2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2016/120
- Karar No
- 2016/120
- Karar Tarihi
- 27.03.2018
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- Borçlar Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2016/120 Esas - 2018/414
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkil şirkette 16/04/2013 tarihli Hizmet Sözleşmesine istinaden 16/04/2013- 08/07/2015 tarihleri arasında Yurtdışı Satış sorumlusu olarak çalışan davalının, hizmet sözleşmesine aykırı davranışları nedeniyle çalıştığı dönem ve dönem sonrasında müvekkil hizmet aleyhine haksız rekabet oluşturacak nitelikte davaranışlarda bulunduğunu belirterek şirketin uğramış olduğu zararlara ilişkin talep ve dava ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, hizmet sözleşmesine aykırılık sebebiyle şimdilik 24.046,80-TL cezai şart talebinde bulunmuştur.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından sunulan belgelerin delil niteliği bulunmadığını sözleşmedeki rekabet yasağının müvekkilin çalışma hürriyetine aykırı olduğunu ve belirlenen tazminatın fahiş olduğunu, müvekkilin haksız rekabet teşkil eden davranışlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
KANITLAR: Sözleşme, fatura, ticari defter ve bağlı kayıtları, bilirkişi raporu, vs. KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME : Dava; davalının iş akdinin feshinden sonraki dönemde davacı şirket aleyhine haksız rekabette bulunup bulunmadığı ve cezai şart ödeme koşullarının oluşup oluşmadığına yönelik alacak davasıdır.
Mahkememizce tanık dinlenilmesine karar verilmiştir.
Davacı tanığı ...; " Ben Kaplanlar Soğutma San.ve Tİc.A.Ş.'nin yurt içi pazarlama satış müdürü olarak görev yapmaktayım, davacı şirket ise çalışmış olduğum şirketin yurt dışı pazarlamasını yapan bir şirkettir, yani şirketimizin kardeş şirketidir, hatta aynı ofisleri kullanmaktayız, davalı ... ise, davacı şirketin yurt dışı satış sorumlusu olarak görev yapmakta idi, o dönemin yurt dışı satış yetkilisi Sebat Alp isimli kişiden davalının eşine ait şahıs şirketi üzerinden davacı şirket aleyhine haksız rekabette bulunduğunu , davacı şirketin müşteri portföyünü kullandığını ve kendi şahıs şirketleri adına teklifler götürdüğünü duydum, ayrıca bunun email yazışmalarından bizzat kendim gördüm, bizim şirketimizin satış yaptığı Nijerya 'da bulunan bir Senas isimli bir şirketin email yazışmalarında şirket ismini neden değiştiğini, sorduğunu ve emaile proforma fatura eklediğini gördüm, fatura davalının sahsi şirketi olan Karim isimli şirketin antetli kağıdı üzerine basılı idi, bir sonraki yazışmada da müşteri faturayı kendi imza ve kaşesini basarak göndermişti, bu hususlar tespit edilidğinde şirketin ilgili birimlerinin yöneticileri olan Sebat Hanım ve firma sahibi genel müdürümüz Duygu Kaplan davalı çağırarak bize anlatacağın birşey varmı diye sorduklarında bir cevap alamayınca da biz herşeyi biliyoruz diyerek biraz önce size anlattığım yazışmaları kendisine açıkladılar, bunun üzerine davalı ben yanlış yaptım dedi ve yapmış olduğu işleri kabul etti, bunun üzerine Duygu hanım , herkes kendi firmasını kurmakta özgürdür, ancak keşke bunu bize söyleseydin bizdeki işten ayrıldıktan sonra işini kursaydın , bizim işimiz gereği teknik bilgi olmadan satış mümkün olmadığından davalı da yaptığı iş gereği davacı şirketin üretimi müşteri portföyü , fiyatları husunda bilgiye sahipti ,bilgi sahibi olmasa sektrel bilgiye de sahip olmaz ve başka firmalardan teklif alamaz."
Davalı tanığı Nilgün BAKIRSEVER; "Ben 2005 yılından beri Kaplanlar soğutma San.ve Tic.A.Ş.'de önce muhasebe bölümünde çalıştım, halende insan kaynakları bölümünde çalışmaktayım, teknik konular hakkında detaylı bilgiye sahip değilim, ancak davalının çıkış belgesinde şirketimizin müşteri portföyünde bulunan kişiye kendi adına satış yaptığını öğrendim, ayrıca belgede bu işi yaptığı ve yaptığı işi kabul ettiği yazılı idi, ifade tarzı tam olarak böyle olmayabilir ancak içerik olarak bu doğrultuda idi, kendisine şirketten ayrılması hususunda avukatlarımızdan aldığımız görüş doğrultusunda açıklamalarda bulunduk ve çıkış işlemlerini gerçekleştirdik, çıkış yaptırdıktan sonra bir daha kendisi ile görüşmedim, çıkış yapılan süre içinde, davalıya herhangi bir baskı vs, uygulanmadı, zaten öncesinde davalı ile yöneticiler görüşerek yanıma gelmişti, kendisi ile çalıştığım iki yıllık dönem içerisinde kendisinin herhangi bir iletişim konusunda dil sorunu yoktu, kendisine bir baskı söz konusu olsa idi, muhtemelen karşı koyardı, davalının çıkış işlemleri yapıldığında yukarıda anlattığım gibi biz önce avukatlarla konuştuk, ne şekilde çıkışın yapılması gerektiğini öğrendik, bunu da bizzat ben kendim davalıya anlattım, ve benim yanımda kendi beyanını kağıda yazarak teslim etti, kendisine önceden yazılmış bir metin sunulduğunu hatırlamıyorum, sunulsa hatırlardım diye düşünüyorum , davalının çıkış işlemleri sırasında herhangi bir itirazı olmamıştır."
