16. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/602 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/02/2023
NUMARASI: 2022/202 E. - 2023/26 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
ASIL DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... başvuru numarası ile "..." markasının tescili için TPMK'na başvurduğunu, ayrıca "..." markasının da sahibi olduğunu, markaya büyük yatırımlar yaptığını ve markayı tanınmış bir saat markası haline getirdiğini, Türkiye'de ve Dünya çapında 100'ün üzerinde mağaza ve satış noktası bulunduğunu, ayrıca www...com internet sitesini kullandıklarını, davalının ise müvekkilinin saatlerini taklit ederek "..." ismi altında www...com internet sitesi üzerinden satmaya başladığını, davalının internet sitesinin, müvekkilinin internet sitesi ile birebir aynı olduğunu, müvekkilinin saatlerinin kod numaralarının ve ürün isimlerinin dahi davalı tarafça kullanıldığını, böylece davalı tarafın müvekkilinin tescilli "..." markasının bilinirliğinden haksız biçimde yararlandığını ve haksız kazanç sağladığını, 05/12/2016 tarihinde davalıya ihtarname gönderdiklerini, ancak davalının satışlarına devam ettiğini, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yaptıkları şikayet üzerine davalıya ait iş yerinde yapılan aramada 382 adet saat tespit edilerek el konulduğunu iddia ederek, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet fillerinin durdurulmasını, saatlerin üretim ve satışının durdurulması konusunda ihtiyati tedbir karar verilmesini, saatlerin toplatılarak el konulmasını, www...com internet sitesinin durdurulmasını, tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile tecavüzün men'ine ve ref'ine, haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesini, fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 6.000,00 TL tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini, davalının www...com isimli internet sitelerinin kapatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesinde; davacının kötü niyetli olduğunu, davanın müvekkilinin ticari hayatını bitirmeye yönelik olduğunu, davacının marka tescilinin reddedilmiş olduğunu, tasarım tescil belgesinin kaldırıldığını, ürünlere el koyma kararının da kaldırıldığını, davaya konu saatlerin yüzlerce işyerinin kendi adına ürettiği ürünler olduğunu, "..." markasının ise müvekkilinin kuruluşundan bu yana kullandığı işletme adı ve markası olduğunu, müvekkilinin 17.09.2012 tarihinden bu yana işletme sahibi olduğunu, "...." olarak kayıtlı olduğunu, ... internet sitesinin ise 01.09.2016 tarihinde alındığını, karşı tarafın 30.11.2016 tarihinde marka için başvuru yaptığını, müvekkilinin kullanımının eskiye dayalı olduğunu, davacının kendisinden önce davranarak TPE'ye başvurduğunu, TPE'ye kendileri tarafından yapılan itiraz sonucu müvekkilinin haklı bulunarak davacının başvurusunda saat emtialarının çıkarıldığını, davacının büyük yatırımlar yaptığının doğru olmadığını, "..." markasının tanınmışlığının söz konusu olmadığını, davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu saatleri "..." markası ile ürettirip Türkiye'de sattığını, müvekkilinin saat dışında başka bir ürün satmadığını ve satışlarını genelde internet üzerinden yaptığını, davalının kötü niyetli olarak hakkı olmadığı halde "..." markası ile herhangi bir imalatı satışı vs. olmadığı halde "..." markasının TPE nezdinde sözde kendi adına başvurusunu yaptığını, marka henüz tescil edilmediği halde davalının şikayeti nedeniyle 16/03/2017 tarihinde müvekkilinin iş yerine gelinerek, Bakırköy 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/1406 D.İş sayılı kararı gereğince 946 adet ürününe el konulduğunu, yapılan bu işlem nedeniyle müvekkilinin itibarı zedelendiği gibi, maddi ve manevi olarak da zarara uğradığını, ve müvekkiline zarar verdiğini, davalının müvekkili hakkında suç duyurusunda bulunması nedeniyle müvekkili hakkında Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/546 Esas sayılı davasının açıldığını, ayrıca Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/79 esas sayılı davasını açtığını belirterek, öncelikle iş bu davanın yine mahkemenin 2017/79 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, devamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP:
