Esas No
E. 2021/2301
Karar No
K. 2021/2301
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2301 - 2024/81

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 02/07/2021

NUMARASI : 2019/557 Esas 2021/515 Karar

DAVACILAR

VEKİLİ

DAVALILAR

DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat

KARAR TARİHİ: 25/01/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 07/02/2024

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacılar vekili, 06.06.2019 tarihinde davalılardan ... Sigorta Şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı...’ın sevk ve idaresindeki ... traktör ile davalı ... Sigorta AŞ’ne zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı kazada... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacıların kızı ...’nin vefat ettiğini, kazanın oluşumunda her iki araç sürüsünün de kusurlu olup desteğin kusuru bulunmadığını, desteğin kaza tarihinde spor kulübünde çalıştığını, davalı sigorta şirketlerine 21.06.2019 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı anne için 1.000 TL baba için 1.000 TL olmak üzere toplam 2.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 15.04.2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile anne yönünden talebini 124.805,51 TL’ye baba yönünden 84.987,42 TL’ye yükseltmiştir.

Davalı ... Sigorta Şirketi vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın 29.04.2019-29.04.2020 tarihleri arasında davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olup sorumlulukları gerçek zarar sigortalının kusuru ve poliçe limitiyle sınırlı olduğundan ceza dosyası istenerek ATK Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını, desteğin araçta hatır için taşındığını ve emniyet kemeri takılı olmadığı için müterafik kusurlu olduğunu, desteklik durumunun ispatlanması halinde tazminat yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, raporun tebliği tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... Sigorta AŞ vekili ,kazaya karışan... plakalı aracın davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olup sorumlukları gerçek zarar sigortalının kusuru ve poliçe limitiyle sınırlı olduğundan ceza dosyası istenerek ATK Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını, desteğin araçta hatır için taşındığını ve emniyet kemeri takılı olmadığı için müterafik kusurlu olduğunu, asgari ücret esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz üzerinden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, dava tarihten itibaren yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davanın trafik kazası sonucu desteğini kaybeden davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin olduğu, 30.06.2020 tarihinde kusur ve aktüer bilirkişi raporuna göre; "davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde ... plakalı traktör sürücüsü...'ın %75 oranında, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu, yolcu müteveffa ... ...'ın kusursuz olduğu, tazminat hesabında TRH-2010 Kadın-Erkek Yaşam Tablolarının kullanıldığı, müteveffanın Mayıs 2019 ayına ait hesap pusulasında AGİ dahil net ele geçen tutarın 2.151,88-TL olarak belirlendiği, SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yazısında müteveffanın 2019/05 dönemine ait prime esas kazancının 2.741,60-TL olduğu, vefatı ile geride anne ve babasının kaldığı, 06.06.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden ... ...'ın desteğinden yoksun kalan annesi ... ... için 68.668,47-TL ve babası ... ... için 50.968,98-TL destekten yoksun kalma tazminatı tespit edildiği, davacılar vekilinin itirazı üzerine 24.12.2020 tarihinde aktüer bilirkişiden alınan ek raporda 06.06.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden ... ...’ın desteğinden yoksun kalan annesi ... ... için 71.143,85-TL ve babası ... ... için 53.444,36-TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, davacılar vekilinin itirazı üzerine 01.04.2021 tarihinde aktüer bilirkişi raporuna göre; "Her iki sigorta poliçesinin kaza tarihini kapsadığı ve ölüm halinde şahıs başına azami teminat limitinin ayrı ayrı 360.000,00-TLolduğu, her iki davalı sigorta şirketinin 05.07.2019 tarihinde temerrüdünün oluştuğu, müteveffanın hak sahibi davacılardan; ... ...’