17. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2020/952
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/02/2020
NUMARASI : 2017/1413 Esas 2020/187 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
BAM KARAR TARİHİ : 02/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/01/2024
Davalı sigorta şirketi vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili mahkememize ibraz ettiği 14/12/2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin sahibi olduğu ses ve ışık ve görüntü sistemlerini muhtelif organizasyonlar için yapımcı ya da organizasyonculara kiralama işi yaptığını, müvekkili şirketin mallarını ses yarışması için ... Hizmetlerine kiraladığını, İzmir' den Ankara'ya gidiş geliş Nakliye işi için Davalı ... TİC. LTD. ŞTİ. ile anlaştığını, 29.03.2016 tarihinde davalı şirketine kayıtlı ... plakalı araç ve buna bağlı ... plakalı römorka müvekkilinin mallarının yüklendiğini ve nakliye aracının Ankara'ya yola çıktığını, nakliye aracının uşak yolu üzerinde ... plakalı araç ile karıştığı kaza neticesinde müvekkil şirketin mallarının zarar gördüğünü, 30.03.2016 tarihinde kaza gören araçtaki mallar davalı nakliye şirketinin başka bir aracı ile teslim yeri olan Ankara'daki Selim Sırrı Tarcan Spor Salonuna taşınıp ve sigorta şirketi eksperi tarafından fotoğrafları çekilerek ilk incelemenin yapıldığını, 14.04.2016 tarihinde şirketin Bornova Işıkkent'teki deposunda 2. bir inceleme yapıldığını, bu incelemeye hasarlı malların distribütör ve teknik servislerinden birer kişinin iştirak ettiğini, servis raporları ve görüşler ilgili sigorta eksperine bildirilmesine rağmen davalı sigorta şirketince eksik ve hatalı bir bilirkişi raporu düzenlendiği ve müvekkili şirketin gerçek zararının hesap edilemediğini, bu sebeple ilgili raporu kabul etmediklerini, ses ile ışık ve görüntü sistemlerinin hassas ve oldukça pahalı ürünler olduğunu, üretici ve imalatçı firmaların incelemesi neticesinde hasar gören malzemelerin kullanılmasının sakıncalı olduğunun müvekkil şirkete bildirildiğini, bu sebeple söz konusu malzemelerin yeniden ithalatı ve bazılarının ise tamir edilmesinin zorunlu olduğunu, Ankara'daki alıcı şirket ile anlaşmasının bozulmaması için 3. bir şirketten hasarlı malların yerine mal temin ederek işin görülmesini sağladıklarını, bir kısım hasar gören malları ise kendi imkanlarıyla onarmak ve yenilemek zorun kaldıklarını, davalılara 10.11.2016 tarihinde müvekkilinin zararının ödenmesi konusunda başvuru yapıldığı ancak müvekkili şirketin zararının giderilmediğini, dava konusu malların Türkiye' de satışı olmayan oldukça zor ve maliyetli tedarik edilen ürünler olduğunu, davalı ... şirketinin diğer davalı ... Şirketi tarafından nakliyat yurtiçi taşıyıcı sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, kaza neticesinde müvekkilinin uğradığı zarardan müşterek ve müteselsil sorumlu olduklarını, gerçek zararın tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesi gerektiğini belirterek, malları taşıma sırasında meydana gelen trafik kazası sebebiyle gördüğü zararın, keşif ve bilirkişi incelemesi ile tespiti ile 75.000,00 TL (fazlaya ilişkin ıslah ve hakkı saklı kalmak kaydıyla) olay tarihinden itibaren işlemiş ticari faiziyle davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili, yargılama ile vekalet ücretlerinin karşı davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekilinin davaya cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde 14/08/2015/-14/08/2016 vadeli ve 34200000001063 numaralı nakliyat yurtiçi taşıyıcı sorumluluk poliçesi ile sigortalı ... Ticaret Ltd Şti' ne ait ... plakalı kamyon ve bu kamyona bağlı ... plakalı römorkta davacı ... firması tarafından Ankara'da Selim Sırrı Tarcan Spor Salonunda yapılacak bir ses yarışması için ... firmasına kiraya verilen emtia İzmir'den Ankara'ya sürücü ... idaresinde götürülürken 03:45 sularında Uşak'tan Afyon'a seyir halindeyken Dörtyol kavşağı gençlik parkı önünde park halinde bulunan ... plakalı ... Marka çekiciye bağlı ... plakalı ... marka yarı römorka çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu trafik kazasına istinaden trafik kazası tespit tutanağı tanzim edildiğini, tutanakta ...'