10. Ceza Dairesi
10. Ceza Dairesi 2022/14925 E. , 2024/39 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.12.2017 tarihli ve 2017/226 Esas, 2017/853 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 27.01.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 28.09.2022 tarihli ve 2022/315 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.11.2022 tarihli ve KYB-2022/126979 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2022 tarihli ve KYB-2022/126979 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Sanığın 06.06.2016 tarihli uyuşturucu kullanmak suçundan hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21.07.2016 tarihli ve 2016/62814 soruşturma, 2016/2996 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesini müteakip, sanığın aynı neviden 20.07.2016 tarihinde işlediği suç nedeniyle yapılan soruşturma evresi sonunda Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca, önceki 21.07.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önce işlenen suç sebebiyle birleştirme talepli olarak dosyanın İzmir Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesi gerekirken, yeniden 16.08.2016 tarihli ve 2016/12222 soruşturma, 2016/343 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiğii,
1.Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 06.06.2016 tarihinde işlediği atılı suç sebebiyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar şüpheliye 01.08.2016 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, tebligatın isim ve imzadan imtina eden komşuya tebliğ edildiği, beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmesi gerektiği, bu haliyle tebligatın usulsüz olması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği cihetle, mahkemesince, açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi yerine, sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde,
2.Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarihli ve 2020/18965 Esas, 2021/7640 Karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve 2020/21397 Esas, 2021/7865 Karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği,
Somut olayda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21.07.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararının tebliği için, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesi gereğince sanığın bilinen son adresine çıkartılan tebligatın 01.08.2016 tarihinde tebliğ yapılarak kesinleştirildiği anlaşılmakla birlikte, bu karara ilişkin itiraz süresi olan 15 günlük süre beklenilmeden 25.07.2016 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çağrı yazısının gönderildiği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda denetim süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği cihetle, usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci bulunmadığından kamu davasının açılma koşulu gerçekleşmediğinden sanık hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 06.06.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 21.07.2016 tarihli ve 2016/62814 soruşturma, 2016/2996 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterildiği, kararın şüphelinin bilinen adresine tebliğe çıkarılarak 01.08.2016 tarihinde 7201 sayılı tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, 25.07.2016 tarihinde infazı için Karşıyaka Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Karşıyaka Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 21.12.2016 tarihli ve 2016/1470 DS sayılı yazısı ile, 26.08.2016 tarihli hastane randevusuna katılmaması nedeniyle uyarılmasına rağmen müdürlüğe başvurmadığından, dosyanın 25.11.2016 tarihinde kapatılmasına karar verildiğinin bildirildiği,
Erteleme kararının 12.01.2017 tarihinde kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 25.04.2017 tarihli ve 2016/62814 soruşturma, 2017/3267 Karar sayılı yetkisizlik kararı ile, Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, kamu davası açılana kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç sayılması, bu nedenle 06.06.2016 tarihli eylem için ayrı dava açılamayacağı, yargılamanın Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli açılacak bir davayla mümkün olacağı gerekçesiyle yetkisizlik kararı verildiği,
B. Şüpheli hakkında, 20.07.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 16.08.2016 tarihli ve 2016/12222 soruşturma, 2016/343 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 25.08.2016 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğ edildiği, 03.10.2016 tarihinde infazı için Karşıyaka Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
Karşıyaka Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce uyarılmasına rağmen yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılarak soruşturma evrakının birleştirilmesi için 16.01.2017 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 13.02.2017 tarihli ve 2017/8253 soruşturma, 2017/1056 sayılı yetkisizlik kararı ile, 20.07.2016 tarihli suçun erteleme kararından önce işlendiği, ihlal sayılamaycağı gerekçesiyle suç yerinin de Karşıyaka olması nedeniyle yetkisizlik kararı verildiği, olumsuz yetki uyuşmazlığını inceleyen Karşıyaka 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 01.03.2017 tarihli ve 2017/584 değişik iş sayılı kararı ile, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmesi üzerine, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 28.03.2017 tarihli ve 2017/4927 Soruşturma, 2017/1451 Esas, 2017/1226 sayılı iddianamesi ile, Karşıyaka 7.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Şüphelinin 26.11.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 26.04.2017 tarihli ve 2017/863 Soruşturma, 2017/3315 Karar sayılı yetkisizlik kararı ile, Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli kamu davası açılması gerektiği gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmesi üzerine, sanığın 06.06.2016 ve 26.11.2016 tarihli eylemleri nedeniyle Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2017 tarihli ve 2017/7247 Soruşturma, 2017/2239 Esas, 2017/1907 sayılı iddianamesi ile Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli kamu davası açıldığı, Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2017 tarihli ve 2017/303 Esas, 2017/265 Karar sayılı birleştirme kararı ile davanın 2017/226 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği,
D. Karşıyaka 7.
Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu, 29.12.2017 tarihli ve 2017/226 Esas, 2017/853 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 27.01.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır.