Davalı tanığı Mehmet Ali KARADENİZ;"Ben bir dış ticaret firması olan EFEC firmasının sahibi ve tek yetkilisiyim, davalı 2011 yılında firmama danışmanlık etmek üzere müracaat etti, o tarih itibarıyla çalışmalara başladık özellikle o dönme Şekerpiliç ile Arabistan'a, ihracat gerçekleştirdik, buna davalı aracı oldu, kendisi özellikle yurt dışı gezilerinde bana arapça konusunda danışmanlık yapıyordu, Moritanya'ya balık unu ithalatı yapacak idik, davalının aracılığıyla firma yetkilileriyle görüştük, daha sonra Senasa firması Türkiye'den soğuk hava deposu almak istemiş, bu hususta Moritanya'dan yardım istemiş, Moritanya'da beni önermiş, fakat şirket adresime atması gereken emaili , daha önce emalleştikleri için ... Beyin adresine atmış, bana email gelmeyince, konuyu ... beye ilettim, o da emailin kendi adresine geldiğini söyledim, ben bu arada soğuk hava depoları ile ilgili olarak araştırmalar yapıyordum, ... bey bana kendi çalışmış olduğu firmadan da fiyat teklifi verdi, ve nitekim ihraç kayıtlı olmak üzere Kaplanlar soğutma ile anlaştık, sözleşme imzaladık, ihraç kayıtlı olduğu için şirket çekini teminat çekini verdim, daha sonra malımızı aldık, kendilerinin gözetimindeki nakliyeci ile ihracatını yaptık, gümrük çıkış beyannamesini ibraz ederek teminat çekimizi geri aldık, bunun dışında davalı ile ve Kaplanlar Sogutma ile herhangi bir ticari ilişkimiz olmadı., ... beyin Türkçesi çok yeterli değildir, hatta bu hususta Tomer dil kurslarına devam etmiştir, kendisinin ingilzcesi çok iyi idi, hatta bazı şeyler kendisine İngilizce ifade edildiğinde çok daha iyi bilinirdi, kendisi üniversite mezunu idi."
Davalı tanığı ...; " Ben davalı ile 3 G Mağaza Ekipmanları isimli şirkette çalışırken tanıştım, ben o şirkette çalışırken davalı da davacı şirkette çalışıyor idi, bu iki şirketin üretiminin yaptıkları ürünlerin doğası gereği aynı müşteri grupları ile çalıştıklarından birbirlerine müşteri gönderebiliyorlardı, benim çalıştığım şirket marketlere raf üretiyor, davacı şirket ise marketlere soğutucu dolapları üretiyordu, bu nedenle her iki şirketin ortak müşterileri olabiliyordu, bahsettiğim gibi şirketler müşterilerini arttırmak için birbirlerinin ortak müşterilerinden yararlanabiliyorlardı, yine benzer amaçlı bir yurt dışı müşterimizi ben davacı şirkete götürdüm, davacı şirketin yurt dışı satış temscilerinden biri ile tanıştırdım, müşterim arapça konuşuyor idi, bu nedenle davalı da arapça bildiği için davacı şirketin satış temsilcisi müşteriyi davalıya yönlendirdi, zaten davalının o şirkette işe alınma sebeplerinden biri de arapça dilini bilmesi ve bu dili kullanan müşterilere hitap edebilmesi idi, kendisi ile de bu vesile ile tanıştım, bahsettiğim gibi soğutucu isteyen müşterilerimize bize davacı şirkete, davacı şirket de raf isteyen müşterileri bizim şirkete yönlendiriyordu, bende , davalı da çalıştığımız şirketlerin müşteri temsilcisi olmaktan öte değildik , her ikimizin de amacı firmamızın ürünlerini aynı müşteriye satmak idi, benim davalının davacı şirkette çalışırken kendi adına bir şirket kurduğu ve bu şirket aracılığıyla davacı şirketin müşterilerine satış yaptığı hususunda herhangi bir bilgim yoktur, ben davalı ile 2013 yılının ikinci yarısı veya 2014 yılının ilk yarısında tanışmış olabilirim, tarihi net olarak hatırlamıyorum, tanışmadan sonra her iki firmada da , ağırlı olarak arapça dilinin konuşulduğu ülkelerde mal satışlarında müşterilerimizi ben davalı ... 'e yönlendirdim, davacı şirkette beni davalıya yönlendiren satış temsilcisi Ortadoğu Bölge satış temsilcisi olan ... Hanım isimli bir kişi idi, soy ismini hatırlamıyorum, Ben davalı ile tanıştığımda Türkçe'si çok zayıftı, ben ... hanıma bu durumun müşterilerle ilişkilerde sorun yaratmayacağını sormuştum, kendisi de bana zamanla geliştirir, sorun yok dedi. Davalı , müşterilerle arapça dilinde çok iyi diyolog kuruyor ancak Türkçesi iyi olmadığı için bizimle konuşmuyor, genelde sessiz kalmayı tercih ediyordu, şirketlerin satış temsilcilerinin müşterilerini birbirlerine paslamalarında herhangi bir ek kazanç söz konusu değildir, uygulamada da bu şekilde hiçbir firma elemanını bu nedenle ayrı bir ücret ödemez."
