Aramaya Dön

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

T.C.

KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
KARAR YAZMA TARİHİ:

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonucunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketine ait ... sayılı poliçe ile Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza sigortalısı olan ... Turizm Nak. Petrol ve Din. Tes. Ltd. Şti.'ye ait olan ve ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otobüsün peronlar önünde kapısı açık vaziyette iken otobüste muavin olarak bulunan ...'ın otobüsün açık olan kapısından düşmesi sonucu tek taraflı yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, trafik kazası sonucu ...'ın yaralanarak malul kaldığını, müvekkil şirket tarafından ...'a 17.500,00 TL ödendiğini, ödemenin rücusu amacı ile davalı hakkında Konya .İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durdurulduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı tarafa usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımı itirazında bulunduklarını, esasa ilişkin olarak da iddiaların doğru olmadığını, müvekkil şirketin bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, muavinin açık olan kapıdan düşmesinin tamamen kendi kusuru ve dikkatsizliği ile vuku bulduğunu, sigortanın ödeme yapmış olmasının rücu hakkı olduğu anlamına gelmediğini, açıklanan nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.

Mahkememizin ... Esas , ... Karar sayılı 25.10.2018 tarihli kararı ile görevsizlik kararı verildiği, akabinde dosyanın Konya . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sırasına kaydedildiği, Konya . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı 09/0472021 tarihli ilamı ile karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine yargı merci tayini için dosyanın Konya BAM . Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verildiği, Konya BAM . Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı 06.07.2021 tarihli ilamı ile Mahkememizin görevli olduğunun belirlenmesi üzerine dosyanın Mahkememizin iş bu esas sırasına kaydının yapılarak yargılamaya devam olunmasına karar verildiği görülmektedir.

DELİLLER

Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası, davacı sigorta şirketinden yapılan ödemeleri de gösterir hasar dosyası, Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası celp edilmiş, sigorta uzmanı bilirkişiden rapor alınmış, Selçuk Üniversitesi ATK'dan maluliyete ilişkin rapor aldırılmış, aktüerya uzmanı hesap bilirkişisinden rapor aldırılmıştır.

Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı olan sigorta şirketi, borçlularının mahkememiz dosyası davalısı olan ... Turizm... LTD ŞTİ ve dava dışı ... olduğu, 17.500,00 TL asıl alacak ve 660,21 TL işlemiş faiziyle birlikte toplam 18.160,21 TL alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, borçlular vekillerince ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine icra müdürlüğünce borçlu ... Turizm ...ŞTİ açısından başlatılan takibin 19/10/2017 tarihinde durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; sanık ... hakkında 23/05/2017 tarihinde taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan neticeden 2.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hüküm açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 19.07.2017 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.

Konya CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyasında kusura ilişkin trafik bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 04.05.2016 tarihli raporda özetle; ... plakalı otobüsün şoförü ...'ın 2918 KTK'nun 47-1-D maddesini(Trafik güvenliğini ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural ,yasak zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorundadır) ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 110-B-2 maddesini (kapıların kapanmasını beklemeden hareket etmek yasaktır.) ihlal ettiğinden tamamen kusurlu olduğu , muavin ...'ın kural ihlalinde bulunmadığı ve kusursuz olduğu tespit edilmiştir. DAVANIN NİTELİĞİ,

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası kapsamında sigortacı tarafından dava dışı üçüncü kişiye yapılan ödemenin tahsili amacı ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali yoluyla yapılan ödemenin sigortalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, davalıya ait olan aracı kullanan sürücü Abdil Erkanın ağır kusurlu olması sebebiyle kazanın meydana geldiğini ileri sürerek, rücu hakkına dayalı başlattıkları icra takibindeki itirazın iptalini dava etmiştir.

Davalı taraf yukarıda özetlendiği gibi davanın reddini savunmuştur.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) (dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan) 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.

