13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında girişilen takipte cebri icra baskısı altında 32.116,49 TL olarak ödendiğini, 13.11.2019 ödeme tarihinden itibaren ticari avans faizi ile bunun davacıya ödenmesi, icra takibi nedeni ile uğranılan maddi zararların tazmini için de 7.883,51 TL tazminat ödenmesi ve acentelik sözleşmesinin haksız feshi sebebi ile mahrum kalınan yılsonu fon büyüklüğü ödülü ile acentelik sözleşmesi süresince başka şirketlerden aktarım yolu ile gelen sözleşmeler kaynaklı iade komisyonların hesaplanarak tespiti taleplerinin ileri sürüldüğünü, özetle; taraflar arasına 10.6.2016 tarihli “acentelik sözleşmesi” akdedildiğini, sözleşmenin “teminat” başlıklı 9.maddesi gereği davacının davalıya 25.000 TL bedelli tanzim ve vade tarihi boş bırakılan “teminat senedi” düzenleyerek verdiği, ayrıca 22.01.2016 tarihli 5.000 TL bedelli “teminat mektubu”nun da teminat amaçlı olarak davalıya verildiğini, teminat senedi tanzim tarihinin sözleşmenin 9.7.maddesinde 09.02.2016 olarak belirtildiğini, Sözleşme tarihinden 1,5 ay kadar sonra, hiçbir gerekçe olmaksızın 29.07.2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtar ile sözleşmenin 25.9.maddesi gereği “üretim artırma yükümlülüğü” ileri sürülerek satış hedeflerine ulaşılamaması halinde sözleşmenin haklı sebeple feshedilebileceğinin bildirildiğini, bunun müteakip 01.8.2016 tarihli ek protokol ile 01.01.2017 itibarı ile hayat sigortası hedefi belirlendiğini, 01.10.2016 protokol yürürlük tarihinden hemen sonra 15.11.2016 tarihinde sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğini, feshi takiben 5.000 TL teminat mektubu ve 25.000 TL bedelli teminat senedinin iade edilmediğini, aradan geçen bir yıl kadar sonra 13.10.2017 tarihinde 15.109,62 TL borç için mutabakat talep edildiği, 13.10.2017 tarihli bildirimde mutabık kalınmadığı ve noter aracılığı ile itiraz edildiğini, iade talep edilebilecek komisyonun ancak ... adlı müşteri kaynaklı 327 TL ve 867 TL olabileceğini, bunun da 12 taksitle ödenmesi talep edildiğini,01.10.2016-31.12.2016 dönemi hedefinin tutturulabilecek iken süre içinde yapılan feshin haksız olduğu, 18.01.2018 tarihinde tekrar mutabakat için mektup gönderildiğini, burada da 15.891,89 TL talep edildiğini, bunun gerekçesinin ise belirtilmediğini, hesaplamaya yer verilmediğini, buna da 06.03.2018 tarihli noter ihtarı ile itiraz edildiğini, bu defa davalı tarafından 19.04.2019 tarihinde gönderilen ihtarname ile 31.03.2019 tarihi itibarı ile 19.259 TL vadesi geçmiş borç bildirildiğini, yine davacı yanın 3.4.2019 tarihli cevabi ihtarı ile itiraz edildiğini, tüm bu ihtar-karşı ihtar süreçlerini göz ardı eden davalının ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyadan takibe giriştiğini, teminat senedinin kambiyo senedi olarak takip konusu edildiğini, davacının ticari itibarı de zedelenecek şekilde haciz ve icra süreçlerinde 13.11.2019 tarihinde davacının davalı yana 32.116,49 TL ödemek durumunda kaldığını belirterek, sözleşmenin haksız ve tek taraflı feshedildiğini, davacının gelir kaybına ve itibar kaybına sebebiyet verildiğini, takip konusu edilerek tahsil edilen senedin bir teminat senedi olmasına ve sözleşme feshinden sonra teminat vasfının sona ermesine karşın; takip konusu edildiğini, senedin teminat senedi olmasına ve vasfını yitirmesine karşın takip konusu edilmesinin haksız olduğunu, bunun davacı yanda zarara yol açtığını, dava konusu sözleşme dönemine ait