Esas No
E. 2020/2300
Karar No
K. 2024/89
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/2300

KARAR NO: 2024/89

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2015/308 Esas
KARAR NO: 2020/596
KARAR TARİHİ: 22/09/2020
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ: 17/01/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacı nezdinde ... sayılı ticari paket sigorta poliçesi ile 30.06.2011-2012 tarihleri arasında ... A.Ş. adına sigorta edilen emtiaların 18.05.2012 tarihinde davalı ...'nün maliki bulunduğu binanın çatısındaki tahliye oluklarının tıkanması sebebiyle çatıdan giren yağmur suyunun sirayet etmesi sonucu hasara uğradığını, davacı tarafından sigortalısına eksper raporu ile tespit olunan 300.000,00 TL hasar tazminatının 21.02.2013 tarihinde sigortalının sair prim borçlarından mahsup edilmek suretiyle ödendiğini, hasarın ödenmesi ile mukavele şartlarına T.T.K.'nın 1472 maddesinde göre şirketimiz sigortalısının yerine kaim olmuş ve sigortalının zararına sebebiyet verenler aleyhine mevcut her türlü hakları davacıya intikal ettiğini, davacı tarafından davalılar aleyhinde İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ...

E. Sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından takibe itiraz edildiğini takibin durduğunu belirterek, davalıların borca vaki itirazının iptalini ve takibin devamını, % 20 icra inkar tazminatı ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılardan tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... Ltd. Şti vekili cevap dilekçesi ile; Davacı tarafından sigorta edilen ... A.Ş.'ye ait emtiaların, diğer davalı ...'nün maliki bulunduğu binada meydana gelen hasar nedeniyle zarar gördüğü ve emtiaya ilişkin depolama ve lojistik hizmetlerinin davalı şirket tarafından verildiğinden bahisle davalı şirketten zararın istenildiğini, davacı tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 11.03.2013 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile davalı şirketten zararını talep ettiğini, ihtarnameye cevap olarak davalı şirket tarafından davacıya Üsküdar ... Noterliğinin 15.03.2013 tarih ve ... yevmiye no.lu cevap ihtarnamesinde, hiçbir kusuru olmadığından herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını açıkça bildirdiğini, davalı şirket tarafından Gebze 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012 / 47 D. İş sayılı dosyası ile binada meydana gelen söz konusu hasar nedeniyle zararın tespitinin istenildiğini, düzenlenen bilirkişi heyeti raporunda davalı şirketin hiçbir kusurunun olmadığını bilakis davalı şirketin 2.309.441,34 TL tutarında zarara uğradığının belirlendiğini, mücbir sebep nedeniyle müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, açılan haksız ve kötü niyetli davanın reddini, davacının toplam alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tahmiline karar verilmesini arz ve talep ettikleri görülmüştür. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; Davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunmadığını, davacının davasını 818 sayılı BK.

58.Md. dayandırdığını, bu madde hükmünün 6088 sayılı TBK ile yürürlükten kaldırıldığını, yerine hüküm sevk edilmediğini, davacının sözleşmenin tarafı olmayan müvekkiline dava yöneltmesinin hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla likit olmayan davada % 20 icra inkar tazminatını talep edemeyeceğini, davacı sigortalıya ödeme yapılmadığından sorumluluğu doğmayan müvekkiline rücu da edemeyeceğini, Gebze 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012 / 47 D. İş sayılı tespit davasını müvekkiline yöneltmeyen ve anılan dosyada hazırlanan bilirkişi raporunu müvekkiline tebliğ ettirmeyen diğer davalının işletmeye ilişkin tüm tedbirleri almakla bakımlarını yapmakla sorumlu olduğunu, müvekkiline böyle bir davanın yöneltilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, mücbir sebebi meydana getiren doğa olayının önceden öngörülmesi ve müvekkili tarafından önlenebilmesinin mümkün olmayan doğa olaylarından olduğunu, davacı sigorta firmasının doğal afetlere karşı sigorta yükümlülüğüyle primleri tahsil etmesi sonra da hiçbir hukuki sorumluluğunu hiçbir hukuki ilişkisi olmayan müvekkiline rücu ederek takip ve dava yöneltilmesinin hakkaniyete uygun bir husus olmadığını, davaya konu doğal afet sırasında taşınmaz üzerinde işletmeye verilmiş binanın mülkiyeti dava dışı ... Tic. A.Ş.'ye ait olduğunu, ... Ltd. Şti. işletmesindeki binada tüm bakım ve onarımları yapmak tüm koruma tedbirlerini almak ... Ltd. Şti.'nin sorumluluğunda olduğunu, ... A.Ş. ile aralarındaki kira akdinde mevcut olduğunu, davaya konu bina üzerinde sifonik sistem denilen su giderleri su olukları son teknoloji ile üretildiğini, bakım ve onarım sorumluluğunun ise dava dışı .... A.Ş. ile ... Ltd. Şti. arasındaki kiralama akdinde açıkça gösterildiğini, müvekkilinden tamamen habersiz olarak bilgisi ve rızası ve iradesi hilafına kendi aralarında habersizce yaptıkları alt kiralama işlerinden dolayı haksız takibata uğratılmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 18.05.2012 tarihinde tahliye kanallarının tıkandığı savıyla kendisini alacaklı gibi gösteren .... A.Ş.'nin dava dışı 3. Şahıs ... şirketine ödediğini belirttiği hasardan müvekkilinin şahsen asla sorumlu olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini, % 20'den aşağı olmamak üzere icra tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti yargılama giderlerinin davacı tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ...Dosya kapsamında uyuşmazlık konusu olan hususlardan öncelikle davacının aktif husumetinin olup olmadığına değinmek gerekmektedir. Davacı sigorta şirketi sigortalısına lütuf ödemesi yapsa bile, sunulan ibranamede ödenen 300.000,00-TL yönünden sigortalısının rücu haklarını davacıya devrettiği anlaşıldığından davacının takip başlatmakta ve dava açmakta aktif husumetinin olduğu kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları uyarınca hasarın meydana geldiği gün yağışın olağan nitelikte olduğu, mücbir sebep sayılmayacağı anlaşıldığından davalıların mücbir sebep itirazları da yerinde görülmemiştir. Bir diğer uyuşmazlık hasarın binanın yapımı/bakımındaki eksikliklerden meydana gelip gelmediği, davalıların sorumlu olup olmadıkları noktasında toplanmakta olup,

Mahkememizce alınan 03/10/2016 tarihli rapor ve 13/10/2017 tarihli raporlar keşfen ve yerinde inceleme yapılarak hazırlanmış olup, binanın yapımında teknik ve yapısal bir eksiklik bulunmadığı her iki raporda da tespit edilmiş, yine 13/10/2017 tarihli raporda zararın tahliye giderlerinin tıkanmasını önleyecek etkenlerin önlenmesine yönelik tedbirlerin alınmaması ve kanalların periyodik bakımları ve temizliğinin yapılmamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Esasen ilk alınan 04/01/2016 tarihli raporda da emniyet tahliye gideri veya giderleri tıkayacak etkenlerin önlenmesine yönelik tedbirlerin alınmamasının zarara sebebiyet verdiği tespit edilmiştir.