ın 84.987,42-TL, ... ...’ın 124.805,51-TL tutarında destekten yoksun kalma nedeniyle oluşan maddi zararının bulunduğunun belirlendiği, ceza soruşturması dosyası, müzekkere cevapları, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından; davacıların murisi ve desteğinin 06.06.2019 günü meydana gelen trafik kazasında vefat ettiği, kazanın oluşumunda yolcu olarak bulunan davacıların murisine izafe edilecek bir kusurun tespit olunamadığı, somut olayda davalı vekilinin hatır taşımacılığı itirazının bulunduğu, hatır taşımasının varlığını kabul için, sadece araçta yolcu olmanın yetmeyeceği, taşınanın menfaati dairesinde ve bedelsiz bir taşımanın bulunması gerektiği, somut hadisede araç sürücüsünün nişanlısı ... ... ve arkadaşı olan müteveffa ile birlikte bayram için gittikleri Nevşehir'den Ankara'ya döndükleri sırada kazanın meydana geldiği ve araç sürücüsünün müteveffanın yakın arkadaşı olduğundan hatır indirimi şartlarının somut olayda söz konusu olmadığı, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı ... Sigorta Şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, kazaya karışan diğer ... plakalı aracın ise diğer davalı ... sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, ... Sigorta Şirketine sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında, ... sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu bulundukları, davacıların davalı sigorta şirketlerinden destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan sigorta şirketlerin zararları teminat altına aldığı, davacıların müteveffanın son geliri üzerinden hesabı yapılan denetime elverişli, Yargıtay içtihatlarına ve somut olayın koşullarına uygun olarak hazırlanan bilirkişi raporuna göre poliçe limitiyle sınırlı ve sorumlu olmak üzere destekten yoksun kalma tazminatı alabilecekleri, davalı sigorta şirketlerinin temerrüde düşürüldüğü 05.07.2019 tarihinden itibaren sigortalı araçların kullanım şekli gereği yasal faiz işletilerek davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtilerek; davacıların davasının kabulüne, 93.604,13TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta'dan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine, 31.201,38TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta'dan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine, 63.740,56TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta'dan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine, 21.246,86TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta'dan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine karar verilmiş; 15.09.2021 tarihli tavzih kararı ile “ Mahkemenin 02.07.2021 tarih ve 2019/557 Esas, 2021/515 Karar sayılı kararında davalılardan olan ... Sigorta Genel Müdürlüğü isminin, "... Sigorta Şirketi" olarak değiştirilmesine, Kararın 4. Sayfa, 5. Paragrafında yazılı bulunan "Buna göre; kusur yönünden, olaya karışan davacıların murisi ...'nın ölümü, ... meydana gelen olayda her birinin ayrı ayrı tamamen kusursuz oldukları, mülkiyetinin ... ait olan ve olay tarihinde ... Sigorta poliçesiyle zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunan ... plaka sayılı 2008 model ... marka aracın E sınıfı sürücü belgeli ve dosya kapsamına göre alkolsüz olan sürücü ..., meydana gelen olayda %100 oranında kusurlu olduğu, tazminat yönünden, 09.02.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında Emine Yazcı’nın hayatını kaybetmesi nedeniyle eşi Ahmet Yazcının 177.285,84-TL., kızı ...’nın 21.187,06- TL., kızı ...’nın 34.447,51-TL. destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecekleri, hesaplanan tazminatın poliçe teminat limiti dahilinde kaldığı, temerrüt tarihinin 07.05.207 tarihi olduğunun bildirildiği görüldü." cümlesinin karar yazılırken başka bir karardan kaldığı, bu dosya ile ve taraflarla ilgisinin bulunmadığı, sehven yapılan bu hataların HMK 304 ve devamı maddeleri gereğince sigorta şirketinin unvanının düzeltilmesine ve kararın 4.sayfa 5.paragrafının gerekçeli karardan çıkartılmasına, karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ve davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme gerekçeli kararında yerinde tespit ile kazaya karışan sürücülerin kusurlu