müşteriler bakımından davacının komisyon iadesi şartlarının oluşmadığını, davalı tarafça yasal takip dosyasında komisyon iadesi için sunulan müşterilerin kontrol edildiğinde 10.06.2016 tarihli sözleşmeden önceki, 06.04.2015 dönemindeki sözleşmeyle ilişkili olduğunun anlaşıldığını, oysa 10.06.2016 tarihli yeni sözleşme dönemi ile ilgili olarak eski dönemin zımnen ibra edilmiş olduğunu, 10.06.2016 tarihli sözleşme ile ilgili olarak ise “başka şirketten aktarım yoluyla gelen sözleşmelere komisyon ödemesi yapılmaz” hükmü gereği, buradan komisyon alınmadığına göre iade de olmayacağı, AYM-ayrılma-mahsup taleplerinin bu kapsamda olduğunu yine PDSM-personel ve satış destek ödülü açısından da komisyon iadesi konusunda taraflar arasında bir anlaşma bulunmadığını, 10.06.2016 tarihli sözleşme feshinde davalının bir yükümlülük bildirmediğini, iade komisyon hesabı bakımından liste de vermediğini, bu nedenle fesih sonrası sistemden çıkmalarda davalının sorumlu olacağını, IKTDO-ilk katkı tahsilat devam oranı gözetilerek talep edilen iadeden de davacının sorumlu tutulamayacağını, 10.06.2016 tarihli sözleşme şerh ve kayıt olmaksızın akdedilmekle öncesini kapattığı, 15.11.2016 tarihli feshe kadar hiçbir bildirim ve iade talebi olmadığını, cari hesap ticari ilişkisi ve taraflar arası mutabakat ve teamüllere aykırı olarak davalının fesihten sonra bir (1) yıl geçince mutabakat mektubu göndermesinin davalının haksız kazanç çabası içinde olduğuna işaret ettiğini, bu talebin genel borçlar hukuku, ticaret hukuku ve acentelik mevzuatına da uymadığını, kesilen komisyon iade makbuzlarının kabul edilemez olduğunu, 10.06.2016 tarihli sözleşmenin haksız ve tek taraflı feshinden dolayı davacının “yıl sonu fon büyüklüğü ödülünü” de alamadığını, bu sebeple zarara uğradığını, fon büyüklüğü ödülü bakımından tazmin talep hakkının saklı tutulduğunu, davalının ödemediği komisyonlara dair iade talebinin, akdi ilişki sürecinde haksız kesintiler yapmış olabileceğini, yine aktarım yolu ile gelen müşterilerden dolayı kesinti yapılmış olabileceği izlenimi verdiğini, bu şekilde kesinti olup olmadığının da tespiti gerektiğini, talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taleplerin aynı davada ileri sürülmesinin hatalı olduğunu, ayrılması gerektiği, sözleşme feshine dayanan taleplerin hak düşürücü süreler geçtiği için reddi gerektiğini, maddi tazminat talebinin dayanağı açıklanmadığını, icra takibine İcra mahkemesi nezdinde itiraz yolu kullanılmadığını, takip kesinleştiği ve tüm hukuki yolların tüketildiği, beş (5) gün içinde itiraz edilmediği, takibin kesinleştiğini, davacının borcu olmadığı iddialarının hukuki dayanağı bulunmadığı, iddiaların gerçeğe aykırı olduğu, taraflar arası acentelik ilişkisinin 16.12.2014 tarihinde başladığı, 15.11.2016 fesih tarihine kadar kesintisiz sürdüğü, taraflar arasında 06.04.2015 tarihli “özel acente komisyon uygulama esaslarına ilişkin ek protokol” uygulamasının sözleşme hükmü olduğunu, iki tarafı tacir olan ticari ilişkide “zımni ibra” kavramının uygulama alanı bulamayacağı, iade borcunun ek protoko gereği 4 yıla kadar söz konusu edilebileceği, Komisyon ödemeleri ve hangi durumlarda komisyon iadelerinin ne şekilde yapılacağı hususlarının da ek protokol gereği belirlenmesi gerektiğini, buna göre “… 4 yıl süre ile yürürlükte olmayan sözleşmelerden komisyon iadesi” yapılacağının kararlaştırıldığını, mutabakat mektubunun bir yıl süre ile gönderilememesinin