Davalı taraf cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar ve zarara uğradığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin "..." markası için başvurusunu yaptığını ve bu markanın kendisine ait bir marka olduğunu, davacının bu ibareyi hiçbir hakkı olmadığı halde kullandığını, davalının eski tarihli işletmesinin faaliyet alanının saat üretimi ya da satışı olmadığı, davacının müvekkilinin markalarının tanınmışlığından faydalanarak bir kazanç elde etmeye çalıştığını, müvekkilinin ayrıca "..." markasının da sahibi olduğunu ve davacının kullandığı "..." ibaresinin müvekkilinin "..." markasını da ihlal etmekte ve haksız rekabet teşkil etmekte olduğunu, bu sebeplerle birleşen davanın davacısı ...'nün haksız davasının reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26.11.2019 tarihli 2017/79 E. - 2019/393 K. sayılı kararıyla; "...Taraflar arasında devam eden ceza yargılamasında Bakırköy 2. FSHCM'nin 2017/546 Esas sayılı dosyasında alınan raporda markalar arası karıştırma ihtimali hususunda farklı bir görüş beyan edilmiş ise de söz konusu raporu hazırlayan bilirkişinin uzmanlık alanının tekstil mühendisliği oluşu, marka kullanımı ve tecavüz konusunda uzman olan ve mahkemece atanan bilirkişinin tespit ve görüşlerine iştirak edilmesi ve ceza yargılamasının kural olarak hukuk hakimini bağlamayacağı prensibi dolayısıyla ceza dosyasında alınan raporun mahkemece hükme esas kabul edilmediği, Her ne kadar davacı vekili rapora itirazlarında davalının kullanımının ambalaj ve görünüm olarak davacı ürünlerinin ambalaj ve görünümü ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu ve bu hususun irdelenmediğini beyan etmiş ise de davanın tasarıma değil markaya tecavüz davası olması, bu nedenle kural olarak davacı adına tescilli markaların tescil edilmiş hali ile davalı markasal kullanımının kıyaslanması zarureti nedeniyle davacının ürün ambalaj tasarımları hususunda yeniden inceleme cihetine gidilmediği..." gerekçesiyle; asıl davanın esastan, birleşen davanın HMK 114-115 gereğince usulden reddine, karar verilmiştir.
Karar, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
KALDIRMA KARARI: Dairemizin 17/06/2022 tarihli 2020/415 E. - 2022/1126 K. sayılı kararıyla; "...mahkemece davacı tarafça sunulan, davacıya ve davalıya ait internet sitesi görselleri ile dosya kapsamına sunulan deliller üzerinde inceleme yapılarak, saat konusunda uzmanlığı bulunan sektör bilirkişisinin de bulunduğu heyetten rapor alınarak, davalının davacı ürünlerini ve ticari sunum şeklini taklit edip etmediği, kullanılan kod numaraları ve ürün isimlerinin aynı olup olmadığı, aynı/benzer olması halinde bu durumun TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edip etmediğinin değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ve eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin bu aşamada diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin, istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında işaret edilen hususlarda yargılamaya devam edilmesi için mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir.
KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 09/02/2023 tarihli 2022/202 E. - 2023/26 K. sayılı kararıyla; "...Bu durumda asıl dosya yönünden yapılan değerlendirmede; Davacı davasını, tescilli markasına tecavüz edildiği iddiasına dayanarak açmıştır. Toplanan tüm deliller ışığında alınan marka ve patent vekili Dr. Öğretim Üyesi ...'nun raporunda belirtildiği gibi; davacının tescilinin "saatler, zaman, ölçme cihazları" emtialarını kapsamadığı, davalının bu emtialar yönünden kullanımının davacı marka hakkına tecavüz olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca davalının markasal kullanımı ile davacı markası arasında karıştırma ihtimalinin de bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği gibi, davacı vekilinin dava dilekçesinde, tasarıma tecavüz iddiasında bulunmadığı anlaşılıyorsa da, markaya tecavüz iddiası yanında, ürünlerinin taklit edildiğini, aynı kod numaraları ve ürün isimleri ile satıldığını, müvekkilinin ticari sunum şeklinin taklit edilerek haksız rekabet meydana getirildiğini ileri sürdüğü anlaşılmakla, davacı tarafça sunulan, davacıya ve davalıya ait internet sitesi görselleri ile dosya kapsamına sunulan deliller üzerinde inceleme yapılarak, saat konusunda uzmanlığı bulunan sektör bilirkişisinin de bulunduğu heyetten rapor alınarak, davalının davacı ürünlerini ve ticari sunum şeklini taklit edip etmediği, kullanılan kod numaraları ve ürün isimlerinin aynı olup olmadığı, aynı/benzer olması halinde bu durumun TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi bakımından bilirkişi incelemesine karar verilmiş olup, davacı vekili kesin süre içerisinde bilirkişi incelemesi için gerekli olan avansı yatırmamıştır.