ve sorumlu olduğunu, davacıların desteğinin kusur ve sorumluluğu olmadığı belirtilerek hüküm altına alınan tazminatlardan davalıları sorumlu tutmuş ise de davalıların sorumlulukları kusurları oranında değil kanun gereği müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davalılardan ... Sigorta Şirketi'ne sigortalı olan ... plakalı araç, traktör olup ticari araç olduğundan hüküm altına alınan tazminatlara ticari avans faiz işletilmesi gerekirken yasal faiz uygulanmasının hatalı olduğunu, kazaya karışan her iki araç sürücüsü de asli kusurlu olmakla birlikte tazminatların faiz temerrüt tarihlerinin de hatalı tespit edildiğini, hüküm altına alınan tazminatlara kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken bu yönde karar verilmemesinin hatalı olduğunu, mahkemece davacılar lehine hüküm altına alınan tazminat miktarlarının eksik ve hatalı olarak hüküm altına alındığını, tazminat miktarları mahkemenin verdiği süre nedeniyle artırılmış olmakla birlikte istinaf aşamasında kararın kaldırılmasını ihtimaline ve tazminatların daha fazla olduğu belirtilerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak ve davalılar lehine usuli hak doğmaması için fazlaya ilişkin hakları olduğunun tespiti halinde ve yeniden rapor alınarak güncel zararın tespiti durumunda tazminat talepleri için ek dava açma hakkını saklı tuttuklarını, davalılardan ... Sigorta AŞ vekilinin bilirkişi raporuna süresinde sonra itiraz dilekçesi sunduğunu ve davacıların miktar artırım dilekçesine ise itiraz dilekçesi sunmadığını, bu nedenle davalıların istinaf dilekçesinde yeni ileri sürdükleri itirazlara muvafakat etmediklerini, davalıların istinaf yoluna başvuru dilekçelerinin yalnızca davayı uzatmaya yönelik itirazlar olduğundan reddi gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tazminatın hesaplamasının genel şartlarda belirlenen usul ve esaslara uygun olarak TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz üzerinden hesaplanması gerekirken progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli ve E.2019/40; K.2020/40 sayılı Kararı ile KTK’de yer alan birtakım hükümlerin iptaline karar verilmiş ise de iptal kararının eldeki dava yönünden uygulama alanı bulanmadığını, Anayasa Mahkemesi kararı 17.07.2020 tarihinde verilmiş olmakla; iptal kararlarının geriye yürümeyeceği de gözetilerek hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere karar tarihinden önce düzenlenen poliçeler ve meydana gelen kazalar bakımından etkisi bulunmadığını, kaza tespit tutanağı ve varsa ceza soruşturması aşamasında hazırlanan bilirkişi raporu da dikkate alınarak ATK’dan tarafların kusur durumunun mahkemece tespiti gerekirken bu yönde işlem yapılmadığını, sigortalı araç sürüsünün kusursuz olduğunu, kabul anlamına gelmemekle, müteveffanın sigortalı araçta hatır yolcusu olduğundan tazminattan %20'den az olmamak üzere indirim yapılması gerekirken bu yöndeki talebin reddinin yasaya aykırı olduğunu, desteğin müterafik kusurlu olup olmadığı değerlendirilip, tazminat tutarından belirlenecek kusur oranında indirim yapılması gerekip gerekmediğinin araştırılmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kaza yeni genel şartlar döneminde (01.06.2015 tarihinden sonra) meydana geldiğinden TRH 2010 Hayat tablosu ve 1,8 teknik faiz oranına göre hesaplama yapılması gerekirken hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu progressif rant sistemine göre yapılmış olmasının yasaya aykırı olduğunu Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini bu nedenle eldeki davada uygulanmasının mümkün olmadığını, müteveffanın dava konusu olayda müterafik kusur durumu bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken bu yönde araştırma yapılmadığını, kaza tarihindeki verilere göre hesap yapılması halinde davalı şirkete karşı, tazminata; temerrüt tarihinden itibaren faiz işletileceğini, ancak güncel veriler kullanılarak hesaplanan işleyecek dönem zararına ayrıca faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olacağını, gelecek dönem zararına geçmiş tarihten faiz işletilmesinin kabulü mümkün olmadığından ıslah tarihinden, bu talep kabul görmez ise rapor hesap tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