davacının borcunun olmadığı anlamına gelmeyeceğini, acentelik ticari ilişkisinde verilen teminatların akdi ilişki süreci olduğu kadar fesih sonrası tasfiye süreci alacaklarını da teminat altına aldığını, somut olayda teminat senedi ve mektubunun sözleşme gereği sözleşmenin feshi sonucu ortaya çıkabilecek yükümlülükleri de teminat altına aldığını, davacının faiz talebi karşısından ayrıca zarar tazmin talebinin somut olaya uymadığını, davacının “yıl sonu fon büyüklüğü ödülü için” kriterleri sağlamadığı, 2019 yılına kadar taleplerin yerinde olmadığı, hiçbir yılda kriter olan büyüklüğün sağlanmadığını, davacının denkleştirme istemi bakımından ise TTK m.122/4 hükmünde bir (1) yıllık hak düşürücü süre belirlendiği, bu süre geçtikten sonra fesih kaynaklı müşteri portföyü kaynaklı zarar ve tazminat talebinin haksız olduğunu, davacının akdi ilişki dönemi içinde kesildiği iddia edilen komisyonlar bakımından talebin kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davanın; .... İcra Müd. ... takip dosyası sebebiyle davacının cebri icra baskısı altında ödemiş olduğu bedelin istirdatı ve icra takibi sebebiyle maddi zararların tazmini talebi, taraflar arasında 2016 yılında acentecilik sözleşmesi akdedildiği buna ilişkin teminat senedi verildiği, davalının feshi sebebiyle mahrum kaldığı bedelin ve acentecilik süresi boyunca başka şirkettin aktarım gelen poliçeler nedeniyle kesilen iade komisyonlarının tespiti talebinden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi heyeti 11/01/2021 tarihli raporlarında özetle; Davalının 15.11.2016 tarihli noter ihtarı ile ve azilname ile taraflar arasındaki ticari ilişkiyi sonlandırdığı, gönderilen ihtarnamede davacıya itirazını öngörülen sürede bildirilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, davacının cari hesap ticari ilişkisi şeklinde işleyen acentelik sözleşmesi hükümleri gözetilerek TTK. m. 94/2 gereği usulüne uygun itiraz etmemiş olmakla ve herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmemekle, taraflar arasındaki ticari ilişkinin fesih anı itibarı ile davacı açısından bakiyesiz sona erdiğinin kabulü gerektiği, Davacının, gönderilen fesih ihtarına itirazda bulunmaması ve süresi içinde denkleştirme tazminatı talep etmemesi nedeniyle davacının denkleştirme tazminatına ilişkin talebinin de yerinde olmadığı, Davalının ihtarında belirtmiş olduğu borç tutarından daha fazla takibe geçmesinin ve ayrıca da alacağını tahsil etmesine karşılık elinde nakit teminat tutmasının hukuki dayanağının bulunmadığı, bu bakımdan haksız olarak tahsil edilen ve elde tutulan miktarların sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacıya iade edilmesi gerektiği,
Davalı vekili tarafından, davacı adına düzenlenen komisyon ifade faturalarının dosyaya ibraz edildiği, bu faturaların toplamının 10.043.25 TL olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarının delil olmasına ilişkin hüküm dikkate alındığında, davalının alacağının bu fatura bedelleriyle sınırlı olarak kabul edilmesi gerektiği, bu durumda icra dosyasından yapılan 32.116.49 TL – 10.043.25 TL = 22.073.24 TL fazladan ödemenin ödeme tarihi olan 13.11.2019 ödeme tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte geri istenebileceği hususu tespit ve rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyeti 15/02/2022 tarihli ek raporlarında; kök rapordaki diğer tespit ve değerlendirmelerde herhangi bir değişiklik olmadığı hususu bildirilmiştir.