ın KTK'nın 52/1-A kuralını ihlal ettiğini, tutanakta diğer araç ... plakalı ... marka çekici ve ... plakalı doğuş marka dorse sürücüsü ...' in ise 2918 sayılı KTK'nın 60/1-A kuralını ihlal ettiğinin tespit edildiğini, söz konusu trafik tespit tutanağında anlaşıldığı üzere müvekkilinin sigortalısı ... plakalı araç sürücünün TALİ (%25) kusurlu olduğunu, diğer araç ... plakalı çekici ve bağlı ... dorsenin sürücüsü ...' in ASLİ (%75) kusurlu olduğunu, müvekkili şirket hasarın tespiti için ... Hiz. Ltd. Şti' den ekspertiz incelemesi istemiş ve bu inceleme sonucunda onarım ve yenileme tutarı 55.661,19 TL + hasarlı ...'lerin onarım ve yenileme tutarı 25.027,75 olmak üzere toplam 80.688,94 TL bulunmuş olduğu ve bu tutardan 3.000,00 TL sovtaj tenzili -4.000,00 TL de muafiyet tenzili yapıldıktan sonra 73.688,94 TL toplam kabul tutarı olarak tespit edildiğini, müvekkili sigorta şirketince eksik sigorta sonucu toplam hasar 72.005 TL belirlendiğini sigortalının %25 tali kusuruna göre 18.001 TL davacı tarafa ödenmek istendiğini ve ibraname hazırlandığını, davacı tarafa hasarın %75'lik kısmından kazanın meydana gelmesinden asli kusurlu olan ... plakalı çekici ve ... plakalı araç olduğu için hasarın %75 kısmını kusurlu aracın ZMMS'cısı olan ... Şirketi'n den ve bu aracın malikinden talep etmesi gerektiğinin bildirildiğini, müvekkili sigorta şirketinin sigortalısının kusuru oranında ve poliçe teminatı ile sınırlı olarak oluşan hasardan sorumlu olduğunu, somut olayda müvekkilinin sigortalısının tali kusurlu olduğu sabit olduğu ve davacı tarafça asli kusurlu kişiler bilindiği halde tüm zararın müvekkilinin sigortalısı ve müvekkili şirketten talep edilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, davacı tarafın poliçe kapsamında bulunmayan taleplerinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını belirterek işbu davanın kaza tarihi olan 29.03.2016 tarihinde kazaya asli kusuru ile sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın 12.05.2015 başlangıç ve 12.05.2016 bitiş tarihli ve 261422018 nolu karayolları zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile trafik sigortacısı olan ... Şirketine ihbar edilmesini ve davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasıdır.
Mahkememizce yapılan inceleme neticesinde istem konusu edilen maddi tazminata yönelik kusur rapora aldırılmıştır. Söz konusu kusur raporuna her ne kadar davacı ve davalı Sigorta şirketi tarafından itiraz edilmiş ise de kusur raporunun konunun uzmanı bilirkişi tarafından hazırlanmış olması ve dosya muhteviyatı ile uyumlu olması nedeniyle kusur raporuna yapılan itirazların yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Her ne kadar dosyamıza istem konusu edilen maddi tazminat miktarının belirlenmesi açısından kök ve ek rapor sunulmuş ise de her iki raporda da hesaplama yöntemlerinin aynı olması ve her iki raporda da itirazların aksine gerçek zararın belirlenmesi yönteminin doğru olarak hesaplanmış olması nedeniyle birbirleri ile uyumlu olduğu görülmüştür. Her iki raporun da birlikte değerlendirilmesi suretiyle yapılan incelemede söz konusu eşyanın hasarsız gerçek değerinin ve hasar bedelinin tamiri mümkün olan eşya için yetkili servis ve serbest piyasa teklifleri tek tek belirlenmesi suretiyle yabancı para cinsinden değeri olanlar, alış ve hasar tarihleri