Poliçenin düzenlendiği ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası (KZKFKS) Genel Şartlarının A.1. maddesine, “ Bu sigorta, yurtiçi ve uluslararası yolcu taşımacılığı kapsamında seyahat eden yolcuları, sürücüleri ve yardımcılarını, taşımacılık - hizmetinin başlangıcından bitimine kadar geçen seyahat süresi içinde, duraklamalar da dahil olmak üzere, maruz kalacakları her türlü kazaların neticelerine karşı aşağıdaki şartlar çerçevesinde teminat altına alır. Poliçede kayıtlı taşımacının, 10/07/2003 tarih ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununa istinaden verilen taşımacı yetki belgesine sahip olması; yolcu taşımacılığının zorunlu haller hariç, bu kanun hükümleri çerçevesinde yapılması ve taşımanın yapıldığı aracın poliçede kayıtlı olması zorunludur.” düzenlemesini getirmiş iken; “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigorta Ettirene Rücu Hakkı” başlıklı A.7. maddesinde ise; “ Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller sigortalılara ve hak sahiplerine karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir. Sigorta ettirene başlıca şu nedenlerle rücu edilir: Tazminati gerektiren olay; a) Sigorta ettirenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmişse, b) 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununda yasaklanan hallerden, sigorta ettirenin bu kanun ve ilgili yönetmelikteki yükümlülüklerini yerine getirmemesinden doğmuşsa, c) Taşımacının yetki betgesinde kayıtlı olmayan taşıtlarla yapılan veya yetki belgesi olmadan yapılan taşımalar sonucu meydana gelmişse, d) Taşıtın, mevzuatın gerektirdiği teknik şartlara uygun olmamasından, nitelikli şoför ve hizmetli personeli olmadan sefere çıkarılmasından; güzergah mesafesini dikkate alarak yeteri kadar sürücü bulundurulmamasından meydana gelmişse, e) İkram edilen yiyecek ve içecekler ile diğer maddelerin sağlık şartlarına uygunluğunun sağlanmaması, yolcuların sağlığının olumsuz etkilenmemesi hususunda taşımacının yükümlülüklerini yerine getirmemesinden doğmuşsa, f) Gerekli ilk tıbbi yardım malzeme ve ilaçların taşitta bulundurulmaması veya bunlardan derhal istifade edilmesi imkanının sağlanmamış olmasından meydana gelmişse, g) 2918 sayılı Karayollari Trafik Kanunu ve ilgili diğer mevzuata göre, taşıtın, gerekli sürücü belgesine sahip kişiler tarafından sevk edilmemesi sonucunda olmuşsa, h) Sürücülerin uyuşturucu Veya keyif verici maddeler almış olmasından veya alkollü içki almış olarak aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından meydan gelmişse; i) Yetkili makamlarca saptanan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınmasından veya taşıtın işletilmesine ilişkin diğer yasaklanan hallerden doğmuşsa, j) Sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru neticesinde aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda meydana gelmişse, ve sigorta ettirenin rizikonunun gerçekleşmesi halinde B.2. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle, artan zarar miktarı ile sınırlı olmak kaydıyla, zarar miktarında bir artış olmuşsa sigorta ettirene rücu edilir.” ibarelerine yer verilmiştir.

Yine, Kanun’un 95. maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır. Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Yasa gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (...: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s:1010 ).

Hangi hâllerin sigortalıya rücu hakkı vereceği yukarıda belirtilen Genel Şartlar’ın “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve İşletene Rücu Hakkı” başlıklı A.7. maddesinde düzenlenmiş ve bu madde ile de sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği bir kez daha vurgulanmıştır.

Somut olayda davacı sigortacı; sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen trafik kazasında asli ve tam kusurlu olduğunu belirtmiş, kendi akidi olan sigortalısından rücuen tazminat isteminde bulunmuştur. Bir başka anlatımla davacı sigortacı, Karayolları Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları’nın A.7. A maddesine dayanmıştır. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü için bu maddelerde düzenlenen " ağır kusur veya kasıt" hâlinin açıklanması gerekmektedir.

Taraflar arasında akdi ilişkiyi düzenleyen sigorta poliçesinin sigortacının işletene rücu hakkını düzenleyen A.7/a maddesi; sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise sigortacının zarar görene ödeme yaptıktan sonra kendi sigortalısına rücu edebileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır. Görüldüğü gibi maddede tam kusurdan değil, kasıt veya ağır kusurdan söz edilmektedir.

Kast, ceza hukukunda suçun manevi unsuru olup, yasanın suç saydığı bir fiili bilerek ve isteyerek işlemek iradesi anlamına gelir. Kast, özel hukukta ise kusur çeşitlerinden olup, haksız bir sonucun elde edilmesi için bilerek ve isteyerek yapılan iradi faaliyettir. Kusur ise, tazminatı (ödenceyi) veya cezalandırılmayı gerektiren hukuka aykırı davranış biçimidir. Kusur, ihmal veya tedbirsizlik sonucunda ortaya çıkar. Ayrıca borçlunun sözleşmenin gereklerini yerine getirmemesi akdi kusurdur. İhmal; haksız sonuca yönelmemekle birlikte, durumun ve koşulların gerektirdiği dikkat ve özeni göstermeme hâli, dikkatsizlikten ve/veya özensizlikten kaynaklanan kusur; savsama ve gerekli özeni göstermeme durumudur (Yılmaz, E: Hukuk Sözlüğü, Ankara 1996, s:363, 451, 490). Öğretide ve yargısal uygulamada yerleşik şekliyle sadece kusurun "ihmal türü" kusur sözcüğü ile ifade edilmekte, "kast türü" ise yine "kast" olarak anılmaktadır. Karayolları Trafik Kanunu'nda, Yönetmelikte ve Tüzükte, karayolundan yararlanan motorlu araç sürücüleri, yayalar ve hayvan güdücülerin hâl ve hareketleri belli kurallara bağlanmıştır.