Tarafların beyan ve itirazları doğrultusunda dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti 25/11/2022 tarihli raporlarında özetle; Davacı ile davalı arasında 2014 yılından itibaren Acentelik ilişkisi oluştuğu, sözleşmenin 15.11.2016 tarihinde davalı şirket tarafından tek taraflı olarak fesh edildiği, davacı şirkete sözleşme feshinden yaklaşık bir yıl sonra 13.10.2017 tarihinde gönderilen mutabakat formu ile 15.109.62 TL borçlu olduğu bildirildiği, davacının söz konusu Mutabakat mektubuna itiraz ettiği ve borcun olmadığının belirtildiği, davalı şirket en son 19.04.2019 tarihinde davacıya keşide ettiği ihtarname ile 19.259,00 TL borcun 1 hafta içinde ödenmesinin istendiği, davacının ihtara itiraz ettiği, taraflar arasında 16.12.2014 ve akabinde 10.06.2016 tarihli Acentelik Sözleşmeleri akdedilmiş ve davalı şirketin .... Noterliğinin 15.11.2016 tarihli ... yevmiyeli azilnamesi sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği; taraflar arasındaki 10.06.2016 tarihli acentelik sözleşmesinin 15.11.2016 tarihinde feshedildiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, yine acentelik sözleşmesi m. 9.7'de 09/02/2016 tarihli 25.000TL senedin (açık bono) davacı acente tarafından teminat olarak verildiği ve davalı tarafından da takibe konulduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, 10.06.2016 tarihli Acentelik Sözleşme m. 22.1'de "Acente ve şirket arasında hesap hareketleri TTK 89 ve müteakip maddeleri çerçevesinde cari hesap şeklinde takip edilecektir" denilerek, acentelik sözleşmesinden doğan alacak ve borçların cari hesap sözleşmesi uyarınca takas ve mahsup edilerek tasfiye edileceğinin öngörüldüğü; sözleşme fesih tarihi itibariyle davacı acente veya davalı şirketin hesap ekstresi / mutakabatı göndererek bakiye borç ve alacağı tespit etmedikleri (TTK m. 94 ve 97); acentelik (TBK m. 147/5) ve cari hesap sözleşmesinin kaynaklanan talepler beş yılda zamanaşımına uğrayacağından (TTK m.
101.ve davalı tarafından gecikmeli de olsa 13/10/2017 tarihinde hesap mutabakatı gönderilerek, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar talep edilebileceği; ancak davacı acente tarafından 13.10.2017 tarihli hesap mutabakatı ihtarına 03.11.2017 tarihinde süresi içinde noter aracılığıyla itiraz edildiğinden (TTK m. 94/2), davalı şirketin talep ettiği komisyon iade alacakları davacı acente tarafından kabul edilmemiştir ve her bir komisyon iade alacağının varlığının çekişmeli / tartışmalı durumda olduğu; yine davalı tarafından gönderilen 18.01.2018 tarihli hesap mutabakatına davacı tarafından 06.03.2018 tarihinde itiraz edildiği, davalı tarafından 19.04.2019 tarihinde gönderilen 19.219TL alacak ile ilgili ihtarnameye de davacının 03.04.2019 tarihinde itiraz ettiğinden söz konusu alacaklar ile ilgili çekişme ve tartışmanın devam ettiği; Davacı tarafın sunduğu defter ve belge kayıtlarında davalıya ödenmemiş cari borcun görülmediği, Davalı şirket tarafından sunulan cari hesap ekstre kayıtlarına göre, 15.10.2019 tarihinde davacıdan 19.140,19 TL alacaklı olduğunun görüldüğü, Davalı şirketin sunduğu ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davalı şirket tarafından davacı şirket hakkında ....