Mahkememizce alınan raporlar doğrultusunda zararın; binanın bakımındaki eksiklikten (çatı oluklarının ve su giderlerinin periyodik bakım ve temizliklerinin yapılmamasından) kaynaklı olarak doğduğu anlaşılmıştır.TBK'nın 69. Maddesi: "Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür." hükmünü haizdir. Davalı ... binanın maliki olduğundan bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Binanın 3. Kişiler tarafından kiralanmış olması bu yükümlülüğünü bertaraf edemez. Zira bu husus ancak iç ilişkide değerlendirilebilecek konulardan olup, zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği açıktır. Bilirkişi raporlarında binanın yapımında eksiklik olmaması sebebiyle ...'nün sorumlu olmayacağı değerlendirilmiş ise de TBK 69. Maddesi sadece yapım bozukluklarını değil, bakım eksikliklerini de düzenlediğinden bilirkişilerin bu görüşlerine iştirak edilememiştir. Öte yandan diğer davalı ... ile dava dışı sigortalı arasında tanzim edilen ve yukarıda içeriğine değinilen sözleşme uyarınca, ...'nın kendi ihmali ile binanın bakımlarının zamanında yapılmamasından sorumlu olduğu, sözleşme gereği davalının saklamakla yükümlü olduğu emtiaların hasara uğramaması için gerekli tüm tedbirleri alması gerektiği, olayın mücbir sebep niteliğinde bulunmadığı ve sözleşmede teminat dışı kalan haller olarak düzenlenen madde içeriklerinin eldeki davada uygulanmasına yer olmadığı anlaşıldığından zararın tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davalı tarafça binanın bakımlarının zamanında yapıldığına ilişkin bir takım belgeler dosyaya sunulmuş ise de, sunulan belge içeriklerinden çoğunun hasar tarihinden sonra olduğu, hasar tarihinden önce olan 20/03/2012 tarihli fatura içeriğinde ise çatı onarım izolasyon işi yazdığı, su giderlerinin bakımları ve temizliğinin yapıldığına ilişkin dosyaya somut bir delil sunulmadığı gibi talimat mahkemesinde alınan ek raporda da dosyaya delil olarak giren belgelere rağmen bilirkişiler görüş ve kanaatlerini değiştirmediğinden davalının bu yöndeki itirazları da yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kabulüne, itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir.

Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davanın davacıya "Ticari Paket Sigorta Poliçesi" ile sigortalı dava dışı ...A.Ş ünvanlı şirkete ait ürünlerin depolandığı depoda emtiaların hasar görmesi sebebiyle, davalılardan ...'nün bina maliki olması, diğer davalı ... depo işletme sözleşmesi kapsamında sorumluluklarının bulunduğundan bahisle başlatılan İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibine davalıların yapmış olduğu itirazın iptali davası olduğu,

Mahkememizce alınan bilirkişi raporları doğrultusunda hasarın binanın bakımındaki eksikliklerden meydana geldiği ve her iki davalının TBK'nın 61. Maddesinde düzenlenen: "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır." amir hükmü uyarınca sorumlu olduğu kanaatine varıldığı " gerekçesiyle davanın Kabulü ile , davacı tarafça başlatılan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibine davalı taraflarca yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı .... şirketi vekili yasal süresi içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; 2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davacı sigortacı Mapfrenin var ise sigortalısına yaptığı ödeme hatır ödemesi olup, davacı sigortacı mapfrenin TTK 1472. maddesine göre kanuni halef sıfatı ile aktif husumet ehliyeti kazanamayacağı tespit edildiğini, dolayısı ile davacı ... şirketinin sigorta hukuku ve TTK 1472 vd. hükümlerine dayanarak işbu davayı açması usul ve yasaya aykırı olup öncelikle işbu davanın aktif husumet yokluğu sebebi ile dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Dava dışı sigortalının uğradığı zarar sebebi ile müvekkil şirketin de kusurlu olduğu iddia edilse de Gebze 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/47 D. İş sayılı dosyasından alınan delil tespiti raporundan anlaşıldığı üzere, müvekkil şirketin zararda ve zararın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını,müvekkil şirket tarafından periyodik olarak çatı bakım ve temizliği yaptırıldığını, dosyada farklı tarihlerde kaleme alınmış birçok bilirkişi raporu bulunduğunu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, dava konusu zarardan diğer davalı ... 6098 sayılı Borçlar Kanununun 69.maddesi gereği malik sıfatı ile tek başına sorumlu olup, bilirkişi raporunda varılan sonucun aksine müvekkil şirketin diğer davalı ile birlikte zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun hiçbir kanuni dayanağı olmadığını, müvekkil şirketin bilirkişi raporu ile Borçlar Kanununun saklama sözleşmesine ilişkin hükümleri ve dava dışı sigortalı şirket ile imzalamış oldukları sözleşme gereği zarardan müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki; müvekkil davalı ile dava dışı şirket arasında imzalanan "Depo İşletme Sözleşmesi" borçlar kanununda düzenlenen saklama sözleşmesi niteliğine haiz olmadığını, bu nedenlerle müvekkil şirket tarafından dava dışı şirkete sunulan hizmetin saklama sözleşmesi niteliğinde değerlendirilerek, müvekkil şirketin ürünleri güvenli bir yerde saklama borcu altına sokulmasının hukuken kabulü mümkün görülmediğini, dosyadan alınan raporlarda da belirtildiği üzere, zararın meydana gelmesine taşınmazın oluk sisteminin yeterli kapasitede tasarlanmamasının neden olduğunu, hal böyle iken zararın müvekkil şirket yâda taşeronlarının yönetici veya çalışanlarının hata yâda ihmali sonucu meydana gelmediğinden müvekkilin sözleşme kapsamında sorumluluğuna gidilemeyeceğini, Dava konusu zararın meydana geldiği gün yaşanan olayın mücbir sebep sayılması gerektiğine ilişkin birçok görüş mevcutken 13.10.2017 