4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2023/14587 E. , 2023/26360 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (e) bendi, 29 uncu maddesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 5 ay 1 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına; 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilen cezaların 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Malatya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2021 tarihli ve 2021/475 Esas, 2021/488 Karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.10.2023 gün ve 2023/104221 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “1-Sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125/1. maddesi gereğince 6 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, bu ceza miktarı üzerinden 5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesi uyarınca 1/6 oranında artırım yapılması gerekirken 1/6 oranında indirim yapılması sonucu 5 ay hapis cezasına cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesi gereğince ¼ oranında indirim yapılarak 3 ay 22 gün hapis cezası belirlemek suretiyle eksik ceza tayin olunmasında,
2.Malatya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/09/2021 tarihli kararında sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak alınan Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/06/20218 tarihli ve 2016/309 esas, 2018/406 sayılı ilamının, sanığın değil müştekinin adli sicil kaydında yer alan bir ilam olduğu ve sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas sabıka kaydının bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dair yazılı şekilde karar verilmesinde,
3.Tekerrüre esas sabıkası bulunduğu kabul edilen sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 58/3. maddesindeki "tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur" hükmü uyarınca, atılı suçları düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 86/2 ve 125/1. maddelerinde hapis veya adli para cezasının seçimlik olduğu gözetilerek, hüküm kurulurken hapis cezasının seçilmesi karşısında, yukarıda anılan gerekçe uyarınca sanık hakkında tekerrür hükümlerinin yanlış uygulandığı, bu durumda hapis cezasının seçilmesi zorunluluğu ortadan kalktığından adli para cezasının da seçilebileceği gözetilmeden, yazılı şeklide karar verilmesinde, ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni bir hukuka aykırılık durumunun incelenmesi gerekmektedir. 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrasının "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." ve aynı Kanun'un sekizinci fıkrasının "Basit yargılama usulü, bu kapsama giren suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz." biçimindeki düzenlemesi göz önüne alındığında, sanık hakkında hakaret suçundan yargılama yapılarak, eylemin aleni ortamda gerçekleştirilmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmış olması karşısında, suçun Kanun maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı 2 yılı aştığından hakaret suçu ve birlikte işlenen kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde düzenlenen basit yargılama usulünün uygulanamayacağının gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Yargıtay incelemesi sırasında saptanan ve yukarıda belirtilen yeni hukuka aykırılık nedeni, kanun yararına bozma konusu yapılmadığından belirtilen kanun yolunun niteliği gereği resen giderilemeyecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.7.2007 gün ve 2007/145-172 sayılı, 27.3.2007 gün ve 2007/73-76 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere hükümdeki diğer yasaya aykırılıklar giderilmeden, uyuşmazlık konusunda karar verilmesi halinde, hukuka aykırılıkları giderme ve ülkede uygulama birliğini hukuka uygunlukla sağlama amacına hizmet için öngörülen "Kanun yararına bozma" kurumu, bünyesinde hukuka aykırılık taşıyan hükümleri onaylama sonucunu doğuracaktır. Bu nedenle kanun yararına bozma konusunun bu aşamada sonuçlandırılmasına yer olmadığına, inceleme konusu hüküm hakkında belirlenen husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Oy birliğiyle, 26.12.2023 tarihinde karar verildi.