11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2021/28930 E. , 2023/7200 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 7
. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2015 tarihli ve 2014/163 Esas, 2015/344 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden ayrı ayrı 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin temyiz isteği; yüklenen dolandırıcılık suçu sübut bulduğu halde beraat kararları verilmesine ilişkindir. Sanık ... hükmü temyiz etmek istediğine dair dilekçe vermiş olup herhangi bir gerekçe ileri sürmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılanın ek gelir sağlamak amacı ile aracını aylık 950,00 TL'ye araç kiralama işi yapan sanıklardan ...'e kiraya verdiği, bir kısım kira alacağını alamadığı ve aracını satmak istediği, sanığın araca müşteri bulduğunu, adına vekaletname verdiği takdirde 22.500,00 TL'ye satabileceğini söylemesi üzerine katılanın ...2. Noterliğinden 22.12.2011 tarihli vekaletnamesi ile araç satışı hususunda ...'i vekil tayin ettiği, sanığın vekaletnameye istinaden 26.12.2011 tarihinde aracı satarak bedelini nakit olarak tahsil ettiği halde katılana 05.03.2012 keşide tarihli 22.500,00 TL tutarındaki lehtarı sanıklardan ... görünen sahte çeki verdiğinden bahisle sanıkların nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2.Sanıklar sorgularında; yüklenen suçları kabul etmemişlerdir.
3.Yapılan kriminal inceleme sonucunda, suça konu çekin külliyen sahte olarak üretildiği, aldatma niteliğinin bulunduğu, adlarına atılan ciro yazısı ve imzaların sanıkların eli ürünü olduğu tespit edilmiştir.
4.Mahkemece; suça konu çekin incelenerek unsurlarının tam olduğuna ve aldatma niteliğinin bulunduğuna ilişkin gözlem yapıldığı görülmüştür.
5.Mahkemece; sanıkların resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetlerine, nitelikli dolandırıcılık suçundan ise sanıklardan ...'in aracı satıp bedelini peşin olarak aldıktan sonra suça konu çeki katılana vermesi nedeniyle önceden doğan borca karşılık verildiği gerekçesiyle beraat hükümleri kurulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE
A. Sanık ...
Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Sanıklar ...
Ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
1.Sanıklardan ...'in katılana ait aracı katılandan aldığı vekaletnameye istinaden vekaleten satıp araç bedelini tahsil ettiği halde araç bedeli olarak katılana sanık ... ile birlikte düzenledikleri suça konu sahte çeki vermekten ibaret eylemlerinin; 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin birinci fıkrasına uyan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Sanıkların, 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin birinci fıkrasına uyan eylemleri uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
3.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanık ... yönünden 12.09.2014 tarihli sorgusu, sanık ... yönünden 11.06.2015 tarihli sorgusu olduğu ve bu tarihlerden temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. V. KARAR
A. Sanık ...
Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle ... 7. Ceza Mahkemesinin, 27.10.2015 tarihli ve 2014/163 Esas, 2015/344 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar ...
Ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle ...
7.Ceza Mahkemesinin, 27.10.2015 tarihli ve 2014/163 Esas, 2015/344 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, Yargıtay Üyesi ...'un karşı oyu ile oy çokluğuyla DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.10.2023 tarihinde karar verildi. Üye (K.O.) Yazı İşl.Md.Y. ÖK. KARŞI OY:
Somut olayda: katılan ...'nun kendisine ait...plaka sayılı 2007 model Ford Fiesta marka model aracını sanık ...'e aylık 950 TL'ye ek gelir sağlamak amacı ile kiraladığı, ancak katılanın kira alacağının bir miktarını sanıktan alamadığı, bu nedenle katılanın aracını satmak istediği, sanığın araca talip olarak, aracı satın almak isteyen olduğunu ifade ederek, anılan aracı 22.500 TL'ye satabileceğini, adına vekalet gönderildiği takdirde satışı yapabileceğini belirttiği, bunun üzerine katılanın ...2. Noterliği'nden 22/12/2011 tarihli 15746 no'lu vekaletname ile sanık ...'i vekil atadığı, sanığın aracı peşin olarak satmasına karşın, aracın bedeli olarak Türkiye Ekonomi Bankası ...Şubesi'ne" ait 05/03/2012 keşide tarihli 22.500 TL tutarındaki sahteliği bilirkişi raporu ile tespit edilen çeki verdiği iddiasıyla sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. ...