tarihli bilirkişi raporu gerekçeye alınarak aksi kanaate varılması büyük çelişki yaratacağını, belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili yasal süresi içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; İskanlı (ve Belediyeden ruhsatlı) bina malikine karşı, haksız olarak icra takibatı başlatıldığını, hukuki dayanaktan yoksun olarak dava açıldığını 03.10.2016, 27.07.2017 ve 13.10.2017 tarihli bilirkişi raporlarıyla da saptanan, davacı sigorta firmasının vekillerince, daha evvel sunulan ( yapı maliki yönünden davanın reddini gerektiren ikrarlar içeren) 15.11.2017 tarihli beyanları davanın sonuçlandırılmasını gerektiren derecede, sarih ikrarlar içerdiğinden, davacı vekilinin 15.11.2017 tarihli beyanlarının duruşma tutanağına işlenerek imzalatılması, " malike karşı haksızlığı (15.11.2017 tarihli davacı beyanlarıyla ve sonradan sundukları hizmet sözleşmesiyle de) anlaşılan davanın daha fazla uzatılmadan sonuçlandırılması” defaaten talep edilmesine rağmen usulsüzce 04.12.2018 tarihli ara karar ile bilirkişi incelemesine gidildiğini, 08/05/2019 tarihli bilirkişi teslim tutanağı usulsüz düzenlendiğini, 08/05/2019 tarihli sahte tutanakta imzaları bulunmadığı halde, dosya almalarını açıkça men eden yasa ve usul hükümleri ihlal edilerek 03.10.2016, 27.07.2017 ve 13.10.2017 tarihli bilirkişi raporları aksine dosya üzerinden (iskanlı binayı dahi görmeden) masa başında hazırlatılan, 27.08.2019 tarihli raporun usul ve yasaya aykırı olduğunu, 03.10.2016, 27.07.2017 ve 13.10.2017 tarihli bilirkişi raporlarında açıklandığı üzere müvekkil yapı malikinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ihtilafın özünü oluşturan, ruhsatlı yapı maliki ..."yü doğrudan ve şahsen elbette bağlamayan 22.03.2007 tarihli ilk kira akdiyle, dava dışı ... A.Ş tarafından diğer davalı ... firmasına kiralanan tüm bakım ve sigortalama yükümlülüğü kiracı ... tarafından taahhüt olunan sağlam ve iskanlı binanın, dava dışı sigortalı ... A.Ş'nin depolama hizmet sözleşmesinin tarafı olduğu da gözetilerek müvekkil yönünden haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, işyeri sigorta poliçesi kapsamında ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır.Dosya kapsamına göre; dava dışı sigortalı ... A.Ş.'ye ait ürünlerin depolandığı iş yerinin, 30/06/2011-2012 döneminde davacı sigorta şirketi nezdinde " Ticari Paket Sigorta Poliçesi" ile sigortalandığı, olay günü yağmur ve dolu yağışı nedeniyle bina çatısındaki tahliye kanalların tıkanması sonucu suların, tavandan depo içine sızmak suretiyle depo içindeki malzemelere zarar verdiği, davacı sigorta şirketince, sigortalısına 300.000,00 TL ödendiğinden bahisle, sigortalıya yapılan ödemenin, davalılardan ... bina maliki olması, diğer davalı ... depo işletme sözleşmesi kapsamında sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle rücuen tazmini amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası ile davalılar aleyhine toplamda 300.000,00 TL alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalıların takibe itiraz üzerine takibin iptali amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Husumet itirazı yönünden ; Yangın Sigortası Genel Şartları klozunun teminat dışı hallerinin 2. Maddesinde yağmur derelerinin ve oluklarının taşması sonucu meydana gelmiş zararlar teminat dışı bırakılmış olup, davacı sigortacının var ise sigortalısına yaptığı ödeme hatır ödemesi olduğundan, davacı sigortacının TTK 1472 maddesine göre kanuni halef sıfatı ile aktif husumet ehliyeti kazanamayacağı görülmekle birlikte dosyaya ibraz edilen ibraname içeriğine göre, dava dışı sigortalının 300.000,00 TL'lik ödenen tutar yönünden davacıyı ibra ettiği ve rücu haklarını devrettiği, takibe dayanak yapılan ödeme emri incelendiğinde, halefiyete dayalı talebin, akdi yada kanuni halefiyet ile sınırlandırılmadığı anlaşılmakla davacının TBK 183. Maddesi uyarınca dava dışı sigortalının haklarına akdi halef olması nedeniyle husumet itirazı yerinde görülmemiştir. Dosyaya ibraz edilen tapu kaydı, kira sözleşmesi ve depo işletme sözleşmesine göre; sigortalanan ..., ... Köyü, ... parsel sayılı 25.572,74 m2 alanlı betonarme katlı depo ve arsa vasfındaki taşınmazın tamamının, davalı ... adına kayıtlı olduğu, 30.04.2007 başlangıç tarihli ve 6 yıl süreli kira sözleşmesinde, kiraya veren “dava dışı” ... Tic.A.Ş." kiracı ise “davalı” ...Ltd. Şti." olup sözleşmeye göre kiralanan, ..., ..., ... Köyü, ... pafta, ... parsel numarasında kayıtlı 25.572m2 arsa üzerinde kurulu 2 katlı net 20.920m2 kapalı alanlı olup “Depo” olarak kullanılacağı kararlaştırıldığı, Bakım, Muhafaza ve İdame başlıklı sözleşmenin 8. maddesinde "..Kira süresi içerisinde, kiralanan binada kiracının doğrudan kullanımından kaynaklamayan, bina ile ilgili muhtemel çıkabilecek teknik şartnameye uygun olmayan bir durumda ortaya çıkabilecek zaruri onarımlar, kiraya veren tarafından en kısa süre içerisinde yaptırılacaktır.... Kiraya veren tarafından yaptırılması gereken tamiratların gecikmesinden ve/veya sigorta prosedürünün geç devreye girmesinden dolayı kiracı mallarında oluşabilecek hasarlar, kiraya veren tarafından tazmin edilecektir." hükmü bulunduğu, Sigortalı ... ürünlerinin, davalı ... şirketinin Gebze deposunda depolanması ve sevke hazır hale getirilmesi, operasyonların ... tarafından yapılmasına ilişkin sigortalı ... A.Ş.(...) ve davalı ... Ltd. Şti. arasında 01.04.2011 tarihinde "Depo İşletme Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşmenin 9. maddesinde "..., ürünleri bulunduracağı depo alanını her zaman temiz ve tertipli tutmayı ve depolama hizmeti sunmayı kabul ve taahhüt eder." hükmü bulunduğu, Depolama Sigorta Poliçesi, sözleşme ekinden sayıldığı, Ek:1. Depolama Sigorta Prosedürü başlığında " ..., deposunda bulunan ... ait malzemeler ... sigorta güvencesi altındadır. Bu sigorta, ...'nın veya taşeronunun yönetici veya personelinin kendi ihmal, hata yada kontrolleri altındaki şartlar nedeni ile ...'