9. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; 21.11.2013 tarihinde Tuzla ilçesi meydana gelen trafik kazasında davalılardan ... idaresindeki ... plakalı kamyonetin kontrolsüz bir şekilde sola dönmek isterken sol taraftan gelmekte olan müvekkillerinin murisi ... kullandığı ... plakalı otomobile ön-yan taraftan çarparak aracın dengesini bozduğunu savrulan otomobilin aynı yerde çol çalışmasında bulunan ve kontrolsüz bir şekilde geri manevra yapmaya çalışan davalılardan ... kullandığı ... plakalı kepçeye arkadan çarpmak suretiyle ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazaya karışan kepçenin davalı Tuzla Belediyesi'nde taşeron firma olarak çalışan ... firmasına ait olduğunu, kazaya karışan diğer ... Plakalı kamyonetin Tuzla Belediyesi'ne ait olduğu ve alt işleten ... Tic. Ltd. Şti. tarafından kullanıldığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkillerinin murisinin hiç bir kusurunun bulunmadığını, kusurun tamamının işleteninin Tuzla Belediyesi olan araç sürücülerinde olduğunu, murisin geride mirasçı olarak 1982 doğumlu eşi ..., kızları 2010 doğumlu ... ve 2013 doğumlu ... kaldığını, müvekkillerinin murisin desteğinden yoksun kaldıklarını, desteğin serbest su tesisatçılığı işiyle uğraştığını ve 4.000,00 TL gelirinin olduğunu, müvekkillerinin bu yaşanan olay sonrasında derin acı ve üzüntü yaşadıklarını belirterek şimdilik 3.000,00 TL'nin işleten ve sürücü davalılardan olay tarihinden, diğer davalı sigorta şirketleri yönünden dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen ve müştereken tahsiline, müvekkillerinin murislerinin kaybından duydukları manevi zararın karşılanması için sorumluluğun derecesine ve maddi zararın kapsamına göre yargılamanın son aşamasında miktarı bildirilecek olan manevi tazminatın davalılar yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacılar vekili 14/05/2018 tarihli açıklama dilekçesi ile; murisin eşi ... için 35.000 TL, kızı ... için 35.000 TL, kızı ... için 35.000 TL, kardeşi ... için 10.000 TL olmak üzere toplamda 115.000 TL manevi tazminat tutarının davalılardan kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın sürücüsü ..., sürücünün alt işvereni (adam çalıştıran) ... Ltd. Şti. ve hem üst işveren hem de -aracı uzun süreli kira sözleşmesi ile kiraladığı mahkemenizce kabul edilecek olursa- işleten sıfatını haiz olacak Tuzla Belediyesi'nden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin poliçeden dolayı sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olmak üzere bedeni zararlarda azami 250.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirket tarafından düzenlenen sigorta poliçesinde manevi tazminat taleplerinin teminat kapsamı dışında tutulduğunu, müvekkili şirketin dava açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... Plakalı aracın müvekkili sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigorta poliçesinin sigorta ettirenin vefatı nedeniyle 10.01.2014 tarihinde iptal edildiğini, kazada araç sürücüsünün kusurlu olması nedeniyle sorumluluğunun söz konusu olamayacağını, sigortalı araç sürücüsü kusursuz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle, öncelikle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, ... plakalı araç sürücüsü ... , Tuzla Belediye Başkanlığının işçisi olup işveren olarak Tuzla Belediyesi Başkanlığının sorumlu olduğunu, dolayısıyla davanın tarafları açısından husumet yönünden reddi gerektiğini, esas bakımından davalı müvekkili şirketin hak kaybına mahal vermemek için ihtiyaten zamanaşımı itirazında bulunduklarını, belediye tarafından yapılan yol çalışmaları sırasında, davacı tarafın murisi ...’in sevk ve idaresinde olan ... plakalı araç ile belediyenin işçileri olan önce ...’nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araca sonra ise ...’un sevk ve idaresindeki ... plakalı kepçeye çarptığını, davalı belediyenin çalışmaları sırasında gerekli tüm tedbirleri aldığını ancak davacı tarafın murisi olan ...'in kendi kusurundan dolayı kazaya sebebiyet verdiğini, davalı tarafın kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılardan ... Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ... diğer müvekkili ... A.Ş.'nin,
... A.Ş.'den ... plakalı iş makinesinin şoförü olduğunu, olayın dava dilekçesinde belirtildiği şekilde gerçekleşmediğini, davacıların murisi ... yönetimindeki aracın önünde seyreden araca çarptıktan sonra savrularak karşı şeride geçtiğini ve müvekkillerinin işleteni ve sürücüsü olduğu iş makinesine çarptığını, iş makinesinin kaza sırasında nizami şekilde park halinde olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Tuzla Belediyesi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili idareye husumet yöneltilemeyeceğini, kazaya karışan ... Plakalı araç sürücüsünün ... Ltd. Şti. personeli olup ihale yoluyla yapılan hizmet alımı sözleşmesi gereğince müvekkili idarenin Fen İşleri Müdürlüğü'nde çalıştığını, idarenin her hangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacıların murisinin olayda kusurlu olup ... Plakalı aracı görmesine rağmen hızını azaltmadığını, bu nedenlerle davanın önce husumetten ve aksi taktirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; son davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğunu, kazaya