Davalı tanığı Güven ŞAHİN; " Ben emlakçıyım davalı ile, bana 2008 yılında ev almak için yanıma gelmesi nedeniyle tanıştım, ben tanıştığım zaman Türkçe'si hiç yoktu, sadece teşekkür falan diyordu, eşi ile de ingilizce konuşuyordu , eşi olan Sevinç hanım bana teşekkür ettiği için, kendisi de teşekkür dedi, başkaca da bir Türkçe kelime kullanmadı daha sona eşi benim dükkanımın yanında bir işyeri satın aldı, orayı işletmeye başladı, bu arada davalıda yurt dışına gidip geliyordu, genellikle Suriye , Arabistan'a gidip geliyordu, davalı daha sonra Türkçe kursuna gitti, sanırım 2012 yada 2013 yılı idi , davalının eşi Türkçe biliyordu, çünki kendisi Azeri idi." şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Toplanan deliler ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; talebin haksız rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart bedelinin ödenmesine ilişkin olduğu görülmüştür. Taraflar arasında 16/04/2013 tarihli iş sözleşmesi imzalandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu taraflar arasında imzalanan sözleşmeye konulan cezai şartın geçerli olup olmadığı ve davalının söz konusu sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı hususundadır. Öncelikle davalının görev itirazı bakımından; davalı tarafça her ne kadar iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş ise de rekabet yasağına aykırı eylemlerin iş akdi sona erdikten sonra yapıldığı beyanı ve iddiası karşısında Mahkememizin görevli olduğu anlaşılmakla görev itirazının reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında imzalanan 16/04/2013 tarihli iş sözleşmesinin 5.maddesinin (2.) bendinde "iş Sözleşmesi hangi sebeple sona ererse ersin personel, iş ilişkisinni sona ermesini müteakip 2 yıl süresince işverenin bilgisi ve izni olmaksızın Marmara bölgesi sınırları içerisinde her ne sıfatla olursa olsun işveren ile doğrudan ya da dolaylı olarak rekabet etmekte olan rakip bir firmada çalışmayacağını, herhangi bir hizmet akdi bulunmaksızın bu tür firmalarla fikri, mali, ticari, teknik vb. Hususlarda doğrudan ya da dolaylı rekabet ortamı yaratacak şahsi veya örgütlü çalışmalarda bulunmayacağını kabul ve taahhüt eder. Rekabet yasağına ilişkin yukarıda belirtilen hükümlere aykırı davranan personel işverenin bu davranışının sonucunda uğradığı zararın tamamının tazmininin yanı sıra en son aldığı aylık bürüt ücretin 10 katı tutarında nakdi cezai şart olarak ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder" düzenlemesine yer verildiği görülmüştür.TBK'nın 444. maddesinde rekabet yasağının koşulları belirlenmiş, 445.maddesinde de "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Yasa maddeleri dikkate alındığında işçi ile yapılacak olan rekabet yasağına ilişkin sözleşme bakımından yer, zaman ve konu bakımından sınırlandırılması gerekmektedir. Her ne kadar eldeki dava bakımından sınırlama mevcut ise de yer bakımından Marmara Bölgesi'ne ilişkin olarak sınırlama getirilmekle beraber faaliyet alanı düşünüldüğünde söz konusu coğrafi alan sınırlaması, işçinin iktisaden mahvına sebep olacak düzeyde geniş bir alanı kapsadığından çalışma özgürlüğüne, akit serbestisine ilişkin yasal düzenlemelere aykırı olduğu gibi cezai şarta ilişkin sözleşme hükmünün hakkaniyete uygun olmadığı, bu nedenle de cezai şartın istenemeyeceği kanaatine varılmakla davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
1.Davanın REDDİNE,
2.Harçlar yasası gereği alınması gereken 35,90-TL harçtan peşin alınan 410,66-TL harcın mahsubu ile 374,76-TL arta kalan harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı yararına ölçümlenen 2.885,62-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine, Dair; Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bursa BAM'da İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.27/03/2018 Katip .....
(e-imzalıdır)
Hakim .....
(e-imzalıdır)
Davacı gideri ;
300,00 TL bilirkişi gideri,
189,00 TL tebligat posta gideri
489,00 TL toplam gider
Güvenli elektronik imza ile onaylanmıştır.
Aslının aynı olduğu tasdik olunur.
Katip ......
(e-imzalıdır)