3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımlı)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve ... ile aralarındaki ticari ilişki nedeni ile, müvekkili bu iki kişiye peyzaj düzenlemesi yaptığını, karşılığında da bu iki kişiden 150,000,00 ve 200,000,00 TL'lik çekler aldığını, iş bu çekleri müvekkilinin oturmuş olduğu bir kafede defterin arasında unuttuğunu, defterin kaybolduğunu, daha sonra bu çeklerin davalı tarafından kullanıldığını, bu çeklerin haksız olarak icraya verildiğini, bundan dolayı da müvekkili tarafından meşru hamil olduğundan dolayı İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile dava açmış olup ve yine ilgili kişi hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, ancak buna rağmen müvekkili hakkında takip işlemi başlattığını, müvekkili ile keşidecinin ticari defterleri incelendiğinde davalının ciro zincirine uygun bir ticari ilişkisinin olmadığını, keşideci veya müvekkilinden emrine herhangi bir alın satım olmadığını, müvekkilleri hakkında başlatılan Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına ilişkin icra takibatında, takibin dayanak noktası olan çekin, 30/03/2023 tarih, ... seri nolu 150,000,00 TL'lik çek, müvekkilinin elinden rızası dışında çıktığını, bundan dolayıda müvekkilinin İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile, icra takibine konu olan çekin iptali için dava açmış olup, açılan davada çekin müvekkillerinden gerek ..., gerekse diğer borçlu şirket ... İnşaat Peyzaj A.Ş. , kendi el ürünü olmadığını, bu firmaların imzaları taklit edilerek imza atıldığını, gerçekte müvekkillerinin cirosu olmadığını, dolayısı ile de bu çekin, çek sahibi tarafından iddia edilen alacaklıya verildiğine ilişkin hiç bir delil olmadığını, zira bu çekin doğrudan doğruya ... İnşaat Peyzaj A.Ş. Nin emrine verildiğini, dolayısı ile de icra takibatı yapan alacaklının, imza taklit ederek evrakta sahtecilik suçu işlediğini, zira bu çekin ciro zincirinde de açıkça kopukluk olduğunu beyanla keşidecisi ... San Ve Tic LTD ŞTİ , ... Bankası, Bankası ... Şubesi, 30/03/2023 ödeme tarihi, çek seri no ..., 150,000,00 TL Keşidecisi ..., ... Bankası ... Şubesi, 30/06/2023 ödeme tarihli, çek seri no ..., 200,000,00 TL lik çeklerin iptalini talep ve dava etmiştir:
Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle; davacı tarafça arabuluculuk tutanağının sunulmadığını, davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin inşaat işiyle iştigal ettiğini, müvekkili, hem davacılar, hem keşideci "... Sanayi Ticaret Limited Şirketi" hem de keşideci şirket yetkilisinin sahibi olduğu ve keşideci şirketle aynı adreste yer alan "... Sanayi Ticaret Limited Şirketi" ile ticaret yaptığını, davacılar ile diğer şirketler arasında ortaklık ve ticaret mevcut olduğunu, davacı şirket diğer şirketlerle birlikte inşaat işleri yaptığını ve müvekkili gibi kalfa ve ustalarla çalıştığını, müvekkilinin götürü usulle kendi elemanları vasıtasıyla asıl işverenlerden kalfa olarak inşaat işi alarak geçimini bu şekilde sağladığını, müvekkilinin ortağı ... isimli şahıs ile birlikte davacı firma ve belirtilen diğer firmalara bu şekilde peyzaj, döşeme ve bahçe işi yapmış bunun karşılığında müvekkiline dönem dönem çekler verildiğini, bu çekler bankaya zamanında ibraz edildiğini ve 4 tanesi tahsil edildiğini, iş bu dava konusu çekler ise mahkemece verilen ödeme yasağı nedeni ile tahsil edilemediğini, davacı şirket işçilerin alacaklarını ödemediği için müvekkili ile tartışma yaşadığını, bunun sonucunda çek borcunu ödememek için iş bu yola başvurarak müvekkiline iftira attığını, müvekkilinin bu olaylardan sonra asıl işveren keşideci şirket yetkilisi .... isimli kişi ve davacı şirket muhasebecisi olan ve müvekkili ile birebir muhatap olan, ismini ... olarak bildiği şahıs ile görüştüğünü, ... isimli şahıs davacı ... adına şimdiye kadar bu şekilde şirket adına çek imzaladığını beyan ettiğini, davacılar bu şekilde hileli yollarla mahkemeden ödeme yasağı aldığını ve çeki iptal etme yoluna başvurduklarını, dava açıkça kötü niyetli olduğunu, müvekkili dava konusu çekler nedeni ile Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas ve Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyalarında icra takibi başlattıüını, takipten sonra çek borcu keşideci şahıs ve şirket tarafından ödendiğini, dosyalar infazen kapatıltığını beyanla öncelikle davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise ispatlana- mayan, haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Her ne kadar iş bu dava mahkememizde ikame olunmuş ise de; 6100 sayılı HMK'nın 114/1. Md. de dava şartları tahdidi olarak sayıldıktan sonra 2.fıkrada "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." denilmiştir.
HMK'nun 115 nci maddesinde ise " (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.(2) Mahkeme,dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 7155 sayılı Kanun'un 20. md ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A md ile bu Ka- nun'un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın öden- mesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş ol- ması dava şartı olarak belirtilmiş,Asliye Ticaret Mahkemeleri'nde görülecek olan bazı davalarda,dava açılmadan önce arabulucuya baş vurulması dava şartı hâline getirilmiştir.
Yine 7155 sayılı Yasa ile değişik 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanu- nu'nun 18/A maddesi hükmünde "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine ek- lemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden redde- dileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Davacının alacak talebiyle açtığı işbu davada; dava konusunun bir miktar paraya ilişkin olduğu, davacı tarafın dava açmadan önce arabulucuya başvurduğuna ilişkin herhangi bir belge sunmadığı gibi böyle bir iddiasının da bulunmadığı anlaşılmış olmakla, 7155 Sayılı yasa ile değişik 6102 Sayılı TTK'nun 5/A ve aynı sayılı yasa ile değişik 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin birinci fıkrası uyarınca arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin dava şartı noksanın noksan olduğu tespit edilmekle davanın usulden reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.HMK 114/2 ve 115/2 md gereğince,arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartının noklanıdğı nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2.-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve peşin alınan 269,85 TL karar ve ilam harcının Hazine'ye irat kaydına,
3.Davacı tarafından sarf olunan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafça sarf olunmuş yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar tesisine yer olmadığına, Sarf olunmayan delil/gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
4.Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Av. Kan. ve AAÜT gereğince takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa ödenmesine dair,
Davalı vekilinin yüzüne karşı, davacının yokluğunda 5235 Sayılı Kanun'un geçici 2. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 341 ila 360. md hükümleri gereğince mahkememize veya aynı sıfatta başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/12/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)