İcra Müdürlüğü ... Esas dosyasında icra takibi yapıldığı ve kesinleşen takip dosyasına davacı tarafın 13.11.2019 tarihinde 32.116,49 TL ödeme yaptığı, davalı şirket dava tarihinden sonra fazla tahsil ettiğini beyan ettiği 5.772,76 TL tutarı 22.09.2020 tarihinde davacı İban hesabına iade ettiği, dosyaya davalı ve davacı tarafından sunduğu belgeler incelendiğinde, önceki bölümlerde belirtildiği üzere toplam 16.899,07 TL tutarındaki borç kaydın mahiyetinin açıklanamadığı gibi bu tutara ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, dolayısıyla davalının bu tutardaki alacağının ispatlanamadığı, davalının davacıdan kayıtlarında 19.140,19 TL borcu olmasına karşılık 25.050,00 TL.lık takip yaptığı, davacının icra dosyasına ferileriyle beraber 32.116,49 TL ödeme yaptığı, davalı şirketin kayıtlarında yer alan 19.140,19 TL alacağından 16.899,07 TL tutarının mahiyetinin anlaşılamaması ve belgelenememesine rağmen takdir ve nihai karar Sayın mahkemeye ait olmak üzere söz konusu tutarın davalı borcu olarak kabul edilmesi halinde davacının davalı şirkete toplam (32.116.49-16.899,07=) 15.217,42 TL fazla ödeme yaptığının hesaplandığı, davalı tarafın dava tarihinden sonra 22.09.2020 tarihinde davacıya 5.722,76 TL tutarında yaptığı iadenin dikkate alınması halinde ise Davacının rapor tarihinde davalıya (15.217,42-5.722,76=) 9.494,56 TL fazla ödeme yaptığının hesaplandığı, Davacının istirdat edilecek alacağına 13.11.2019 tarihinden itibaren ticari avans faizi oranı üzerinden faiz yürütülmesi gerektiği, davacının acentelik sözleşmesinin davalı tarafından 15.11.2016 tarihinde tek taraflı olarak feshinden dolayı 2017-2018-2019 yıllarındaki yıl sonu fon büyüklüğü ödülünün tespiti yönündeki talep bakımından, dosyada yeterli bilgi olmaması ve davalının feshinin haklı olup olmadığı hususunun mahkemenin takdirinde olduğu hususu tespit ve rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyeti 10/05/2023 tarihli ek raporlarında özetle; kök rapordan ayrılmamızı gerektiren bir durum oluşmadığı sonucuna varıldığı, bildirilmiştir.
Taraflar arasındaki hukuki ihtilafın .... İcra Müd. ... takip dosyası sebebiyle davacının cebri icra baskısı altında ödemiş olduğu bedelin istirdatı ve icra takibi sebebiyle maddi zararların tazmini talebi, taraflar arasında 2016 yılında acentecilik sözleşmesi akdedildiği buna ilişkin teminat senedi verildiği, davalının feshi sebebiyle mahrum kaldığı bedelin ve acentecilik süresi boyunca başka şirkettin aktarım gelen poliçeler nedeniyle kesilen iade komisyonlarının tespiti talebinden ibaret olduğu,(Taraflar arasında acentelik sözleşme ilişkisinin 15.11.2016 tarihinde davalı tarafından sona erdirildiği taraflar arasında ihtilafsız olduğu, taraflar arasında acentelik sözleşmesinin başlangıcı, sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, sözleşme gereği davacının iade etmesi gereken komisyon gelirleri olup olmadığı, davacının sözleşmenin teminatı olarak verdiği teminat bonosunun takibe konularak davalı yanca tahsil edilen alacak bakımından, davalının haklı olup olmadığı, haksız ise iade etmesi gereken tutar olup olmadığı, bunun miktarı hususlarında ihtilaf mevcut olduğu, ayrıca davacı yan feshe bağlanan sonuçlardan denkleştirme tazminatı ve sözleşmenin feshi ile haksız icra takibi suretiyle uğradığını iddia ettiği maddi zararların tazmini talep etmekte olup bu hususta da ihtilafın giderilmesi gerekmekte olduğu)
Davalı tarafından yapılan fesihe kadar süren ticari ilişki bir bütün olarak süreklilik içinde acentelik sözleşme ilişkisi olarak değerlendirilmek gerekeceği,
Davacı ile davalı arasında 2014 yılından itibaren Acentelik ilişkisi oluştuğu, sözleşmenin 15.11.2016 tarihinde davalı şirket tarafından tek taraflı olarak fesh edildiği, davacı şirkete sözleşme feshinden yaklaşık bir yıl sonra 13.10.2017 tarihinde gönderilen mutabakat formu ile 15.109.62 TL borçlu olduğu bildirildiği, davacının söz konusu Mutabakat mektubuna itiraz ettiği ve borcun olmadığının belirtildiği,