karışan ve mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan ... Plakalı aracın uzun süreli kiralama sözleşmesi ile davalılardan Tuzla Belediye Başkanlığı'na kiralandığını, davacıların murisinin olayda kusurlu olduğunu, müvekkili şirketin işleten sıfatında olmadığından pasif husumet yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava konusu trafik kazasında müvekkilinin kusursuz olduğunu, olayın meydana geldiği sırada müvekkilinin Tuzla Belediyesi'ne ait ... Plakalı araç ile seyrederken maktul tarafından aşırı süratli bir şekilde kullanılan ...Plakalı aracın müvekkilinin kullandığı araca çaptığını, çarpmanın etkisiyle savrularak sol tarafta park halinde bulunan ... plakalı iş makinesinin altına girdiğini bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. (.... A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigortalı aracın sürücüsü ve işleteninin kendi kusuru nispetinde üçüncü kişilere verecekleri maddi zararları teminat altına alındığını, davacıların manevi tazminat taleplerinin hukuki dayanağının olmadığını, kaza sırasında sigortalı araç sürücüsünün manevra yapmadığı gibi meydana gelen kaza ile sigortalı aracın bulunduğu yer itibariyle illiyet bağının olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı ve anevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne; davalılar .. Tic. A.Ş., ... Tic. Ltd. Şti. ve ... A.Ş. (... A.Ş ) için açılan davanın husumetten reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı Tuzla Belediye Başkanlığı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; karara esas alınan hesaplamada müteveffanın aldığı ücretin dikkate alınmadığını, bilirkişinin yanıldığı husus şirkete ait kayıt ve belgelerin müteveffanın gelirini hesaplamaya yeterli ve elverişli olmadığına dair inancı olduğunu, bu belgeler müteveffanın bizatihi tesisat işiyle ilgilendiğini ortaya koyan yazılı ve somut belgeler olması bakımından önem arz ettiğini, kazancı mevcut belgelerden anlaşılamadığı takdirde müstekar Yargıtay uygulamaları doğrultusunda emsal ücret araştırması yapılması meslek odaları ve TÜİK verilerinin hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, müteveffanın su tesisat ustası olduğuna dair tanıklarının ... ve ... dinlenmediğini, müteveffanın kusur oranının hatalı tespit edildiğini, destek süreleri bilirkişi tarafından hatalı hesaplandığını, evlenme ihtimalinin yanlış hesaplandığını, gerçek gelirin tespit edilmesi uyuşmazlığın çözümü bakımından önem arz ettiğini, Yargıtay kararlarında, gerçek gelirin tespiti bakımından sorumluluğun yerel mahkemede olduğunu ve tespiti için bütün belgelerin toplanması, meslek kuruluşlarına yazı yazılarak emsal ücret araştırması yapılması gerektiğini belirttiğini, müteveffanın su tesisat ustası olarak kazandığı gerçek gelir üzerinden yeniden hesaplama yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı Tuzla Belediye Başkanlığı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; haksız fiilden sorumluluğun doğması için, hukuka aykırı bir fiil ile bir zarara sebebiyet verilmiş olması gerektiğini, dava konusu olayda müvekkili idareye yüklenebilecek bir kusur mevcut olmadığını, müvekkili idareye yüklenecek herhangi bir kusur olmadığından ötürü mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kabul edilemeyeceğini, somut olayın şartları ve kusur oranları göz önünde bulundurularak haksızlığı tespit edilecek manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların destekten yoksun olduğunun somut olarak ispatı gerekmekte olup, aksi halde davanın reddini talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 21/11/2013 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyoneti solladığı esnada kamyonetin sola dönüş yapması ile aracının sağ ön kısmıyla ... plaka sayılı otomobilin sol ön kısmına çarpması ve direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı istikamette seyir istikametine göre sol tarafında yol kenarında bulunan çalışma alanına girerek geri manevra ile geri gelen sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı iş makinesine arkadan çarpması neticesi ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği; Davacıların destekleri olan ... gerçekleşen trafik kazasında vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Kaza tespit tutanağı, Ceza Mahkemesinde ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan karar ile Mahkemece Makine Mühendislerinden oluşan üçlü heyet ve Karayolları üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan kusur raporları birbirlerini doğrulamakta olup olayın oluş şekli ve dosya kapsamı ile de uyumlu bulunduğundan kusura ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. 2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.Davalı Tuzla Belediyesi ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. arasında binek araç ve kamyonet kiralama hizmet alım sözleşmesi düzenlenmiş olduğu, uzun süreli kiralama niteliğinde olduğu süresinin 01/01/2013 ve 31/12/2013 olduğu belirlenmiştir. Tuzla Belediyesinden gelen yazı cevabından da ... plakalı kazaya karışan aracın ilgili sözleşme kapsamında belediye fen işlerinde çalıştığı beyan edilmiştir. Davalı Tuzla Belediyesinin araç üzerinde fiili hakimiyeti ve ekonomik yararlanması olduğu anlaşılmakla işleten sıfatının bulunması nedeni ile ... plakalı kazaya karışan aracın sürücüsünün kusuru oranında tazminattan sorumlu olacağından bu yöne ilişkin istinafının reddi gerekmiştir.Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53/3. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" şeklinde hükme bağlanmıştır.Görülmektedir ki destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Destek tazminatı talep edenlerin vefat eden destek ile birlikte yaşayan eşi ve küçük çocukları olması sebebi ile tazminat talep etmeleri için ayrıca destekten yoksun olduklarının somut olarak ispatı gerekmediğinden bu yöndeki istinaf yerinde bulunmamıştır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/5782 Esas - 12692 Karar, 2016/8095 Esas - 2019/3078 Karar ve 2019/1745 Esas - 2020/3824 Karar sayılı kararlarında "Destekten yoksunluk zararının hesabında müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu anlamda belirli bir işte ücret karşılığı çalışan kişiler ile bedeni çalışma ya da ticari işletmesinde sürdürdüğü faaliyet karşılığı kazanç elde eden kişilerin destek tazminatında esas alınacak geliri farklı değerlendirmeyi gerektirmektedir. Ücret karşılığı çalışan kişilerin gelirinin sürekli ve düzenli olması gerekmektedir. Performansa bağlı ve prim esasına dayalı ödemeler kesin olmayan ödemelerdir...." belirlemesinde bulunmuştur. Desteğin kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, desteğin geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer desteğin, gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir iş yerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir.Somut olayda davacılar vekili desteğin serbest su tesisatçılığı işiyle uğraştığını ve 4.000,00 TL gelirinin olduğunu iddia etmiş ve iddiası ispat bakımından bir takım faturalara ve tanık beyanlarına dayanılmıştır.
Bilirkişi raporunda ise sunulan belgeler yeterli bulunmayarak asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmıştır. Müteveffanın Uyap üzerinden SGK kayıtları incelendiğinde "iş kodu" olarak "inşaat kalfası" olarak yazılı olduğu görülmüştür. Kişi belirli bir iş yerine bağlı olmaksızın belirli bir meslek icra eden kişilerden ise SGK kayıtları olup olmadığı da araştırılarak ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında o meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince desteğin geliri araştırılmadan karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olmuştur. Yargıtay 4. ve (kapatılan)17. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamalarına göre sağ kalan eşin evlenme ihtimalinin hesaplanmasında rapor tarihindeki yaşına göre AYİM Evlenme İhtimali Tablosu'ndaki belirlemelerin esas alınması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2020/1087 E. - 2021/434 K., Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2021/724 E.- 2021/3149 K., HGK'nın 1.10.2019 tarihli, 2017/17-2038 E, 2019/979 K sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda davacı eşin kaza tarihindeki yaşı esas alınarak yeniden evlenme ihtimali belirlenmesi doğru olmamıştır.Destekten yoksun kalınacak sürenin, çocuklar için yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar, anne ve babanın, varsa kardeşin üniversite eğitimi alıp almadığı değerlendirilerek ayrı ayrı belirlenmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, öğrenimlerinin sona erdiği tarih, yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabulü gerekmektedir (Benzer yönde Yargıtay 17. HD 2017/1488 E, 2019/10405 K, 2016/6249 E., 2019/3267 K.)Somut olayda davacı destek alan davacı küçüklerin ilkokul / orta okul seviyesinde eğitim aldıkları anlaşılmakta ise de desteğin inşaat kalfası olup asgari ücretin üzerinde maaş aldığı dikkate alındığında çocuklarını Üniversitede okutma imkanının olabileceği, yaşadığımız zamanda yüksek öğretime ulaşmanın mümkün bulunduğu gözetilerek 25 yaşa göre destek hesabının yapılması gerektiği dikkate alınmadan mevcut rapora göre karar verilmesi doğru olmamıştır.İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken; davacı tanıklarının dinlenmesi, müteveffanın kazadan önce ne kadar gelir elde ettiğinin tespiti için ilgili Ticaret Odalarına, esnaf odaları vs. kuruluşlara yazı yazılarak kaza tarihinde "inşaat kalfası" olarak çalışan birinin aylık kazancının sorulması, varsa SGK ve çalıştığı işyerinden gelire ve ödemelere ilişkin belgelerin getirtilmesi, kendi hesabına çalışıyorsa ilgili kuruluşlardan gerekli belgelerin sorulması, gelirin kazadan önce geriye doğru tespitinin yapılması, gerçek gelirin tespitinden sonra yeniden aktüer raporu alınması, raporda davacı eşin kaza tarihindeki yaşı esas alınarak yeniden evlenme ihtimali belirlenmesi, davacı çocukların yüksek eğitim alabileceği gözetilerek 25 yaşa göre destek hesabının yapılması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır. Açıklanan nedenlerle, davalı Tuzla Belediye Başkanlığı vekilinin istinaf talebinin reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-a-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, b-Davalı Tuzla Belediye Başkanlığı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,
HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.18/01/2024