HMK’nın 355 maddesi gereğince davacılar ve davalılar vekillerinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava ölümlü trafik kazasından kaynaklanan, yolcu durumundaki desteğin annesi ve babası tarafından desteğin yolcu olduğu ve karşı aracın ZZMS'na karşı açılan destekten yoksun kalma tazminatına ilişkindir.

Davacılar vekili 06.06.2019 tarihinde davalılardan ... Sigorta Şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı...’ın sevk ve idaresindeki ... traktör ile ... Sigorta AŞ’ne zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı kazada... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacıların kızı ...’nin vefat ettiğini, kazanın oluşumunda her iki araç sürüsünün de kusurlu olup desteğin kusuru bulunmadığını, desteğin kaza tarihinde spor kulübünde çalıştığını, davalı sigorta şirketlerine 21.06.2019 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı anne için 1.000 TL baba için 1.000 TL olmak üzere toplam 2.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 15.04.2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile anne yönünden talebini 124.805,51 TL’ye baba yönünden 84.987,42 TL’ye yükseltmiş, mahkemece desteğin kusursuz, yolcu olarak bulunduğu araç sürüsünün %25, diğer araç sürüsünün %75 kusurlu olduğu gerekçesiyle kusur oranlarına göre davacıların davasının kabulüne, 93.604,13TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta'dan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine, 31.201,38TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta'dan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine, 63.740,56TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta'dan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine, 21.246,86TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta'dan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine dair verilen karara karşı davacılar vekili teselsül hükümlerinin uygulanmamasına, faiz başlangıcına ve çeşidine, tazminat miktarına; davalı ... Sigorta AŞ vekili müterafik kusur, hatır taşıması ve kusur oranına, hesaplama yöntemine; davalı ... Sigorta Şirketi vekili de hesaplama yöntemine, müterafik kusura ve faiz başlangıcına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.

1.6100 Sayılı HMK'nın 297. Maddesinde hükmün kapsamı ve hükümde bulunması gereken hususlar maddeler halinde açıkça düzenlenmiştir. 297/c bendinde “tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan hukuki sonuç ve hukuki sebeplerin” hükmün kapsamı içinde bulunması gereken hususlar olduğu belirtilmiştir.

Yine aynı kanunun 297/2 maddesinde "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemenin de gereği olarak mahkemece verilen hükmün, gerekçeli olması, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında uygunluk ve illiyet bulunması, gerekçenin dosya kapsamına ve uyuşmazlığa ilişkin olması, taleplerin hangi nedenle kabul, hangi nedenle reddedildiğinin gerekçeden anlaşılması ve hükmün infazda tereddüt yaratmayacak mahiyette olması gerekmektedir.Hakim tefhim ettiği karara uygun gerekçeli hüküm oluşturmalıdır.Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir.

Öte yandan, tarafların tüm delilleri toplanıp, inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin,

HMK'nın 298/3. maddesi uyarınca kararı, gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu HMK'nın 294/3. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada HMK'nın 294/4. maddesi hükmüne dayanılarak zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucu tutanağa geçirilip, tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.

Bu gibi hallerde,

HMK'nın 294/3. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

HMK'nın 298/2. maddesi uyarınca, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.12.2011 tarih, 15-708 Esas - 737 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.

Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usûl Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK'na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler.