ün maruz kalacağı, depo alanındaki doğrudan ve maddi hasar ve kayıpları kapsar." hükmüne yer verildiği görülmüştür. 23/07/2012 tarihli Ekspertiz Raporunda; sigortalı işyeri sahibinin beyanına göre, 18.05.2012 günü saat 17.40 sularında başlayan yağmurun, doluya çevirmesi ve bina çatısındaki tahliye kanallarını tikayan dolunun erimeye geçerek depo içine tavandan sirayet ederek raflarda ve labaratuvarda bulunan çok miktardaki ... cihaz ve yardımcı malzemeleri ile demirbaşları tesiri altına alarak önemli ölçüde hasara uğratması suretiyle meydana geldiği beyan edilen olayda, rapora ekli 74 adet renkli fotoğraf eklenerek toplam hasar tutarı 300.000,00 TL olarak hesaplanmıştır. Tespit isteyen ... şirketince, .... Tic. Şirketi aleyhine tespit talebinde bulunulmuş olup Gebze 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2912/47 D. İş sayılı dosyasında tanzim olunan 15.06.2012 tarihli raporda; depo içine inen yağmursuyu sızıntısının olağanüstü yağmur ve dolu yağışı nedeniyle olduğu, kiracının hiçbir kusurunun olmadığı kanaatine varılmıştır. Olayın teknik boyutu bulunması nedeniyle mahkemece mali müşavir, inşaat mühendisi ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişisinden oluşan heyetten rapor aldırılmış, alınan 04/01/2016 tarihli heyet raporunda özetle "18/02/2014 tarihli meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün yazasında olay anına ait kayıtlar olağanüstü olarak nitelenmemekle birlikte olay anındaki yağış şeklinin olağan bir doğa olayı olduğu, zararın meydana gelmesine taşınmazın oluk sisteminin yeterli kapasitede tasarlanmamasının, emniyet tahliye gideri veya giderleri tıkayacak etkenlerin önlenmesine yönelik tedbirlerin alınmamasının sebebiyet verdiği, davalı ... TBK. Md. 69 uyarınca, davalı ... Ltd. Şti.'nin ise TBK'nın saklama sözleşmesine ilişkin hükümleri ile dava dışı ... A.Ş. ile imzalamış oldukları sözleşme ve ekleri hükümleri gereğince müteselsilen sorumlu oldukları " yönünde görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davalıların rapora itirazları ve keşif talebi doğrultusunda Gebze Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak keşif yapılmak suretiyle bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup, alınan bilirkişi heyetinin 03/10/2016 tarihli raporunda özetle: "Binanın çatısı; Mimari dizaynı gereği 5 adet iç dereden meydana geldiğini, iç dereli çatı sistemlerinde su tahliye borularının çöp, yaprak, kar yığılması, buz, dolu gibi maddelerle tıkanması durumunda su göllenmesi oluşarak birleşim yerlerinden su sızıntısının olabileceği, panel kaplı çatı sistemlerinin panel-panel, panel-dere birleşimleri su izolasyonu su göllenmesindeki aşırı su basıncını karşılamayacak basit mastiklerle yapıldığını, bu birleşimlerin ancak basınç olmayan ve normal akıştaki yağmur ve kar suyu sızmalarına karşı dizayn edildiğini, tahliye borularının tıkanması durumunda su göllenmesinin olmaması için iç deresiz çatı sistemlerinin tercih edildiğini, binaların çatı olukları ve su tahliye sistemlerinin aşırı dolu yağışını kaldıramamış, dolular ve erirken birleşen dolu parçalarının tahliye borularını tıkayarak iç derelerde göllenmeye ve panel-panel, panel-dere ve de diletasyon derzlerindeki aşırı su basıncına dayanıksız birleşim yerlerinde su sızıntılarının meydana geldiği, olay gününde davaya konu binanın bulunduğu yerde afet boyutunda aşırı dolu yağışı olduğu, teknik olarak usulüne uygun olarak hesap edilerek dizayn edilen yağmur suyu tahliye sisteminin aşırı dolu yağışı neticesinde tıkandığı, yağmur suyu derelerinde, tahliye sisteminde teknik ve yapısal sorun olmadığı, sorunun mimari çatı sisteminin iç dereli ve iç derede diletasyon derzi olarak seçilmesinden kaynaklı olduğu, dava konusu binanın iskan izni alınmış ise yapı sahibinin hiç bir sorumluluğunun olmayacağı, iskan izni alınmamış ise kaçak yapının kiraya verilmesinde bina sahibinin de sorumluluğunun olduğu" görüş ve kanaati ile raporunu ibraz etmişlerdir. Mahkemece bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davacı tarafça rapora itiraz edilmiş, davalı ... vekili rapora konu yapı kullanma izin belgesini sunmuştur. Mahkemenin, 19/01/2017 tarihli ara kararı ile yeniden keşif yapılarak rapor tanzim edilmesi için talimat yazılmış, Lojistik uzmanı bilirkişi ile sigortacı ile bilirkişinin tanzim etmiş oldukları 27/07/2017 tarihli raporda; Suyun depo içine sirayet etmesinin kimin hatası olduğunu inşaat ve meteoroloji mühendislerince değerlendirilebileceği ifade edilmesi üzerine talimat mahkemesince görevlendirilen mimar, inşaat mühendisi ve meteroloji uzmanı bilirkişi heyetinin 13/10/2017 tarihli raporunda özetle: "Dosyada bulunan ... Tic. Ltd. Şti tarafından hazırlanan hesap raporları ve çatı planının incelendiği, meterolojik olarak yapılan değerlendirmede olayın mücbir sebep olarak nitelendirilemeyeceği, olayın meydana gelmesinde yağış ve buna eşlik eden dolu olayının tek başına etkili olamayacağının anlaşıldığı, yapının tamamlanarak eksiksiz bir şekilde kiralandığı ve yapı sahibi yönünden yükümlülüklerin yerine getirilmiş olduğunun değerlendirildiği, olay sonrasında çatı bakım firması elemanları tarafından çatıda yapılan incelemede; çatıda olukların temizlenmediğini, sifonlara takılan pislik süzgeçlerinin etrafının pisliklerle dolu olduğunu, bazılarının yerlerinden çıkarak ve ters dönüp pisliklerle beraber sifonu tıkadığı, hatta birkaç sifon borusunun tıkalı olduğundan su ile dolu olduğunun tespit edildiği, çatı oluklarının ve su giderlerinin periyodik bakımlarının ve temizliklerinin yapılmadığı anlaşılmakla gerek kira sözleşmesinde gerekse günlük hayatta kiracı-kiralayan ilişkisi dikkate alındığında çatıların, bacaların ve derelerin bakımı, temizliği, kullanım nedeniyle basit onarımların kiracının sorumluluğunda olan işler olup, yapı sahibinin sorumlu tutulmayacağı, davalılardan yapı sahibi ...'nün herhangi bir kusurunun bulunmadığı, zararın tahliye giderlerinin tıkanmasını önleyecek etkenlerin önlenmesine yönelik tedbirlerin alınmaması ve kanalların periyodik bakımları ve temizliğinin yapılmamasından kaynaklandığı, zararın meydana gelmesinde aralarında imzalamış oldukları sözleşme hükümlerine göre davalı ... Ltd. Şti. Ve dava dışı ... A.