E. Asıl kararın bozulması halinde ertelenen cezanın aynen infazına ilişkin Karşıyaka 7.
Asliye Ceza Mahkemesinin 11.01.2019 tarihli ve 2017/226 Esas, 2017/853 Karar sayılı ek kararının hukuki değerden yoksun olacağı gözetilerek yapılan değerlendirmede;
Sanığın 06.06.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21.07.2016 tarihli ve 2016/62814 soruşturma, 2016/2996 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını takiben, sanığın aynı nitelikteki 20.07.2016 tarihinde işlediği suç nedeniyle yapılan soruşturma sonunda Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca, önceki 21.07.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önce işlenen suç nedeniyle birleştirme talepli olarak dosyanın İzmir Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesi gerekirken, yeniden 16.08.2016 tarihli ve 2016/12222 soruşturma, 2016/343 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, daha sonra, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılarak soruşturma evrakının birleştirilmesi için 16.01.2017 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca karşı yetkisizlik kararı verildiği, olumsuz yetki uyuşmazlığını inceleyen Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.03.2017 tarihli ve 2017/584 değişik iş sayılı kararı ile, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmesi üzerine, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 28.03.2017 tarihli iddianamesi ile, Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, sonrasında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 26.04.2017 tarihli yetkisizlik kararı üzerine, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca 09.05.2017 tarihli iddianame ile birleştirme talepli kamu davası açıldığı, Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2017 tarihli birleştirme kararı ile davanın 2017/226 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, anlaşılmaktadır. Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise, Dairemizce bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk erteleme kararının esas alınması gerektiği kabul edildiğinden ve; 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasının; "kendisine tebligat yapılacak kimseler gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.'' şeklinde düzenlendiği, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, somut olayda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 21.07.2016 tarihli erteleme kararının 01.08.2016 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, muhatabın çarşıya gitmesi nedeniyle geçici olarak adreste bulunmadığı hususu belirtilmek suretiyle 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırılarak ve komşusuna haber verilerek tebliğ evrakının mahalle muhtarına bırakıldığı, haber bırakılan komşunun isim ve imzadan imtina ettiği hususunun tebligat parçasında belirtildiği, yapılan tebligat işleminin usulüne uygun olduğu anlaşılmakla,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 1) nolu kanun yararına bozma istemi yerinde görülmemiştir.
Şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleşmesi beklenmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağından, müdürlükçe yapılan tebligatların hukuki sonuç doğurmayacağı Dairemizce kabul edilmekle birlikte, somut olayda; 01.08.2016 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilen erteleme kararının 15 günlük itiraz süresinin geçirilmesi ile kesinleşmesinden sonra, sanığın, erteleme süresi içerisinde 26.11.2016 tarihinde yeniden aynı nitelikteki suçu işlediği, denetimli serbestlik infaz dosyasının kapatılmasına ilişkin 25.11.2016 tarihli karar henüz kesinleşmeden işlenen 26.11.2016 tarihli suçun erteleme kararının ihlali niteliğinde olduğu, bu nedenle ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, erteleme kararının kesinleşmesi tarihine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak kabul edilmesi ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmesi gerektiğinden, erteleme kararının kesinleşmesinden sonra işlenen 26.11.2016 tarihli suçun 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi olduğu, sanığın zincirleme suç teşkil edecek başka bir eyleminin olmaması nedeniyle mahkemenin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesini uygulamamasının da sonuç olarak doğru olduğu, inceleme konusu dosyada, müdürlükçe yapılan işlemlerin hukuki sonuç doğurmamasının dosyaya bir etkisinin olmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının b) bendindeki kovuşturma şartının gerçekleştiği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2) nolu kanun yararına bozma istemi de yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.01.2024 tarihinde karar verildi.