itibariyle geçerli olan ... Efektif Kurları üzerinden TL'ye çevrilmiş ve ayrıca kullanılmış eşyaların ikâme bedelleri,amortisman bedelleri mahsup edilmek suretiyle yapılan sınıflandırmaya uygun bir şekilde %18, %8 ve %1 KDV oranları göz önünde bulundurulmak suretiyle gerçek zarar hesabı yapılmıştır. Söz konusu gerçek zarar hesabı neticesinde ortaya çıkan tutardan sovtaj bedeli ve Sigorta Poliçesi muafiyet bedeli tenzil edilmiştir. Ayrıca davalı taşıyıcının yasal sorumluluk miktarı da yasal mevzuat kapsamında net değerlemesi yapılmıştır. Dolayısı ile davacının gerçek zararının 88.114,35 TL olduğu şeklinde yapılan hesaplama ve değerlendirmeleri içerir raporun konunun uzmanı bilirkişiler tarafından hazırlanmış olması ve yapılan hesaplamaların yasal mevzuat ile uyumlu olması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde hükme esas alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Sonuç kanaate geçmeden evvel şu hususun belirtilmesinde fayda vardır her ne kadar kazada davalı araç sürücüsünün %25 oranda kusurlu olduğu ve bu nedenle davalıların kusur nispetinde sorumluluğu düşünülse bile söz konusu kusur durumu davalı tarafların iç ilişkisi ile ilgili olması nedeniyle somut olay bakımından gerçek zarar miktarından davalıların sorumluluğunun gündeme gelebilmesi için kusurlu olmaları yeterli görüldüğünden kusur nispetinde sorumluluk değerlendirilmesi yapılmamış gerçek zarar üzerinden tam sorumluluk değerlendirilmesi yapılmıştır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile dava dışı ... .. hizmetleri arasında bulunan ve davacının maliki olduğu ses, ışık görüntü sistemleri kiralamasına yönelik sözleşme uyarınca 28/03/2016 tarihinde davacı şirketin bahse konu ürünlerinin İzmirdeki deposundan davalı ... Tic. Ltd. Şti'nin maliki olduğu ... plaka sayılı çekici ve buna bağlı ... plaka sayılı römorka yüklendiği ve buradan teslimat yeri olan Ankara iline yola çıktığı, taşıma işinin dosya kapsamındaki belgelerden sabit olduğu, bu taşıma işi sırasında davalı aracı ve römork'un dava dışı ... plaka sayılı araç ile 29/03/2016 tarihinde kazaya karıştığı, davacının söz konusu kazada mütefarik kusurunun bulunmadığı, söz konusu kazada davalı araç sürücüsünün %25 oranda kusurlu olduğu, Davalı ... Tic. Ltd. Şti ile diğer davalı arasında 14/08/2015-14/08/2016 tarihleri arasında dönemde geçerli olan yani kaza tarihini de kapsar biçimde 348400000001063 numaralı nakliyat yurtiçi taşıyıcı sorumluluk poliçesinin bulunduğu söz konusu kaza nedeni ile davacı ürün ve ekipmanlarının zarara uğradığı, bu sigortalık ilişkisinden kaynaklı araç başı 400.000,00 TL'lik risklerin teminat altına alındığı, taşınan ürünlerin sigorta bedelinin toplam 267.101,84 TL olduğu, dava konusu gözönüne alındığında ortada eksik sigortanın bulunmadığı, ürünlerin toplam hasar miktarının 93.114,35 TL olduğu bu tutardan sovtaj bedelinin ve muafiyet bedelinin düşülmesi şeklinde hesaplamanın yasal mevzuat ile uyumlu olduğu ve neticede davacının gerçek zararının 88.114,35 TL olduğu, davalı taşıyıcının TTK 872. maddesindeki kurtuluş kanıtına ilişkin bir halinin somut olay bakımından bulunmadığı neticede gerçek zararın yasal sorumluluk limitinde kaldığı anlaşıldığından 88.114,35 TL gerçek zararın olay tarihi olan 29/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "Davanın KABULÜNE, Davacı ile dava dışı ... .. Hizmetleri arasında bulunan ve davacının maliki olduğu Ses, Işık Görüntü Sistemleri Kiralamasına yönelik sözleşme uyarınca 28/03/2016 tarihinde davacı şirketin bahse konu ürünlerine İzmirdeki deposundan davalı ... Tic. Ltd. Şti'nin maliki olduğu ... plaka sayılı çekici ve buna bağlı ... plaka sayılı römorka yüklendiği ve buradan teslimat yeri olan Ankara iline yola çıktığı, taşıma işinin