Dava konusu olayda yargılama yapıldıktan sonra mahkemece gerekçeli kararda “kusur yönünden, olaya karışan davacıların murisi ...'nın ölümü, ... meydana gelen olayda her birinin ayrı ayrı tamamen kusursuz oldukları, mülkiyetinin ... ait olan ve olay tarihinde ... Sigorta poliçesiyle zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunan ... plaka sayılı 2008 model ... marka aracın E sınıfı sürücü belgeli ve dosya kapsamına göre alkolsüz olan sürücü ..., meydana gelen olayda % 100 oranında kusurlu olduğu, tazminat yönünden, 09.02.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ... hayatını kaybetmesi nedeniyle eşi ... 177.285,84-TL., kızı ...’nın 21.187,06- TL., kızı ...’nın 34.447,51-TL. destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecekleri, hesaplanan tazminatın poliçe teminat limiti dahilinde kaldığı, temerrüt tarihinin 07.05.207 tarihi olduğunun bildirildiği….., mahkemece desteğin kusursuz, yolcu olarak bulunduğu araç sürüsünün %25, diğer araç sürüsünün %75 kusurlu olduğu gerekçesiyle kusur oranlarına göre davacıların davasının kabulüne, 93.604,13TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta'dan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine, 31.201,38TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta'dan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine,63.740,56TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta'dan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine, 21.246,86TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta'dan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ... ...'a ödenmesine” şeklinde karar verilmiştir.

Tavzih kararı ile gerekçede yer alan“ kusur yönünden, olaya karışan davacıların murisi ...'nın ölümü, ... meydana gelen olayda her birinin ayrı ayrı tamamen kusursuz oldukları, mülkiyetinin ... ait olan ve olay tarihinde ... Sigorta poliçesiyle zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunan ... plaka sayılı 2008 model ... marka aracın E sınıfı sürücü belgeli ve dosya kapsamına göre alkolsüz olan sürücü ..., meydana gelen olayda % 100 oranında kusurlu olduğu, tazminat yönünden, 09.02.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ... hayatını kaybetmesi nedeniyle eşi ... 177.285,84-TL., kızı ...’nın 21.187,06- TL., kızı ...’nın 34.447,51-TL. destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecekleri, hesaplanan tazminatın poliçe teminat limiti dahilinde kaldığı, temerrüt tarihinin 07.05.207 tarihi olduğunun bildirildiği…..” kısmı hükümden çıkarılmış ise de HMK'nın 305. Maddesi gereğince karar gerekçesinin tavzih yoluyla değiştirilmesi doğru görülmemiştir.

2.2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 88. maddesinde zarar verenlerin birden fazla olması halinde “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi yapılmış, yine TBK 61. maddesinde; “Dış ilişkide, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” denilmiş, 62. madde de ise “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” düzenlemesi ile birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.

Türk Borçlar Kanunun müteselsil borçluluk ve dış ilişki de borçluların sorumluluğu başlıklı 163. maddesinde; “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder” denilerek zarar verenlerin zarar görenlere karşı sorumluluğunun kapsamını düzenlemiştir. Buna göre, zarar gören tazminatın tamamını dilediği takdirde zarar verenlerin hepsinden talep edebileceği gibi, bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir. Burada yasa koyucu zarar görene, tazminatın tamamının zarar verenlerden yalnız birine karşı ileri sürebilmesi imkanı sağlamıştır. Zarar verenlerden biri tazminatın tamamını ödediği takdirde borç ortadan kalkar, dolayısıyla zarar gören öyle bir halde artık diğer zarar verenlerden tazminat talep edemez. Bu nedenle kusursuz zarar görenin zarardan sorumlu olanların birinden, bir kısmından ya da hepsinden zararın tamamını talep etmesi durumunda davalı zarar veren, tazminatın diğer zarar verenlerden talep edilmesi gerektiğini ya da kusuru kadar sorumlu olması gerektiğini ileri süremez. Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, araçta yolcu olarak bulunan desteğin kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. Ancak TBK’nın 163. maddesinde belirtildiği gibi alacaklının borcun tamamını veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden dilerse yalnız birinden isteyebileceği düzenlenmiş olmasına göre, tazminatın davalılardan tahsilini isteyen davacının borcun tamamının talep edildiğini açıkça belirtmesi gerekir.