Ş.'nin %50 + %50 oranlarında eşit olarak kusurlu oldukları görüş ve kanaatine varılmıştır" şeklinde raporu sundukları, rapora itirazlar doğrultusunda talimat mahkemesi aracılığıyla bilirkişilerden ek rapor alınmış, bilirkişiler görüş ve kanaatlerinde değişiklik olmadığını bildirmiştir. Mahkemece alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, talep edilen bedelin kadri maruf olup olmadığı ve sigortacılık alanında değerlendirme yapılması amacıyla inşaat mühendisi, makine mühendisi, Meteorloji mühendisi ve sigorta uzmanından oluşan yeni bir heyetten rapor alınmış, bilirkişi heyetinin 27/08/2019 tarihli raporda özetle: " Yağış ve dolu hadisesinin meydana gelme sıklığı açısından nadir rastlanan nitelikte olmadığı, depo çatısında herhangi bir inşaat hatası ve çatı örtüsünde delik ya da yarık bulunmayıp, yağan yağmur ve dolu yağışı neticesinde yağmur dere olukları ile yağmur iniş boruları arasına bağlanan sifonların kapalı bulunması nedeniyle yağmur sorularından zemine tahliye edilemeyen suların, sifon gerisinde dere olduğunda birikmesi sonucu depo içine sızarak sigortalı emtiasında zarara neden olduğu, davacı şirketin sigortalısının deposunda hasar gören emtia için hesap ve takdir edilen 300.000,00 TL hasar bedelinin gerek deponun büyüklüğü gerekse hasar gören emtianın elektronik vasfında bulunması sebebiyle, haddi layıkında bulunduğu, yangın sigortası genel şartları klozunun teminat dışı hallerinin 2. Maddesinde yağmur derelerinin ve oluklarının taşması sonucu meydana gelmiş zararlar teminat dışı bırakılmış olup, davacı sigortacının var ise sigortalısına yaptığı ödeme hatır ödemesi olup, davacı sigortacının TTK 1472 maddesine göre kanuni halef sıfatı ile aktif husumet ehliyeti kazanamayacağı, diğer yandan davacı Mapfre'nin TBK 183. Madde uyarınca akdi halef sıfatı ile aktif husumet ehliyetini kazandığı, hasar tarihinde geçerli olan mülga 818 sayılı TBK 463. Maddesin gereğince davalı ...'nün doğan hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, buna bağlı olarak davalıların İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ...

E. Sayılı dosyasına yaptıkları itirazın haksız olabileceğini, davacının takip talebinde işlemiş faiz kaleminin yer almadığını, tarafların icra inkar tazminatı ve hasız icra tazminatı taleplerinin mahkemenin takdirinde olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır" şeklinde rapor sunmuşlardır. Somut olayda; davaya konu hasarın, kuvvetli gök gürültülü sağanak yağışla birlikte lokal olarak dolu yağışı nedeni ile bina çatısındaki olukların tıkanması sonucu yağmur borularından tahliye edilemeyen suların, sifon gerisinde dere oluğunda birikmesi sonucu depo içine tavandan sızması neticesinde meydana geldiği görülmüştür. Her ne kadar tespit raporunda depo içine inen yağmur suyu sızıntısının olağanüstü yağmur ve dolu yağış nedeni ile olduğu tespiti yapılmış ise de ilgili teknik bir veri olmaması nedeniyle itibar edilmesi mümkün değildir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün 18/02/2014 tarihli yazısında; “18 Mayıs 2012 tarihine ait meteorolojik rasat kayıtları, meteorolojik harita, diyagram, uydu ve radar görüntüleri ile sayısal hava tahmin ürünlerinin analizi ve günlük hava tahmin raporlarının incelenmesi neticesinde; Kocaeli ili Gebze ilçesi ve çevrelerinde havanın: 18 Mayıs 2012 günü öğleden sonra ve akşam saatlerinde kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı olmasına, özellikle 17:15-17:45 saatleri arasında kuvvetli gök gürültülü sağanak yağışla birlikte Lokal olarak dolu yağışının da görülebilmesine, uygun meteorolojik şartların mevcut olduğu görülmüştür.” şeklinde değerlendirme yapılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporlarında, meteorloji mühendisince 18/05/2012 günü meydana gelen meteorolojik hadiseleri miktar, süre ve tekrar etme periyotları acısından irdelenmiş olup 18.05.2012 tarihli Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün yaptığı değerlendirmeler, Gebze Otomatik Gözlem istasyonu yağış verileri, Kocaeli ve Sabiha Gökçen Havalimanı rasatlarından çıkarılan hadise kayıtları, Kocaeli Meteoroloji Müdürlüğünün Hadise kayıtları ve Fevk Hasar raporu kayıtlarına göre: Gebze İlçesinde saat 17:00 - 20:00 saatleri arasında gök gürültülü sağanak yağış ile birlikte kuvvetli dolu hadisesi meydana geldiği, kuvvetli dolu yağışının, toplam yağış periyodunun 20-25 dakikasında meydana geldiği ayrıca hasar raporunda belirtildiği üzere Kocaeli il genelinde fındık büyüklüğünde, Gebze ilçesinde ise zaman zaman ceviz büyüklüğünde meydana geldiği, dolu hadisesinin Gebze, Kocaeli ve Sabiha Gökçen Havalimanı çevrelerinde yılda ortalama 0,4 ila 1,8 gün gerçekleşen bir hadise olduğu, yağış tekerrür analizine göre; Kocaeli İstasyonu için 1 saat sürede yağan 24,6 mm'lik bir yağışın tekerrür olasılığı 2-3 yılda bir olup, nadir rastlanan bir yağış niteliğinde olmadığı değerlendirilmiştir. Alınan rapor, gerekçeli denetime açık olduğu görülmekle söz konusu hadisenin mücbir sebepten meydana