Davalı şirket en son 19.04.2019 tarihinde davacıya keşide ettiği ihtarname ile 19.259,00 TL borcun 1 hafta içinde ödenmesinin istendiği, davacının ihtara itiraz ettiği, taraflar arasında 16.12.2014 ve akabinde 10.06.2016 tarihli Acentelik Sözleşmeleri akdedilmiş ve davalı şirketin .... Noterliğinin 15.11.2016 tarihli ... yevmiyeli azilnamesi sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği, taraflar arasındaki 10.06.2016 tarihli acentelik sözleşmesinin 15.11.2016 tarihinde feshedildiği ve acentelik sözleşmesi m. 9.7'de 09/02/2016 tarihli 25.000TL senedin (açık bono) davacı acente tarafından teminat olarak verildiği ve davalı tarafından da takibe konulduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı,
Davalı şirket tarafından sunulan cari hesap ekstre kayıtlarına göre, 15.10.2019 tarihinde davacıdan 19.140,19 TL alacaklı, davalı şirketin sunduğu ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, ancak 16.899,07-TL tutarın davalı şirketin kayıtlarında mahiyetinin anlaşılamaması, belgelenememesi sebebi ile 19.140,19-TL-16.899,07=2.241,12-TL davalının alacağı olarak tespit edildiği, (davalının ticari defter ve kayıtlarının delil olmasına ilişkin hükümleri dikkate alındığında)
Davacının icra dosyasına ferileri ile beraber 32.116,49-TL ödeme yaptığı, bu ödemeden sonra davalı tarafından dava tarihinden sonra 22.09.2020 tarihinde 5.722,76-TL tutarında iadenin yapıldığı (32.116,49-5.722,76-2.241,12=24.152,61-TL) anlaşılmakla davacının istirdat talep edilen alacağının 24.152,61-TL olduğu hususunun tespit ve rapor edildiği,
Davacının diğer alacak kalemleri bakımından: Davalının 15.11.2016 tarihli noter ihtarı ile ve azilname ile taraflar arasındaki ticari ilişkiyi sonlandırdığı, gönderilen ihtarnamede davacıya itirazını öngörülen sürede bildirilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, davacının cari hesap ticari ilişkisi şeklinde işleyen acentelik sözleşmesi hükümleri gözetilerek TTK. m. 94/2 gereği usulüne uygun itiraz etmemiş olmakla ve herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmemekle, taraflar arasındaki ticari ilişkinin fesih anı itibarı ile davacı açısından bakiyesiz sona erdiğinin kabulü gerektiği, davacının, gönderilen fesih ihtarına itirazda bulunmaması ve süresi içinde denkleştirme tazminatı talep etmemesi nedeniyle davacının denkleştirme tazminatına ilişkin talebinin de yerinde olmadığı hususunun tespit ve rapor edildiği denetlemeye ve hükme elverişli bilirkişi raporuna göre davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE;
24.152,61-TL nin 13/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari kazanç faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2.Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 1.649,86-TL harçtan peşin alınan 683,10-TL harcın mahsubu ile bakiye 966,76-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3.Davacı tarafından yapılan 54,40 -TL başvuru harcı, 683,10-TL peşin harç, 7,80-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 745,30- TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan 416,40-TL tebligat/tezkere ücreti, 3.100,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.516,40- TL yargılama giderinden 2.123,26 -TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan 1.500,00-TL Bilirkişi ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5.Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00- TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6.Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 15.847,39- TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7.Karar kesinleştiğinde davacının / davalının gider avansından artan bakiyesinin talep halinde iadesine,
Dair, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/12/2023 Katip...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)