dosya kapsamındaki belgelerden sabit olduğu, bu taşıma işi sırasında davalı aracı ve römork'un dava dışı ... plaka sayılı araç ile 29/03/2016 tarihinde kazaya karıştığı, davacının söz konusu kazada mütefarik kusurunun bulunmadığı, söz konusu kazada davalı araç sürücüsünün %25 oranda kusurlu olduğu, Davalı ... Tic. Ltd. Şti ile diğer davalı arasında 14/08/2015-14/08/2016 tarihleri arasında dönemde geçerli olan yani kaza tarihini de kapsar biçimde 348400000001063 numaralı nakliyat yurtiçi taşıyıcı sorumluluk poliçesinin bulunduğu söz konusu kaza nedeni ile davacı ürün ve ekipmanlarının zarara uğradığı, bu sigortalık ilişkisinden kaynaklı araç başı 400.000,00 TL'lik risklerin teminat altına alındığı, taşınan ürünlerin sigorta bedelinin toplam 267.101,84 TL olduğu, dava konusu gözönüne alındığında ortada eksik sigortanın bulunmadığı, ürünlerin toplam hasar miktarının 93.114,35 TL olduğu bu tutardan sovtaj bedelinin ve muafiyet bedelinin düşülmesi şeklinde hesaplamanın yasal mevzuat ile uyumlu olduğu ve neticede davacının gerçek zararının 88.114,35 TL olduğu, davalı taşıyıcının TTK 872. Maddesindeki kurtuluş kanıtına ilişkin bir halinin somut olay bakımından bulunmadığı neticede gerçek zararın yasal sorumluluk limitinde kaldığı anlaşıldığından 88.114,35 TL gerçek zararın olay tarihi olan 29/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kusur oranları dikkate alınmadan %100 kusur oranı üzerinden müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğu, dava konusu trafik kazasında müvekkiline sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu, kazaya karışan diğer araç olan ... plakalı çekici ve bağlı ... dorsenin sürücüsü ...'in asli kusurlu olduğunun yerel mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporu ile de belirlendiği, dava konusu kazaya, asli kusuru ile sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın kaza tarihinde 12/05/2015-2016 vadeli, 261422018 Sayılı Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında ... Şirketi'ne sigortalı olduğu, bu nedenle huzurdaki davanın ... Şirketi'ne ihbar edildiği, müvekkili sigorta şirketinin sigortalısının kusuru oranında ve poliçe teminatı ile sınırlı olarak oluşan hasardan sorumlu olduğu, somut olayda müvekkilinin sigortalısının tali oranında kusurlu olduğu mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği halde, mahkemenin %100 kusur üzerinden müvekkili sigorta şirketi aleyhine hüküm kurmasının hatalı olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararlarının da sigorta şirketlerinin kusurları oranında sorumlu tutulması yönünde olduğu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının ıslahla talep ettiği kısmın zamanaşımına uğramış olup ıslah edilen kısım bakımından süresinde zamanaşımı defiinde bulunulmuş olmasına rağmen mahkemenin müvekkili şirket bakımından ıslah edilen kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermesi gerekirken gerekçeli kararda bu yöndeki itiraz ve savunmalarına hiç değinmeyerek ıslahlı tutara hükmetmesinin hatalı olduğu, davacı tarafın ıslah dilekçesinin tarihinin 16.09.2019 olup davacı tarafın ıslah beyanının taraflarına 17.09.2019 tarihli duruşmada elden tebliğ edildiği, davacının ıslah beyanına beyanda bulunmak üzere taraflarına verilen 7 gün kesin süre içinde aynı gün 17.09.2019 tarihinde UYAP üzerinden davacı tarafın ıslah beyanına karşı beyanları ve ıslah edilen tutara ilişkin zamanaşımı defi ve itirazın sunulduğu, yerel mahkemenin tüm itiraz ve savunmalara rağmen gerekçeli kararda bu hususa hiç değinmediği, Türk Ticaret Kanunu'nun 1420. maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler hasar tarihinden itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar hükmünün yer aldığı, somut olayda olay hasar tarihi 