Bu kurallar kusurun belirlenmesinde önemli bir unsur olup, bunlara aykırı davranış, sorumluluk hukuku açısından kusurlu davranış olarak kabul edilir. Trafik kuralları nitelik açısından iki grupta toplanır. Bunlardan ilkinde, karayolundan yararlanacakların davranış biçimi teknik ve objektif olarak tüm kapsamıyla belirlenip tanımlanmış ve objektif hukuk normu hâline getirilmiştir. İkincisi ise; karayolundan yararlananlara belli durum ve koşullarda özen yükleyen kurallardır. Ayrıca, her kusur, sorumluluk için mutlak bir değer ifade etmez; zararın uygun sebebi olan ve zarar tehlikesi ihtimalini artıran kusurlar önemlidir.

İşte bu noktada "ağır kusur" kavramı ve somut olayda ağır kusurun varlığından söz edilip edilemeyeceği irdelenmelidir.Ağır kusur, yargısal kararlarda "aynı durum ve koşullar altında her mantıklı insanın göstereceği en ilkel (basit) dikkat ve özenin gösterilmemesi" şeklinde tanımlanmaktadır. Başka bir anlatımla ağır kusurda; hâl ve şartların yüklediği özen gösterme ve tedbir alma ödevlerine veya bir hareket tarzı emreden kurallara "tam bir aldırmazlık" söz konusudur. Ağır kusur, bağışlanması kesinlikle olanaksız olan irade eksikliği esasına dayanır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre de ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olarak; kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun varlığını ifade etmektedir.

Yukarıda da açıklandığı gibi, trafik kurallarının büyük çoğunluğu, karayolundan yararlanan sürücü ve yayalara belli durumlarda kesin olarak belirlenmiş (objektif) nitelikte bir hareket tarzı emreder. Bu kurallar karşısında kişinin bir takdir ve değerlendirme hakkı yoktur. Ne emredilmişse ona uymak zorunluluğu vardır; özenin ölçüsü kuralın kendisidir. Ancak, kusurun derecelendirilmesinde somut olayın özelliği de gözetilmelidir; belli bir hareket tarzını emreden mutlak nitelikteki bir trafik kuralı ihlal edilmesine rağmen, ağır kusur kavramından ayrılmak gerekebilir. (Hukuk Genel Kurulunun 10.12.2003 tarihli ve ... E., ... karar sayılı kararı) Somut olayda, davalı şirkete ait ... plakalı otobüs sürücüsünün kazanın oluşumunda asli kusurlardan Trafik güvenliğini ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural ,yasak zorunluluk veya yükümlülüklere uymak ve kapıların kapanmasını beklemeden hareket etmek yasaktır şeklindeki kuralların ihlali sebebiyle tam kusurlu olduğu,Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş uygulamalarına göre; KZKFKS Genel Şartlarında belirtilen ağır kusur kavramının kasta yakın bir kusurun varlığını ifade ettiği, bu itibarla sürücünün az önce belirtilen kural ihlallerinin ağır kusur olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, hal böyle olmakla sigortalıya rücu şartlarının oluşmadığı vicdani kanısına Mahkememizce varılmakla, açılan davanın reddine karar verilmiş, davacının takibin başlatılmasında kötü niyetli olduğu dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler doğrultusunda sübuta ermediğinden davacı aleyhine tazminata hükmedilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Açılan davanın REDDİNE,

2.Yasal şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,

3.Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 219,34 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 208,26 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6.Taraflarca yatırılan ve dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK'nun 333.maddesi uyarınca taraflara iadesine,

DAİR; İş bu duruşmada hazır bulunanların yüzüne karşı, hazır bulunmayanların yokluğunda, dava değeri yönüyle reddedilen miktar nazara alınarak 6100 Sayılı Kanunun 341/2-4 maddesi ve 6763 Sayılı Kanunun 44. Maddesiyle eklenen Ek Madde 1 uyarınca her takvim yılı başından itibaren yeniden değerleme oranı uygulanarak 2024 YILI İÇİN BELİRLENEN 28.250,00 TL'LİK PARASAL SINIR nazara alındığında miktar itibariyle KESİN OLMAK ÜZERE Türk Milleti adına verilen karar duruşma tutanağına geçirilerek açıkça okunup usulen anlatıldı.25/01/2024

Katip Hakim

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.