Somut olayda davacılar vekili, davacıların kızı olan desteğin olayda araçta yolcu olup kusuru bulunmadığını belirterek tazminatın davalı sigorta şirketlerinden müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davacılar vekilinin teselsül hükümlerine dayandığı ve tazminatı davalı sigorta şirketlerinden müşterek ve müteselsil istediği ayrıca hükme esas aktüer raporuna göre bedel arttırım dilekçesinde de talebini müşterek ve müteselsil tahsilini istediğinden desteğin yolcu ve kusursuz olduğu talebin de teselsül hükümlerine dayandığı gözönüne alınarak yukarıdaki açıklanmalar doğrultusunda belirlenecek tazminatın tamamından davalı sigorta şirketlerinin sorumlu olduğu gözönüne alınarak teselsül hükümlerine göre karar verilmesi gerekirken kusur oranına göre karar verilmesi doğru görülmediğinden davacılar vekilinin anılan yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.

3.6098 sayılı Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52.maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır.

Hatır için taşıma ve aracın hatır için verilmesinde işletenin sorumluluğunun genel hükümlere tabi tutulmuş olması nedeniyle her olayda hâkim işinin özelliğini göz önünde tutarak işleteni tamamen sorumluluktan kurtarabileceği gibi, tazminattan indirim de yapabilir. Hatır taşıması hakim tarafından re’sen gözetilemez. Bu nedenle hatır taşımacılığını işletenin, sürücünün ve işletenin sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketinin ileri sürmesi gerekir. Hatır taşıması olduğunu ispat yükü iddia edene ait olup, bu taşımanın bir hatır için yapıldığını veya aracın hatır amaçlı olarak verildiğini ispat etmekle yükümlüdür.

Davaya konu olayda davacılar vekili yolcu konumundaki desteğin kusursuz olduğunu belirterek tazminat talebinde bulunduğu, davacılar desteği ... ...'ın yolcu olarak bulunduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından süresinde verilen cevap dilekçesi ile davacının araçta hatır için taşındığını iddia edildiği, mahkemece destek ile yolcu olduğu araç sürüsünün arkadaş olduğu gerekçesiyle hatır taşımasının sözkonusu olmadığı gerekçesi ile tazminattan indirim yapılmamış ise de; desteğin yolcu olduğu araç sürüsü ...’ın 06.06.2019 tarihli hazırlık ifadesinde olay günü bayram nedeniyle gittikleri Nevşehir’den Ankara’ya dönerken kaza yaptıklarını, ön koltukta nişanlısı ...’nin arka koltukta arkadaşı ...’nin olduğunu beyan ettiği anlaşıldığından bu durumda, taşımanın hatır için olup olmadığı, hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı, kimin yararına olduğu, araç sürücüsünün bayram nedeniyle gittikleri Nevşehir'den Ankara'ya dönerken kazanın olduğunun anlaşılmasına göre hangi amaçla taşıma yapıldığı hususunda davalı sigorta şirketine ispat imkanı verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davalı ... Sigorta AŞ'nin hatır taşıması def'in reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

4.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.

Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y.

2015.S.

582.Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.

Davalı sigorta şirketleri vekilleri cevap dilekçesinde desteğin emniyet kemeri takılı olmadığı için müterafik kusurlu olduğunu, belirlenecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirttiği halde mahkemece bu konuda değerlendirme yapılmadığı ve karar gerekçesinde bu hususun tartışılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece desteğin emniyet kemerinin takılı olup olmadığı, takılı değilse ise kazanın oluş şeklide değerlendirilerek emniyet kemerinin takılı olmamasının zararı artırıp artırmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususa ilişkin değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle davacılar vekili ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre davacılar vekili ile davalılar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.Davacılar vekili ile davalı ... Sigorta AŞ vekili ve ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davacılar ve davalılar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

2.Davacılar ve davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırdıkları oranda ilgilisine iadesine,

3.İstinaf yoluna başvuran davacılar ve davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,

4.Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2021/11855 esasına ... Sigorta tarafından yatırılan 260.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,

5.Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2021/11855 esasına ... Sigorta AŞ tarafından yatırılan 350.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,

6.Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25.01.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.