29.03.2016 olup, 29.03.2018 tarihi itibariyle talep edilmeyen sigorta sözleşmesinden doğan alacakların zamanaşımına uğradığı, davacı tarafın ıslah tarihi 29.03.2018 tarihinden çok sonra olup, ıslahla talep ettiği kısım olan 13.114,35 TL alacağın zaman aşımına uğradığı, açılan dava kısmi alacak davası olup nitekim tutarın ıslahla arttırıldığı, zamanaşımı def'inin kabulü ile ıslahla talep edilen tutarın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiği, hükmedilen tazminat tutarı fahiş olup raporlar arasındaki çelişki giderilmeden verilen kararın hatalı olduğu, müvekkili şirket tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucu düzenlenen yeminli ekspertiz raporunda toplam hasar tutarı 72.005,00 TL olarak belirlenmişken hükme esas alınan bilirkişi raporunda 88.114,35 TL hesaplandığı, iki rapor arasında fahiş fark bulunmakta olup, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden verilen karar hatalı oluştuğundan bahisle müvekkili sigorta şirketi aleyhine açılan davanın reddine, aksi takdirde itirazlar doğrultusunda yeniden hüküm tesis edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; taşımadan kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili, davacı şirket tarafından Ankara'daki bir ses yarışması için dava dışı şirketten kiralanan malların İzmir'den Ankara'ya gidiş geliş nakliye işi için davalı taşıma şirketiyle anlaşma sağlandığı, işbu anlaşma kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete 05/04/2016 tarihli fatura kasamında 5.900,00 TL ödeme yapıldığı, 29/03/2016 tarihinde davalı şirkete ait ... plakalı çekici ve buna bağlı ... plakalı römorka malların yüklendiği ve aracın yola çıktığı, Banaz Uşak yolu üzerinde işbu aracın ... plakalı araç ile kazaya karışması neticesinde malların zarar gördüğünden bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 75.000,00 TL maddi tazminatın davalı taşıma şirketi ile davalı şirket tarafından yapılan taşımaları Nakliyat Yurt içi Taşıyıcı Sorumluluk Sigortasıyla sigorta kapsamına alan davalı sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili sunmuş olduğu 16/09/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle bilirkişi ek raporunda tazminat tutarının 88.114,35 TL hesaplanmış olması nedeniyle dava değerini 88.114,35 TL olarak ıslah ettiklerini bildirmiştir.
Davalı ... A.Ş vekili; davalı sigorta şirketi nezdinde 14/08/2015-14/08/2016 tarihleri arasında Nakliyat Yurt içi Taşıyıcı Sorumluluk Poliçesi ile sigortalı davalı şirkete ait ... plakalı kamyon ve bu kamyona bağlı ... plakalı römorkun karışmış olduğu 29/03/2016 tarihli trafik kazasında sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında tali kusurlu, diğer araç sürücüsünün ise %75 oranında asli kusurlu olduğu, işbu kaza sonrasında ekspertiz tarafından düzenlenen rapora göre toplam 80.688,94 TL hasar tutarının hesaplandığı, bu tutardan 3.000,00 TL sovtaj, 4.000,00 TL muafiyet yapıldıktan sonra toplam 73.688,94 TL tutara ulaşıldığı ve davalı sigorta şirketince eksik sigorta sonucu toplam hasar tutarının 72.005,00 TL olarak belirlendiği ve bunun da sigorta araç sürücüsünün %25 tali kusuruna göre 18.001,00 TL' nin davacı tarafa ödenmek istendiği, ancak davacı tarafça hazırlanan ibranamenin kabul edilmediği, kazaya karışan dava dışı aracın ZMMS sigortacısı olan ... A.