geldiği şeklinde savunmanın yerinde olmadığı görülmüş ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Tazminat Miktarının Belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde, hakimin, tazminatın kapsamı ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiştir. Bu itibarla Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabı ve Fevk Hasar raporlarında belirtildiği üzere olay günü kuvvetli sağanak yağış ile birlikte kuvvetli dolu hadisesi meydana geldiği, muhtelif yerlede büyük çaplı hasarlar meydana geldiği, atık su ve kanalizasyon giderlerinin de tıkanması sonucu su baskınların yaşandığı gözetilerek TBK 51 maddesi tatbik edilerek tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken bu hususun gözardı edilmesi hatalı olmuştur.Dosyaya ibraz edilen raporlardan anlaşıldığı üzere; hasarın, sigortalı binanın tahliye giderlerinin tıkanmasını önleyecek etkenlerin önlenmesine yönelik tedbirlerin alınmaması ve kanalların periyodik bakımları ve temizliğinin gereği gibi yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Somut olayda; hasara uğrayan binanın davalı ... şirketi tarafından depo olarak işletildiği, dava dışı sigortalı ile davalı ... Lojistik şirketi arasında imzalanan 01.04.2011 tarihli Depo İşletme Sözleşmesi sözleşmesi uyarınca sigortalıya ait ürünler, davalının sigorta güvencesi altında olduğu, davalının bakım ve kontrol yükümlülüğünü kusuru nedeniyle tam olarak ifa edememesi nedeniyle sigortalının maruz kaldığı zarardan sorumluluğu bulunmaktadır. Öte yandan taraflar arasındaki sözleşmenin, davalının depolama hizmeti yanında, bir kısım hizmetleri barındıran "saklama, nakliye ve hizmet" altında karma bir sözleşme niteliğinde olduğu, saklama sözleşmesi hükümlerinin de tatbiki gerekir. 6098 sayılı Kanun’un 561 inci maddesinde düzenlenen saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir. Saklayanın geri verme borcu 6098 sayılı Kanun’un 564 üncü maddesinde, saklama sözleşmesinde bir süre belirlenmiş olsa bile saklayan, saklatanın her zaman ileri sürebileceği istemi üzerine, saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24/11/2022 tarih 2021/3(13) - 76 E. 2022/1587 K. Sayılı ilamında ifade edildiği gibi vedia alan kusursuz olduğunu ispat etmedikçe, taşınırı geri vermemekten veya kötü bir durumda geri vermekten doğan zararı tazmin etmek zorundadır. Zira burada TBK’nın 112 maddesinin uygulanacağı kuşkusuzdur. Başka bir deyişle geri verme vedia alanın kusuru sonucunda gerçekleşemiyorsa geri verme borcu yerini tazminat borcuna bırakacaktır.Davalı bina maliki vekili; dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve davacı vekilinin 15/11/2017 tarihli beyan dilekçesi ile 04/12/2018 tarihli duruşmadaki beyanları uyarınca, yapı maliki yönünden davanın reddini gerektiren ikrar içeren beyanları nedeniyle kazanılmış haklar gözetilerek müvekkil yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, mahkemece ilk alınan 04/01/2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davalı ...'nün TBK. Md. 69 uyarınca, davalı ... Lojistik Ltd. Şti.'nin ise TBK'nın saklama sözleşmesine ilişkin hükümleri ile dava dışı ... A.Ş. ile imzalamış oldukları sözleşme ve ekleri hükümleri gereğince müteselsilen sorumlu oldukları yönünde görüş bildirilmiş, akabinde alınan 27/07/2017 ve 13/10/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalı bina malikinin sorumluluğu bulunmadığı yönünde tespit yapılmış ise de davacı vekili sunmuş olduğu 15/11/2017 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde, davalı bina malikinin sorumluluğu bulunmadığı yönündeki tespite itiraz ettiği, 04/12/2018 tarihli duruşmada, dosyada alınan ilk rapora göre davanın kabulüne karar verilmesini mahkeme aksi kanaatteyse yeni rapor alınmasını talep etmiş olmakla davalı lehine kazanılmış bir hak bulunmadığından davalı yapı maliki vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Türk Borçlar Kanunu'nda yapı malikinin sorumluluğu 69. maddede düzenlenmiştir. TBK 69. maddesinde “Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.” denilmektedir. Görüldüğü üzere kanun hükmü, bina ve yapı eserleri nedeniyle sorumluluğu, bunların yapım bozukluğu veya bakım eksikliğine dayandırmaktadır. Burada yasa koyucu, her geçen gün artan yapılaşma nedeniyle, başkaların zarar görmesini engellemeyi amaçlamıştır. Bu sebeple, bu yapılar nedeniyle zarar tehlikesinin önlenmesi amacıyla yasa koyucu kusursuz sorumluluk ilkesini kabul etmiştir. "TBK'muz bu sorumluluğu "özen" ilkesine dayanan kusursuz sorumluluk halleri arasında saymıştır. Bina ve diğer yapı eseri sahibinin sorumluluğu bir kusursuz sorumluluk olduğundan, zarar gören kişinin, sorumlunun kusurunu kanıtlaması gerekmediği gibi, sorumlu kişi de kusursuzluğunu kanıtlayarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. " (Ahmet M. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuk Genel Hükümler, 23. Bası, Ankara 2019, S. 452-453) " Kusura dayanmayan sorumlulukta; sorumluluğu doğuran olay, zarar ve zararla söz konusu olay arasında bir illiyet bağı bulunması sorumluluğu doğurmak için yeterlidir (Tandoğan Halûk, Kusura Dayanmayan Sözleşme Dışı Sorumluluk Hukuku, Ankara 1981, s. 3-10; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, Tekinay Borçlar Hukuku, Cilt I, Beşinci Bası, İstanbul 1985, s. 671). Yani zararın yapımdaki bozukluktan veya bakımdaki eksiklikten dolayı meydana gelmiş olması gerekmektedir.