Esas No
E. 2020/1842
Karar No
K. 2024/126
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/1842 Esas

KARAR NO: 2024/126

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 11/03/2020

NUMARASI: 2018/1138 Esas, 2020/230 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 25/01/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile, davalı firma arasında matbaa ve kitap/yayın ürünleri basımı işlerinden kaynaklanan mevcut ticari ilişkiden dolayı 30/03/2018 tarihi itibari ile bakiye borç miktarının 59.900,35 TL olduğunu, davalı firmanın bu zamana kadar cari hesaptan kaynaklanan işbu bakiye borçunu ödememesi ve yapılan sözlü uyarı ve müracaatların sonuçsuz kalması üzerine, muaccel alacaklarının temini için İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini beyanla davalı borçlunun İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın cari hesap olarak nitelendirildiğini, ancak davacı firma ile müvekkili arasında bu büyüklükte bir ticari ilişki olmadığını, cari hesabı oluşturan fatura sair belgelerin icra dosyasına sunulmadığı gibi taraflarına da tebliğ edilmediğini, taraflarına tebliğ edilmeyen mal, hizmet, fatura vs dayanılarak başlatılan icra takibini ve davayı kabul etmediklerini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasında ticari ilişki olduğu, icra takibine konu malların davalıya teslim edildiği, davalı tarafından ödenmeyen fatura bedellerinin ayıplı ürünlere ilişkin olduğu belirtilmiş ise de ayıp ihbarının yasal süresi içerisinde yapıldığını ve ödemenin yapıldığı hususunda ispat külfeti kendisinde olan davalı tarafından bu hususu kanıtlayan bir delil sunulmadığı, bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerine göre davacının 30/07/2018 takip tarihi itibariyle kaydi olarak 59.900,35 TL alacaklı göründüğünün belirtildiği, davacının davalıdan 59.900,35 TL’sı alacağının olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; bilirkişi raporunun, davacı tarafın ticari defterleri esas alınarak hazırlandığını, davacının beyanları doğrultusunda hesaplamalar yapıldığını, ancak faturalar karşılığında müvekkiline teslim edilen ürünler incelenmeden, raporda hesaplama yapıldığını, müvekkilinin davacının gönderdiği kitap ve yayım ürünlerini teslim aldığını ve bu eserlerde baskı hataları olduğunu ilk başta fark edemediğini, daha sonra bu ürünlerin müvekkili tarafından müşterilerine teslim edildiğini ve ürünlerin ayıplı olduğunun bu müşteriler tarafından tespit edildiğini, müvekkilinin bu durumu öğrendiği anda derhal davacı ile iletişime geçtiğini ve bu ürünlerin değiştirilmesini talep ettiğini ancak davacı tarafından bu konuda herhangi bir dönüş yapılmadığı gibi, fatura bedellerinin talep edildiği ve icra takibi başlatıldığını, davacı tarafından fatura bedeli olarak 59.900,35 TL alacaklı olduğunun ve 31/10/2017, 08/12/2017, 29/12/2017, 18/01/2018 ve 30/03/2018 tarihli fatura bedellerinin karşılığının ödenmediğinin iddia edildiğini, davacının sunduğu ticari defterlerden de anlaşılacağı üzere bu tarihler aralığında taraflar arasında başka ticari ilişkilerin de bulunduğu ve bunlara ilişkin bedellerin taraflarınca ödendiğini, ödenmeyen fatura bedellerinin, taraflarınca iade alınması talep edilen ayıplı ürünlere ilişkin olduğunu, davacı tarafın sunduğu ticari defterlerde ödemesi yapılmış faturalar göz önüne alındığında, ödemesi yapılmamış faturalar hakkında ihtilaf bulunduğunun hayatın ve ticaretin olağan akışına uygun olduğunu, ilk derece Mahkemesinin kararına dayanak oluşturan bilirkişi raporunda ayıplı malların incelemesinin yapılmadığını, sadece davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiğini bahsi geçen defterlerin dahi iddialarını destekler nitelikte olduğunu, ayıplı malların durumu araştırılarak bu doğrultuda bilirkişi raporu aldırılması ve hüküm verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava; hizmet sözleşmesinden kaynaklı bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilşkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 30/07/2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 07/08/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 08/08/2018 tarihinde borca itiraz ettiği ve takibin durduğu itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekillerine tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davacının da bir yıllık yasal hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının davalıdan taraflar arasındaki sözleşme kapsamında takip tarihi itibariyle hizmet bedeli alacağı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İlk derece Mahkemesince aldırılan 14/01/2019 tarihli raporda özetle; davacının takibe konu alacağının dayanağı olan faturaların teslim edildiği ayrıca söz konusu fatura içeriği kitap vb. emtiaların iş teslim tutanakları ile davalıya teslim edildiğinin anlaşıldığı, bu itibarla davacının takibe konu alacağının dayanağı faturaların davalı aleyhine borç doğurduğu, davacının ibraz olunan ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin eksiksiz olduğu, davacının 2017 - 2018 yılı ticari defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, davalının ticari defter ibrazında bulunmadığı, davacının ticari defterlerine göre davacının 30/07/2018 takip tarihi itibariyle kaydi olarak 59.900,35TL alacaklı göründüğü, davacının takibe konu 59.900,35TL alacağının 5 adet faturadan kaynaklandığı, davacının takipte talep ettiği alacağının dayanağı olan faturaların davalı aleyhine borç doğurduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamı ve taraf beyanlarına göre hizmetin verildiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarının HMK'nun 222. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak tutulduğu, taraflar arasında ticari ilişkinin varlığının davalı tarafça da kabul edildiği, davalı tarafça faturalara süresinde itiraz edilmediği, takip konusu alacağın dayanağı faturaların davacı defterinde kayıtlı olduğu, mahkemece davalı tarafa ticari defterlerini sunması için kesin süre verildiği ve kesin süre içinde defter ibraz edilmemesi halinde TTK. 83 ve HMK.219-220 maddeleri gereğince ibrazdan kaçınmış sayılacağı yönünde ihtarda bulunulduğu, davalı tarafın verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını ibraz etmediği anlaşılmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmiş, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça davaya konu alacağa hak kazanıldığının TMK 6. Maddesi ve HMK 190. Maddesi uyarınca usulüne uygun olarak ispatlandığı sonucuna varılmıştır.

Davalı taraf bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde ödenmeyen faturaların, iadesi talep edilen ayıplı ürünlere ilişkin olduğunu ileri sürmüştür.Davalının, dava dayanağı olayı ve borcun varlığını inkar etmeden, borçlu bulunduğu edimi özel bir sebebe dayanarak yerine getirmekten kaçınmasına imkan veren hakka def'i denir. Defi'ler, dava dilekçesine cevap verilirken ileri sürülmelidir. Aksi takdirde davalı, savunmanın genişletilmesi yasağı ile karşılaşabilir. İddianın değiştirilmesi veya genişletilmesi müessesesi HMK' nın 141.maddesinde düzenlenmiştir.HMK 141/1 maddesi uyarınca taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf, gelmeyen tarafın muvafakati aranmaksızın iddia ve savunmasını genişletebilir veya değiştirebilir. Bu konuda ıslah hükümleri saklıdır.Somut olayda, davalı vekilinin, bilirkişi raporuna karşı beyanlarıyla birlikte, yani ön inceleme aşaması geçtikten sonra ayıp def'inde bulunduğu görülmektedir. Oysa yukarıda açıklandığı üzere HMK 141/1 maddesi uyarınca ıslah hükümleri saklı kalmak üzere taraflar ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia ve savunmasını genişletemez veya değiştiremez. Kaldı ki, dosya incelendiğinde,

HMK 141/1 maddesinde belirtildiği üzere, davalının, ön inceleme aşamasından da sonra ayıp def'ini öne sürmek suretiyle savunmasını değiştirmesine davacının açık bir muvafakati da mevcut değildir.Sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davalı tarafın malları teslim aldığını kabul ettiği ancak iş bu davada ileri sürdüğü ayıp def'inin süresinde olmadığı ve HMK 141. maddesinde belirtilen gerekli şartları taşımadığından yerinde olmadığı anlaşılmış, ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1138 Esas, 2020/230 Karar sayılı ve 11/03/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 968,55 TL harçtan mahsubu ile bakiye 540,95 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.25/01/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.