Ş aleyhine dava yöneltilmediğinden bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, davacı ile dava dışı ... .. Hizmetleri arasında bulunan ve davacının maliki olduğu Ses, Işık Görüntü Sistemleri Kiralamasına yönelik sözleşme uyarınca 28/03/2016 tarihinde davacı şirketin bahse konu ürünlerinin İzmirdeki depodan davalı ... Tic. Ltd. Şti'nin maliki olduğu ... plaka sayılı çekici ve buna bağlı ... plaka sayılı römorka yüklendiği ve buradan teslimat yeri olan Ankara iline yola çıktığı, taşıma işinin dosya kapsamındaki belgelerden sabit olduğu, bu taşıma işi sırasında davalı aracı ve römork'un dava dışı ... plaka sayılı araç ile 29/03/2016 tarihinde kazaya karıştığı, davacının söz konusu kazada mütefarik kusurunun bulunmadığı, söz konusu kazada davalı araç sürücüsünün %25 oranda kusurlu olduğu, davalı ... Tic. Ltd. Şti ile diğer davalı arasında 14/08/2015-14/08/2016 tarihleri arasında dönemde geçerli olan yani kaza tarihini de kapsar biçimde 348400000001063 numaralı nakliyat yurtiçi taşıyıcı sorumluluk poliçesinin bulunduğu söz konusu kaza nedeni ile davacı ürün ve ekipmanlarının zarara uğradığı, bu sigortalık ilişkisinden kaynaklı araç başı 400.000,00 TL'lik risklerin teminat altına alındığı, taşınan ürünlerin sigorta bedelinin toplam 267.101,84 TL olduğu, dava konusu gözönüne alındığında ortada eksik sigortanın bulunmadığı, ürünlerin toplam hasar miktarının 93.114,35 TL olduğu bu tutardan sovtaj bedelinin ve muafiyet bedelinin düşülmesi şeklinde hesaplamanın yasal mevzuat ile uyumlu olduğu ve neticede davacının gerçek zararının 88.114,35 TL olduğu, davalı taşıyıcının TTK 872. maddesindeki kurtuluş kanıtına ilişkin bir halinin somut olay bakımından bulunmadığı neticede gerçek zararın yasal sorumluluk limitinde kaldığı anlaşıldığından 88.114,35 TL gerçek zararın olay tarihi olan 29/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İşbu karar davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında dava konusu trafik kazası nedeni ile kusur oranlarının tespiti açısından alınan raporda aynen " dava dışı sigortalı araç sürücü ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile, park halindeki ... plakalı ... marka çekiciye bağlı olan ... plakalı yarı römorkun 29/03/2016 tarihinde yapmış oldukları maddi hasarlı trafik kazası neticesinde, sürücü ... sevk ve idaresindeki davalı taşıma şirketi adına kayıtlı ... plakalı araç ve buna bağlı ... plakalı römorklu aracı ile, Dörtyol kavşağı Gençlik Parkı önünde park halinde bulunan ... plakalı ... marka çekiciye bağlı ... plakalı yarı römorka sağ arka tarafından çarpması nedeniyle 2918 Sayılı KTK'nun m.52/A maddesi ve m.52/B "maddesini ihlali neticesinde kazanın oluşumunda % 25 oranında etken ve tali kusurlu olduğu, karayolunda park halindeki araç sürücüsü ...'in park halinde bulunan ... plakalı ... marka çekiciye bağlı ... plakalı yarı römorkunu, karayolu üzerinde, tarafık yasa ve yönetmeliğine aykırı bir şekilde duraklamanın yasaklandığının bir trafik işareti ile belirtilmiş olduğu yerde duraklaması/park etmesi nedeniyle, kazaya sebebiyet verdiğinden 2918 Sayılı KTK'nun m.60/A maddesini, ihlali neticesinde kazanın oluşumunda % 75 oranında etken ve asli kusurlu olduğu" yönünde görüş belirtildiği görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı tarafça talep edilen tazminat tutarının hesaplanması için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve ek raporda sonuç olarak; davacıya ait ses ve ışık cihazları ile sistem case 'terinden oluşan eşyasının İzmir-Ankara-İzmir arasında taşınması işini üstlenen davalı taşıyıcı şirketin araç sürücüsünün karıştığı trafik kazası nedeniyle maddî zarara uğradığı ve dava konusu trafik kazasının oluşumunda araç sürücüsünün %25 oranında kısmî kusurlu olduğunun tesbit edildiği, bu nedenle zararın doğmasında davalı taşıma şirketinin davranışlarının da etkisinin olduğu, yüke özen gösterme yükümlülüğünün ihlâl edildiği hususunun kesinlik kazandığı, davalı taşıyıcının gördüğü hizmetin ayıplı nitelik taşıdığı, taşıma hizmetine ilişkin edimin kötü ifa edildiği, diğer davalı sigorta şirketi açısından eksik sigortadan söz etmenin mümkün olmadığı, söz konusu eşyanın hasarsız değerinin (sigorta bedeli) 267.101,84 