İlliyet bağının varlığı ve kesilmesi, Hukuk Genel Kurulu'nun 24/02/2016 tarih 2014/11-289 Esas 2016/163 Karar sayılı ilamında "... Kanunda, bu illiyet bağının varlığı konusunda bir karine kabul edilmemiştir. Yapım bozukluğunu veya bakım eksikliğini ispat etmesi gereken zarar görenin, bir de illiyet bağının varlığını ispat etmesi gerekir. Ancak doktrindeki baskın görüşe göre, hakim, zarar görenin bu konudaki ispat külfetini değerlendirirken fazla katı olmamalıdır (Ataay Aytekin, Borçlar Hukuku Genel Teorisi, İstanbul 1995, s.348; Erten Ali, Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin Sorumluluğu, BK.58, Ankara 2000, s.203; İmre Zahit, Doktrinde ve Türk Hukukunda Kusursuz Mesuliyet Halleri, İstanbul 1949, s.182; Tunçomağ Kenan, Borçlar Hukuku, İstanbul 1972, s.357; Baş Ece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Açısından Bina ve Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk, XII Levha Yayınları, s.110; Tandoğan Haluk, Türk Mes’uliyet Hukuku, 1961, s:193). Bazen illiyet bağının ispatı çok zor olabilir. Bu tür durumlarda, zarar verici olgunun, bina veya yapı eserinin yapılışındaki bozukluğa veya bakım eksikliğine bağlanması, hayatın olağan akışına uygun ise, hakim illiyet bağının varlığına karar verebilir (Erten Ali, Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin Sorumluluğu, BK.58, Ankara 2000, s.205). Burada sözü edilen illiyet bağı uygun illiyet bağıdır. Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre, sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır. Uygun illiyet bağı, sorumluluğu, zarar veren bakımından öngörülebilir risklerle sınırlamaktadır. (Eren Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2009, s.611, s.617) Başka deyişle, hayatın olağan akışı ve hayat tecrübesi bakımından öngörülemez zararlar uygun illiyet bağı kapsamında sorumluluğu doğurmayacaktır.Bazı hallerde zararın ortaya çıkış biçimi, yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinin varlığını gösteren fiili bir karine oluşturur. Yapının yapımı ile ilgili mevzuata ve teknik kurallara uyulmadığı, alışılmış tedbirlerin alınmadığı ve resmi makamlarca yapılan denetimler sonucunda, bina ve yapı eserinin teknik niteliklerinin uygun görülmediği ispatlanırsa, bunlar eksikliğin ve illiyet bağının varlığına birer belirti sayılır. Keza, daha önce aynı zararların ortaya çıkması, zarar verici olaydan sonra yeni güvenlik tedbirlerinin alınmamış olması da birer belirti oluşturabilir (Koç Nevzat, Bina ve Yapı Eseri Maliklerinin Hukuki Sorumluluğu (BK.m.58), Ankara 1990, s. 45 v.d.). İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Mülga BK’nun 58. maddesi kapsamında sorumluluğun doğabilmesi için illiyet bağının kesilmemiş olması gerekir. Doktrindeki kabul edilen görüşe göre illiyet bağının kesilmesi olasılığı dar yorumlanmalıdır. Her üç neden açısından da, illiyet bağının kesildiği iddiası, sorumlu kişiler tarafından açıkça ispatlanmadıkça kabul edilmemelidir. Bu bakımdan sorumluluktan kurtulmak oldukça zorlaştırılmıştır (Erten Ali, Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin Sorumluluğu, BK.58, Ankara 2000, s.230; Baş Ece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Açısından Bina ve Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk, XII Levha Yayınları, s.113; Deschenaux Henri, Tercier Pierre, Sorumluluk Hukuku, Çeviren Salim Özdemir, Ankara 1983, s.37). " şeklinde ifade edilmiştir.Kısaca, bina veya diğer yapı eseri sahibinin kusursuz sorumluluğunda dikkat ve özen ilkesine dayanan diğer kusursuz sorumluluk hallerinden farklı olarak kurtuluş kanıtı getirme olanağı yoktur. Ancak illiyet bağını kesen sebeplerin varlığını kanıtlayarak kişi sorumluluktan kurtulabilir. Somut olayda uyuşmazlık; meydana gelen yangın olayının, davalı bina malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıracak şekilde zarar ile arasındaki illiyet bağını kesip kesmediği noktasındadır. Her ne kadar davalının maliki olduğu binanın, tahliye giderlerinin tıkanmasını önleyecek etkenlerin önlenmesine yönelik tedbirlerin alınmaması ve kanalların periyodik bakımları ve temizliğinin gereği gibi yapılmaması nedeniyle meydana gelen hasardan davalı bina malikinin sorumluluğuna gidilebilmesi mümkün ise de öncelikle zarar gören sigortalı ile bina maliki arasında hukuki ilişkinin irdelenmesi gerekmektir. Dosya kapsamına göre; davalı ... şirketinin, dava dışı sigortalı ile imzalamış olduğu Depo İşletim Sözleşmesini, dava dışı kiraya veren .... A.Ş. ile akdedilen 30.04.2007 başlangıç tarihli 6 yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak imzalamıştır. Ancak dava dışı sigortalı ile davalı bina maliki arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmaktadır. Dava dışı kiraya veren .... A.Ş.'nin bina maliki olmadığına göre, davalı ... şirketi ile hangi sıfatla kira sözleşmesini imzaladığı belirlenerek buna göre bina malikine rücu şartları değerlendirilmelidir. Şayet ... şirketi ile ... şirketi arasında imzalanan kira sözleşmesinin alt kira sözleşmesi niteliğinde ise davacı bina maliki tarafından imzalanmış asıl kira sözleşmesi getirtilerek, alt kira sözleşmesinin geçerli olup olmadığı yada alt kira sözleşmesinin yahut davalı ... ile sigortalı arasında imzalanan Depo İşletim Sözleşmesine davalı yapı malikince açık yada zımmen onay verilip verilmediği araştırılarak sonucuna göre davalı bina malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıracak şekilde zarar ile arasındaki illiyet bağını kesip kesmediği belirlenerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle ; davalı vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.Davalıların istinaf başvurularının KABULÜNE,2-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2015/308 Esas, 2020/596 Karar sayılı ve 22/09/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İadesine,4-Harçlar Kanunu gereğince davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ayrı ayrı hazineye GELİR KAYDINA, istinaf karar harçlarının talep halinde davalılara İADESİNE, 5-Davalıların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/01/2024

