alındığında; Kişinin ölümünün; akciğer kanseri ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu,

3.Kişinin 29.10.2011 tarihinde maruz kaldığı trafik kazasına bağlı yaralanması ile 24.9.2013 tarihinde akciğer kanserine bağlı ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor sundukları görülmüştür. Mahkememizin 07/02/2023 tarihli celsesi 7 nolu ara kararı gereğince; davalı ve dava dışı sürücünün oransal kusur durumunun tespiti için ceza kovuşturmasından alınan bilirkişi raporları ile keşif zaptının bir suretinin dosya eklenmesi sonrası ATK 'nın kusura ilişkin ön rapor sunduğu görülmüştür.

Tüm bu nedenler ile, davacı vekili 09/10/2011 tarihli trafik kazasına bağlı olarak müvekkilinin murisinin hayatını kaybettiği iddia edildiğinden ve kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecbur (4721 s.TMK m.6) olduğundan mahkememizce hastane kayıtları celp edilerek ölüm ile iddiaya konu trafik kazası arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığına ilişkin ATK' nın ... İhtisas Kurulun'dan rapor aldırılmış, aldırılan rapora göre murisin ölümünün; akciğer kanseri ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, murisin 29.10.2011 tarihinde maruz kaldığı trafik kazasına bağlı yaralanması ile 24.9.2013 tarihinde akciğer kanserine bağlı ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan ve ATK tarafından murisin tüm tedavi evrakları incelenerek rapor hazırlandığından iş bu rapor mahkememizce hükme esas alınmış ve davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın REDDİNE,

2.Alınması gereken karar ve ilam harcının (269,85 TL) davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,

3.Suç üstü ödeneğinden karşılanan posta ve diğer giderler ile ATK fatura bedeli toplamı olan 2.083,00 TL' nin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına

4.Davalı sigorta kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,

6.Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/10/2023 Katip ... E imza Hakim ... E imza

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.