7.Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2015 tarihli ve 2014/163 Esas, 2015/344 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden ayrı ayrı 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir. Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin temyiz isteği; yüklenen dolandırıcılık suçu sübut bulduğu halde beraat kararları verilmesine ilişkindir. Sanık ... hükmü temyiz etmek istediği ise sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yöneliktir Temyiz üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda; Sanık ... hakkında Resmi Belgede Sahtecilik suçundan kurulan hükmün onanmasına,
Sanıklar ... ve ... hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan hükümler yönünden ise; sanıklardan ...'in katılana ait aracı katılandan aldığı vekaletnameye istinaden vekaleten satıp araç bedelini tahsil ettiği halde araç bedeli olarak katılana sanık ... ile birlikte düzenledikleri suça konu sahte çeki vermekten ibaret eylemlerinin;
TCKnun 155. maddesi kapsamında kalan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, bu suçtan verilen beraat kararının sanığın sorgusunun yapıldığı 12.09.2014 tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden dolandırıcılık suçundan beraat hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Sayın çoğunluk ile görüş ayrılığımız , sanıkların sübut bulan eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu değil, TCK nun 158/1-f- son kapsamında kalan suçu oluşturduğa yöneliktir. Şöyle ki:
Sanık ... savunmasında; suça konu çeki... adresinde bulunan ve ...Oto Kiralama şirketine ait olan işyerini 58.000 TL'ye ...'e devretmesi karşılığında aldığını ve daha sonra ...'den aldığı suça konu 22.500 TL çekin sahte olduğunun anlaşılması üzerine ...'na miktarını tam olarak hatırlamadığım senet vermek suretiyle geri aldığını belirterek dolandırıcılık kastı ile hareket etmediğini beyan etmiş ise de, yürütülen yargılama süreci sonunda çeki verdiği belirtilen diğer sanık ...'in sanık ... yanında ... işyerinde 3-4 ay çalışan, temizlik işlerine bakan ve çaycılık yapan bir şahıs olduğu, sanık ...'in sigortalı yapacağını söyleyerek bu şahsın imza sirküleri, ikametgah belgesi, nüfus cüzdanı fotokopisi gibi belgelerini aldığı, buna karşılık adı geçen sanığın ilk savunmalarında adı geçen ...'in açık kimliğini ve adresini bilmediğini belirtmesi, sanık ...'in de anılan çekin arkasında cirosunun bulunması ve annesi ile birlikte yaşıyor olması, ayrıca ifadelerinde hurdacılık yaptığını belirtmesi karşısında; sanık ...'in ve yanında çalışan diğer sanık ... ile fikir ve eylem birliği içerisinde başından itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ederek satış yetkisi aldıkları aracı satıp karşılığında sahteliğini bildikleri suça konu çeki vermek suretiyle hileli yöntemle haksız menfaat temin etmişlerdir. Taraflar arasında satışta ve bedelinin ödenmesinden kaynaklanan bir güven ilişkisi söz konusu değildir.
Nitekim, dosya kapsamı itibariyle; sanık ... ile ilgili pek çok diğer yargılama dosyası bulunması, bir çoğunun benzer suçlarla ilgili olması, sanıkların dolandırıcılık kastına dair delil teşkil etmektedir. Sanıkların başından itibaren amacı katılandan satış yetkisi içeren vekalet alıp bilahare satıştan elde edilen geliri katılanana ödememek üzerinedir. Satılan araç karşılığında katılana ödemenin de sahte çek ile yapılması, başlangıçtaki suç kastını ve istenilen neticeyi göstermektedir.
Kaldı ki; bozma ilamındaki kabule göre de, ticaret ile uğraşan sanık ... ile katılan arasında vekaletnameden dolayı bir hizmet ilişkisi kurulması sebebiyle katılana ait aracın satışının komisyon karşılığında yapılması halinde, eylemin TCK nun 155/2 maddesinde belirtilen hizmet nedeniyle kötüye kullanma suçunu oluşturacağından fiilin TCK 155/1 . olarak nitelendirilmesi de isabetli değildir.
Diğer taraftan, dolandırıcılık fiillerine özgü, suç unsurunun tespiti açısından, yargılama konusu olayda mal olarak maddi değer atfedilen katılana ait aracın zilyetliğinin kiralama ilişkisi sonucu sanığın elinde bulunması nedeniyle, hile ve desisenin mal tesliminden sonra gerçekleştirildiği gerekçesiyle önceden doğan borç sebebiyle yerel mahkeme tarafından dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmiş ise de , sanığın elindeki aracı, katılandan aldığı vekalet ile satarak paraya çevirebilmesi nedeniyle, sanığın borcunun araç satışıyla oluştuğu, böylelikle menfaatinde sahte çek verilmek suretiyle elde edildiği anlaşılmış olmakla somut olayda önceden doğan borçtan bahsedilemeyeceği, bu kasamda yerel mahkemenin beraat kararının isabetli olmadığı anlaşılmıştır.
Bu bakımdan; Cumhuriyet savcının temyiz talebi ve tebliğnamede ki bozma isteye düşünce doğrultusunda sanıklar hakkında TCK 158/1-f-son maddesi gereğinde mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulması gerekirken sayın çoğunluğun sanıkların eylemlerinin; uzlaşma kapsamında kalan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu yönelik görüşüne katılmıyorum. ( karşı oy)