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6098 sayılı Kanun’un 561 inci maddesinde düzenlenen saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir. Saklayanın geri verme borcu 6098 sayılı Kanun’un 564 üncü maddesinde, saklama sözleşmesinde bir süre belirlenmiş olsa bile saklayan, saklatanın her zaman ileri sürebileceği istemi üzerine, saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24/11/2022 tarih 2021/3(13) - 76 E. 2022/1587 K. Sayılı ilamında ifade edildiği gibi vedia alan kusursuz olduğunu ispat etmedikçe, taşınırı geri vermemekten veya kötü bir durumda geri vermekten doğan zararı tazmin etmek zorundadır. Zira burada TBK’nın 112 maddesinin uygulanacağı kuşkusuzdur. Başka bir deyişle geri verme vedia alanın kusuru sonucunda gerçekleşemiyorsa geri verme borcu yerini tazminat borcuna bırakacaktır.Davalı bina maliki vekili; dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve davacı vekilinin 15/11/2017 tarihli beyan dilekçesi ile 04/12/2018 tarihli duruşmadaki beyanları uyarınca, yapı maliki yönünden davanın reddini gerektiren ikrar içeren beyanları nedeniyle kazanılmış haklar gözetilerek müvekkil yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, mahkemece ilk alınan 04/01/2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davalı ...'nün TBK. Md. 69 uyarınca, davalı ... Lojistik Ltd. Şti.'nin ise TBK'nın saklama sözleşmesine ilişkin hükümleri ile dava dışı ... A.Ş. ile imzalamış oldukları sözleşme ve ekleri hükümleri gereğince müteselsilen sorumlu oldukları yönünde görüş bildirilmiş, akabinde alınan 27/07/2017 ve 13/10/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalı bina malikinin sorumluluğu bulunmadığı yönünde tespit yapılmış ise de davacı vekili sunmuş olduğu 15/11/2017 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde, davalı bina malikinin sorumluluğu bulunmadığı yönündeki tespite itiraz ettiği, 04/12/2018 tarihli duruşmada, dosyada alınan ilk rapora göre davanın kabulüne karar verilmesini mahkeme aksi kanaatteyse yeni rapor alınmasını talep etmiş olmakla davalı lehine kazanılmış bir hak bulunmadığından davalı yapı maliki vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Türk Borçlar Kanunu 818 sayılı TBK 463. Maddesin gereğince davalı ...'nün doğan hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, buna bağlı olarak davalıların İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına yaptıkları itirazın haksız olabileceğini, davacının takip talebinde işlemiş faiz kaleminin yer almadığını, tarafların icra inkar tazminatı ve hasız icra tazminatı taleplerinin mahkemenin takdirinde olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır" şeklinde rapor sunmuşlardır. Somut olayda; davaya konu hasarın, kuvvetli gök gürültülü sağanak yağışla birlikte lokal olarak dolu yağışı nedeni ile bina çatısındaki olukların tıkanması sonucu yağmur borularından tahliye edilemeyen suların, sifon gerisinde dere oluğunda birikmesi sonucu depo içine tavandan sızması neticesinde meydana geldiği görülmüştür. Her ne kadar tespit raporunda depo içine inen yağmur suyu sızıntısının olağanüstü yağmur ve dolu yağış nedeni ile olduğu tespiti yapılmış ise de ilgili teknik bir veri olmaması nedeniyle itibar edilmesi mümkün değildir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün 18/02/2014 tarihli yazısında; “18 Mayıs 2012 tarihine ait meteorolojik rasat kayıtları, meteorolojik harita, diyagram, uydu ve radar görüntüleri ile sayısal hava tahmin ürünlerinin analizi ve günlük hava tahmin raporlarının incelenmesi neticesinde; Kocaeli ili Gebze ilçesi ve çevrelerinde havanın: 18 Mayıs 2012 günü öğleden sonra ve akşam saatlerinde kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı olmasına, özellikle 17:15-17:45 saatleri arasında kuvvetli gök gürültülü sağanak yağışla birlikte Lokal olarak dolu yağışının da görülebilmesine, uygun meteorolojik şartların mevcut olduğu görülmüştür.” şeklinde değerlendirme yapılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporlarında, meteorloji mühendisince 18/05/2012 günü meydana gelen meteorolojik hadiseleri miktar, süre ve tekrar etme periyotları acısından irdelenmiş olup 18.05.2012 tarihli Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün yaptığı değerlendirmeler, Gebze Otomatik Gözlem istasyonu yağış verileri, Kocaeli ve Sabiha Gökçen Havalimanı rasatlarından çıkarılan hadise kayıtları, Kocaeli Meteoroloji Müdürlüğünün Hadise kayıtları ve Fevk Hasar raporu kayıtlarına göre: Gebze İlçesinde saat 17:00 - 20:00 saatleri arasında gök gürültülü sağanak yağış ile birlikte kuvvetli dolu hadisesi meydana geldiği, kuvvetli dolu yağışının, toplam yağış periyodunun 20-25 dakikasında meydana geldiği ayrıca hasar raporunda belirtildiği üzere Kocaeli il genelinde fındık büyüklüğünde, Gebze ilçesinde ise zaman zaman ceviz büyüklüğünde meydana geldiği, dolu hadisesinin Gebze, Kocaeli ve Sabiha Gökçen Havalimanı çevrelerinde yılda ortalama 0,4 ila 1,8 gün gerçekleşen bir hadise olduğu, yağış tekerrür analizine göre; Kocaeli İstasyonu için 1 saat sürede yağan 24,6 mm'lik bir yağışın tekerrür olasılığı 2-3 yılda bir olup, nadir rastlanan bir yağış niteliğinde olmadığı değerlendirilmiştir. Alınan rapor, gerekçeli denetime açık olduğu görülmekle söz konusu hadisenin mücbir sebepten meydana geldiği şeklinde savunmanın yerinde olmadığı görülmüş ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6098 sayılı Borçlar Kanunu HMK md.353/1 TBK md.51 K6098 md.58 K6098 md.112 TBK md.112 K6100 md.353 K818 md.463 TBK md.61 HMK md.355 TBK md.183 K818 md.58 K6098 md.69 K6098 md.6 TTK md.1472 HMK md.353 K6098 md.51 TBK md.463 TBK md.69
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog