1. Ceza Dairesi
1. Ceza Dairesi 2023/5868 E. , 2023/6406 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ : 29.01.2016
İNCELEME KONUSU
Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.01.2016 tarihli ve 2015/255 Esas, 2015/721 Karar sayılı ek kararı ile sanığın temyiz isteminin süresinde olmadığından reddine dair ek karar verildiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/33794 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/62026 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2027 tarihli ve KYB-2023/62026 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığın yokluğunda verilen kararın mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince 18/12/2015 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. madde bir ve ikinci fıkrasının, 'Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.' hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, 'Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması' gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında,
Somut olayda, sanığın yargılama aşamasında savunmasının alındığı sırada ikamet ettiğini bildirdiği '.....,Mah. .....,Evleri .... Evleri No:2 İç Kapı No:303 ......,/Çankırı' şeklindeki bilinen adresine, 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesine uygun olarak tebliğ işlemlerinin yapılması, anılan tebligatın iade gelmesi halinde ise sanığın adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek tebliğ işleminin tamamlanması gerektiği halde, belirtilen usulde öncelikle muhatabın bilinen adresine tebligat yapılmadan, bilinen adresinden farklı olan '....., Mah. Çevik Sk. No:8......,/Çankırı' şeklindeki mernis adresine anılan Kanun’un 21/2. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve kararın kesinleşmediği gibi sanığın Şabanözü Asliye Ceza Mahkemesi aracılığı ile mahkemesine gönderdiği 30.12.2015 tarihli dilekçede kararı temyiz edeceğinden bahisle gerekçeli kararın kendisine gönderilmesini talep etmesine rağmen sanığa anılan kararın tebliğ edilmediğinin anlaşılması karşısında, sanığın 13.01.2016 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek, dosyanın temyiz incelemesi yapılabilmesi için Yargıtay'a gönderilmesi ve talebin bu yönden kabulü gerekirken, yazılı şekilde süre yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolunun koşulları ve sonuçları, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi ile aynı Kanun'un 310 uncu maddesinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un, Kanun yararına bozma başlıklı 309 uncu maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan; "(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar."
Şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için, bu karar veya hükmün hukuken geçerli olması, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi ve başka bir yolla çözümünün mümkün olmaması gerekmektedir.
2.İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığın yokluğunda verilen Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.12.2015 tarihli ve 2015/255 Esas, 2015/721 Karar sayılı kararın doğrudan mernis adresine tebliğ edildiği belirlenmekle tebliğ işleminin usûlüne uygun olmadığı anlaşılmış ise de sanığın öğrenme üzerine 13.01.2016 tarihinde yaptığı temyiz isteminin Mahkemece 29.01.2016 tarihli ek karar ile reddedildiği, anılan ek kararın ise sanığın doğrudan mernis adresine, mağdur ... imzasına tebliğ edildiği, yapılan tebliğ işleminin usûlüne uygun olmadığı, bu nedenle ek kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
3.Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu ek kararın, 5271 sayılı Kanun’un 267 vd. maddeleri uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.10.2023 tarihinde karar verildi.