HMK'nun 324 maddesi uyarınca " (1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır." Bu durumda haksız rekabet yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararında işaret edildiği şekilde bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesi mümkün olmadığından ve davacı taraf kesin süre içerisinde bilirkişi giderini yatırmadığından, bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığından ispatlanamayan davanın reddi gerekmiştir. Birleşen Mahkememizin 2017/617 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmede; davacı vekili aynı şekilde bilirkişi giderini yatırmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiş ve bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığından bu husus karşı taraf yararına usulü müktesep hak teşkil ettiğinden davanın reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; her ne kadar Mahkemece avans yükümlülüğü yerine getirilmediği için davanın reddine karar verilmişse de, davalının müvekkilinin markasına tecavüz ettiğinin sabit olduğunu, manevi tazminat yönünden dahi ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu,Mahkemenin önceki kararına dayanak yaptığı bilirkişi raporunun hatalı tespit ve sonuçlar içerdiğini, rapora yaptıkları itirazlarının değerlendirilmediğini ve yeniden rapor alınmamasının hatalı olduğunu, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2017/546 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile davalının kullanımının "..." markası ile iltibas yaratacağının açıklandığını, bu dosyada alınan rapor ile tamamen zıt sonuçlara ulaşıldığını, bu çelişkinin de giderilmemesinin hatalı olduğunu,Ceza yargılaması sonucunda davalının cezalandırılmasına karar verilmesi ihtimali bulunduğundan, bu davanın sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, ancak bu yöndeki taleplerinin kabul edilmediğini,Mahkemece yalnızca müvekkiline ait "..." markasının dikkate alındığını, saatler için tescilli olmaması nedeniyle davalıya müdahale hakkının bulunmadığına karar verilmişse de, müvekkilinin kullanım alanının sadece saat olduğunu, davalının da bu ibareyi saatler için kullandığını, ayrıca davalının kullanımlarının müvekkiline ait "..." markasını da ihlal ettiğini, bu şekilde haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, bilirkişinin bu konuda hiç bir değerlendirme yapmadığını, Davalının müvekkiline ait ürün ambalajlarının ve ambalajlarının tasarımlarının da birebir aynısını kullandığını, marka kullanımları da dikkate alındığında ortalama tüketiciler arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, markalar arasında bağlantı kurabileceklerini, Mahkemenin markalar arasında birebir benzerlik aranması ya da markasal kullanımın haksız rekabet teşkil etmeyeceği yönündeki değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, Davalının müvekkilinin markasını aynı mal ve ürünlerde, aynı ambalajlarla kullandığından markalar arasında iktibasın da söz konusu olduğunu, bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu,Bilirkişi raporunda davalının kullandığı "..." ibaresinde yer alan "..." harfi nedeniyle müvekkilinin "..." markası ile benzer olmadığına dair görüşün de kanuna ve uygulamaya aykırı olduğunu belirterek, kararı asıl dava açısından istinaf ettiklerini, birleşen dava yönünden istinaf taleplerinin bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dosya arasında bulunan TPMK kayıtları incelendiğinde; davacı adına 14. ve 35. sınıfta yapılan ... sayılı ... ibareli marka başvurusuna davalı ... tarafından, 14. sınıfta "saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil)" emtia sınıfı ile 35. Sınıfta "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri" sınıfında eskiye dayalı kullanımı bulunduğu gerekçesiyle itiraz ettiği, TPMK'nın 19/06/2017 tarihli kurum kararı ile itirazın kabul edilerek davacı başvurusundan bu mal ve hizmetlerin çıkarıldığı, halen 14. ve 35. sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davacı adına 18/01/2013 başvuru tarihli, ... tescil numaralı "... markasının 14. sınıfta "saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil)" tescilli olduğu anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince alınan 17/12/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda; "...Esas dava açısından davalının markasal kullanımlarının, davacının tescilli markalarıyla ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olmadığı, dolayısıyla tecavüze sebebiyet verecek kullanımın bulunmadığını, birleşen dava açısından zarar ve tazminatın takdirinin mahkemede olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını" beyan etmiştir.Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2017/546 Esas, 2020/12 Karar sayılı kararı incelendiğinde; katılanın ..., sanığın ... olduğu, markaya tecavüz suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda sanığın katılana ait ... numaralı "... Şekil" marka ve logosunu izinsiz ve taklit ederek kullandığı gerekçesiyle cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 21/02/2020 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.
G E R E K Ç E: Asıl dava marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi ve manevi tazminat davası, birleşen dava ise davacı hakkında davalı tarafın haksız olarak şikayette bulunduğu iddiasıyla açılan haksız arama, el koyma ve şikayet nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasıdır. Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, asıl davada verilen karara karşı asıl davada davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi,
HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Her ne kadar davacı vekili ceza mahkemesi kararının sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuşa da, ceza davasının sonuçlandığı, sanık ... ’nun cezalandırılmasına karar verilmişse de, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, bu kararın hukuk mahkemesi için kesin delil teşkil etmeyeceği, kaldı ki ceza mahkemesi kararında sanığın "... Şekil" markasını ve logosunu kullandığı gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmişse de, davacının "..." markasının "saatler" için tescilli olmadığı da anlaşıldığından, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi kabul edilmemiştir.Davacı vekilinin davalının kullandığı “.... markasının müvekkili adına tescilli ve ”Saatler” emtiasını da kapsayan “...” markasının benzer olduğu, davalının kullanımında yalnızca “...” harfinin mevcut olmasının markaların karıştırılmasına engel olmayacağı, bunun aksine görüş belirten bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediği ve yeniden rapor alınmadığına, ceza soruşturması sırasında alınan bilirkişi raporu ile işbu davada alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğine, davalının ürün ambalajları ile ürün kod numaralının dahi müvekkilininkilerle aynı olduğu, bu durumun haksız rekabet oluşturduğu yönündeki iddialarının değerlendirilmediğine dair istinaf talepleri incelendiğinde; Dairemizin asıl davanın reddine dair verilen ilk kararı kaldırması üzerine, Mahkemece 11/10/2022 tarihli duruşmada bir sınai mülkiyet uzmanı, bir mali müşavir ve bir saat sektöründen seçilecek üç kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmasına karar verildiği, ancak davacı tarafın kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadıklarından yeniden rapor alınamadığı, davacı tarafın yeni bir bilirkişi raporu delilinden vazgeçmiş sayıldığı, dosya içinde yer alan bilgi ve belgeler ile sunulan delillerle davalının ürünlerinin sunum şekillerinin, ambalaj tasarımlarının ve ürün kodlarının davacınınkilerle aynı olduğunun tespit edilemediği, ceza soruşturması sırasında alınan bilirkişi raporunun marka uzmanından alınmadığı, yeni bir bilirkişiden rapor alınmadan, teknik inceleme ve bilgi gerektiren “...” ve “...” markalarının benzer olmadığına dair Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporundaki görüşün aksine bir karar verilemeyeceği, bu nedenle davacı vekilinin buna ilişkin istinaf taleplerinin de yerinde olmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf taleplerinin tümden reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Asıl dava yönünden alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL eksik harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; asıl davada davacı/birleşen davada davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 06/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.