TL., hasarlı bedelinin ise 93.114,35 TL olarak hesaplandığı, 1000,00 TL sovtaj bedeli ve 4000,00 TL sigorta poliçesi muafiyet bedeli tenzil edildikten sonra hasar tutarının ve sonuç olarak davacının gerçek zararının 88.114,35 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin gerçek zarar miktarı ve sigorta limiti ile sorumlu olduğu için hasar miktarının sigorta limiti dahilinde kaldığı, buna göre, davalı sigorta şirketinin 88.114,35 TL zarardan sorumlu tutulabileceği ve halefıyet ilkesi gereği diğer sorumlulara rücu hakkı bulunduğu, ancak mahkemece davalı sigortacının sigortalısının trafik kazasının oluşumundaki %25 kusuru nispetinde sorumlu olacağına karar verilmesi halinde sorumluluk miktarının 22.028,58 TL olarak hesaplandığı, ayrıca SDR (Özel çekme Hakkı) cinsinden yapılan hesaplamalara göre davalı taşıyıcının yasal sorumluluk sınırının 112.377,83 TL. olarak tesbit edildiği ve tespit edilen hasar bedelinin bu sorumluluk sınırının dahilinde kaldığının tespit edildiği bildirilmiştir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir.
Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
Yine 6098 Sayılı TBK'nun 61. maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğü şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır.
Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, davacı taraf kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir.
Dava konusu somut olayda; davacı tarafa ait malların davalı taşıma şirketine ait ... plakalı kamyon ve bu kamyona bağlı ... plakalı römorkla taşınması sırasında 29/03/2016 tarihinde dava dışı başka bir araç olan ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde hasarlandığı dosya kapsamı belgelerle sabittir.
Davacı vekili tarafından iş bu davanın, davalı taşıma şirketi ve bu taşıma işlemini Nakliyat Yurt içi Taşıyıcı Sorumluluk Poliçesi ile sigorta kapsamına alan davalı sigorta şirketine yöneltildiği ve dava dilekçesinde dava konusu trafik kazası nedeni ile davalıların, sigortalı aracın kusuru oranında sorumlu tutulmasına ilişkin bir istemin bulunmadığı, aksine dava konusu tazminatın tamamının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin talep edildiği ve mahkemece de bu yönde karar verildiği anlaşılmıştır. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, davacı tarafın kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından, isterse bir kısmından isteyebileceğinden davalı sigorta vekilinin davalı sigorta şirketinin sigortalı aracın kusuru oranında sorumlu tutulması gerektiği yönündeki istinaf nedenleri KTK 88, B.K.142 ve TBK 61. maddeleri gereğince yerinde değildir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/10126 Esas 2019/4053 Karar sayılı ilamı bu yöndedir.)
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı vekili tarafından dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydı ile iş bu davanın HMK 109. maddesi gereğince kısmi dava olarak açıldığı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 16/09/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle bilirkişi ek raporunda tazminat tutarının 88.114,35 TL hesaplanmış olması nedeniyle dava değerinin 88.114,35 TL olarak ıslah edildiği ve ıslah harcının da yatırıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekilince sunulan ıslah dilekçesi davalı sigorta vekiline 17.09.2019 tarihli duruşmada tebiliği edilmiş ve davalı sigorta vekili tarafından mahkemece verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde 17.09.2019 tarihinde sunulan dilekçe ile ıslah edilen kısım yönünden zaman aşımı def'i ileri sürülmüş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince bu konuda bir karar verilmediğinden davalı sigorta vekilinin bu hususu istinaf nedeni olarak ileri sürdüğü görülmüştür.
Yukarıda belirtildiği şekilde iş bu dava açılış şekli itibariyle kısmi dava olarak açılmıştır. Fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava açılması halinde, zamanaşımı sadece kısmi davada talep edilen kısım yönünden kesilmiş olup varsa bakiye zarar için zamanaşımı süresi kesilmez, işlemeye devam eder. Kısmi davada fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulması, zamanaşımı süresi içinde talep edilecek zarar yönünden önem taşır. Bu nedenle zamanaşımının başladığı tarihten itibaren yine aynı zamanaşımı süresi içinde, bakiye zarar için ek dava açılabileceği gibi kısmi davada talep edilen zarar miktarı ıslah yolu ile de artırılabilir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nun 1420. maddesi genel kural olarak sigorta sözleşmelerinden doğan bütün taleplerin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 2 yılda zamanaşımına uğrayacağı hükmünü getirmiştir. Aynı Kanun'un 1446. maddesinde, sigorta ettirenin, rizikonunun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirmesinin gerektiği,
TTK 1427/2 . maddesinde ise, sigorta tazminatı veya bedelinin, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde TTK 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı düzenlenmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere kısmi davada, zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için kesildiğinden ve geriye kalan meblağ için işlemeye devam ettiğinden ek dava ile talep edilecek ya da ıslahla artırılacak kısım yönünden de zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir.
Dava konusu somut olayda 29.03.2016 tarihinde trafik kazası meydana geldiği, davalı sigorta şirketi tarafından dosyaya sunulan hasar dosyası içeriğinde bir sureti bulunan 28.11.2016 tarihli ekspertiz raporunun incelenmesinden, ekspertiz talep tarihi olarak 29.03.2016 ve ekspertiz tarihi olarak da 30.03.2016 tarihi kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda sigorta şirketine başvuru tarihi ve hatta ekspertiz rapor tarihi dikkate alındığında TTK'nun 1427/2 maddesine göre 2 yıllık zamanaşımı süresinin ıslah tarihi olan 16/09/2019 tarihinden önce dolduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle istinaf yoluna başvuran davalı sigorta şirketi yönünden ıslah ile arttırılan kısım olan 13.114,35 TL açısından zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu kısım yönünden de yazılı şekilde davanın kabulü yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/937 Esas, 2018/6812 Karar sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/7204 Esas, 2015/14028 Karar sayılı ve yine 2014/12442 Esas, 2014/10518 Karar sayılı kararları da bu yöndedir)
Ancak yukarıda belirtilen ıslah edilen kısım haricinde kalan hususlarda; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca karar verilmiş bulunmasına davalı sigorta vekilinin ıslahla arttırılan kısma yönelik zamanaşımı def'i dışında kalan diğer tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı sigorta vekilinin istinaf istemlerinin ıslah edilen kısma yönelik zaman aşımı def'i yönünden kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı bu yönüyle kaldırılarak davalı sigorta yönünden davanın kısmen kabulüne dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiş olup istinaf yoluna başvurmayan taraflar açısından önceki hüküm aynen korunmuştur.
A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtildiği şekilde KABULÜNE,
1.İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/02/2020 tarih, 2017/1413 Esas ve 2020/187 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2.Davalı ... A.Ş. tarafından yatırılmış olan 1.504,75 TL istinaf karar harcının bu davalıya iadesine,
3.Davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf kanun yolu harcının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
4.İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri davacı gider avansından kullanıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;
1.Davanın KABULÜ ile; 88.114,35 TL maddi tazminatın (davalı ... A.Ş 75.000,00 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) olay tarihi olan 29/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte DAVALILARDAN MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
2.Davacı tarafından yatırılan 1.536,22 TL (peşin, tamamlama, başvuru) harcının davalılardan (davalı ... A.Ş.'nin bu miktarın 1.307,57 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3.Alınması gerekli 6.019,09 TL nispi karar ve ilam harcından evvelce davacı tarafından peşin ve ıslah ile yatırılan 1.504,82 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 4.514,27 TL harcın davalılardan (davalı ... A.Ş.'nin bu miktarın 3.842,39 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) müteselsilen alınarak hazineye gelir yazılmasına,
4.Davacı tarafından yapılan 2.325,90 TL yargılama giderinin davalılardan (davalı ... A.Ş.'nin bu miktarın 1.979,72 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5.Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT gereğince hesaplanan 12.254,86 TL vekalet ücretinin davalılardan (davalı ... A.Ş. bu miktarın 10.416,63 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6.Davalı ... A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 13.114,35 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
7.Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
8.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 02/01/2024